1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
fakirlik,yoksulluk,darlık,daralmak,dar olmak,fakirlik,zorlukdayanılmayan her şey ضَيْقٌ ، ضِيْقٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
iki dağ arasnda olan yol,sık ve dar yer,boğaz,geçit,zaruret,sıkıntı,sıkıştırma,dar yol,geçit,perhizgah,dar yer veya zamanمَأْزَمٌ (ج) مآزِمُ : مَضِيْقٌ
ziyade dar ve tenk olan,pek dar olan,çok dar olanأَضْيَقُ (م) ضُوقَي و ضِِيّقَي
dar yer,darboğaz,dargeçit,harb edilen dar yer,harp meydanı,savaş alanı,çıkmaz,i.nden çıkılmaz durum,kritik,zor,kritik statü,sıkıntılı ve dar geçim,sıkıntılı durumمَأْزِقٌ (ج) مَآزِقُ : مَضِيْقٌ ، حَرِجٌ
yüzü asık,burtuk olmak,yiyecek şeyle iğrendirici ve tiksindirici olmak,iğrençliğinden,nahoşluğundan yiyeceği yutamamak,boğazından geçmemek,söz ve giyecek şey sert ve kaba olmak,yiyeceğin kuru ve sert oluşundan boğaz daralmak,takatı tak deyip kudretten kalmak,gücü kesilmek,darlanmak,dere suya dar gelmek,adamın ağzı fena kokmak;ahlakı fena olmak;habis ruhlu olmak,بَشِعَ ـَـ بَشَعاً و بَشَتاعَةً بِ
çoban yolu,dar yol,dar geçit,çığırمَسْتَلٌ (ج) مَسَاتِلُ، مرتح (ج) مراتح
yer filana dar geldi,dar olduتَأَزَّقَ المَكَانُ لِفُلاَنٍ
ziyade dar,aşırı dar olanضِيْقَي
fesat,bozulmak,bozukluk,çürüklük,kötü yol,rüşvet yeme,yolsuzluk,cılk çıkmak,kuraklık,kıtlık,darlık,telef,kokuşma,mahv olma,kıtlık,darlık,telef,kouşma,cılk çıkmak,yaramaz olmakفَسَادٌ ، فُسُودٌ ، تَعَفُّنٌ، إِنْتِقَاضٌ ، إِنْفِسَادٌ و يَقُولُ العَرَبُ
bela,kaza,keder,sıkıntı,darlık,musibet,katı,şiddetli şey,kuvvetli şey,sert şey,sıkıntı , darlık , katıشَدِيدَةٌ (ج) شَدَائِدُ
daralmakتَضَايَقَ : تَضَايُقاً
daralmakتضيّق ، تزني ، ضيق
daralmakتَضَيَّقَ : تَضَيُّقاً
yoksullaşmak,fakirleşmek,fakir olmak,fakir düşmek,fakirliğe giriftar olmak,muhtaç olmak,yoksul olmak,fakirlik ve fakeye giriftar olmak,fakirlik satıp tazarru ve tevazu etmek,hacet,ihtiyaç,muhtaçlıkإِفْتِقَارٌ (ج) إِفْتِقَارَاتٌ
sıkıntı,şiddet,sertlik,katılık,darlık,bela,musibet,peklik,sahtlık,katılık,fenalığın ziyade derecesi,dayanılması güç olan bir şey,sıkılık,hırçınlık,kuvvet,bela,katılık,darlık,musibet,peklikشِدَّةٌ : عُنْفٌ قُوَّة
yoksullaşmak,fakirleşmek,fakir olmak,fakir düşmek,fakirliğe giriftar olmak,muhtaç olmak,yoksul olmak,fakirlik ve fakeye giriftar olmak,fakirlik satıp tazarru ve tevazu etmek,züğürt olmak,züğürtlenmek,ihtiyaç duymakإِفْتَقَرَ : إِفْتِقَاراً إلي
birbiriyle hemta ve miktar olmak,asla takarrup veya tebit etmemek üzere yan yana olmak,paralel olmak,koşut olmak,iki şe eşit olmak,koşut olmak,paralel olmak,denk olmakتَوَازَي : تَوَازِياً
mutedil olmak,ılımlı olmak,doğru olmak,orta halde olmak,uygun olmak,düzgün ve tam olmak,doğrulmal,normalleşmek,tavını bulmakإِعْتَدَلَ : إِعْتِدَالاً و يُقَالُ عَدَّلْتُهُ فَاعْتَدَلَ أيْ قَوَّمتُهُ و اسْتَقَامَ
dağılmak,mahv olmak,harap olmak,zail olmak,zeval bulmak,dağılıp yok olmak,perişan olmak,çekip gitmek,kayıp olmak,zayıflamakإِضْمَحَلَّ : إِضْمِحْلاَلاً
şeref ve asaletiyle mürüvvetli olmak,necip olmak,şerefli olmak,mert olmak,yiğit olmak,serdar olmakسَرُوَ ـُـ سَرْواً و سَرَاوَةً
renkli olmak,renklenmek,boyalı olmak,renkli olmak,türlü türlü olmak,rengarenk olmak,alacalanmak,haletten halete geçmek,tabiatı kararsız olmak,boyanmak,rengi değişmek,çeşitli renkte olmak,bukalemun gibi olmak,renkten renge girmekتَلَوَّنَ : تَلَوُّناً
fakirlik beni size sığınmaya,ilticaya kadar mecbur etti,zorladıأَضَّنِي الفَقْرُ إِلَيْكَ
doğru ve düz olmak,doğru ve mutedil olmak,bir olmak,beraber olmak, ,aş ve yemiş pişmek,meyve olmak,seviyeli olmak,doğru ve eşit olmak,beraber olmak egemen olmak,galip olmak,üstün gelmek,hakim olmak,kast etmek,yönelmek,karar etmek,yerleşmek,yükselmek,çıkmaإِسْتَوَي : إِسْتِوَاءً إِلَي ، عَلَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
pek az ve naciz olmak,ahmak ve sebükmağz olmak,arık ve zebün olmak,nesne değersiz olmak,lezzetsiz olmak, tatsız olmak,bir güne lezzetli olmamak,önemsiz olmak,tatsız olmak,naciz olmak,önemsiz,kıymetsiz,hor,hakir olmakتَفِهَ ـَـ تَفَهاً و تُفُوهاً
fakirlik veya açlıktan belalar ve musibetler ona uğrayıp ısrar ettiأَفْتَقَ : أَلَحَّتْ عَلَيْهِ الفُتُوقُ و هيَ المَصَائِبُ مِنْ جُوع و فَقْر و نَحْوِهَا
fakirlik,kurt,çocuğu okşarken kullanılan bir acıma ifade eden sözويْسٌ : فَقْرٌ
mert olmak,yiğit olmak,insaniyetli olmak,serdar olmak,şerefli olmak,cömert olmak,sıyırmakسَرَا ـُـ و سَرُوَ ـُـ و سَرَي ـَـ سَرْواً و سَرَاوَةً
fakirlik veya hisseten ehil ve iyalini fena beslemek,besleme şeyler yedirmekجَحَنَ ـَـ جحْناً
boş olmak,batıl ve bozuk olmak,fasit olmak,hükümden düşmek,boşa gitmek,batıl olmak,hükümsüz olmak,heder olmak,zayi olmak,heba olmak,battal olmak,hükümsüz kalmak,cezasız ve intikamsız kalmak,heder olmakبَطَلَ ـُـ بُطْلاً و بُطْلاَناً و بُطُولاً
aptal olmak,bön olmak,ahmak olmak,budala olmak,aciz olmak,saf ve sade dil olmak,delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup olmakبَلِهَ ـَـ بَلَهاً و بَلاَهَةً
karışık olmak,birbirine karışmak,bir şeyin anlaşması güç,zor olmak,işkillendirmek,örtülü olmak,benzemek,işkillenmek,örtülmek,belirsiz olmak,karışık ve kapalı olmak,muğlak olmak,şüpheli ve kuşkulu olmakإِلْتَبَسَ : إِلْتِبَاساً بِ ، عَلَي ..
boru dedikleri şey ki cenk günü çalarlar,klakson,borazan,trampet,megafon,nefir,değirmenci boru,körük,borazan,boş,yaramaz şey,uydurma,yalan söz,düdüğü,körük,boş ve batıl şey,saçma,yalan,yalan söz,düzme,sır saklamaz boşboğaz adam,her şeyin en şiddetlisi ve ağırı,sü,ordu,borazan,,kötü,boş şey,düzme,yalan,sır saklamaz adamبُوقٌ (ج) أَبْوَاقٌ و بِيْقَانٌ و بُوقَاتٌ : كُلُّ شَيْئٍ أَجْوَف مُسْتَدِير كالقَصَبِ ، مُكَبِّرُ الصَّوْتِ ، آلَةٌ مُوسِيقِيَّةٌ مَعْدَنِيَّةٌ مُجَوَّفَةٌ يُنْفَخُ فِيهَا ، كذب ، بَاطِلٌ ، زُورٌ ، مَنْ لاَ يَكْتُمُ السِّرَّ و يقال جاء بالبُوقِ اي بالباطل و فِي المَثَلِ
boru dedikleri şey ki cenk günü çalarlar,borazan,trampet,megafon,nefir,değirmenci boru,körük,borazan,boş,yaramaz şey,uydurma,yalan söz,düdüğü,körük,boş ve batıl şey,saçma,yalan,yalan söz,düzme,sır saklamaz boşboğaz adam,her şeyin en şiddetlisi ve ağırı,sümüklü böceğin kabuğu şeklinde sedefler,linç etmek,,kötü,boş şey,düzme,yalan,sır saklamaz adamبُوقٌ (ج) أَبْوَاقٌ و بِيْقَانٌ و بُوقَاتٌ : كُلُّ شَيْئٍ أَجْوَف مُسْتَدِير كالقَصَبِ : مُكَبِّرُ الصَّوْتِ : كذب و يقال جاء بالبُوقِ اي بالباطل
çok değersiz şey,önemsiz şey,pek az,az miktarتَافِهَةٌ
ışık,nur,yaruk,parlamak,ışılmak,bir şey ve ortalık karışmak,karıştırmak,bir şey boğazda kalmak,yara kan ile dolmak,tasaشَرَقٌ
adımları sıklamak,adımlamak,buruşmak,kuruyup buruşan şey,eli sıkı ve sık,cimri,katı şey,kuruyup buruşan şey,buruşmak,eli sıkı,cimriكَزٌّ
cezbe,çekiş,kesilmek,çekmek,cezp etmek,bir şeyin çekilip uzanması,iplik ve teli gibi çekilip uzanan şey,bir defada eğiliğ bükülen iplik miktarı,cüzi şey,bir şeyin diğer bir şey tarafından çekilip ona yaklaşması,tasavvufa kulun Hz.Allaha cezbi,bu saadete nail olanın hali,mesafe,buutجَذْبَةٌ (ج) جَذَبَاتٌ و يقال ما أعطاه جَذْبَة غَزْل
bozuk adam,bozulmuş,bozuk,fasit,çürük,boş,batıl,maholmuş şey,fesatçı,pis,kötü,namussuz,rüşvet almaya alışmış,azıp yaramaz olan her şeyفَاسِدٌ ، مَفْسُودٌ ، الّذِي عَلَي غَيْرِ نِظَامِ ، مُشَوَّشٌ
kulun kalbine bir şey bildirmek,ilham etmek,esinlemek,bir şey yutturmak,vermek,gönlüne bir nesne getirmekأَلْهَمَ : إِلْهَاماً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
büyük lokma,toplu şey,küme,toplu şey,birikintiدُبْلَةٌ : لُقْمَةٌ
boş şey,herze,boş ve beyhüde şey,abesأُبْطُولَةٌ (ج) أَبَاطِيلُ : إِبْطَالَةٌ
bir şey elden sıvışıp yere düşmek,bir şey bir şeyden çıkıp ayrılmakإِنْدَلََصَ : إِنْدِلاَصاً
göz aydını,göz yaşı kurumak,göz nuru,sevindiren şey,kazan dibini tutan şey,tencere dibine yapışıp ve kararan yemek,kurbağa,su teresiقُرَّةٌ (تر) : مَا لَزِقَ بِأَسْفَلِ القِدْرِ مِنَ الأَكْلِ
ağacın yaprağı dökülmek,ağaç düz değil bükük yapraklı olmak,bir şey beyaz olmak,bir şey kaba iri ve dev olöakأَعْبَلَ : إِعْبَالاً
iğrenç,kötü,hoş olmayan şey,sevilmeyen şey,savaş,harp,musibet,bela,savaşta olan şiddet,bela,ziyade düşvarlık ve savaş,kılıçكَرِيهَةٌ (ج) كَرَائِهُ
gizli,gizli şey,hafi,saklı,sır,gizli olan nesne,gizem,hafiye,gizli şey,cinخَافِيَةٌ (ج) خَوَافٍ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid