1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendi إِتَّسَمَ بِكَذَا
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
filan kimse filan gibi oldu,filan filana benzediمَثَلَ فُلاَنٌ فُلاَناً
filan yer bana iyi geldi,filan yerden hoşlandımتَثَعَّمَتْنِي أَرْضُ كَذَا
filan benim ev eve komşudur,filan bitişik komşumdurفُلاَنٌ جَارِي بَيْتَ بَيْتَ
filan yan üzere yatıp uzandı,filan caka ettiجَخَّ فُلاَنٌ
filan şeyi filan şeyle kıyasladı,karşılaştırdı,mukayese ettiقَدَّرَ كَذَا بِكَذَا : قَاسَهُ بِهِ
filan kimse filan şeye düşkün oldu,merak sardıأُهْتِرَ بِكَذَا : أُولِعَ بِهِ
filan kimsr şamdan ırak diyarına gitti,filan yorulup aciz kaldıبَيْقَرَ فُلاَنٌ
filan şey filan şeyin yerine geçip ancak tamamıyla yerini tutamadıأَجْزَي كَذَا عَنْ كَذَا
onu filan şeyle tefrik ve temyiz etti,filan şeye mahsus kıldıإِخْتَصَّهُ بِكَذَا : خَصَّهُ
filan filan şeyi icap ve ilzam ettiجَزَمَ عَلَي فُلاَنٍ كََذَا
filan şeyi filan kimseden dışarı çıkarmak istediإِسْتَخْرَجَ الشَّيْئَ مِنْهُ
filan şehir filan ülkenin neresindendir,içeriden içeriyedirالبَلْدَةُ الفُلاَنِيَّةُ أَيْ جِهَةٌ مِنَ المَمْلَكَةِ الفُلاَنِيَّةِ مِنْ دَاخِلِ دَاخِلِ المَمْلَكَةِ
filan şeyi bırakarak filan şeyl uğraştımشُغِلْتُ بِكَّذَا عَنْ كَذَا
filan filan işe muktedir eyledi,kıldıقَدَّرَ فُلاَناً عَلَي الأَمْرِ
filan iş filan adam beni üşendirdiجَعَلَنِي الأَمْرُ الفُلاَنِيُّ او الرَّجُلُ الفُلاَنِيُّ أَتَهَامَلُ و أَتَكَاسَلُ
onun filanca şeyle itham etti,suçladı,filanca şeyle dava ettiإِدَّعَي عَلَيْهِ بِكَذَا : إتَّهَمَهُ
birini bir şeyle meşgül etmek,işgal etmek,iş vermek,tutmak,evde ikamet etmek,bir şeyle megul olmak,sarfı nazar etmek,,bir şeyden vaz geçmekشَغَلَ ـَـ شَغْلاً و شُغْلاً بِ ، مِنْ ، هُ
birinden azar alınan şeyle geçinmek,azar azar almak,biraz biraz almak,suyu emerek içmek,biriken suyu avuçlamak,yer otlu olmak,az şeyle geçinmek,davar,otu büyüyüp doyuracak duruma gelmezden önce otlamakتََرَّضَ : تَبَرُّضاً
filan şeyle aydınlandıإِستَنَارَ بِكَذَا : إِسْتَمَدَّ نُورَهُ
filanca şeyle boyandıإِصْطَبَغَ بِكَذَا : تَلَوَّنَ بِهِ
boş şeyle övünmekأَفْجسَ : إِفْجَاساً
bir şeyle alıkoyduثَيَّرَهُ و بِهِ
işi şeyle başladıإِسْتَفْتَحَ الأَمْرِ بِالشَّيْئِ : إِبْتَدَأَ بِهِ
filan şeyle kazdıإِحْتَفَرَ ِكَذَا : حَفَرَ بِهِ
bir şeyle yakından ilgilenmekإِهْتِمَامٌ بالشَّيْئِ عَنْ كَثَبٍ
çocuğu bir şeyle avut !أَسكت الصبيّ بشيئ !
çocuğu bir şeyle avuttuأَسْكَتَ الصَّبِيَّ بِشَيْئٍ
bir şeyle avunup oyalanmakتَقَصَّرَ : تَقَصُّراً
nefret ettiği şeyle karşıladıبَكَتَهُ : إِسْتَقْبَلَهُ بِمَا يَكْرَهُ
bir şeyle itiyat eylediنَشِيَ بالشَّيْئِ
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendiإِتَّسَمَ بِكَذَا
alametli,belgitli,damgalı,nişanlı,nişanlı davar,atمُسَوَّمٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ile damgalı,damgalanmış,işaretlenmiş,nişanlıمُتَّسِمٌ
damgalı ve nişanlı olmak,tesmiye olunmakإِيْتِسَامٌ (ج) إِيْتِسَامَاتٌ
damgalı,nişanlı,alametlenmiş,aşağısından yukarısına dek sislerle süslenmiş zırhمَوْسُومٌ (ج) مَوْسومُون
hatip,konuşmacı,hutbe okuyan,nişanlı,dünür,nişanlı,hatun alacak kişi,hatip,konuşmacı,hutbe okuyan,nişanlı,panelistkonuşan,hoşeda ve hobnida ile güzel hutbe kıraateden efendi Reyhanzade merhum gibiخَطِيبٌ (ج) خُطَبَاءُ و خَطِيبُون و رجل خَطِيبٌ اي حسن الخُطبة
markalıمعلم ، ذو علامة ، ذو ماركة
öğretilmiş,eğitilmiş,markalı,nakışlı,süslüمُعَلَّمٌ : مُطرَّزٌ ، مُنَقَّشٌ
ziyade alim ve vakıf ve danişmend olan,en çok bilen,bilir olan,en iyi bilen,pek alim,daha alim,en alim,ziyade bilici kişi,bilerek,en bilen,daha bilen,pek bilen,en bilgin,en çok bilen,bilirim,üst dudağı yarık,alt dudağı yarık kimse,damgalı,alametli,nişanlıأًَعْلَمُ (ج) أَعلَمُون (إِسْمُ تَفْضِيلٍ ): نَقُولُ اللّهُ و رَسُولُهُ أَعْلَمُ
damgalıموسوم
damgalı fıçıكندوج موسوم
damgalı (sf)موسوم ، بدمغة ، عليه الدمغة، مدموغ، مختوم ، مكوي
gizli damgalı mektupرِسَالَةٌ ذَاتُ دَمْغَةٍ سِرِّيَّةٍ
işleme,işlemeli,nakışlı,damgalıمُطَرَّزٌ
El-nasır damgalı yirmi dinarعِشْرُونَ دِيْنَاراً نَاصِرِياً
at arık oldu,bir et bir kemik oldu,zebun oldu,dumura uğradıإِضْطَمْرَ الفَرَسُ : صَارَ ضَامِراً أَيْ هَزِيلاً قَلِيلَ اللَّحْمِ
ev bir yıllık oldu yani bina olalı bir sene olduأَحَالَتِْ الدَّارُ : أَحْوَلَتْ
ev bir yıllık oldu yani bina olalı bir sene olduأَحْوَلَتِ الدَّارُ : أَحَالَتِ الدّارُ
onu veya bir şeye ait oldu,bağlı oldu,mensup ve müntesip oldu,bağlandıإِنْتَمَي إِليْهِ أَوْ إِلَي الشَّيْئِ : إِنْتَسَبَ إِلَيْهِ
adam arık oldu,bir et bir kemik oldu,zayıfladıهُزِلَ الرَّجُلُ
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
hasta oldu,bir hastalığa yakalandı,tutuldu,düçar olduإِعْتَرَاهُ مَرَضٌ
adam bir işten beri oldu,uzak oldu,aklandı,temize çıktıبَرِئَ الرجلُ بَرَاءً و بَرَاءَةً و بُرُؤاً من الامر: تَبَرَّأَ منه
filan bir tarafa çekilip tek ve tenha oldu,yalnız olduتَامَ فُلاَنٌ
bir şey le cimri oldu,eli pek ve sık olduإِضْطَنَّ بالشَّيْئِ : بَخِلَ بِهِ
adam bir işten beri oldu,uzak oldu,aklandı,temize çıktıبَرِئَ الرجلُ بَرَاءً و بَرَاءَةً و بُرُؤاً مِنَ الأَمْرِ: تَبَرَّأَ منه
bir belaya duçar oldu,müptela oldu,uğradıأُبْتُلِيَ و بُلِيَ بِبَلِيَّةٍ
bir şeye düşkün oldu,müptela olduغُرِيَ بالشَّيْئِ
bir şeye düşkün oldu,müptela olduأُغْرِمَ : إِغْرَاماً بالشَّيْئِ : أبتلي بِه
bir şeye düşkün oldu,müptela olduأُغْرِمَ بِالشَّيْئِ إِغْرَاماً :أُبْتُلِيَ بِهِ
dağarası,dağ yolu,iki dağ arasındaki yol,dağ arası olan dere,vadi,yemişli ağaca koydukları destekشِعْبٌ (ج) شِعَابٌ و فِي المثل
dik dağ,sarp dağ,tepesine erişilmez dağجَبَلٌ مَنِيعٌ
kır keçisi,dağ keçisi,dağ keçisinin dişisi,yaban keçisi,dağ keçisi tekesi,ulu yüksek adam,erkek yaban keçisi,dağ keçisi,sığınacak yerوَعْلٌ (ج) وُعُولٌ و أَوْعَالٌ و وِعَالٌ
yüce,yüceyer,şahika,yüksek yer,yükselen büyük bina veya dağ,yalçın dağ,yalçın kaya,çok yüksek bina veya dağ,dağ tepesiشَاهِقَةٌ (ج) شَوَاهِقُ : ذروة الجبل ، قمة الجبل
kalabalık,halk,dağ,dere,tepe,dağ eteği,orta,yanعُرْضٌ
geyik,dağ keçisi,dağ keçisinin erkeği,sığın,gavzenأَيِّلٌ ، إِيَّلٌ : ذَكَرُ الأَوْعَالِ
yüksek dağ,büyük dağ,tepe,sebat,yerleşmek,sabit hale gelmek,tutmakطَوْدٌ (ج) أطْوَادٌ
ses ve seda işitilmeyen dağ,yankısız dağجَبَلٌ أَخْرَسُ
dağ cirminden ileriye sarkan dağ burnuرَعْنٌ
sırt,tepe,dağ,arka,dağ sırtıضَهْرٌ
dağ,dağın enyüksek ve sarp yeri,iki kaya arasında veya dağ başında olan yarıkشِيقٌ
küçük dağ,kadınınboynundan memelerinin aşağısına kadar inen bir nevi süs,hışır,küçücük dağ,askı gerdanlıkمِنْجَدٌ (ج) مَنَاجِدُ
ön,dağ önü,dağ eteğiقُبْلٌ
sağır,bahadır,yiğit,yürekli,yüksek dağ,zor ve sarp dağ,dümdüz taş,itilmesi güç olan koşak adam,yıldızsız gece,yolusuz beyabanأَيْهَمُ (ج) يُهْمٌ (م) يَهْمَاءُ : أَصَمُّ ، شُجَّاعٌ ، مَنْ لاَ عَقْلَ لَهُ ولاَ فَهْم ، العَالِيُ مِنَ الجِبَالِ ، الجَبَلُ الصَّعْبُ ، الحَجَرُ الأَمْلَسُ ، الجَرِئُ الّذي لا يُسْتَطَاع دَفْعُهُ ، اللَّيْلُ الذي لا نُجُوم فِيْهِ ، البرّ الذي لا يُهْتَدَي فِيهِ ،
otsuz dağ,kel dağجَبَلٌ أَقْرَعُ أَيْ لاَ نَبَاتَ فِيْهِ
süt ile kılıç,süt ile su yağ ile süt,ekmek ile su,buğday ile su,ekmek ile akşam,gençlik ile semizlik,iki ay yahut iki günأَبْيَضَان : لَبَنٌ و مَاءٌ ، لَبَنٌ و شَحْمٌ ، خُبْزٌ و مَسَاءٌ و شَهْرَان ، يَوْمَان و يقال لا يشرب إلاّ الأَبْيَضَين اي اللبن و الماء و يقال إجتمع للمرأة الأبيضان اي الشباب و السمن و يقال أيضا ما رأيته مذ الأبيضين اي اليومين و النهارين او الشهرين
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
Ebrehe fil ile Amerika ve İsrail filolar ile Ruslar bombalar ile Eset varillerle Müslümanlara saldırdı Rabbim onların üzerine Ebabil kuşunu gönderecekهَاجَمَ أَبْرَهَةُ عَلِي المُسْلِمين َ بالفِيلِ و الأَمَرِيكَا و إِسْرَائِلُ بالأَسَاطِيلِ و الرُّوسُ بالقَنَابيلِ و الأَسَدُ بالبَرَامِيلِ و رَبِّي سَيُرْسِلُ عَلَيْهِمْ طَيْرَ الأبَابِيلِ
Allah dileği ile,isteği ile,iradesi ileبِمَشِيئَةِ اللهِ
altın ile safran,et ile şarap,ekmek ile etأَحْمَرَان : ذَهَبٌ و زَعْفَرَان ، لَحْمٌ و خَمْرٌ ، خُبزٌ و لَحْمٌ
Hükema demişler:Eğer ab-ı hayat mesela yüz suyu ile satılırsa akıl almaz,zira hürmet ile ölmek hakaret ile yaşamaktan daha iyidir.قَالَ الحُكَمَاءُ مَثَلاً إذَا بِيْعَ مَاءُ الحَيَاةِ بِمَءِ المُحْيا فالعارِفُ لاَ تَشْتَرِ مِنْهُ شَيْئاً لأَنَّ المَوْتَ بالعِزِّ خَيْرٌ مِنَ الحَياةِ بالذُّلِّ
acı iki şey,fakirlik ile yaşlılık,yaşlılık ile hastalık,açlık ile çıplaklık,fakirlik ile ihtiyarlık yahut ihtiyarlık ile hastalık,acı darıأَمَّرَان : فَقْرٌ و هَرَمٌ ، هَرَمٌ و مَرَضٌ ، جُوعٌ و عُرْيٌ
kötü beslenmek,gıdasızlık,kanca ile çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmekحَجْنٌ : سوء الغذاء
e,a ile,la,le,başbaşa,ile,beraberlik ifade eden edat,ile beraber,bitrlikte,maa,ce,ca,vaktinde,bakmıyarak,maaمَعَ ، بِ و يُقَالُ فُلاَنٌ كَرِيمٌ وَهُوَ بَعْدَ هَذَا أَدِيبٌ اَيْ مَعَ هَذَا
insan ile cin,insan kısmı ile cin taifesi,insanlar ile cinler,ins ile cinثَقَلاَن : إنس و جِنٌّ و في القرآن
posta ile para gönderen ile alacak olanın adları ve para miktarı yazılıp para ile yatırılan kağıt,havalename,poliçe,havale,çekبُولِيصَةٌ (ج) بَوَالِيصُ: بُولِيجَةٌ : أَجِيلَةٌ
bir kimseyi bir şeye razı etmek,kadının başını baş örtü ile örttürmek,dağın başına çıkmak,birine kılıç,kamçı ile vurmak,yüzünü peçe ile örtmekقَنَّعَ : تَقْنِيعاً
akrep ile kara yılan,su ile hurma,su ile sütأَسْوَدَان : التَّمْرُ و المَاءُ ، الحِيَّةُ و العَقْرَبُ ، المَاءُ و اللَّبَنُ
iç yağı ile gençlik,uyku ile nikah,yemek ile nikahأَطْيَبَان : شَحْمٌ و شَبَابٌ ، نَوْمٌ ، أَكْلٌ ، نِكَاحٌ
ziyade acı iki şey:fakirlik ile ihtiyarlık yahut ihtiyarlık ile hastalık,acı darı,kötülük ile büyük iş,açlıkأَمَرَّان : فَقْرٌ و هَرَمٌ ، هَرَمٌ و مَرَضٌ و حَاجَةٌ ، شَرٌّ و أَمْرٌ عَظِيمٌ و يُقَالُ َّاقَ مِنْهُ الأَمَرّين اَيْ الشَّرَّ و الأَمْرَ العَظِيمَ
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendiإِتَّسَمَ بِكَذَا
uygun,tıpkı,aynı,birikinti,halk yığını,kalabalık,halkطِبْقٌ
horluk,zillet,aşağılık,darlık,şiddet,rezalet,sıkıntı,halk,ahali,bütün halkهُونٌ : ذِلَّةٌ و فِي القرآنِ الكَرِيمِ : أَيُمْسِكُهُ عَلَي هُونٍ
horluk,zillet,aşağılık,darlık,şiddet,rezalet,sıkıntı,halk,ahali,bütün halkهُونٌ
silahsız,savunmasız,müdafaasız halk,savutsuz halkشَعْبٌ أَعْزَلُ
halk otacısı,halk hekimi,doktoruحَكِيمٌ شَعْبِيٌّ
halk oylaması,halk referandumu,referandumإِسْتِفْتَاءٌ شَعْبِيٌّ
halk kümelenmek,halk küme olmak,örtmek,devenin ağzına ağızlık geçirmek,agah olmakكَمَّ ـُـ كَمّاً و كُمُوماً
halk gelenekleri,halk folkloruتَقَالِيدُ شَعْبِيَّةٌ
halk oylaması,halk referandumuإِستِفْتَاءٌ شَعْبِيٌّ
halk ile halk yönetimiحكم الشعب بالشعب
yartmak,yapmak,oranlamak,kendinden yalan düzüp söylemek,örtüsü eski esbabın eskisini çıkarıp iki yanını birbirine dikmek,halk etmek,halk,yaratılış,mahluk,tabiat,kılıkخَلْقٌ
bir kimsenin yakınları , akrabaları, ailesi, karısı,zevcesi,topluluk,halk,ehhil,ahali,sahip,erbab,familya,aile,evhalkı,hısım,akraba,ehil,halk,aşiret,ahali,içأَهْلٌ (ج) أَهْلُون و أَهَالِي
kamu,genel,halk tabakası,bütün insanlar,avam,amme,umum,umum insanlar,halk ,ahali,herkes,ortalıkعَامَّةٌ (ج) عَوَامٌ
parlamento,halk meclisi,millet meclisi,halk konseyiمَجْلِسُ الشَّعْبِ ، مَجْلِسُ النُّوَّابِ ، نَدْوَةٌ
onarmak,ıslah etmek,demircilik etmek,kılmak,halk etmek,yaratmak,yapmak,halk etmekقَانَ ـِـ قَيْناً
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendiإِتَّسَمَ بِكَذَا
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendiإِتَّسَمَ بِكَذَا
iyi bilindiأُوقِنَ
güzel sıfatlarıyla maruıf oldu,bilindiإِتَّصَفَ الشَّيْئُ :صَارَ مَعْرُوفاً بِحُسْنِ صِفَاتهِ
bir şeyle vasıflandı,sıfatlandı,nitelendi,bilindi,diğerlerinden fark edildiإِتَّصَفَ بِكَذَا مِنَ الصِّفَاتِ : عُرِفَ بِهَا
bir şeyle vasıflandı,sıfatlandı,nitelendi,bilindi,diğerlerinden fark edildiإِتَّصَفَ بِكَذَا
en meşhur, en ünlü, en şlöhretli, pek meşhurأَشْهَرُ
en meşhur,en ünlü,en şlöhretli,pek meşhur,daha ünlü,pek ünlü,ziyade şöhretli ve namdar olan,navdar,daha iyi tanınmış,ün salmışأَشْهَرُ
parlak,aydın,güzel,göz kamaştırıcı,ziyadar,ayan,alın damar,açık,rüşen,tabnak,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,tabnak,aydınlık,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,üstün,galip,yeğin,alın damarıبَاهِرٌ (ج) بُهْرٌ : غَالِبٌو يقال نَجَاحٌ بَاهِرٌ و يُقَالٌ لَهَبٌ بَاهِرٌ اَيْ وَاهِرٌ و قَمَرٌ بَاهِرٌ اَيْ غَالِبٌ نُورُهُ
parlak,güzel,göz kamaştırıcı,ziyadar,ayan,alın damar,açık,parlak,rüşen,tabnak,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,tabnak,aydınlık,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,üstün,yeğin,alın damarıبَاهِرٌ (ج) بُهْرٌ : غالب و يقال نَجَاحٌ بَاهِرٌ
meşhur (ar)مشهور ، شهير ، ذائع الصيت
meşhur hatalarأَخْطَاٌ مَشْهُورَةٌ
meşhur olmakإشتهار
meşhur sözمَقُولَةٌ زَرْقَاءُ
meşhur sözقَوْلَةٌ شَهِيرَةٌ
meşhur sözمقولة مشهورة
filan şeyle damgalandı,damgalı,almetli,markalı,nişanlı oldu,bir dağ ile dağlandıki halk arasındı bilindi,meşhur oldu,niytelendiإِتَّسَمَ بِكَذَا
adam kambur oldu,kamburlaştı,iki büklüm oldu,sırtı eğri büğrü oldu,yumrulandı,yüksek olduإِحْدَوْدَبَ الرَّجُلُ : صَارَ أَحْدَبَ ، تَحَدَّبَ و إِنْحَنَي
adam delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup oldu,adamın aklı zayıf oldu,ahmak oldu,dalgın olduبَلِهَ الرَّجُلُ : ضَعُفَ عَقْلُهُ و قَلَّ تَمْيِيزُهُ
batıl,mahv oldu,yok oldu,zail oldu,zeval buldu,telef olduزَهَقَ البَاطِلُ
efendi oldu,hükümran oldu,egemen oldu,başat olduسَادَ الرَّجُلُ
adamın evinde et çok oldu,adam etli oldu, eti çok oldu,et sahibi olduأَلْحَمَ الرَّجُلُ
adam herkesin görüşüne uyan zayıf görüşlü kimse oldu,yesman oldu,uysal olduتَأَمَّعَ الرَّجُلُ : صَارَ إِمَّعَاً اَيْ ضَعِيفَ الرَّأْيِ تَابِعاً مُتَرَدِّداً
at kümeyit oldu,karaya okşar kırmızı oldu,atın yelesi ve kuyruğu siyah olduإِكمَوْمَتَ : إِكْمِيمَاتاً الفَرَسُ
iş sağlamlaştı,sağlam oldu,muhkem oldu,kesinleşti,pekişti,doğrulandı,kararlaştırıdı,sabit olduتَأَكَّدَ الأَمْرُ : تَوَكَّدَ
ondangam,keder,üzüntü ve sıkıntı def oldu,gitti,bertaraf oldu,zail olduإِنْسَلَي عَنْهُ الغَمُّ و الهَمُّ : إِنْكَشَفَو زَالَ
yer mamur oldu,abadan oldu yani onda insan yerleşti,sakin olduأَنُسَ المَكَانُ
saç sarışın oldu,kumral oldu,kızıl ile altın rengi arasında olduإِشْقَرَّ الشَّعْرُ : صَارَ أَشْقَرَ
nesne diğerlerinden üstün oldu,seçkin oldu,ayrılıp ayrı durdu,yalnız olduإِمْتَازَ الشَّيْئُ : إِنْفَصَلَ عَنْ غَيْرِهِ و إِنْعَزَلَ
onu veya bir şeye ait oldu,bağlı oldu,mensup ve müntesip oldu,bağlandıإِنْتَمَي إِليْهِ أَوْ إِلَي الشَّيْئِ : إِنْتَسَبَ إِلَيْهِ
nesne ile memnun oldu,hoşnut oldu,razı oldu,kanaat ettiإِقْتَنَعَ بِالشَّيْئِ : رَضِيَ بهِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid