1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid eşeğe bir kere binmek ayıp inmek ise iki kere ayıptır kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
eşeğe bir kere binmek ayıp inmek ise iki kere ayıptır رُكُوبُ الحِمَارِ مَرَّةً عَيْبٌ و النًُّزُولُ مِنْهُ عَيْبَان
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
eşeğe bindiرَكِبَ عَلَي الحِمَارَ
eşeğe binenراكب الحمار
eşeğe çül giydirdiجَلَّلَ الحِمَارَ
eşeğe ters bindiرَكِبَ الحِمَارَ مَقْلُوباً
eşeğe müteallık olanحِمَارِيٌّ
Eşeğe yanaşan çiftesine katlanırمن يلعب مع القط يحمل أذاه
herkes alçak eşeğe binerكل شخص يركب الحار الواطئ
alçak eşeğe herkes binerكل شخص يركب الحمار الواطئ
alçak eşeğe herkes binerكُلُّ شَخْصٍ يَرْكِبُ الحِمَارَ الحَقِيرَ
Alçacık eşeğe herkes binerمن صار نعجة أكله الذئب ، بعض الحلم ذل ، لا تكن رطبا فتعصر و لا يابسا فتكسر
eşeğe semer,palan vurduأَوْكَفَ الحِمَارَ : آكَفَهُ ، وَضَعَ عَلَيْهِ الوِكَافَ أَيِ البرذَعَةَ
alçacık eşeğe herkes binerمن صار نعجة أكله الذئب ، بعض الحلم ذل ، لا تكن رطبا فتعصر ولا تكن يابس فتكسر
eşeğe palan ve semer vurduآكَفَ الحِمَارَ و أَوْكَفَهُ
eşeğe palan ve semer vurduأَكَّفَ الحِمَارَ : شَدَّ عَلَيْهِ الأُكَافَ
eşeğe gücü yetmeyen semeri döverالذي لا يقدر علي ضرب الحمار يضرب جله
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
bir kere,kere,bazı kere,defa,kez,bazen,kat,,kimi zaman,vakit,süre,hengamتَارَةٌ : تَأْرَةٌ (ج) تَارَاتٌ و تِئَرٌ و تِيَرٌ : كرّة ، دفعة ، مرّة ، وقت ، زمن ، حين و يقال فعل ذلك تارة بعد تارة
bir kere,kere,bazı kere,defa,kez,bazen,kat,,kimi zaman,vakit,süre,hengamتَارَةٌ : تَأْرَةٌ (ج) تَارَاتٌ و تِئَرٌ و تِيَرٌ : كرّة ، دفعة ، مرّة ، وقت ، زمن ، حين ، وَتِيرٌ و يقال فعل ذلك تارة بعد تارة و كَانَ يَلْعَبُ تَارَةً و يَجْرِي تَارَةً
eşeğe bir kere binmek ayıp inmek ise iki kere ayıptırرُكُوبُ الحِمَارِ مَرَّةً عَيْبٌ و النًُّزُولُ مِنْهُ عَيْبَان
nesneyi birbiri arkasında birkaç kere yaptı,tekrar ve iade etti,nesneyi bir kaç kere tekrarladıأَتََارَ الشَّيْئَ : أَعَادَهُ مرة بعد مرّةٍ
nöbetle bir kere oğlan ve bir kere kız doğuran kadınمُبَكِّتٌ و يقال إِمْرَأَة مُبَكِّتٌ
bir kere içtikten sonra bir kere daha içmek,ikinci şarapعَلَلٌ
çok,çok kere,sık,haylice,epeyce,çokça,sıkça : bu çok kere vuku bulmazكَثِيراً نحو لا يقع هذا كَثِيراً
gevşeklik,kırıklık,zayıflık,bir kere,bir kere,bir elden çıkan işطَرْقَةٌ : إِسْتِرْخَاءٌ
bir kere kurulmuş,bir kere yapıبِنَاءُ مَرَّةٍ
zaman zaman,bir çok kez,defalarca,çok kere,biribirini müteakip birkaç kez defa,kere,defaatleتَارَةً بَعْدَ أُخْرَي : تَارَةً بَعْدَ تَارَةٍ
çarpış,darbe,bir kere vurmak,bir türlü vuruş,bir vuruş,bir kere dövmek,tokat,dayakضَرْبَةٌ (ج) ضَرَبَاتٌ
ekseriya,bazı kere,olabilirki,belkinice,bazen,olur,olur ki,az olur,ebilir,mış,miş,nice,olabilir ki,az kere,ola ki,az olur kiرُبَّمَا
11) Nevi,çeşit ve teklik bildirmek için mastarın sonuna getirilir.bir kere yardım etmek(نَصْرَةٌ) bir çeşit yardım etmek de olduğu gibi ve (نِصْرَةٌ) bir kere yardım etmek gibiتُؤْتَي بِهَا إشلَي نِهَايَةِ المَصَادِرِ لإفَادَةِ النَّوع و المَرَّةِ و الوَحْدَةِ نَحْو:
on kereعَشْرُ مَرَّاتٍ
iki kereمَرَّتَان: مَرَّتَين
deveye,ata çıplak binmek,yapıldak ve eyersiz ata binmek,at çıplak iken binmek,bir belaya çatmak,yalnız başına yerde gezmek,gitmek,çirkin bir iş yapmak,işlemekإِعْرَوْرَي : إِعْرِيْرَاءً
deveye,ata çıplak binmek,yapıldak ve eyersiz ata binmek,at çıplak iken binmek,bir belaya çatmak,yalnız başına yerde gezmek,gitmek,çirkin bir iş yapmak,işlemekإِعْرِيْرَاءٌ
bineğe binenin arkasına binmek,bingeşmek,artlaşmak,atlının ensesine binmekإِرْتَدَفَ :إِرْتِدَافاً
devenin boynuna asılarak binmek,ata yularsız binmekإِعْلَوَّطَ : إِعْلوَّاطاً
arkasında bitmek,uymak,bineğe binenin arkasına binmek,lahik olmak,terkiye binmek,kuşatmakرَدَفَ ـُِـ رَدْفاً لِ
ata çıplak binmek,yapıldak ve eyersiz ata binmekإِعْرَوْرَي : إِعْرِيْرَاءً
ağmak,yukarı çıkmak,yukarı çıkmak,binmek,biniş,binmek,yokuş,yükseliş,yükselmek,biniş,güçlük,bayırصُعُودٌ (ج) أَصْعِدَةٌ
bir şeyi kaldırıp taşımak,kaldırmak,götürmek,binmek,yükselmek,bitki uzanıp boylanmak,kavim bir yerden göç etmek,öfkelenmek,darılmak,kızmak,göçüp gitmek,götürmek,binmek,birine titreme tutmak,bağımsız olmak,bağımsız olmak,müstakil olmak,kendi dediğini etmekإِسْتَقَلَّ : إِسْتِقْلاَلاً بِ ، عَنْ ، فِي ، هُ و يُقَالُ وَهُوَ لاَ يَسْتَقِلُّ بِهَذَا الأَمْرِ
binmekركوب ، تجاوز ، صعود ، تسلط
binmekركوب ، إمتطاء
binmekجِفْلِقَةٌ : رُكُوبٌ
binmekركوب ، مركب ، صعود
vapura binmekركوب الباخرة
dalgalara binmekركوب الأمواج
deveye binmekإِعْلَوَطَّ : إِعْلِوَّاطاً
sözde çierkinlik,noksanlık,nakisa,melezlik,çirkinlik,ayıp,kusur,kabahat,ayıp,kusur,sözü kusurlu kılan mahzur,çirkin konuşmakهُجْنَةٌ : قُبْحٌ و نَقِيصَةٌ فِي الكَلاَمِ
kınama,ayıplama,tenkit etme,takbih etme,kötüleme,yerme,suçlama,kusur,kabahat,eksiklik,ayıp,şuyundan korkulan ayıp ve nakisa ve haslat-ı zemime,ayıp,kusur,kınama,ayıplama,tenkit etme,takbih etme,kötüleme,yerme,suçlama,kusur,kabahat,eksiklik,ayıpمَثْلَبَةٌ ، مَثْلُبَةٌ (ج) مَثَالِبُ عَيْبٌ و يقال فُلانٌ ذُو مَثَالِب
yüksek yer,küçük tepeler,tepecik,yerin inişli yokuşlu engebeli,ve arızalı olması,bir şeyin şekil ve suretindeki ihtilaf,her yeri bir olmaması ,zaaf,zayıf,gevşeklik,eğrilik,çarplık,ayıp noksanlık,boş yer,aralık,eğri büğrülük,ayıp,zayıflık,güzel yol,boşluk,ferağ,şek,şüphe,eğilmekأَمْتٌ (ج) إِمَاتٌ و أُمُتٌ و أُمُوتٌ : ضغن ، وهن ، عيب ، نقصان ، نقيصة ، شك ، شبهة ، محل مرتفع : و يقال بالمكان أَمْتٌ و سرنا سيرا لا أمت فيه و إمتلأ السقاء فما به أمت و إن الله حرم الخمر فلا أمت فيها
eksilmek,eksiltmek,eksiklik,ayıp,kusur,noksan,ayıp,kusur,noksan,noksanlık,eksilme,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktar,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktarنَقْصٌ
ayıpتَافَه
ayıpذِيْنٌ
ayıpبُلُهٌ
ayıpبُلُلٌ
ayıpشَنَارٌ
ayıpذَامٌ و فِي المَثَلِ
ayıp!يَا لِلْعَارِ !
ayıp sana!عار عليك!
ayıp oluyorيكون عيبا
ayıp bulmakعزو الهجنة
ayıp,kusurعَوَارٌ : عَيْبٌ
yukarıdan aşağıya inmek,inişe inmek,yokuş aşağı inmek,aşağılanmak,gelmek,organ şişmekإِنْحَدَرَ : إِنْحِدَاراً مِنْ
tavşancıl avın üzerine yıldırım gibi inmek,süratle yürümek,ölmek,dağa çıkmak,kulak çınlamak,yukarıdan aşağıya düşmek,uçmak,inmek,süzülüp inmek,yükselmekهَوَي ـِـ هُوِيّاً و هَوِيّاً و هَوَيَاناً فِي
alçalmak,indirilmek,düşmek,inmek,azalmak,aşağı inmek,alçak olmakإِنْخَفَضَ : إِنْخِفَاضاً
kadın erkekleşmek,yaya yürümek,binekten inmek,taramak,ipsiz kuyuya inmekتَرجَّلَ : تَرَجُّلاً
aşağı inmek,alçak olmak,alçalmak,alçaklık,tevazu,inmek,düşüş,iniş, düşmek,azalmak,aşağılamakإِنْخِفَاضٌ (ج) إِنْخِفَاضَاتٌ: تَوَاضُعٌ
yavaş yavaş inmek,kademeli inmek,vazgeçmek,terk etmek,yukarıdan aşağıya doğru hareket edip nakli mekan etmek,yavaş yavaş inmek,lutuf trikiyle kendi rütbesine layık olan vakarı ber taraf etmek,az az aşağı inmek,alçalmak,azar azar inmek,yavaş yavaş inmek,kademeli inmek,vazgeçmek,terk etmek,alçalmak,yukarıdanaşağıya doğru hareket edip nakli mekan etmek,yavaş yavaş inmek,lutuf tarikiyle kendi rütbesine layık olan vakarı ber taraf etmekتَنَزَّلَ : تَنَزُّلاً عَنْ و فِي القُرْآنِ الكَِريمِ
inmek,yukarıdan aşağı inmekنَزَلَ ـِـنُزُولاً
yukarıdan düşmek,yüksek yerden aşağıya düşmek, inmek,süzülüp inmekهَوَيَ ـِـ هُوِيَّاً
gelmek,inmek,deri kalınlaşmak,kabalaşmak,kabaca semirmek,düşmek,şişmek,dolmak,bir soydan,aileden gelmek,yukarıdan aşağıya bayır aşağı inmek,bırakmak,koymakحَدَرَ ـُِـ حَدْراً و حُدُوراً
konmak,inmek,sakin olmak,ulaşmak,ikamet ettirmek,yerleştirmek,kondurmak,sığındırmak,yanına almak,yanına inmek,sığınmak,evde barınmak,birinin haline acımak,merhamet etmek,deveyi av av diye çağırmak,yara iyileşmeğe yüztutmak,terk etmek,bırakmak,geri dönmek,rücü etmekأَوَي ـِـ أُويّاً و إِوَاءً (تُر) إِلَي ، هُ
duvar yarılıp yıkılmalıca olmak ve il dağılıp gitmek, bir taife üzere her taraftan asker üşüşmek,duvar yıkılmak,kırılmak,parçalanmak,ufanmak,düşmek,kuş süratle konmak,süzülmek,,kuş süzülüp inmek,düşmek,at düşman üzerine itilmek,yukardan düşmek,inmek,konmak,gelmekإِنْقَضَّ : إِنْقِضَاضاً
yağmur gökten boşanmak,bol yağmur yağmak,yağmur yağmak,suyu dökmek,suyu dökmek,dökülmek,inmek,yere yağmur değmek,yüksekten gelip inmek,suyu dökmek,şişmek,hedefe ok doğrulmak,ok hedefinden sapmakصَابَ ـُـ صَوْباً و مَصَاباً و صَيْبُوبَةً
düşmek,kuş süzülüp inmek,duvar yıkılmak,şihap zuhur etmek,perakende olmak,kesilmek,çatlayıp yokluk derecesinde olmak,duvar çatlayıp yıkılmak çatlamak,kağşamak,çatlayıp yıkılmak derecesinde olmak,şihap,zuhur etmek,düşmek,perakende olmak,kesilmek,duvar yarılıp yıkılmalıca olmak ve il dağılıp gitmek,bir taife üzere her taraftan asker üşüşmek,atılmak,kırılmak,parçalanmak,ufanmak,düşmek,kuş süratle konmak,süzülmek,at düşman üzerine itilmek,düşmek,kuş havadan süzülüp inmek,perakende olup dağılmak,haraba yüz tutmak,kırılmak,gökten düşmek,duvar çatlamak,akan yıldız gözükmek,batmak,aşağı inmek,şihap zuhur etmek,parçalanmak,kuş süratle inmek,süzülmek,atılmakإِنْقَضَّ : إِنْقِضَاضاً عَلَي
inmek,başına bir iş gelmek,terk etmek,vaz geçmek,denizden karaya çıkmak,inmek,nüzul etmek,düşmek,konmak,misafir olmak,yukarıdan aşağıya inmek,hakkından vaz geçmek,bir yerde oturmak,ikamet etmekkonmak,misafir olmak,konuk olmak,yukarıdan aşağıya inmek,konmak,misafir olmak,nüzül etmek,bir yere oturmak,ikamet etmek,başına bir iş gelmek,terk etmek,hakkından vaz geçmek,denizden karaya çıkmak,düşmekنَزَلَ ـِـ نَزْلاً و نُزُولاً و نَزَالَةً و مَنْزِلاً و مَنْزَلاً بِ ، عَلَي ، عَنْ ، فِي ، هُ
süratle yürümek,koşmak,şiddetli yürümek,gözleri çukura inmek,dağdan düşmek,göz çukura batmak,yıkılıp düşmek,yuvarlanmak,şiddetli yürümek,gözleri çukura inmek,dağdan düşmek,takırdamakتَقْتَقَ : تَقْتَقَةً
adam işe sarıldı,işe ısrarla devam etti,işe sebat etti,işe bağlı kaldıأَفْلَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : لَجَّ فِيهِ ، لاَزَمَهُ
işe atıldı,işe koyuldu,işe koştu,geçtiإِنْدَفَعَ فِي الأَمْرِ : مَضَي
işe geldi,işe ikbal etti,işe rağbet ettiإِنْمَي : إِنْمِيَاءً عَلَي الأَمْرِ
vartaya yahut müşkil işe düşmek,belaya uğramak,bir işe adı,parmağı karışmak,parmağı olmak,zor işe düşmek,vartaya düşmek,çıkmaza girmekتَوَرَّطَ : تَوَرُّطاً فِي
işin hakkında geldi,işe hakim etti,işe gücü yettiإِسْتَمْكنَ مِنَ الأَمْرِ و تَمَكَّنَ و قوِيَ عَلَيْهِ
her işe karışan ve her işe aklı eren,becerikli,işin kurduأُثْقُوبٌ (ج) أَثَاقِيبُ و يقال رجل أُثْقُوبٌ
Dost bin ise azdır düşman bir ise çoktur( at.s)ألف صاحب قليل و عدو واحد كثير
kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbiniona yatırdıوَطَّنَ نَفْسَهُ عَلَي الأَمرِ و لهُ
dost bin ise azdır düşman bir ise çokturأَلْفُ صَاحِبٍ قَلِيلٌ و عَدُوٌّ وَاحِدٌ كَثِيرٌ
işe hazurlandı,işe ellerini kollarını sıvayıp say ve gayret etti,çalıştıإِنْشَمَرَ للأَمْرِ : تَهَيَّأَ لَهُ
bir işe devam etmek,işe alışıp ayrılmamak üzere üzerinde durmakوَظَبَ ـِـ وُظُوباً عَلَي
filan kimse kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbini ona yatırdıأَوْطَنَ فُلاَن نَفْسَهُ عَلَيهِ اَوْ لَهُ
işe bila mülahaza saldırıp girmek,bir işe kendini pervasızca atmak,kör gibi atılmakإِنْقَحَمَ : إِنْقِحَاماً
işe devam etti,işe yapışıp ayrılmadıثَبَتَ عَلَي الأَمْرِ
işe devam etti,işe alışıp ayrılmadıوَظَبَ عَلَي الأَمْرِ وُظُوباً
iki,iki nesne,iki çift,iki rakip,düet,düettoإِثْنَانِ (ج) أَثَانِينُ (م) إِثْنَتَان و ثِنْتَان : زَوْجَان ، ثُنَائِيٌّ ، زُوزٌ ،و يَقُولُ العرَبُ
namaz kılan adam iki elini yere koyup dizini yerden kaldırarak yalnız iki el ie iki ayak üzere durduإِجْتَنَحَ المُصَلِّيُّ
iki ağızlı,iki tarafı keskin,iki terimliذُو حَدَّيْنِ
Arapça bir kelimenin son harfine tenvin koymak,kelimenin son harfine iki üstün iki ötre ve iki esre tayin ve tahrik etmek,tenvin,Arapçada kelimelerin sonuna nun,tenvin getirmek,kelime sonunda ki iki üstün,iki esre,iki ötre ,nunlaştırmak,nun sesi çıkarmakتَنْوِينٌ (ج) تَنْوِينَاتٌ
her şeyin iki kenarı,iki tarafı,iki yanı,kabuk,kışır,bir şeyin yüksekliği,kızıl iyi yer,pamuk,kutunبُصْرٌ : طرف ، جانب ، قشر
iki ucu saçaklı ve örtüsü kadife gibi havlı ve iki tarafı iki türü argaçtan dokunmuş bir nevi elbise,sevbبِظْمَاجٌ
iki şey arasındaki aralık veya haciz,perde,berzah,kıstak,iki şeyin arası,kıstak,iki deniz arasında olan engel,kıstak,iki şeyin arası,kıstak,iki deniz arasında olan engel,ervahı emvatın kıyamete kadar bulundukları alem,iki kara arasında bulunan veya bir yarımadayı karaya bağlayan dar karaبَرْزَخٌ (ج) بَرَازِخُ
iki taraf,iki yön,iki bölgeشَطْرَان : نصفان
iki kez,iki kere,iki defaمَرَّتَيْن
Arapça bir kelimenin son harfine iki üstün iki ötre ve iki esre tayin ve tahrik etmek,tenvin koymak,nun harfini yazmak,tenvinlemekنَوَّنَ : تَنْوِيناً
iki nehrin birleştiği yer,iki ırmağın kavuştuğu yer,iki nehir kavşağıمُلْتَقَي النَّهْرَينِ
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,ictinahإِجْتِنَاحٌ (ج) إِجْتِنَاحَاتٌ
posta,mail,berid,postacı,on iki mil yer,ulak,sai,elçi,klavuz,resul,haberci,tatar,dört fersah,mesafe,iki konak arası,özel memur,menzil eştiri,beygiri,ulaklı,gidici,kadı hücceti ve mektubu,on iki milden ibaret mesafe ki vaktiyle iki menzil arasıydı,üsküdar,bir yere gönderilen haberci,kılavuz,dört fersah mesafe,on iki milki sekiz bin adımdır,belli mesafe,posta hayvanı,iki konak arası olan mesafeبَرِيدٌ (ج) بُرُدٌ : قَاصِدٌ : رَسُولٌ : سَاعٍ ، مُوَرِّقٌ، تتار ، بُوسطة ، نَجَّابٌ ، اَلّذي يَنْقُلُ الرَّسَائِلَ ، الكُتُبُ الّتِي يَأْتِي بِهَا البَرِيدُ ، الدَّابَّةُ الّتِي تَحْمِلُ الرَّسَائِلَ ، الرَّسَائِلُ او الطُّرُودُ الّتِي تَنْقُلُهَا دَائِرَةُ البَرِيدِ ، المَسَافَةُ الّتِي يَقْطَعُهَا الرَّسُولُ ، دَائِرَةٌ رَسْمِيَّةٌ يُودِعُهَا النَّاسُ رَسَائِلَهُمْ و طُرُودَهُمْ لِيَصَارَ إِلًَي نَقْلِهَا إِلَي الجِهَاتِ المُعَيَّنَةِ و يَتَسَلَّمُون فِيهَا أو مِنْهَا مَا يَرِدُهُمْ مِنَ الرَّسَائِل أو الطُّرُود أَوْ غَيْرِهَا
berzah,kıstak,iki şey arasındaki aralık veya haciz,perde,hicap,engel,iki şeyin arası,kıstak,iki şay arasındaki aralık,,iki deniz arasında olan engel,can sıkacak yer,ervahı emvatın kıyamete kadar bulundukları alem,ölümle diriliş arasındaki alem,iki kara arasında bulunan veya bir yarımadayı karaya bağlayan dar karaبَرْزَخٌ (ج) بَرَازِخُ : حَاجِزٌ بَيْنَ شَيْئَين ، حَائِلٌ ، حِجَابٌ ، قِطْعَةٌ بَيْنَ بَحْرَين تَصِلُ أَرْضاً بِأَرْضٍ ، مَا بَيْنَ سَاعَةِ المَوْتِ إِلَي سَاعَةِ البَعْثِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kıstak,iki şey arasındaki engel,mania,iki karayı birleştiren,iki tarafı su,kara parçası,özlüm zamanından kıyamete kadar geçecek olan zaman,dünya ile ahret arasındaki geçit yeriبَرْزَخٌ (ج) بَرَازِخُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir kere,kere,bazı kere,defa,kez,bazen,kat,,kimi zaman,vakit,süre,hengamتَارَةٌ : تَأْرَةٌ (ج) تَارَاتٌ و تِئَرٌ و تِيَرٌ : كرّة ، دفعة ، مرّة ، وقت ، زمن ، حين و يقال فعل ذلك تارة بعد تارة
bir kere,kere,bazı kere,defa,kez,bazen,kat,,kimi zaman,vakit,süre,hengamتَارَةٌ : تَأْرَةٌ (ج) تَارَاتٌ و تِئَرٌ و تِيَرٌ : كرّة ، دفعة ، مرّة ، وقت ، زمن ، حين ، وَتِيرٌ و يقال فعل ذلك تارة بعد تارة و كَانَ يَلْعَبُ تَارَةً و يَجْرِي تَارَةً
eşeğe bir kere binmek ayıp inmek ise iki kere ayıptırرُكُوبُ الحِمَارِ مَرَّةً عَيْبٌ و النًُّزُولُ مِنْهُ عَيْبَان
nesneyi birbiri arkasında birkaç kere yaptı,tekrar ve iade etti,nesneyi bir kaç kere tekrarladıأَتََارَ الشَّيْئَ : أَعَادَهُ مرة بعد مرّةٍ
nöbetle bir kere oğlan ve bir kere kız doğuran kadınمُبَكِّتٌ و يقال إِمْرَأَة مُبَكِّتٌ
bir kere içtikten sonra bir kere daha içmek,ikinci şarapعَلَلٌ
çok,çok kere,sık,haylice,epeyce,çokça,sıkça : bu çok kere vuku bulmazكَثِيراً نحو لا يقع هذا كَثِيراً
gevşeklik,kırıklık,zayıflık,bir kere,bir kere,bir elden çıkan işطَرْقَةٌ : إِسْتِرْخَاءٌ
bir kere kurulmuş,bir kere yapıبِنَاءُ مَرَّةٍ
zaman zaman,bir çok kez,defalarca,çok kere,biribirini müteakip birkaç kez defa,kere,defaatleتَارَةً بَعْدَ أُخْرَي : تَارَةً بَعْدَ تَارَةٍ
çarpış,darbe,bir kere vurmak,bir türlü vuruş,bir vuruş,bir kere dövmek,tokat,dayakضَرْبَةٌ (ج) ضَرَبَاتٌ
ekseriya,bazı kere,olabilirki,belkinice,bazen,olur,olur ki,az olur,ebilir,mış,miş,nice,olabilir ki,az kere,ola ki,az olur kiرُبَّمَا
11) Nevi,çeşit ve teklik bildirmek için mastarın sonuna getirilir.bir kere yardım etmek(نَصْرَةٌ) bir çeşit yardım etmek de olduğu gibi ve (نِصْرَةٌ) bir kere yardım etmek gibiتُؤْتَي بِهَا إشلَي نِهَايَةِ المَصَادِرِ لإفَادَةِ النَّوع و المَرَّةِ و الوَحْدَةِ نَحْو:
on kereعَشْرُ مَرَّاتٍ
iki kereمَرَّتَان: مَرَّتَين
ayıptır söylemesiعَيْبٌ الإِفْصَاحُ عَنْهُ
bir sırrı ifşa etmek ayıptırإِفْشَأءُ سِرٍّ عَيْبٌ
Bilmemek ayıp değil ama sormamak ayıptırعدم العلم ليس عيبا أما عدم السؤال فعيب
bilmemek ayıp değil,bilmek istememek ayıptırعدم العلم ليسبعيب اما عدم العلم فعيب
bilmemek ayıp değildir ama sormamak ayıptırعدم العلم ليس عيبا أما عدم السؤال فعيب
kişiye bilmemek ayıp değil sormamak ayıptırقلة العلم ليست بعيب للإنسان بل عدم السؤال عيب
eşeğe bir kere binmek ayıp inmek ise iki kere ayıptırرُكُوبُ الحِمَارِ مَرَّةً عَيْبٌ و النًُّزُولُ مِنْهُ عَيْبَان
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid