1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey ضَيْقٌ ، ضِيْقٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
menkıbe,mefharet,övünecek şey,baisi iftihar olacak fazilet,hüner,meziyet,iki ev arasındaki dar yol,mefharet,baisi iftihar olacak fazilet,hüner,meziyet,iyiliklerمَنْقِبَةٌ (ج) مَنَاقِبُ : مفخرة ، فضيلة ، مَحَاسِنُ : يقال مناقب العلم اي فضائله
lağım,lağım çukuru,ev ortasında kazılan kuyu,evin orta yerindeki boşluk,sarnıç,su hazinesi,çirkef lağımı,gemi sintinesi,ağzı dar kuyu ve hela çukuru, lağım ve yuyuntu dökülen su,büz,savak,su dökecek yer,gemi sintinesiبَالُوعَةٌ : بَلُّوعَةٌ : بَلاَّعَةٌ (ج) بَوَالِيعُ و بَلاَلِيعُ ، بَالُوعَاتٌ : بَلُوعَةٌ، مَجْرُورٌ
sınırlı olmak,sınırlı kalmak,sınır içinde kısılmak,münhasır olmak,bir sınır dahilinde kalıp dışa taşmamak,kuşatılmak,tutulmak,azalmak,kapanmak,sıkılmak,inhisar etmek,sınırlanmak,sıkışmak,hasır olunmak,tecavüz etmek,kapanıp çıkmamak,ticareti bir kimseye tahsis etmek,dar olmak,hıfız etmek,söylemekten aciz olmak,kesmek,kesilmekإِنْحَصَرَ : إِنْحِصَاراً فِي ، عَلَي
asmak,çarmığa gerdirmek,el ile haç işareti yapmak,taş kaldırmak,sert ve kuru olmak,sertleştirmek,pekiştirmek,katılaştırmak,pekleştirmek,asmak,çarmıha germek,çarmıha germek,haclamak,dar ağacına asmak,sertleştirmek , katılaştırmak sertleştirmek , katılaştırmak , pekleştirmek , asmak , çarmıha germek, pekleştirmek , asmak , çarmıha germekصَلَّبَ : تَصْلِيباً
berzah,kıstak,iki şey arasındaki aralık veya haciz,perde,hicap,engel,iki şeyin arası,kıstak,iki şay arasındaki aralık,,iki deniz arasında olan engel,can sıkacak yer,ervahı emvatın kıyamete kadar bulundukları alem,ölümle diriliş arasındaki alem,iki kara arasında bulunan veya bir yarımadayı karaya bağlayan dar karaبَرْزَخٌ (ج) بَرَازِخُ : حَاجِزٌ بَيْنَ شَيْئَين ، حَائِلٌ ، حِجَابٌ ، قِطْعَةٌ بَيْنَ بَحْرَين تَصِلُ أَرْضاً بِأَرْضٍ ، مَا بَيْنَ سَاعَةِ المَوْتِ إِلَي سَاعَةِ البَعْثِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
dar yere tıkayıp etrafını sıkıştırmak,asker ile bir nesnenin etrafını almak,kuşatmak,kıstırmak,sıkıştırmak,hasr etmek,sınırlamak,kişinin içi kabız olup tutkun olmak,saymak,tesbit etmek,sınırlamak,hasr etmek,çevirme,kuşatma,tutmak,tutkunluk ,sınırlamak,ayırmak,bir köşeye sıkıştırmak,kıstırmak,sınırlamak,ayırmak,bir köşeye sıkıştırmak,kıstırmakحَصْرٌ
iki şey arasındaki aralık veya haciz,perde,berzah,kıstak,iki şeyin arası,kıstak,iki deniz arasında olan engel,kıstak,iki şeyin arası,kıstak,iki deniz arasında olan engel,ervahı emvatın kıyamete kadar bulundukları alem,iki kara arasında bulunan veya bir yarımadayı karaya bağlayan dar karaبَرْزَخٌ (ج) بَرَازِخُ
aile ve çoluk çocuğunun nafakasını dar etmek,cimri olmak,cimrilik etmek,tazyik yapmak,kıt yapmak,kısmak,tazyik etmek,eksiltmek,cimrilik etmek,cimri olmak,eksiltmek,kısmak,tazyik yapmak,kıt yapmakقَتَّرَ : تَقْتِيراً عَلَي
ağaç,çöp,çubuk,odun,ut ağacı,koku ağacı,kopuz,saz,dar,yaş,kuru,kalın,ince,her nasıl olursa olsun tahta,kuru ağaç,kuru ağaç,ut ki buhur olunan ağaç,kopuz,ağaç,ud,yaş,kuru,kalın,ince,her nasıl olursa olsun tahtaعُودٌ (ج) أَعْوَادٌ و عِيْدَانٌ
kapı,bab,mebhas,bölüm,konu,husus,mani,engel,kısım,boğaz,evin kapısı,der,dergah,hane,ocak,dar,konak,beyit,kitap,fasıl,emir,madde,husus,bab,mebhas,husus,mani,engel,kısım,boğaz,Halepte bir belde,kapı kanadı,medhal,giriş,bir işe tevessül edecek şey,kitabın bir şeyden bahseden kısm,bölüm,ayrım,konu,mesele,bahis,hesap ve hudutta gaye son,erek,son derece,anatomide kara ciğerin dibinden çıkan bir damarبَابٌ (ج) أَبْوَابٌ و بِيْبَانٌ و أَبْوِبَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
kapı,bap,kepeng,mebhas,bölüm,konu,husus,mani,engel,kısım,boğaz,Halepte Elbap denilen belde,dergah,der,evin kapısı,hane,ocak,dar,konak,beyit,kitap,fasıl,tür,çeşit,nevi,emir,madde,bend,husus,bab,mebhas,husus,mani,engel,kısım,boğaz,Halepte bir belde,kapı kanadı,medhal,giriş,bir işe tevessül edecek şey,kitabın bir şeyden bahseden kısm,ayrım,konu,mesele,bahis,hesap ve hudutta gaye son,erek,son derece,anatomide kara ciğerin dibinden çıkan bir damarبَابٌ (ج) أَبْوَابٌ و بِيْبَانٌ و أَبْوِبَةٌ ، نَوْعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
lokma veya su boğazda kalıp geçmemek,yer dolmak,kalabalık olmak,nesneyi kesmek,yemek,su boğazda kalmak,tıkanmak,boğulmak,dar gelmek,lokma veya su boğazda kalıp geçmemek,yer dolmak,kalabalık olmak,yer halk ile dolup taşmak,kalabalık etmek,yemek,içecek insanın boğazında tıkanıp kalmak,nesneyi kesmek,yer halk ile dolup taşmak,kalabalık etmek,yemek,içecek insanın boğazında tıkanıp kalmak,yemek,su boğazda kalmak,tıkanmak,boğulmakغَصَّ ـُـ غَصّاً وغَصَصاً
öksüz olmak,yetim olmak,yetimlik,babasız olmak,öksüzlükيُتْمٌ : يَتْمٌ : حالةُ اليتيم
orta olmak,tutumlu olmak,aracı olmak,arabuluculuk etmekتَوَسَّطَ : تَوَسُّطاً بَيْنِ
dağılmak,dağınık olmak,ayrılmak,perişan olmak,perakende olmakإِنْشَتَّ : إِنْشِتَاتاً
aydın olmak,zahir olmak,açık olmak,meydana çıkmakأَبْلَجَ : إِبْلاَجاً
ağır başlı,vakur olmak,vakarlı olmak,sağlam olmakرَكُنَ ـُـ رُكُونَةً و رَكَانَةً
umursamaz olmak,hayasız olmak,pervasız olmak,dalga geçmekإِسْتِهْتَارٌ
mübarek ve muazzez olmak,yüksek olmak,temiz olmakتَبَارُكٌ (ج) تَبَارُكَاتٌ
hüsün sahibi olmak,yüz güzel olmak,yakışıklı olmakوَسُمَ ـُـ وَسَاماً وَ وَسَامَةً
kahraman olmak,cesur ve yiğit olmak,şampiyon olmakبَطَلَ ـَـ بُطُولَةً
mahv ve helak olmak,telef olmak,muattal olmakإِنْتَلَفَ : إِنْتِلاَفاً
başarmak,başarılı olmak,muvaffak olmak,tevfike mazhar olmakتَوَفَّقَ : تَوَفُّقاً
koyu yeşil olmak,yemyeşil olmak,yeşillikten kara olmakإِحْوَوَي : إِحْوِوَاءً
rezil rüsvay olmak,zelil olmak,mahçup olmak,utanmakخَزَي ـَـ خَزْياً وَحَزَيً و خِزَايَةً
düşkün olmak,haris olmak,tutukun olmak,yalan söylemekوَلْعٌ
bir olmak,yalnız olmak,yalınızlık,teklik,ayrı olmakحِدَةٌ
fitilin ucundan kırpılan şeyقُرَاطَةٌ
bir şey etrafında dönmekحَاتَ ـُـ حَوْتاً وحَوَتَاناً
bir şey kurdlu olmakأَدَادَ : إِدَادَةً
eski ve daimi şeyشَيْئٌ تَالِدٌ بَالِدٌ
bir şey çok olmakنَهِرَ ـَـ نَهَراً
yeni bir şey değilلَيْسَ بِشَيْئِ جَدِيدٍ
o bir şey istiyorبده شيئ
o bir şey istemiyorما بده شيئ
helal ve mübah şeyحِلٌّ و بِلٌّ
ağır şey kaldıracak aletآلة جر الأثقال ، منجنيق ، سماك
evin ortasında olan şeyمُوسَطُ البَيْتِ
bir şey pis kokmakإِنْتَنَّ : إِنْتِنَاناً
nefesleri kesen,tutan şeyشَيْئٌ يَحْبِسُ الأَنْفَاسَ
her parlayan şey altın değildirليس كل ما يلمع ذهبا ، ما كل يلمع ذهباً ، كل شيئ يلمع ليس بذهب
ince toz,değersiz şeyهُبَابٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid