1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey ضَيْقٌ ، ضِيْقٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
fakirlik,yoksulluk,meşakkat,zorluk,şiddetبُؤْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : فَقْرٌ ، مَشَقَّةٌ ، شِدَّةٌ
ihtiyaç,mahrumiyet,fakirlik,yoksulluk,parasızlıkعَوَزٌ : حَاجَةٌ
bıkkınlık,can sıkıntısı,tasadan gönül daralmak,canı sıkılmak,darlık ve sıkıntıضَجَرٌ
daralmak,sıkılmak,dar olmakتَأَزَّقَ : تَأَزُّقاً
dar yer,dar boğaz,savaş,harp meydanı ,sıkıntı,darlık,çıkmaz,bela,sıkıntı vaktiمَأْزَقٌ (ج) مَآزِقُ : طَرِيقٌ مَسْدُودٌ و تقول وَقَعْنَا فِي مَأْزَقٍ
yoksulluk,fakirlik olan işler ve hallerمَفَاقِرُ
fakirlik,yoksulluk onu dilenmeye teşvik ettiأَطْلَبَهُ الفَقْرُ
fakirlik,sefalet,zaruret,yoksulluk,ihtiyaç,yoksul olmakفَاقَةٌ : فَقْرٌ، حَاجَةٌ و في الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
fakirlik,yokluk,yoksulluk,fakir olmak,salınarak yürümekعَيْلٌ (ج) عِيَالٌ
fakirlik,fakirlikten bunalmak,sıkıntı,darlık,dert,çorضُرٌّ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
fakirlik,yoksulluk,meşakkat,zorluk,şiddet,yoksul ve fakir olup ihtiyacı artmak,şiddetli olmakبُؤْسَي : بُؤْسٌ
dar yol,yakınlık,darlıkزَقَبٌ
şiddet,fakirlik,zaruret,zorunluluk,musibet,felaket,yoksulluk,kötü durumda bulunma,şiddetli olmak,sefalet,perişanlıkبُؤْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : شدة ، فقر ، ضرورة، مصيبة،بَلِيَةٌ ، كَارِثَةٌ فَقْرٌ ، عِيْلَةٌ ، عَسَارٌ ، مَسْكَنَةٌ
şiddet,fakirlik,zaruret,zorunluluk,musibet,felaket ,yoksulluk,kötü durumda bulunma,şiddetli olmak,sefalet,perişanlıkبُؤْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : شدة ، فقر ، ضرورة، مصيبة،بَلِيَةٌ ، كَارِثَةٌ فَقْرٌ ، عِيْلَةٌ ، عَسَارٌ ، مَسْكَنَةٌ
hastalık kalıntısı,bakiyyesi,dar,darlıkغَادِرَةٌ : ضَيِّقَةٌ و يقال به غَادِرَةٌ من مرض اي بقية و دَارٌ غَادِرَةٌ أَيْ ضَيِّقَةٌ
fakirlik,sefalet,zaruret,yoksulluk,ihtiyaç,yoksul olmakفَاقَةٌ : فَقْرٌ، حَاجَةٌ و في الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
güçlük,zorluk,çetinlik,sarplık,güç olmak,zor ve çetin olmak,paçarazlık , düjvarlık , fakirlik, başdarlığı ve sıkıntısı,yoksulluk,darlık,zorluk,darlık,çetinlik,sarplık,güç olmak,paçarazlık,düşvarlık,fakirlik,başdarlığı ve sıkıntısı,çetin,güç,yoksulluk,darlık,zorluk,güçlük,zorluk,çetinlik,sarplık,güç olmak,zor ve çetin olmak,paçarazlık , düjvarlık , fakirlik, başdarlığı ve sıkıntısı,yoksulluk,darlık,zorluk,darlık,çetinlikعُسْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
iflas,batmak,batkı,batkınlık,borcunu ödemeyip top atmak,fakir olmak,züğürtlenmek,iflas etmek,müflis olmak,mal ve akçesi kalmamak,top atmak,fakir ve muhtaç olmak,züğürtlük,fakirlikإِفْلاَسٌ (ج) إِفْلاَسَاتٌ : ذَهَابُ المَالِ و العَجْزُ عَنْ أَداءِ الدُُّونِ
fakirlik,yoksulluk,meşakkat,zorluk,şiddet,yoksul ve fakir olup ihtiyacı artmak,şiddetli olmakبُؤْسَي : بُؤْسٌ
şiddet,fakirlik,zaruret,zorunluluk,musibet,felaket,yoksulluk,kötü durumda bulunma,şiddetli olmak,sefalet,perişanlıkبُؤْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : شدة ، فقر ، ضرورة، مصيبة،بَلِيَةٌ ، كَارِثَةٌ فَقْرٌ ، عِيْلَةٌ ، عَسَارٌ ، مَسْكَنَةٌ
şiddet,fakirlik,zaruret,zorunluluk,musibet,felaket ,yoksulluk,kötü durumda bulunma,şiddetli olmak,sefalet,perişanlıkبُؤْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : شدة ، فقر ، ضرورة، مصيبة،بَلِيَةٌ ، كَارِثَةٌ فَقْرٌ ، عِيْلَةٌ ، عَسَارٌ ، مَسْكَنَةٌ
fakirlik hali,fakirlik,yoksulluk,hacet ,ihtiyaç,yoksulluk,hacet ,ihtiyaç, eksiklikخَصَاصَةٌ (ج) خَصَائِصُ : فَقْرٌ و في القُرْآنِ الكَرِيمِ
acı iki şey,fakirlik ile yaşlılık,yaşlılık ile hastalık,açlık ile çıplaklık,fakirlik ile ihtiyarlık yahut ihtiyarlık ile hastalık,acı darıأَمَّرَان : فَقْرٌ و هَرَمٌ ، هَرَمٌ و مَرَضٌ ، جُوعٌ و عُرْيٌ
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
fakirlikفقر ، قلة
fakirlik edebiyatıأَدَبُ الفَقْرِ
fakirlik,düşüklükضَجْعَةٌ
fakirlik,yoksullukأَبُو عَمْرٍ : الفَقْرُ
fakirlik,yoksullukأَبُو عَمْرٍ : الفقر
fakirlik,zaruretإِسْتُ الأَرْضِ : فَقْرٌ ، ضَرُورَةٌ
bidat,sonradan türeyen veya türetilen adet,dinde sonradan edilen şey,yeni iş,şeriata muhalif olan şey,yeni iş,yeni şey çıkarmak,icat etmek,din hususunda yeni resim ve tarik çıkarmak,din hususunda sonradan zuhur etmiş şeyبِدْعَةٌ (ج) بِدَعٌ
bela,kaza,keder,sıkıntı,darlık,musibet,katı,şiddetli şey,kuvvetli şey,sert şey,sıkıntı , darlık , katıشَدِيدَةٌ (ج) شَدَائِدُ
güzel yaşamak,faydanılacak bütün mal ve eşya,menfaatlı şey,meta,eşya,bagaj,mal,kumaş,meta,kullanılan şey,satılacak şey,öteberi,eşyaمَتَاعٌ (ج) أَمْتِعَةٌ
bidat,sonradan türeyen veya türetilen adet,dinde sonradan edilen şey,yeni iş,şeriata muhalif olan şey,yeni iş,yeni şey çıkarmak,yeni çıkan,icat etmek,din hususunda yeni resim ve tarik çıkarmak,din hususunda sonradan zuhur etmiş şey,peygamberden sonra dinde uydurulan ayin,töre,mevlid gibi şeyler,dinde ve başka hususlarda sonrada ihdas ve peyda edilen şeyبِدْعَةٌ (ج) بِدَعٌ وهي كُلُ مَا أُحْدِثَ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَكُونَ لَهُ مِثَالٌ ، و البِدْعَةُ فِي الدِّيْنِ مَا يُؤْتَي بِهِ مُخَالِفاً للإِيْمَانِ التّقْلِيدِيِّ الأَصْلِيِّ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
bir şey değil,hiçbir şey,sıfır,boş,yokلاَشَيْئَ
dakika,ince şey,doğru şey,latif müşkile,harfدَقِيقَةٌ (ج) دَقَائِقُ
örnek,nümüne,kendisine uyulan din adamı,yol,uyulan şey,uymak,yaraya tımar etmekmukteda,medar-ı teselli,diğer bir şeye tabi ve ekli olan şey,teselliye yarayan şey,meslek,yaraya tımar etmek,dert ortağıأُسْوَةٌ : إِسْوَةٌ (ج) إِسيً و أُسيً : قُدوة ، مِثَالٌ، مَا يُتْدَي بِهِ ، مَا يُتَعَزَّي بِهِ و يُقَالُ هُوَ إِسْوَةُ القَدَمِ و فِي القُرآنِ الكَرِيمِ
havuzda kalan şey az miktar sudan başka bir şey değildirمَا بَقِيَ فِي الحوْضِ إلاَّ بَرْضٌ مِنَ المَاءِ
kendisiyle zanna pek layık olan şey,sezerek ve sanarak şeyأَظَنُّ : الأَجْدَرُ أَنْ يُظَّنَ بِهِ الأَمْرُ
yapıştırıcı,tutkal gibi kendisiyle bir şey yapıştırılan şey,çiriş,kinetلِزَاقٌ
horuz yumurtası,nadir olan şey,ender şeyبِيْضَةُ الدِّيْكِ : شَيْئٌ نَادِرُ الوُقُوعِِ ، أَنْدَرُ
horuz yumurtası,nadir olan şey,ender şeyبَيْضَةُ الدِّيْكِ ، بِيْضَةُ العُقْرِ : شَيْئٌ نَادِرُ الوُقُوعِِ ، أَنْدَرُ ، الشَّيْئُ الّذِي لاَ يَقَعُ إِلاَّ مَرَّةً وَاحِدَةً
asıl,kök,mebna,ivaz,bedel,karşılık,mükafat,bir şey karşılığında verilen şeyأَسِيسٌ : أَعْطَاهُ أَسِيساً
içine enfiye gibi şey konan şeyمِنْشَقَةٌ
tuhaf nesne bir şey,garip şeyحَاجَةٌ غَرِيبَةٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid