1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese etti kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese etti قَدَّرَ كَذَا بِكَذَا : قَاسَهُ بِهِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
filan kimse filan gibi oldu,filan filana benzediمَثَلَ فُلاَنٌ فُلاَناً
filan benim ev eve komşudur,filan bitişik komşumdurفُلاَنٌ جَارِي بَيْتَ بَيْتَ
filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese ettiقَدَّرَ كَذَا بِكَذَا : قَاسَهُ بِهِ
filan yer bana iyi geldi,filan yerden hoşlandımتَثَعَّمَتْنِي أَرْضُ كَذَا
filan kimse filan şeye düşkün oldu,merak sardıأُهْتِرَ بِكَذَا : أُولِعَ بِهِ
filan yan üzere yatıp uzandı,filan caka ettiجَخَّ فُلاَنٌ
filan şey filan şeyin yerine geçip ancak tamamıyla yerini tutamadıأَجْزَي كَذَا عَنْ كَذَا
filan kimsr şamdan ırak diyarına gitti,filan yorulup aciz kaldıبَيْقَرَ فُلاَنٌ
onu filan şeyle tefrik ve temyiz etti,filan şeye mahsus kıldıإِخْتَصَّهُ بِكَذَا : خَصَّهُ
filan şehir filan ülkenin neresindendir,içeriden içeriyedirالبَلْدَةُ الفُلاَنِيَّةُ أَيْ جِهَةٌ مِنَ المَمْلَكَةِ الفُلاَنِيَّةِ مِنْ دَاخِلِ دَاخِلِ المَمْلَكَةِ
filan filan şeyi icap ve ilzam ettiجَزَمَ عَلَي فُلاَنٍ كََذَا
filan şeyi filan kimseden dışarı çıkarmak istediإِسْتَخْرَجَ الشَّيْئَ مِنْهُ
filan şeyi bırakarak filan şeyl uğraştımشُغِلْتُ بِكَّذَا عَنْ كَذَا
filan iş filan adam beni üşendirdiجَعَلَنِي الأَمْرُ الفُلاَنِيُّ او الرَّجُلُ الفُلاَنِيُّ أَتَهَامَلُ و أَتَكَاسَلُ
filan filan işe muktedir eyledi,kıldıقَدَّرَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ
bir şeyi çıkarmak,Ebu cehil karpuzu gibi şeyi yarıp tanesini açmakإِنْتَقَفَ : إِنْتِقَافاً
her şeyi süpürüp götüren,her şeyi silip süpüren,kürekleyen,umumi,salgın,ölüm,taun,musibet,sel gibi kesretlik olarak hareket edenجَارِفٌ و يقال سيل جَارِفٌ و مَوْتٌ جَارِفٌ و طَاعُونٌ جَارِفٌ و جَيْشٌ جَارِفٌ
değiştirmek,bir şeyi diğeri ile değişmek,bir şeyi bırakıp onun yerine başkasını edinmekبَدَلَ ـُـ بَدْلاً ، أَبْدَلَ : إِبْدَالاً ، بَدَّلَ : تَبْدِيلاً ، هُ
değiştirmek,bir şeyi diğeri ile değişmek,bir şeyi bırakıp onun yerine başkasını edinmekبَدَّلَ : تَبْدِيلاً ، هُ ، بَدَلَ ـُـ بَدْلاً ، أَبْدَلَ : إِبْدَالاً ، هُ
değiştirmek,bir şeyi diğeri ile değişmek,bir şeyi bırakıp onun yerine başkasını edinmekأَبْدَلَ : إِبْدَالاً ، بَدَّلَ : تَبْدِيلاً ، هُ ، بَدَلَ ـُـ بَدْلاً ، هُ
her şeyi mubah sayan sapık bir mezhep,her şeyi herkesin ortak malı sayan,müstehcenlikإِبَاحِيَّةٌ
bir şeyi çok gizlemek,bir şeyi gizlemekte aşırı gitmek,sararmak,إِكْتَتَمَ : إِكْتِتَاماً
bir şeyi çok gizlemek,sakamak,bir şeyi gizlemekte aşırı gitmek,sararmak,örtmek,gizlenmek,saklanmak,örtbas olmak,hiddetini tutmakإِكْتَتَمَ : إِكْتِتَاماً
düşmandan ganimet almak,düşman malını yağma etmek,kazanmak,bir şeyi kapmak,savaşlarda ganimetlere konmak,bir şeyi kolay meşakkatsiz elde etmekغَنِمَ ـَـ غَنْماً و غُنْماً و غَنَماً و غَنِيمَةً و غُنْمَاناً
çocuğu veya tayı sütten kesip annesinden ayırmak,oğlan beslemek,büyütmek,bir şeyi kendisi için edinmek,bir şeyi dikkatledüşünmek,tefekkür eylemek,kavmin arasına girip karışmak,yeri otlamakإِفْتَلَي : إِفْتِلاَءً
bir şeyi götürmek,kovayı kuyudan çekip çıkarmak,midesi bozulup ağrıtmak,bir şeyi kapmak,aşırmak,mızrağı saplandığı yerden çekip almaknesne bozulmak,yerde gitmek,uzaklaşmakإِمْتَعَدَ : إِمْتِعَاداً
hakkını tam ve eksiksiz almak,bir şeyi tamamıyla almak,bir şeyi tamamlamakإِسْتَوْفَرَ : إِسْتِيْفَاراً و يُقَالُ وَفَّرْتُ حَقَّهُ فَأْسْتَوْفَرَهُ كَمَا يُقَالُ وَفِيْتُ حَقَّهُ فَاسْتَوْفَاهُ
bir şeyin hepsini alıp sığdırmak,kavim hepsi savaşa gitmek,bir şeyi biriktirmek,bir şeyi tamamen kesmek,koparmak,sığıştırmak,biriktirmekأَوْعَبَ : إِيْعَاباً
bir şeyi çeşitlendirmek,türlendirmek,sınıf ve kısımlara ayırmak,çeşitli,türlü yapmak,bölmek,bir şeyi sallamak,hareket ettirmek,ayırarak tasnif etmek,öte beri sallayıp tahrik etmek,نَوَّعَ : تَنْوِيعاً
bir şeyi çeşitlendirmek,türlendirmek,sınıf ve kısımlara ayırmak,çeşitli,türlü yapmak,bölmek,bir şeyi sallamak,hareket ettirmek,ayırarak tasnif etmek,öte beri sallayıp tahrik etmekنَوَّعَ : تَنْوِيعاً ، هُ
filan kimse filan gibi oldu,filan filana benzediمَثَلَ فُلاَنٌ فُلاَناً
filan benim ev eve komşudur,filan bitişik komşumdurفُلاَنٌ جَارِي بَيْتَ بَيْتَ
filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese ettiقَدَّرَ كَذَا بِكَذَا : قَاسَهُ بِهِ
filan yer bana iyi geldi,filan yerden hoşlandımتَثَعَّمَتْنِي أَرْضُ كَذَا
filan kimse filan şeye düşkün oldu,merak sardıأُهْتِرَ بِكَذَا : أُولِعَ بِهِ
filan yan üzere yatıp uzandı,filan caka ettiجَخَّ فُلاَنٌ
filan şey filan şeyin yerine geçip ancak tamamıyla yerini tutamadıأَجْزَي كَذَا عَنْ كَذَا
filan kimsr şamdan ırak diyarına gitti,filan yorulup aciz kaldıبَيْقَرَ فُلاَنٌ
onu filan şeyle tefrik ve temyiz etti,filan şeye mahsus kıldıإِخْتَصَّهُ بِكَذَا : خَصَّهُ
filan şehir filan ülkenin neresindendir,içeriden içeriyedirالبَلْدَةُ الفُلاَنِيَّةُ أَيْ جِهَةٌ مِنَ المَمْلَكَةِ الفُلاَنِيَّةِ مِنْ دَاخِلِ دَاخِلِ المَمْلَكَةِ
filan filan şeyi icap ve ilzam ettiجَزَمَ عَلَي فُلاَنٍ كََذَا
filan şeyi filan kimseden dışarı çıkarmak istediإِسْتَخْرَجَ الشَّيْئَ مِنْهُ
filan şeyi bırakarak filan şeyl uğraştımشُغِلْتُ بِكَّذَا عَنْ كَذَا
filan iş filan adam beni üşendirdiجَعَلَنِي الأَمْرُ الفُلاَنِيُّ او الرَّجُلُ الفُلاَنِيُّ أَتَهَامَلُ و أَتَكَاسَلُ
filan filan işe muktedir eyledi,kıldıقَدَّرَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ
onun filanca şeyle itham etti,suçladı,filanca şeyle dava ettiإِدَّعَي عَلَيْهِ بِكَذَا : إتَّهَمَهُ
birini bir şeyle meşgül etmek,işgal etmek,iş vermek,tutmak,evde ikamet etmek,bir şeyle megul olmak,sarfı nazar etmek,,bir şeyden vaz geçmekشَغَلَ ـَـ شَغْلاً و شُغْلاً بِ ، مِنْ ، هُ
birinden azar alınan şeyle geçinmek,azar azar almak,biraz biraz almak,suyu emerek içmek,biriken suyu avuçlamak,yer otlu olmak,az şeyle geçinmek,davar,otu büyüyüp doyuracak duruma gelmezden önce otlamakتََرَّضَ : تَبَرُّضاً
filanca şeyle boyandıإِصْطَبَغَ بِكَذَا : تَلَوَّنَ بِهِ
işi şeyle başladıإِسْتَفْتَحَ الأَمْرِ بِالشَّيْئِ : إِبْتَدَأَ بِهِ
boş şeyle övünmekأَفْجسَ : إِفْجَاساً
filan şeyle kazdıإِحْتَفَرَ ِكَذَا : حَفَرَ بِهِ
filan şeyle aydınlandıإِستَنَارَ بِكَذَا : إِسْتَمَدَّ نُورَهُ
bir şeyle yakından ilgilenmekإِهْتِمَامٌ بالشَّيْئِ عَنْ كَثَبٍ
filanca şeyle ondan sakındıإِفْتَدَي مِنْهُ بِكَذَا : إِجْتَنَبَهُ و إِنْزَوَي عَنْهُ
bir şeyle süslenip püslenmekتَمَرَّي : تَمَرِّياً بِ
onu filanca şeyle kusturduقَرَفَهُ بِكَذَا
bir şeyle itiyat eylediنَشِيَ بالشَّيْئِ
nefret ettiği şeyle karşıladıبَكَتَهُ : إِسْتَقْبَلَهُ بِمَا يَكْرَهُ
nesneyi bir şeyle kuşattırdıأَحَاقَ الشَّيْئَ بِكَذَا : جَعَلَ الشَّيْئَ مُحَاطاً بِهِ
filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese ettiقَدَّرَ كَذَا بِكَذَا : قَاسَهُ بِهِ
iki kişinin arasını kıyasladı,karşılaştırdıبَادَي بَيْنِ الشَّخْصَيْنِ : قَايَسَ بَيْنَهُمَا
a,e arasında karşılaştırdı,mukayese ettiوَازَنَ بَيْنَ ...
bir nesneyi diğeri ile kıyasladı,mukayese ettiقَارَنَ الشَّيْئَ بالشَّيْئِ : قَايَسَ و وَازَنَ بِهِ
bir şeyi iğer şeyle karşılaştırdı,mukayese etti,ölçüştürdüكَالَ الشَّيْئَ بالشَّيْئِ
iki şeyin arasını dengeledi,eşitledi,karşılaştırdı,mukayese ettiوَازَنَ بَيْنَ الشَّيْئَينِ
onu karşılaştırdıوَازَنَهُ : قَابَلَهُ
nesneyi nesne ile kıyasladıقَدَرَ الشَّيئَ بالشَّيْئِ
nesneyi nesne ile ölçtü,kıyasladıإِقْتَدَرَ الشَّيْئَ بِالشَّيْئِ : قَاسَ بِهِ
mukayeseمُقَايَسَةٌ
mukayese ileبالمقارنة مع ، بالمقايسة مع
mukayese etmekتَانَّ : مُتَانَّةً
karşılaştırma,mukayeseمُضَاهِيَةٌ
karşılaştırmak,mukayese etmek,ölçmekقَايَسَ : مُقَايَسَةً و قِيَاساً
mukayese etmek,ölçmek,karşılaştırmakتَانَّ : مُتَانَّةً
onu kahr etti,ezdi,mağlup etti,eziyet etti,işkence etti,zülüm etti,incittiإِضْطَهَدَهُ : قَهَرَهُ و أَذَاهُ , جَارَ و غَلَبَ عَلَيْهِ و سَحَقَهُ وعَذََّبَهُ
onu metih etti,övdü,ev safını zikir ve tadat etti,vasf etti,yüceltti,tazim ettiأَثْنَي عَلَيْهِ بالخَيْرِ و مَجَّدَهُ : مَدَحَهُ
parayı tezyif etti,taklit etti,kalpazanlık etti,sikkeye hile kattı,sikkeyi kalp ettiزَيَّفَ الدَّرَاهِمَ : زَافَهَا
onu teşvik etti,kındırdı,tahrik etti,kışkırttı,provake etti,dürttü,terğip ettiإِسْتَحَثَّهُ : حَثَّهُ و إِسْتَفَزَّهُ
onu razı etti,hoşnut etti,memnun etti,itabını izale etti,giderdiأَعْتَبَهُ : أَرْضَاهُ وأزَالَ عَتَبَهُ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ ـَـ بُخُوعاً و بَخَاعَةً بِالحَقِّ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً ، ل
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ : إِعْتَرَفَ بِهِ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً
onu tahrip etti,sabote etti,mahv etti,viran ettiخََرَّبَهُ
arkadaşına isyan etti,zülüm etti,tecavüz etti,tahkir ettiأَبَزَ بِصَاحِبِهِ : إِعْتَدَي عَلَيْهِ
ihbar etti,jurnal etti,ispiyon etti,müzevvirlik ettiوَشَي بِهِ
onu teyit etti,muhkem etti,pekiştirdi,takviye etti,sağlamlaştırdı,sabit kıldı,kuvvetlendirdiآكَدَهُ : أَوْكَدَهُ
batılı yok etti,ortadan kaldırdı,sildi,mahv etti,hükümsüz kıldı,iptal ettiأَزْهَقَ البَاطِلَ : مَحَاهُ و أَزَالَهُ و أًبْطَلَهُ
nesneyi kaldırdı,izale etti,iptal etti,yerine başka bir şey ikame ettiنَسَخَ الشَّيْئَ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- تجنب ، نجاب ، تنحي - أمسوخ ، ذنب الخيل - كُلٌّ مَنْ يَأْتِينِي فَلَهُ دِيْنَارٌ - قابلية إلي الفساد - مَرَّ مُرُورَ الكِرَامِ - كُثَافٌ : كَثِيرٌ - أَمِيرُ الجِبَالِ - قَصَفَ الجَمَلُ قَصِيفاً - خَيَّطَ : تَخْيِيطاً - جَرْيَلَ : جَرْيَلَةً - بَرْقُوشٌ (ج) بَرَاقِشُ - فُرْقَاطَةٌ - خُطَّةُ الإِنْسِحَابِ - إِسْتَبَدَّ بفْكِرْهِ - قُوَّاتُ الحَجِّ و المَوَاسِمِ - بُرَائِلٌ ، بُرَائِلِيٌّ - مَالَ فِي حُكْمٍ : جَارَ - إِسْتِعَاضَةٌ (ج) إِسْتِعَاضَاتٌ - قَدَّرَ بالبَلَدِ - إِزْدَحَمَ القَوْمُ : زَحَمَ بَعْضُهُمْ بَعْضاً - أَقْوَامٌ جَمْعُ قَوْمٍ - رَبْحَان - إِحْتَزَّ : إحْتِزَازاً - غمز العين ، رفّ ، رمش، الرمز بالعين - أَوْذَمَ الدَّلْوَ : شَدَّ وَذَمَهَا و هِيَ سُيُورٌ بَيْنَ آذَانِهَا و الخَشَبَةِ المُعْتَرِضَةِ عَلَيْهَا تُشَدُّ بِهَا - إِقْتِصَادٌيّ جَمْعِيٌّ - ملكة ، ممارسة - نا : أمنا - مُتَسَانِدٌ - إِلْتَفَتَ عَنْهُ : أَعْرَضَ عَنْهُ
ElmaWarid