1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmek جَذَعَ ـَـ جَذْعاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
yük hayvanı, yük devesi,binek hayvanıرَاحِلَةٌ (ج) رَوَاحِلُ
nesneyi geri iade etmek,hayvanı satıp yerine başkasını almak,satılan hayvanı parasını faydalı bir şeye sarf etmek,geri dönmek,gerici olmak,verdiğine yine rücü etmek,hak talep etmekإِرْتَجَعَ : إِرْتِجَاعاً إِلَي ، عَلَي
yaban hayvanıوحش (ج) وحوش ، سبع (ج) سباع
hayvanı susattıأَنَسَّ الدَّابَّةَ : أَعْطَشَهَا
hayvanı seğirttiأَوْضَعَ الدَّابَّةَ : جَعَلَهَا تَسْرَعُ
hayvanı yorduأَنْفَهَ الدَّابَّةَ : أَتْعَبَهَا
hayvanı sıçrattıأَوْثَبَ الحَيْوَانَ
hayvanı sıçrattıأَوْثَبَ الحَيْوَانُ
hayvanı yorulduأَزْحَكَتْ دَابَّتُهُ : تَعِبَتْ
kara hayvanıحيوان بري
hayvanı ağnattıدَكَّلَ الدَّابَّةَ
hayvanı bağladıإِرْتَبَطَ الدَّابَّةَ : رَبَطَهَا
hayvanı yürüttüنَسَّسَ البُهْمَةَ تَنْسِيساً : مَشَاهَا
çift hayvanıماشية القران
hayvani yağسَمْنٌ حَيوَانِيٌّ
kapayıp tıkamakردم
göz kapayıp görmeyi vermekتَغْمِيضٌ (ج) تَغْمِيضَاتٌ
adam hayvanı kapayıp yemsiz bıraktıجَذَعَ الرَّجُلُ الدَّابَّةَ
kapıyı üzerinde kapayıp açlıktan ölünceye kadar kimse kendisini sormamakإِعْتَفَدَ : إِعْتِفَاداً
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
bir işi tasdik etmek,doğrulamak,bir kimse dindar olmak,kapıyı üzerinde kapayıp açlıktan ölünceye kadar kimse kendisini sormamakإِعْتَفَدَ : إِعْتِفَاداً
büyük kapı kanadında oyulan küçük kapıki büyük kapıyı kapayıp o küçük kapıdan mürür be ubur ederler,yavru kapı kapıشَوْكَحَةٌ
hayvanı yemsiz hapis ettiصَبَر الدَّابَّةَ : حَبَسَهَا بِلاَ علَفٍ
adam hayvanı kapayıp yemsiz bıraktıجَذَعَ الرَّجُلُ الدَّابَّةَ
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
hayvanı yemsiz hapsetmek,iki deveyi birlikte bağlamak,bir kimseden bir şey esirgemekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً ، هُ
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
geciktirmek,tehir etmek,geri bırakmak,sona atmak,sonraya bırakmak,arkada bırakmak,sona bırakmak,sonraya asmak,gerilemek,ertelemek,tecil etmek,geriye bırakmak,geriye koymak,geriye atmak,gerilemek,geride kalmak,geriye almak,salmak,oyalamak,alıkoymak,mani olأَخَّرَ : تَأْخِيراً ، هُ
geciktirmek , tehir etmek ,geri bırakmak , sona atmak , sonraya bırakmak , ertelemek,sonraya bırakmak,salmak,oyalamakأَخَّرَ : تَأْخِيراً ، هُ
tesir etmek,etkilemek,iz bırakmak,işlemek,intiba bırakmak,etki bırakmak,kar etmek,dokunmakأَثَّرَ : تَأْثِيراً عَلَي ، فِي
ürkütmek,dehşetli kılmak,dehşetlendirmek,dehşete düşürmek,hayrete düşürmekdehşette bırakmak,şaşırtmak,şok etmek,hayran bırakmak,dehşet vermek,dehşet içinde bırakmak,aklını gidermekأَدْهَشَ : إِدْهَاشاً ، هُ
iki,iki nesne,iki çift,iki rakip,düet,düettoإِثْنَانِ (ج) أَثَانِينُ (م) إِثْنَتَان و ثِنْتَان : زَوْجَان ، ثُنَائِيٌّ ، زُوزٌ ،و يَقُولُ العرَبُ
terk etmek,ihmal etmek,boş vermek,savsaklamak,terketmek,boşlamak,bırakmak,ıskalamak,kullanmamak,önem vememek,bir harfi noktasız etmek,hali üzerine bırakmak,baştan savmak,develeri çobansız, başı boş bırakmak,yazıyı noktalamamakأَهْمَلَ : إِهْمَالاً ، هُ
boşaltıp bırakmak,dişi deveyi isteyen sağmak üzere salma bırakmak,dişi devenin memesi bağını çözüp yavrusu emmek üzere salıvermek,birini kendi başına bırakmak,tohumu ektikten sonra tarlaya su salıvermekأَبْهَلَ : إِبْهَالاً ، هُ
atmak,oku atmak,fırlatmak,bırakmak,tüfek atmak,fırlatmak,bırakmak,hedeflemek,amaçlamakbir şeyi elinden atmak,bırakmak,iftra etmekرَمَي ـِـ رَمْياً و رِمَايَةً إِلَي ، بِ ، هُ
bırakmak,vazgeçmek,kendini tamam ile vermek,el çekmek,terk etmek,ihmal etmek,bakmamak,boşlamak,izin vermek,müsaade etmek,yapmasına izin vermek,boş vermek,göçmek,yer değiştirmek,bir yerden diğerine geçmek,kendi başına,yalnız başına bırakmak,olduğu gibi,değiştirmeden bırakmak,vasiyet etmek,miras bırakmak,kılmak,etmek,devmlı ve sürekli kılmakتَرَكَ ـُـ تَرْكاً و تِرْكَاناً إِلَي ، عَلَي ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
sevmediği veya çekindiğinden onu bırakmak,haramı bırakmak,takva olmakزَهِدَ ـَـ زُهْداً
bırakmak,alıkoymak,artırmak,yaşatmak,sağ bırakmak;sağlığını dilemekإِسْتَبْقَي : إِسْتِبْقَاءً ، هُ
birini halife kılmak,arkasında artık bırakmak,geride bırakmakخَلَّفَ : تَخْلِيفاً ، هُ
bırakmak,salıvermek,kendi başına bırakmak,başından atmakأَبْهَلَ : إِبْهَالاً ، هُ
yalnız bırakmak, hayal kırıklığına uğratmak, yardımsız bırakmakخَذَلَ ـُـ خَذْلاً
deveyi sürmek,deveyi maval okuyarak sürmek,yürümeğe haris olmak,yedmek,deveyi tağanni ile yürütmekحَدَا ـُـ حَدْواً و حُدْواً و حُدَاءً و قَالَ الشَّاعِرُ
deveyi tağanni ile yürütmek,deveyi maval okuyarak sürmek,yürümeğe haris olmak,yedmek,sürmek,deveyi teşvik edip çabuk yürütmek,uymak,tabi olmakحَدْوٌ
deveyi boğazlamak,deveyi çökermek veya kaldırmak yahut durdurmak için tahrik etmek,deveyi çökmek,alıkoymak,bırakmamak,borçlu vesaireyi sıkıştırmak,tutmak,hapis etmek,doğramak,ufaltmak,deve çökmek,yeniden kalkmak üzere muvakkat oturmak,takırdamakجَعْجَعَ : جَعْجَعَةً : كتب عبيد بن زياد إلي زياد عمر بن سعد ان جعجع بحسين عليه السلام
deveyi çökermek ya kaldırmak yahut durdurmak için tahrik etti,deveyi çökerdiجَعْجَعَ البَعَيرَ
deveyi maval ile süren adam deveyi hubu denilen yürüyüşe zorladı,haml ettiإِسْتِهْبَعَ : إِسْتِهْبَاعاً الحَادِيُ الجَمَلَ عَلَي الهُبُوعِ وَنَوْعٌ مِنَ المَشْيِ
deveyi sürerken türkü,şarkı,mevval söylemek,deveyi teşvik edip gayret vererek çabuk yürütmekحُدَاءٌ
deveyi çökertti,deveyi ıhdırdı,çökerdiأَنَاخَ الجَمَلَ و الإبِلَ: أَبْرَكَهُ
deve suya kanmak,deveyi suya kandırmak,deveyi susuz koymak deve susamak,alıkoymak,sükun ve aram bulmak,dinmek bir nesneyi yerinden ayırıp ber taraf eylemek,def eylemek,ateşi söndürmek,tekeyi keçiye çekmek çağırmakثَأْثأْةٌ : إرواء : حبس : تعطيش : سكون : إطفاء
deveyi çökerdimأبركت البعيرَ
deveyi çökerttimأَنَخْتُ البَعِيرَ : أَبْرَكْتُهُ
deveyi çöktürdüأَبْرَكَ : إِبْرَاكاً النَّاقَةَ
deveyi çökerdiأَبْرَكَ الجَمَلَ
deveyi çökerdiأَبْرَكَ الجَمَلَ : أنَاخَهُ و بَرَّكَهُ
deveyi çağırmakتَأْيِيةٌ : دُعَاءُ الإِبِلِ
deveyi zayıflattımبَري البَعِيرَ
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
bir yerde oturmak,ikamet etmek,kesmek,bir şeyi birbirine bağlamak,ulaştırmak,benzeşmeyen şeyleri birbirine uydurmak,uzlaştırmakأَتَمَ ـُِـ أَتْماًو أُتُوماً بِ ، هُ
iki yakayı birbirine bağlamakربط الضفتين
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
bir şeyi güzelce ve düzgünce dizmek,sözü birbirine bağlayıp tertip etmek,sıralamak,bağlamakنَسَقَ ـُـ نَسْقاً
kararlılık,ihtiyat,azim,sayıklık,sebatli,istek,sebatl,istek,iyi yapmak,pişirmek,bağlamak,işine basiret üzere bakıp sağ kazığa bağlamak,demetlemek,bağlamak,kesmek,sayıklıkحَزْمٌ (ج) حُزَمٌ يُقَالُ حَارَبَ دَاءَ السُّلِّ بِحَزْمٍ
birbirine müsavi ve müşabih olmak,birbirine benzemek,birbirine bila kesir taksim kabul etmekتَماثَلَ : تَمَاثُلاً
çanta,heybe ve torba gibi şeylerin kulpların birbirine geçirip bağlamak,göğsünü bir şey üzerine vermek,bir şeyi üst üste dizmek,istif etmekأَشْرَجَ : إِشْرَاجاً
kışkırtmak,tahrik etmek,biribirine düşürmek,kışkırtıp birbirine düşürmek,kışkırtmak,köpekleri birbirinin üzerine sürmek,dalaştırmak,birbirine bırakmak,aralarını açmak,tahrik etmek,birbirine düşürmek,kışkırtmak,birbirine bırakmak,aralarını açmak,kışkırtıp birbirine düşürmek,halkı ve sair hayvanı birbirine tutuşturup kındırmakهَرَّشَ : تَهْرِيشاً مِنْ
bir işi sağlama bağlamak,merkebi kolanlamak,kolanla bağlamak,demetlemekحَزَمَ ـِـ حَزْماً ، هُ
sargıyla yarayı bağlamak,sarmak,pansuman etmek,sargı bağlamakضَمَدَ ـُِـ ضَمْداً
cıvıldamak,avaz etmek,çığıltı etmek,gürültü koparmak,birbirine çağrışmak,bağrışmak,hayvanların sesleri birbirine karışmak,deniz dalgası birbirine çarpışmak,vuruşmakإِصْطَخَبَ : إِصْطِخَاباً
bağlamak,kayış ve sırım veya iple bağlamak,en güzel şekilde yaratmakأَسَرَ ـِـ أَسْراً و إسَارَةً ، هُ
bir şeyi muhkem bağlamak,sıkı bağlamak, çekmekشَدٌّ يُقال شَدَّهُ اذا وثقه
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
ekin kuvvetlenip birbirine sarmaştı,ekin birbirine sarmaşıp güçlendi,birbirine girip sardıآزَرَ الزَّرْعُ يُؤَازِرُ مُؤَازَرَةً بَعْضُهُ بَعْضاً : إِلْتَفَّ و إِشْتَدَّ
hayvanı kapayıp yemsiz bırakmak,iki deveyi bbirlikte bağlamak,birbirine raptetmekجَذَعَ ـَـ جَذْعاً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid