1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgili kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgili قُرَّةُ العَيْنِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
göz kırpmak,kıpmak,göz kaş etmek,göz kaşla işaret etmek,kötülemek,koğuculuk,çekiştirmek,çimdiklemekغَمْزٌ
göz,son,nihayet,son,kenar,göz,bakış,gözü oynatmak,bakarken göz kapağını titretmek,kenar,göz açıp yummak,kirpiklerin hareketi,nihayet,son,kirpiklerin hareketi,göz açıp yummak,gözطَرْفٌ : عَيْنٌ ، نهاية
kızıl göz,kırmızı göz,aslan gözü gibi kırmızı veya öfkeden kızarmış olan gözعَيْنٌ شَزْرَاءُ اَيْ حَمرَاءُ كَعَيْنِ الأَسَدِ او مُحْمَرَّةٌ مِنَ الغَضَبِ
göz ucu,göz bucağı,göz kuyruğuلَحَاظٌ
göz iltihabı,göz ağrısı,zayıf gözرَمَدٌ
göz aydını,göz yaşı kurumak,göz nuru,sevindiren şey,kazan dibini tutan şey,tencere dibine yapışıp ve kararan yemek,kurbağa,su teresiقُرَّةٌ (تر) : مَا لَزِقَ بِأَسْفَلِ القِدْرِ مِنَ الأَكْلِ
a,e göz yummak,gözden kaçmak,göz yummak,dikkate almamak, önem vermemek,görmememiş gibi davranmak,görünmek,göz yummak,görmememiş gibi davranmak,görünmek,göz ardı etmek,göz ardı etmekتَغَاضَي : تَغَاضِياً عَنْ ..
bir şeye kaşla,gözle veya göz kapağı ile işaret etmek,göz kırpmak ,göz kırparak işaret etmek,dokunmakغَمَزَ ـِـ غَمْزاً بِ
göz kapamak,görmezlik etmek,görmezlik etmek,göz yummak ve görürken görmezlenmek,göz kırpmakإِغْمَاضٌ (ج) إِغْمَاَضاتٌ
göz yaşardı,yaş döktü,göz yaşı şapır şupur döküldüإِسَتَهَلَّتِ العَيْنُ : دَمَعَت
göz dikmek,göz dikip bakmak,arzu etmek,gözünü yükseltmekطَمَحَ ـَـ طَمْحاً و طُمُوحاً
göz yağı,gözden yaş damlamak,göz yaşı dökmekدَمْعٌ
göz iltihaplanmak,göz ağrımak,helak etmek ve olmakرَمِدَ ـَـ رَمَداً
göz,göz pınarı,bebek,gözün büyük karası,hadekeمُقْلَةٌ (ج) مُقَلٌ : حدقة
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
iri göz,gözün beyazı pek ve parlak beyaz,siyahadı tam,safi siyah olma,gözün akı karasını çevreleme,yüzü güzel,açık bilinenبَرَجٌ (ج) أَبْرَاجٌ
ay aydınıنور القمر
Ay aydınıنُور القَمَر
Osmanlı aydınıمُثَقَّفٌ عُثْمَانِيٌّ
göz aydını,sevinçنُعْمَةٌ : قُرَّةُ عَيْنٍ
bir Kürt aydınıمُثَقَّفٌ كُرْدِيٌّ
gözün ucu dar olmak,elbiseyi kabaca dikmek,teyellemek,gözün ucu dar olmakteyellemek,yamasız dikmek,daraltmak,bir şey etrafında dönmeketrafında dolaşmak,sıkılmak,üzülmeحَاصَ ـُـ حَوْصاً و حِيَاصَةً
göz,çeşm,göz nuru,gözün görmesi,basar,görme veya anlama gücü,kalp gözü,bilmek,görmek,idrak,görüş,görme duyusu,görüp bilmek,gözün görücülüğüبَصَرٌ (ج) أَبْصَارٌ : نظر ، عين ، إدراك ، مكرو فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gözün akı büyük olmak,gözün karasını tümünü kaplamak,göz güzel olmak,kaşların arası uzak olmak,geniş olmak,yemek ve içmekte geniş olmak,kadın süslü görünmek,süsünü göstermekبَرِجَ ـَـ بَرَجاً
Kürt aydını Dr.Abdullah Cevdetعَبْدُ الله جَوْدَتْ : مُثَقَّفٌ كُرْدِيٌّ
kapan,fak,tuzak,aydınlık,ay aydınıفَخْتٌ : فخٌّ
insanın ve devenin tabanı altındaki et,deve tırnağı,ayak eti,parmak diplerinin aya tarafındaki etleri,gözün üstünde veya altında beliren yumru et,avuçta parmakların köklerindeki lop etler,gözün üst ve alt kapaklarındaki şiş,büzülüp yer yer beyazlanmış et,kol eti,göz etiبَخَصٌ (و) بَخَصَةٌ : لَحْمٌ تَحْتَ الجَفْنِ الأَسْفَلِ يَظْهَرُ عِنْدَ تَحْدِيٌقِ النَّظَرِ ، لَحْمٌ نَاتِئٌ بَارِزٌ فَوْقَ العَيْنَينِ أو تَحْتِهِمَا ، لَحْمُ القَدَمِ ، لَحْمُ أُصُول الأصَابِعِ ، لَحْمُ الذّرَاعَيِنِ ، لَحْمُ العَينِ
gözün kulak tarafından olan köşesi ki göz kuyruğu tabir olunur,gözün burun yanından olan köşesi ki göz pınarı tabir olunurمَاقِئٌ : مُوقِئٌ : مؤخر او مقدم العين
mehtaplı gece,aylı gece,ay aydını,ayazقَمْرَاءُ (ج) قُمْرٌ
aydın,ışıklı ve munevver kılmak,aydınlatmak,tenvir,sabahın aydın vakti,nurlandırmak,,ağaç çiçeklenmektenvir,tenvir etmek,sabahın aydın vaktiتَنْوِيرٌ (ج) تَنْوِيرَاتٌ
gözün aydın sizinden gözünüz aydın !أَقَرَّ اللهُ عَيْنَكُمْ بالقَادِمِ و آنَسَكُمْ أَنْتُمْ أَيْضاً !
Gözün aydın , sizinde gözünüz aydınاقر الله عينكم بالقادم و آنسكم أنتم أيضا
gözün aydın sizinden gözünüz aydınأَقَرَّ اللهُ عَيْنَكُمْ بالقَادِمِ و آنَسَكُمْ أَنْتُمْ أَيْضاً
aydınlanmak,ışğından yararlanmak,aydın olmak,rüşen olmak,nurlanmak,aydın ve kültürlü olmak,münevver olmak,parlamak,üstün gelmek,kazanmak,meşveret etmekإِسْتَنَارَ : إِسْتِنَارَةً بِ ،عَلَي
aydın,rüşen ve ziyadar olmak,rüşen ve aydın kılmak,aydınlandırmak,şule ve aydınlık etmek,münevver kıl,aydınlatmak,rüşan ve ziyadar eylemek, ışıklandırmak,yakmakإِضَاءَةٌ (ج) إِضَاءَاتٌ : إِنَارَةٌ
aydınlatmak,ışıtmak,birirne yol göstermek,lambayı yakmak,tenvir etmek ,ağaç çiçek açmak,ağaç çiçeklenmek ,ışımak,aydın,ışıklı ve munevver kılmak,ağaç çiçek açmak,ışımak,ışıtmak,birine yol göstermek,lambayı yakmak,sabah ağarmak,aydın olmak,hurma çekirdeklenmek,aydın olmak,hurma çekirdeklenmek,lambayı yakmak,yol göstermeksabah ağarmakنَوَّرَ : تَنْوِيراً عَلَي ، هُ
aydın olmak,parlamak,uzaktan ateşi görmek,yayılmak,aydın olmak,parlamak,aydınlatmak,yayılmak,uzaktan ateşi görmek,elbisye nakışlar yahut çizgiler koymak,nefes aldırmak,rahatettirmekنَارَ ـُـ نَوْراً و نِيَاراً و نِيَارَةً
açık,aşikar,vazıh,belli,net,sarih,zahir,aydın,açık,ayan,aşikar olan,vazıh,belli,sarih,zahir,aydın,rüşen,aşikare,açık olan,beyazımsı deveوَاضِحٌ : جَلِيٌ
aydınمضئ ، منير ، نيّر ، ساطع ، مشع ، مقمر ، لامع ، باهر ، واضح ، مبارك ، مسعود ، قرير العين
aydınنور ، ضؤ ، منور ، مثقف
Aydınمُنَوَّرٌ ، مُثَقَّفٌ
Aydınنور
Aydınآيْدِينُ : مَدِينَةٌ بِتُرْكِيَا
aydın kadınlarمُثَقَّفَاتٌ
olacağıمصيره ، نهاية الأمر ، آخر الكلام
olacağı meçhulمجهول المصير
olacağı yokأمر لا يتيسر حصوله ولا يتأتي تستعمل الا في معرض الانكار
olacak şey değil,olacağı yokأَمْرٌ لاَ يَتَيَسَّر و لاَ يَتَاَتَّي
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
ahiret,öbür dünya,vefatından sonra insan vasıl olacağı alem,baki cihan,kafilenin sonu,en sonraki kısmı,diğer,başka,öteki,ikinci alem,her nesnenin sonu,borca,veresiye,semer ağacının ardıki binici ona binerآخِرَةٌ (ج) أَوَاخِرُ: أُخْرَي : آجِلَةٌ وفِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
göz aydını,göz yaşı kurumak,göz nuru,sevindiren şey,kazan dibini tutan şey,tencere dibine yapışıp ve kararan yemek,kurbağa,su teresiقُرَّةٌ (تر) : مَا لَزِقَ بِأَسْفَلِ القِدْرِ مِنَ الأَكْلِ
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
göz korkunç bir şey görüp yıldıجَبِئَ البَصَرُ
çok parlak,yükselen,havalanan,beliren,yükselen,göz kamaştırıcı,yükselip parlayan şey,toz,v.s,çok parlak,göz kamaştırıcı,yükselip parlayan şey,toz,v.sسَاطِعٌ (م) سَاطِعَةٌ
ne şaşılacak şey,çok şaşılacak şey,hayret edici şey,ilginç şey,taaccüp edilecek şey,ne tuhaf şey!يَا لِلعَجَبِ!
göz değmesini engellemek için çocuklara takınlan muska,nazarlık gibi şeyنُفْرَةٌ
istekli olmak,ummak,tamahkar olmak,tamah,emel,aç gözlülük,arzu,istek,gözü yukarı kaldırıp bakmak,göz koymak,düşkün olmak,hırs,ümit,ziyade göz dikmek,gözü yukarı kaldırıp bakmak,iştahı çeken her şey,askerlere dağıtılan erzakطَمَعٌ (ج) أَطْمَاعٌ : مَطْمَعٌ
göz,bakış geniş ve uzun olup hiçbir şey onu geri çevirmediإِنْفَسَحَ النَّظَرُ : إِمْتَدَّ فَلَمْ يَرُدّهُ شَيْئٌ
bir şeyi daima işleyip adet ve idman edinmek,alçaklatmak ,hor ve zelil görmek,istihaf etmek,alışmak,üns ve ülfet etmek,yüz göz öğrenip bir şey ile üns ve ülfet eylemek,yüz göz olmakبَسَأَ ـَـ بَسْأً و بَسَأً و بَسَاءً و بُسُؤاً بِ
bakmak,tedbir etmek,görmek,göz atmak,gözleri ile süzmek,bir şey üzerinde,düşünmek,görüşmek,beklemekنَظَرَ ـُـ نَظَراً و نَظْراً و مَنْظَراً و مَنْظَرَةً و نَظَرَاناً و تَنْظاراً إِلَي ، فِي ، لِ
hayret verici şey,ilginç şey,harika,tansık,mucize,garibe,acayip,çok hoş,tansık,şaşacak,şaşılacak şey,taaccüp olunacak şey,acibeعَجِيْبَةٌ (ج) عَجَائِبُ
su yere batmak,bir şey kalmamak,göz çukuruna düşmek,gark olmak,derinliğe gitmek,göçmek,çökmek,göz çüküp çukurlaşmak,batmak, çukur yere girmek,bir şeyi aramak,talep etmek,gündüzün sıcağı katı olmak,gün ortasında uyumak,hayır,nimet ve bolluğa nail olmak,bir şeyi derinliğine incelemekغَارَ ـُـ غَوْراً و غُؤُوراً و غِيَاراً فِي ، لِ
gören göz,gören,bilen,görme duyusu,çeşm,görünen şeyبَاصِرَةٌ (ج) بَوَاصِرُ : عين و يقال خَيْرُ الغِدَاء بَوَاكِرُهُ و خَيْرُ العَشَاءِ بَوَاصرُهُ
göz kırpmak,kıpmak,göz kaş etmek,göz kaşla işaret etmek,kötülemek,koğuculuk,çekiştirmek,çimdiklemekغَمْزٌ
yere bir şey saplamak,dikmek,göz seğirmek,sancımak,dürtmek,sancımak,rekizرَكْزٌ
göz bebeği,göz yaşı,göz bebeğiبِنْتُ العَيْنِ : دَمْعَةٌ و بالكُرْدِي بُؤْبُؤٌ
Göz bebeğiبُؤْبُؤُ العَيْنِ ، إِنْسَانُ العَيْنِ
göz bebeğiاِنسان العين
göz bebeğiناظر (ج نواظر ، بؤبؤ ، إنسان العين و سوادها ، لعبة العين ، حدقة،
göz bebeğiإِنْسَانُ العَيْنِ ، نَاظِرُ العَيْنِ ، بُؤْبُؤٌ
göz bebeğiإِنسَانُ العَيْنِ : نَاظِرُ العَيْنِ ، سَوَادُ العَيْنِ : بُؤْبُؤٌ
göz bebeğiنَاظِرُ العَيْنِ : بُؤْبُؤٌ : إِنسَانُ العَيْنِ :
göz bebeğiلُعْبَةُ العَيْنِ
göz bebeğiحِنْدَارَةٌ
göz bebeğiإِنسَانُ العَيْنِ : نَاظِرُ العَيْنِ : بُؤْبُؤٌ
gözpınarı,göz bebeğiمَأْقٌ (ج) مَآق
gözümün bebeği gibi severimأُحُبُّهُ مِثْلَ بُؤْبُؤِ عَيْنِي
gözümün bebeği gibi severimأحبه مثل بؤبؤ عينيّ
bebeği sütten ayırdı,kestiفَصَلَ الرَّضِيعَ عَنِ الرِّضَاعِ : فطمه
tecavüz etmek,göz bebeğiطَغْيَةٌ
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
göz kırpmak,kıpmak,göz kaş etmek,göz kaşla işaret etmek,kötülemek,koğuculuk,çekiştirmek,çimdiklemekغَمْزٌ
göz,son,nihayet,son,kenar,göz,bakış,gözü oynatmak,bakarken göz kapağını titretmek,kenar,göz açıp yummak,kirpiklerin hareketi,nihayet,son,kirpiklerin hareketi,göz açıp yummak,gözطَرْفٌ : عَيْنٌ ، نهاية
kızıl göz,kırmızı göz,aslan gözü gibi kırmızı veya öfkeden kızarmış olan gözعَيْنٌ شَزْرَاءُ اَيْ حَمرَاءُ كَعَيْنِ الأَسَدِ او مُحْمَرَّةٌ مِنَ الغَضَبِ
göz ucu,göz bucağı,göz kuyruğuلَحَاظٌ
göz iltihabı,göz ağrısı,zayıf gözرَمَدٌ
göz aydını,göz yaşı kurumak,göz nuru,sevindiren şey,kazan dibini tutan şey,tencere dibine yapışıp ve kararan yemek,kurbağa,su teresiقُرَّةٌ (تر) : مَا لَزِقَ بِأَسْفَلِ القِدْرِ مِنَ الأَكْلِ
a,e göz yummak,gözden kaçmak,göz yummak,dikkate almamak, önem vermemek,görmememiş gibi davranmak,görünmek,göz yummak,görmememiş gibi davranmak,görünmek,göz ardı etmek,göz ardı etmekتَغَاضَي : تَغَاضِياً عَنْ ..
bir şeye kaşla,gözle veya göz kapağı ile işaret etmek,göz kırpmak ,göz kırparak işaret etmek,dokunmakغَمَزَ ـِـ غَمْزاً بِ
göz kapamak,görmezlik etmek,görmezlik etmek,göz yummak ve görürken görmezlenmek,göz kırpmakإِغْمَاضٌ (ج) إِغْمَاَضاتٌ
göz yaşardı,yaş döktü,göz yaşı şapır şupur döküldüإِسَتَهَلَّتِ العَيْنُ : دَمَعَت
göz dikmek,göz dikip bakmak,arzu etmek,gözünü yükseltmekطَمَحَ ـَـ طَمْحاً و طُمُوحاً
göz yağı,gözden yaş damlamak,göz yaşı dökmekدَمْعٌ
göz iltihaplanmak,göz ağrımak,helak etmek ve olmakرَمِدَ ـَـ رَمَداً
göz,göz pınarı,bebek,gözün büyük karası,hadekeمُقْلَةٌ (ج) مُقَلٌ : حدقة
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
göz,çeşm,göz nuru,gözün görmesi,görüp bilmek,basar,görme veya anlama gücü,kalp gözü,bilmek,görmek,idrak,görüş,görme duyusu,görme veya anlama gücü,göz nuru,gözdeki görme duyusu,kuvvet,rüyet,ilim,idrak,fikirبَصَرٌ (ج) أَبْصَارٌ : نظر ، عين ، إدراك ، مكر و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
göz aydını,göz yaşı kurumak,göz nuru,sevindiren şey,kazan dibini tutan şey,tencere dibine yapışıp ve kararan yemek,kurbağa,su teresiقُرَّةٌ (تر) : مَا لَزِقَ بِأَسْفَلِ القِدْرِ مِنَ الأَكْلِ
göz nuruنور البصر ، قرة العين ، نور العين
göz nuruنُورُ البَصَرِ : قُرَّةُ العَيْنِ
göz nuru el emeğiنُورُ العَينِ و كَيْدُ اليَدِ
el sanatı göz nuruصَنْعَةُ اليَدِ و قُرَّةُ العَيْنِ
göz,çeşm,göz nuru,gözün görmesi,basar,görme veya anlama gücü,kalp gözü,bilmek,görmek,idrak,görüş,görme duyusu,görüp bilmek,gözün görücülüğüبَصَرٌ (ج) أَبْصَارٌ : نظر ، عين ، إدراك ، مكرو فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
göz kamaşmak,gözler kararmak,siyah beyaz olmak,korkmak,tulum sıcaktan yağları eriyip parçalanmak,şaşmak,dehşetlenip görmemek,gözün nuru bulanmakبَرِقَ ـَـ بَرَقاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kişinin gözü beleri kalıp nesneyi bakıp görmemek,ve göz nuru çöngelmek,azalmak ve katı yorulmak ve yarmak,açmak,genişletmek,bollatmak,şaşkınlıkبَقْرٌ
seher,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,yarmak,tan,sabah aklığı,tan yeri ağarmak,şafak,sabah,tan,sabah yerinin aydınlığı,suyu fışkırtmak,yoldan çıkararak isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,karanlığın aydınlanması,şafak,ilk sabah,sabah çağı,akıtmakفَجْرٌ
kişinin gözü beleri kalıp nesneyi bakıp görmemek,ve göz nuru çöngelmek,azalmak ve katı yorulmak ve yarmak,açmak,genişletmek,bollatmak,,afallamak,bakmakبَقْرٌ
sivri sinek için kurup içinde yatılan cibinlik,örtü,zar,durum,örtü,üvez ve sinek girmesin diye ince bezden yaptıkları perde,göz nuru bulanmakكِلَّةٌ (ج) كِلَلٌ و هُوَ السِّتْرُ الرَّقِيق
şafak,ilk sabah,fecir,tan,tanyeri,ortalık ağardığı zaman,sabah çağı,fecir,sabah,tan,seher,sabah yerinin aydınlığı,akıtmakyerinin ağarması,şafak sökmesi,gün ağarması,göz nuru çöngül olmak,akıtmak,suyu fışkırtmak,yoldan çıkaramak,meyletmek,doğruluktan sapmak,sövmek,isyan etmek,muhalefet etmek,yalan söylemek,günah işlemeye soyulmak,göz yorulmak,hastalıktan iyileşmek,sabah vakti karnılığın açılıp ortalığını aydınlanması,yerden su fışkırıp akması,akıtmak,yarmakفَجْرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
hadislerin nuruنور الأحاديث
göz aydını,gözün aydın olacağı şey,göz bebeği ,göz nuru,göz aydınlığı,sevgiliقُرَّةُ العَيْنِ
sabah aydınlığı,gündüzün aydınlığı,beyazlığı,aklığıبَيْضَةُ النَّهَارِ : بَيَاضُهُ و يقال عالجني من بيضة النهار إلي سواد الليل
sabah aydınlığı,gündüzün aydınlığı,beyazlığıبَيْضَةُ النَّهَارِ : بَيَاضُهُ و يقال عالجني من بيضة النهار إلي سواد الليل
kuyunun dibi,insan üzerine gölge eden bulut,güneş ışınlarının aydınlığı,güneş şulesinin aydınlığıغَيَايَةٌ (ج) غَيَايَاتٌ
gerçek dost,sevgili,yar,dost,arkadaş,halil,sadık dost,sevgili,Halil,Hz.İbrahimخَلِيلٌ (ج) أَخِلاَّء و خُلاَّن (م) خَلِيلَةٌ ، صَدِيقٌ و فِي القُرْآن الكَرِيمِ
içten dost ,ahbap,arkadaş,samimi dost,sevgili,sadık dost,samimi dost,sevgili,yarخِلٌّ (ج) خُلاَّن و أَخْلاَلٌ
sevgili ,sevilen , ahbap,maşuk , mahbup,habip,dost,dost,sevgili,muhabbet olunan,sevilir,hoppa,mahbup,dost,sevgili,muhabbet olunan,sevilir,hoppa,sevilen,ahbap,maşuk,mahbup,habip,muhabbet olunan,yar,muhip,seven,Hz.Muhammet ve Habip otuz beş nefer sahabi ismidirحَبِيبٌ (ج) أَحِبَّاءُ و أَحِبَّةٌ و أَحْبَابٌ : مَحْبُوبٌ و في الحديث :
sevmek,sevgili olmak,müstahap olmak,makbul olmak,dost tutmak,dost edinmek,tercih etmek,müstehap olmak,makbül olmak,sevgili olmak,müstahsen olmak,davarların işkembelerinde su hayli müddet boşanmayıp öylece durmakla susuzluğa tahammülleri mümted olmak,bir nإِسْتِحْبَابٌ (ج) إِسْتِحْبَابَاتٌ
sevmek,hoş bulmak,beğenmek,seçmek,üründülemek,ihtiyar etmek,dost tutmak,sevgili olmak,bir şeyi başkasına tercih etmek,üstün kılmak,yeğlemek,layık olmak,üstün tutmak,dost edinmek,müstehap olmak,sevgili olmakإِسْتَحَبَّ : إِسْتِحْبَاباً عَلَي ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gündüzün başlangıcı,sabah,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,kandil alevi,ateşi,yakışık,güzel,erte,tan yeri,sabahın ilk aydınlığı,gündüzün başlangıcı,sabah vakti,tanağarma zamanı,erte,tan,gündüzün yarısından evvel vakti,sabah,gündüz,ortalıkصَبَاحٌ : أُصْبُوحَةٌ و في المثل
baca aydınlığıضياء الكوة
aydınlığı azقليل الضياء
güneşin aydınlığıسَنَا
sabahın aydınlığıبَلَجُ الصُّبْحِ : ضَوْءُهُ
ay aydınlığıسنا القمر ، نور القمر ، ضؤ القمر
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid