1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey ضَيْقٌ ، ضِيْقٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boğan,boğucu,pek dar olan yol ve geçit,dağ yolu,kısıcı,sokak,daracık yol,derbendخَانِقٌ
ayak ve tırnak aşındırmak,delmek,duvar veya deri deliğ,nakap,delmek,lağım,dağda dar yolنَقْبٌ (ج) أنْقَابٌ و نِقَابٌ : طريق ضيّق فِي الجبل
muhkem bükülmüş ip,urgan,bünyei güçlü ve şedidül hilkat olan kimse,hulku dar ve havsalasız kişiمُحَظْرَبٌ
testi ve şişe gibi dar ağızlı kapların suyun içine daldırılıp dolarken çıkardıkları ses,bak bak sesiبَقْبَقَةٌ : حِكَايَةُ صَوْتِ الكُوزِ فِي المَاءِ و فِي المَثَلِ
dar ve uzun arazi,derin dere,vadi,,kalın dere,göl,falcıların fal baktıkları kum çizdikleri çizgiهَجِيجٌ (ج) هُجُجٌ و هُجَّانٌ و هُجَجٌ: وادي عميق
hali kötü,geçimi dar olmak,bir şey güneş çarpmasından değişmek,bozulmak,ciddi çirkin ve sert olmakقَشِفَ ـَـ قَشَفاً
testi ve şişe gibi dar ağızlı kapların suyun içine daldırılıp dolarken çıkardıkları ses,bak bak sesiبَقْبَقَةٌ
perişan,sefil,bedbaht,mutsuz,acınacak halde,dar,çetin,işi sarp olan kimse,cimri,başkalarına yararsız olan,hayırsızنَكِدٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ısırmak,atmak,sıçratmak kuyunun ağzını darlatmak veya dar yapmak,perdeyi salıvermek,indirmek,susmak,süküt etmek,idrar ve gaita tutulması illetine uğramakأَطَمَ ـِـ أَطْماً و أُطُوماً
maişeti dar,fakru zarurette bulunan,gövdesi kalın ve kısa adam,yağmursuz kurak şene,kuru ve mümbit olmayan yerجَحِدٌ (م) جَحِدَةٌ (ج) جُِحَاد و يقال فرس جَحْد و عام جَحِدٌ و أرض جَحِدَةٌ
sokak,daracık yol,ara yol,geçit,dar yol,çıkmazزُقَاقٌ (ج) أَزِقَّةٌ و زُقَّانٌ: إِنْ كَانَ فِي البَرِّ أَوْ فِي البَحْرِ أَوْ فِي النَّهْرِ
yoksulluk,ıssız çöl,otsuz ve susuz çöl,kır,yazı,otsuz susuz yer,kerestesinden deve semeri yapılan bir nevi ağaç,bunun doğrusu (سبسب) olduğu zannedilir,saçma saban sözler,manasız sözler,abes şeyler,boş laflar,münasebetsiz lakırdı,batıl şeylerبَسْبَسٌ (ج) بَسَابِسُ : قَفْرٌ ، تُرَّهَاتٌ ، مُهْمَلاَتٌ
bıkmak,usanmak,bezmek,sağlam olmak,söze delil ve burhan hazırlamış iken ıradından üşenip sarf-ı nazar etmek ,dar olmakبَرِمَ ـَـ بَرَماً و بَرْماً
iflas,batmak,batkı,batkınlık,borcunu ödemeyip top atmak,fakir olmak,züğürtlenmek,iflas etmek,müflis olmak,mal ve akçesi kalmamak,top atmak,fakir ve muhtaç olmak,züğürtlük,fakirlikإِفْلاَسٌ (ج) إِفْلاَسَاتٌ : ذَهَابُ المَالِ و العَجْزُ عَنْ أَداءِ الدُُّونِ
göğüs tahtası dar ve çıkıntılıolan,arkası içeri ve göğsü dışarı gelmiş kimse,gçğsü çıkık kimseأَبْزَي (ج) بُزْوٌ (م) بَزْوَاءُ : أَقْعَسُ ، أَبْزَخُ
toprak kadar malı çok olmak,zengin olmak,fakir olmakأَتْرَبَ : إِتْرَاباً
bolalmak,genişlik,geniş olmak,genişlenmek,seyrek olmak,mesrur olmakإِنْفِسَاحٌ (ج) إِنْفِسَاحَاتٌ : إِتِّسَاعٌ
yer yeşerip otu olmak,pek şaşı olmak,eğri olmakإِحْوَالّ : إِحْوِيلاَلاً
evvelden olmak,önceden olmak ,varlık,var olmak,varoluş,bulunmaكَيْنُونَةٌ
oburcasına yemek,içmek,güç olmak,zor olmak,çetin olmakلَعِصَ ـَـ لَعَصاً
malı çok olmak,maldar olmak,zengin olmak,mal vermekمَالَ ـُـ مَوْلاً و مُؤُولاً
tamamlanmak,bütünleşmek,tam olmak,mükemmel olmak,bitmek,tamam olmakإِكْتَمَلَ : إِكْتِمَالاً
su acı olmak,gökçek olmak,güzel,hoş,tatlı olmakمَلُحَ ـُـ مَلاَحَةً و مُلُوحَةً
daralmak,sıkışmak,sıkılmak,dar olmak,sık olmak,cimri olmakضَاقَ ـِـ ضِيْقاً بِ
cimri,hasis,tamahkar olmak,menetmek,engel olmak,mani olmakبَخِلَ ـَـ بَخْلاً و بَخُلَ ـُـ بُخْلاً عَلَي ، مِنْ
belli olmak,açık olmak,aleni olmak,ortaya çıkmak,yayılmakعَلَنَ ـُـِـ عَلَناً و عَلاَنِيَّةً و عُلُوناً
tıknaz olmak,sıkı,pek etli olmak,et katlanırcasına tombul olmakبَظَا ـُـ بَظْواً و بُظُواً
ağır başlı,vakur,vakarlı olmak,sakin olmak,temkinli olmakرَزُنَ ـُـ رَزَانَةً
kolay olmak,kolayına gelmek,zorunlu olmak,uygun olmak,icabetmekإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
reşit,ergin olmak,kuvvetli olmak,binit ve bineği olmakأَشَدَّ : إشْدَاداً
kendini bir şey saydıإِعْتَبَرَ نفْسَهُ شَيْئاً
bir şey kurdlu olmakدَيَّدَ : تَدْيِيداً
elinde bir şey varبِيَدِهِ شَيْئٌ
yeni bir şey türütücüإِسْتِبْدَاعِيٌّ (ج) إِسْتِبْدَاعِيّون
yumurta altına konulan şeyرِفَافَةٌ
ona bir şey uydurduإِسْتَتْلاَهُ شَيْئاً : أَتْبََعَهُ إِيَّاهُ
bir şey kapkara olmakإِسْتَحْلَكَ : إِسْتِحْلاَكاً
bir şey kalıcı değildirلاَ شَيْئاً بَاقِياً
gönüle teselli verecek her şeyسَلْوَي
ona bir şey verdiأَوْصَيَ إِلَيْهِ اَوْ لَهُ بَشَيْئِ
bir şey ile sevindiبَهَشَ بالشَّيْءِ : فَرِحَ بِهِ
ona bir şey vermediمَا أَعْطَاهُ جَذْبَةَ غَزْل
bir şey ile oynadıلَعِبَ بِالشَّيْئِ
filan bir şey verdiنَالَ فُلاَناً الشَّيْئَ : أَعْطَاهُ إِيَّاهُ
gözlerimizin gördüğü şey iyidirنِعْمَا قَدْ رَأَتْ أَعْيُنُنَا
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid