1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid eğri kalem kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
eğri kalem قلم معوج
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
göğsü çıkık,göğsü kambur,sırtı içeri giren kimse,göğsü dışarı çıkmış olan kişi,uzun,sarp,erişilmez,sabit,eğri başlı,eğri belli,eğri sırtlı,eğri boyunlu,beli rahat olan atأَقْعَسُ (ج) قُعْسٌ (م) قَعْسَاءُ : مَنْ خَرَجَ صَدْرُهُ و دَخَلَ ظَهْرُهُ خِلْقَةً، المَنِيعُ ، ثَابتٌ ، ثَابِتَة ، طَوِيلٌ ، مَائِلُ الرَّأْسِ و الظَّهْرِ و العُنْقِ و تَقُولُ إِذَا رَأَيْتَ أَبْكَارَ العَسَا و عَجَائِزَ قَعْسَاء فَقُلْ لَعاً و تَعَساً
eğri yüzlü,eğri boyunlu,ziyade kibirli olan,hodbin olan,mütekebbir,kibirden yüzü eğri olanأَصْعَرُ (ج) صُعْرٌ (م) صَعْرَاءُ : مَنْ مَالَ وَجْهُهُ إِلَي أَحَدِ الشّقين ، المُعْرشَُ بِوَجْهِهِ عَنِ النَّاسِ تَكَبُّراً
eğri,eğri olan,eğrimeğri,eğri büğrü olan,çarpık,bedhuy,kötü huylu,çarpıkأَعْوَجُ (ج) عُوجٌ (م) عَوْجَاءُ : مُنْحَنِيٌ ، مَائِلٌ، السَّيِّئُ الخُلْقِ و تَقُولُ
burnu eğri kimse,eğri,çengelli,çengel şeklinde,kıvrıkأَحْجَنُ (ج) جُحْنٌ (م) حَجْنَاءُ : مَعْقُوفٌ و يُقَالُ صَقْرٌ أَحْجَنُ المِنْقَارِ اَيْ مَعْقُوفُ المِنَْار
çizen,silen,bozan,münharif ve dolaşık olan eğri yol,eğriشَاطِبٌ
eğri,eğik,çarpık,eğri boyunlu,özleyen,müştakأَصْوَرُ (ج) صُورٌ (ج) صَوْرَاءُ : ذُو المَيْلِ و الإِعْوِجَاجِ ، مَائِلٌ ، مُشْتَاقٌ
sırtı,arkası eğri olan kişi,eğri sırtأَقْطَنُ (ج) قُطْنٌ (م) قَطْنَاءُ : مُنْحَنِيُ الظَّهْرِ ، ظَهْرٌ مُنْحَنِيٌ
kol,kulacı büyük olan,kolu bükülüp eğrilen kişi,eli eğri olan,bileği eğri olan adam,eli bileğinden eğri olan adamأَكْوَعُ (ج) كُوعٌ (م) كَوْعَاءُ العَظِيمُ الكُوعِ ، مَنْ إِلْتَوَي كُوعُهُ و إِعْوَجَّ
kral asası,çevgan,ucu baston gibi eğri ağaç,budağı aşağı eğecek eğri kekeصَوْلَجَانٌ
eğri,çarpık,eğri meğri,doğru olmayanمُعَوَّجٌ
eğri,büğrü,kıvrık,bükük,husumeti pek ve çetin olan kimse,pek cidal eden kişi,yalnız ve tek başna olan kişi,eğri boynuz,yaratılıştan eğri olan kuyruk,uzun ve bilinmeyen yolأَلْوَي (ج) لُيٌّ (م) لَيَّاءُ : العَسِرُ الشَّدِيدُ الخُصُومَةِ ، الشَّدِيدُ الجِدَال ، المُنْفَرِدُ المُعْتَزِلُ ، قَرْنٌ مُعَوّجٌ ، الذّنْبُ المَعْطُوفُ المُنْثَنِي خِلْقَةً ، طَرِيقٌ بَعِيدٌ مَجْهُولٌ ، أَعْوَجُ
şu kimseki yakalandığı bir hastalığa anında,tezce öle,eğri burun veya çarpık ağız,burunu eğri olan kişiأَقْعَمُ (ج) قُعْمُ (م) قَعْمَاُ : مَنْ أُصِيبَ بِمَرَضٍ فَمَاتَ مِنْ سَاعَتِهِ ، أَنْفٌ أَوْ فَمٌ مَائِلٌ
büzülüp bükülmek,burulmak,eğrilmek,büklüm olmak,birbirine sarılıp dolaşmak,nehrin dolaşıklı bir yatağı,mecrası olmak,sarılmak,dolaşmak,iki nesne burulmak ve kum eğilic eğilic olup yığılmak ve eğri olmak ve yılan kıvrılmak,eğri ve dolaşık olmak,çarpılmak,bükünmek,işte ağır davranmak,eğri ve dolaşık olmak,kum eğri büğrü olmak,çöreklenmek,iş zor,güç olmakإِلْتَوَي : إِلْتِوَاءً عَنْ ، عَلَي و يُقَالُ لَوَي الحَبْلَ فَالْتَوَي
boynu önüne eğri,süksünü düşük,omuzlarından birisi diğerinin üzerine gelen,mutlaka eğri olan nesne,tek taşaklı olna her hayvanأَحْدَلُ (ج) حُدْلٌ (م) حَدْلاَءُ : مَنْ أَشْرَفَ أَحَدُ عَاتِقَيْهِ عَلَي الآخَرِ
eğri bilekli,kolu çöyneşik,mafsalları,eklemleri çarpık insan veya deve,eli ayağı eğri,çarpık kimseأَفْدَعُ (ج) فُدْعٌ (م) فَدْعاءُ : مِنَ النَّاسِ أَوِ الجِمَالِ : ذُو الفدَعِ وهُوَ عِوَجٌ فِي المَفَاصِلِ
kalem,hame,numaralama makinası,numaratör,kalem,ütüمِرْقَمٌ (ج) مَرَاقِمُ
tüy kalem,keçeli kalem,sorguç,tığ,fırça,ressam kalemi,car,çarşaf,başörtüsüرِيْشَةٌ : رَيْطَةٌ
ok,kalem vesaire yontmak,kalem açmak,zayıflatmak,kesmek,rendelemek,yormak,zayıf ve zebun düşürmek,arıklatmakبَرَي ـِـ بَرْياً
ok,kalem vesaire yontmak,kalem ucunu,sivriltmek,açmak,yonmak,kesmek,rendelemek,yormak,zayıf ve zebun düşürmek,arıklatmak,zayıflatmakبَرَي ـِـ بَرْياً لِ
gıcırtı,yazı yazarken kalem ötmek,cayırdamak,cayırtı,çıtırdamak,kalem,kapı,diş,su çekerken makara,dolap ve çark gıcırdamak,gizli sesصَرِيرٌ ، زَفِيرُ النَّارِ و صَوْتُ البَزِّ حِيْنَ يُشَقٌّ
Ve yine ben kalem,kalem uçları ve kurşun kalemleri satıyorum onlardan bir şey istiyormusun ?و كَمَان أَبِيعُ أَقْلاَم و رِيِش و أَقْلاَم رُصَاص أَ ترِيدُ حَاجَة مِنْهُمْ ؟
dolma kalem,mürekkep kalemقَلَمُ حِبْرٍ
paralı kalem,kiralık kalemقَلَمٌ مَأْجُورٌ
bozulmuş yazı üzerine kalem gezdirip düzeltmek,kumaşın bozulmuş nakşını düzeltmek,bozulmuş yazı üstüne kalem yürütüp yine yazmak,cendereجَنْدَرَةٌ
kamış kalem,orman,ney,ateş böceği,klarnet,ahmak,korkak,deve kuşu,sazlık,ateş böceği,yıldız kurdu,klarnet,ney,kaval,yonulmadık kalem,kamış kalem,kamış düdük,çalılık,sazlık,tulum,sazlık,kamış,çalılık,sazlık,tulum,orman,ödlek,korkak,ahmak,fikirsiz,akılsız kişi,deve kuşuيَرَاعَةٌ : مِزْمَارٌ
on kalemعَشْرَةُ أَقْلاَمٍ
kalem kalemقَلَماً قَلَماً ، صِنْفاً صِنْفاً
kalemقلم ، يراع
Kalemقَلَمُ الكِتَابَةِ
kalem kalemصِنْفاً صِنْفاً ، قَلَماً قَلَماً
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- إِسْتَجَارَ الرَّجُلُ بِفُلاَنٍ : إِلْتَجَأَ إِلَيْهِ و إٍِسْتَعَانَ بِهِ - في سبيل الله تعالي ، حسبةً لله ، لأجل الله ، لوجه الله - عدت من أنقرة - سمين ، طري ، لطيف الجسم - حَامِضُ اللَّيْمُونِ - جَائَنِي فِي البَرِيمِ - مَصَادِرُ إِعْلاَمِيَّةٌ - حرز ، حجاب ، تعويذة - سَرْعٌ - أَوْتَخَ : إِيْتَاخاً مِنْ - عَذَانٌ - ضِقْ ! - دَارُ العَجَزَةِ - مُشَبَّهَةٌ بالفِعْلِ - فِتْنَةٌ (ج) فِتَنٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ - إِرْجَعْ إِلَي الورَاءِ ! - مَعِدَةُ المُجْتَرَّاتِ - غَمَزَ بِحَاجِبِهِ او جَفْنِهِ او عَيْنِهِ - طوق الحمام - تلقي الحماية من - تقنيات متقدمة - جَاءَتِ الطَّلِبَاتُ اللَّوَاتِي أَخَذْنَ الجَائِزَةَ فِي الإِمْتِحَانِ - تملك ، إستملاك - أنثي الكلب ، أنثي كل حيوان ، كلبة ، أنثي الحمار ، حمارة - زِمْجِيلٌ - إجراء ، إعداء ، إركاض ، جعله يقرن و يعدو إلخ ، تغذيذ - عفص - وَصَلَ إِلَي هَدَفِهِ النِّهَائِيِّ - نُفُوسٌ - ثمانية عشر
ElmaWarid