900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid işte ve güçte çabuk kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
işte ve güçte çabuk لَذْلاَذٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
burada,işte burada,işte şurası,buracıkta,işte burasıهَهُنَا
işte çalıştı,çabaladı,işte ciddi oldu,alay ve şaka etmediأَجَدَّ فِي الأَمْرِ
İşte bir şişe limonata burada ve işte iki sürahi su oradadırهَا زُجَاجَةٌ لِيمُونَادَة ، هُنَا وَ هَاكَ قُنيْنَتان مِنَ المَاءِ
İşte biraderzademin kesesi ve işte teyzezadenizin yüzüğüهَا هُوَ كِيْسُ إِبْنُ أَخِي و هَا هُوَ خَاتَمُ إِبْنِ خَالَتكُمْ!
işte arşın işte meydan diyerek pervasızlık göstermekإدّعاء المغالبة بقول أنا حدياك أبرزني وحدك
işte acle etti,çabuk oldu,alay ve şaka etmedi,işte çabaladı,çalıştıجَدَّ فِي الأَمْرِ
işte aşırı gitti,çabalayıp uğraştı,işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam ettiبَالَغَ فِي الأَمْرِ : إِجْتَهَدَ فِيْهِ
işte dosdoğru oldu,işte haddi aşmayıp orta yolu seçti,ifrat ve tefritten sakındı,israf etmediإقْتَصَدَ فِي الأَمْرِ : إِسْتَقَامَ
işte ben buyum,işte benim!هَا أَنَا ذَا!
işte ağırlık,yavaşlık ve teenni gösterdi,işte kusur ve taksir eyleyip geciktirdiإِئْتَلَي فِي الأَمْرِ
işte burada,işte burasıهَهُنَا
işte hendek işte deve !ها هو الخندق و ها هي الإبل !
işte bunun için,işte bundan dolayı,işte bunun içinفَلِهَذَا
adam işte gevşedi,gevşek oldu,işte ağır ve gevşek davrandıفَنَّشَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : إِسْتَرْخَي
çekişmek,niza edişmek,ısrarla istemek,ilhah etmek,yalın ayak etmek,her işte istiksa etmek,her işte derin araştırmak,bıyığı kırkmak,kazımakأَحْفَي : إِحْفَاءً
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kelam arasında nesne ve meselen ve faraza ve sözüm yabana misillü mealsız ve lüzümsüz telaffüz ve ilave olunan kelimatحَشْوِيَاتٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم ... ليثبتوك او يقتلوك...
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
işe yaramayan ağaç ve kereste parçaları ve nebat ve ağaçların diplerinde süren taze küçük filiz ve fidanları,bedhuy zişt meşrep mecmuası şer ve ayıp olanشَتِيرٌ
bedhuy zişt meşrep mecmuası şer ve ayıp olan ,işe yaramayan ağaç ve kereste parçaları ve nebat ve ağaçların diplerinde süren taze küçük filiz ve fidanlarıشَتِيرٌ
işte güçteفِي الشُّغْلِ و العَمَلِ
işte güçteفي الشغل و العمل
işte ve güçte çabukلَذْلاَذٌ
düş görmek,yalandan rüya düzüp söylemek,zatından halim olmayan adam güçte halimlenmek ve hilim göstermekتَحَلَّمَ : تَحَلُّماً
farfara olmak,aklı hafif olmak,sık adımlarla acele etmek,çabuk olmak,çabuk çabuk yürümek,yarmakفَرْفَرَ : فَرْفَرَةً
perişan ve süratlice yürümek,çabuk yürür olmak,çabuk yürümek,kan akmak,acele etmek,koşmak,ayağına çabuk olmak,kan çabuk akmak,acele gitmekهَرِعَ ـَـ هَرَعاً إِلَي
atışan,hızlanan,süratleşen,seri,çalak,ayakları çabuk çabuk atanatمُتََقَاذِفٌ
değirmen çakmakçısı gibi beyhüde ve çabuk çabuk söz söylediبَعْبَعَ الكَلاَمَ
acele etmek,ivmek,çabuk olmak,koşmak,çabuk yürümek,uçmakوَجَّ ـُـ وَجّاً
acil,hızlı,tez,çabuk,çabuk olan,süratli,seriحَثِيثٌ (م) حَثِيثَةٌ و يقال رجل حثيث اي سريع
acele etmek,çabuk gitmeki,koşmak,çabuk olmak,yürümek,it dilini çıkarıp solumakأَوْغَفَ : إِيْغَافاً
değirmen çakmakçısı beyhude ve çabuk çabuk söylemek,gevezelik etmek,savaştan açmakبَعْبَعَ : بَعْبَعَةً
çabuk almak,kavramak,sözü çar çabuk ezberlemekأَلْقَنَ : إِلْقَاناً
sözünde çalak,çabuk oldu,çabuk söylediأَطْهَفَ فِي كَلاَمِهِ : خَفَّ و أَسْرَعَ
ağır yüklü hayvan çabuk çabuk yürüdüكَدَسَ المُثْقَلُ فِي سَيْرِهِ : أَسْرَعَ
çabuk olmak,çabuk yapmak,acele etmekسَرُعَ ـُـ سَرْعاً وسُرْعَةً وسِرَعاً وسَرَعاً و سِرْعاً وسَرْعاً و سَرَاعَةً
işi çabuk gördü,çabuk bitirdiبَسْبَسَ الأَمْرَ
devenin sütünü çabuk çabuk sağdıفَشَّ النَّاقَةَ
çabuk çabuk söylemek veya okumakهَذْرَبَ : هَذْرَبَةً
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- ذُرَابٌ : سُمّ - سَلِسٌ - هَلْ يَسْتَوِي العَالِمُ و الجَاهِلُ أَمْ هَل يَسْتَوِي الأَمِينُ و الخَائِنُ - إِتَّكَأَ : إِتِّكَاءً عَلَي ... - قَلِقَ ـَـ قَلَقاً - أَصْحَابُ الجُبَّةِ - مُجْتَدِيٌ سَائِل ، طَالِبٌ - تِزْنِيتُ - يَدَا فُلاَنٍ - تَتْبِيعٌ (ج) تَتْبِيعَاتٌ - مُسْتَظِلٌّ - تَافَ بَصَرُهُ - بَرْطَلَ : بَرْطَلَةً - تلذيذ ، تفريح ، تطييب، ترويح - عُطْلَةٌ إِدَارِيَّةٌ - إيلخان ، إمبراطور ، رئيس قبيلة او عشيرة كانت لقبا لأمراء مغول إيران - البقرة تخور - هَا مِقْدَارا مِنَ الوَرقِ ! - كيفية الإيضاح - عَزْمَةٌ - بَتَّاتٌ : بَائِعُ البَتِّ أَوْ صَانِعُهُ ، قَطَّاعٌ ، قَاطِعٌ - من يعلم - قنبرة - عَطِنٌ - لاَزِيَّةٌ - معدّّن ، بحّاث المعادن ، حفّار المعادن ، معدنيّ ، أهل علم التعدينات،صاحب او عامل في منجم المعادن ، مشتغل بالمعادن - وقعت النار في العائلة - إِنْتَهَشَتِ الأَعْضَاءُ : هَزُلَتْ و دَقَّتْ و ضَعُفَتْ - من وسطكم - أَشْرَفَ عَلَي المَوْتِ
ElmaWarid