1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmek إِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmekإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
ihtimal,olasılıkإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ
güç,takat,imkan,güç yetmek,sığmak,iktidar,kuvvet,kudret,bol olmak,genişlik,imkan,iktidar,geniş olmak,iktidar,güç yetmek,sığmakوُسْعٌ : وِسْعٌ ، طَاقَةٌ و فِي القُرْآن الكَرِيمِ
imkan,kudret,güçوُسْعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
imkan,kudret,güç,sığmakوَسْعٌ
ekonomik kapasite,güç,imkanقُدْرةٌ إِقْتِصَادِيَّةٌ
ona nehrin kazmasına güç ve imkan verdimأَحْفَرتُهُ النَّهْرَ
kuvvet,güç,metanet,takat,sertlik,duruşmakمِرَاسٌ
genişlik,bolluk,ferahlık,zenginlik,güç,takat,kuvvet,kapasite,imkan,genişlikسَعَةٌ
imkân,başa çıkmak,güç,kudret,mümkün olmak,haddi kudrete dahil olmak,kudret dahilinde oluş,çekirge ve kertenkele gibi haşarat yumurtlamakإِمْكَانٌ (ج) إِمْكَانَاتٌ : قُدْرَةٌ و فِي العُرْفِ الإِمْكَانُ إِقْتَِضاءُ ذَاتِ الوُجُودِ و العَدَمِ و فِي الفَلْسَفَةِ هُوَ طَبِيعَةُ المُمْكِنِ الوُجُودِ أَوْ حَالِهِ
mümkün kılmak,kudretli kılmak,imkan sağlamak,güçlendirmek,muhkem kılmak,imkan vermek,yerleştirmek,edebilmek,berkleştirmek,yaptırmak,kaftanı makine ile dikmekمَكَّنَ : تَمْكِيناً فِي ، لِ، هُ
olasılıkإحتمال
ona nehrin kazmasına güç ve imkan verdim,ona ırmağı kazmasına temkin ve kudret verdim,yardım ettimأَحْفَرتُهُ النَّهْرَ
gücürgenmek ve güç bulmak,güç ve düşvar olmak,güçlük çekmek,güç add etmek,katı olmak,güç saymak,zor olmakإِسْتَصْعَبَ : إِسْتِصْعَاباً عَلَي
tedavisi mümkün olmayan güç olan yara,kronik,müzmin,süreğen hastalık,müşkil iş ve müşkil dert,onulmaz,güç,çetin,zor,sarp,onmaz,onmadık,onulması güç ve imkansız olan hastalık,Güç,çetin,zor,güç nesneعُضَالٌ ، مُمْتَنِعُ الشّفَاءِ و الإلْتِيَامِ ، عَدَمُ الخَيْرِ
makbul,kabul edilmiş,kabül olunan,kabul edilen,kabul edilir,alınan,ortaمَقْبُولٌ (ج) مَقْبُولُون (م) مَقْبُولَةٌ (ج) مَقْبُولاَتٌ : وَسَطٌ
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmekإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
gıda,azık vermek,bir şeye güç yetmek,beslemek,takat getirmek,güç yetmek,katlanmakأَقَاتَ : إِقَاتَةً ، هُ
beslemek,gıda,azık vermek,yiyecek vermek,bir şeye güç yetmek,takat getirmek,güç yetmek,katlanmak,yapabilmek,kuvvetli olmakأَقَاتَ : إِقَاتَةً ، عَلَي ، هُ
haccı kabul olundu,haccı kabul olsun,Allah onun haccını kabul ettiبَرَّ اللهُ حَجَّهُ
muvafakat,kabul,kabul etmek,onay,anlaşmak,razı olmak,muvafakat etmek,uygunluk,kabul etmek,düzenlik eylemek,uymak,uygunluk,kabul etmek,uyuşmak,düzenlik eylemek,kabul,onayمُوَافَقَةٌ (ج) مُوَافَقَاتٌ
ahitedişmek,kabül etmek,tasdik etmek,alı satı kılığı,satış nevi,biat,hükümetini kabul edip hakim olduğunu teslim ve alenen ikrar etmek,kabül etmek,Hırıstiyanların kilisesi,kafirlerin kilisesi,havra,Yahudi mabediبَِيْعَةٌ (ج) بِيَعٌ و في القُرْآنِ الكَرِيمِ
imkan vermek,mümkün kılmak,imkanı olmak,kudreti yetmek,sahip olmak,olanak tanımak,mümkün olmak,muktedir kılmak,bir şeye gücü yeter olmak,güç yetmek,gücünü yettirmek,muktedir kılmak,kolayına gelmek,kolay olmak,çekirge ve keler gibi haşarat yumurtlamakاَمْكَنَ : إِمْكَاناً ، منْ ، هُ
vasiyeti kabul etmek,vasiyet etmek istemek,tavsiyeyi kabul etmek,birinin iyiliğini istemek,iyiliği için çalışmaknasihat kabul etmek,إِسْتَوْصَي : إِسْتِيصَاءً بِ و فِي الحَدِيثِ
vaaz ve nasihatı kabul etmek,öğüt dinlemek,öğüt almak,öğüdü tutmak,vaazdan hisselenmek,öğüdü kabul etmek,öğüdü kabul edip doğru yola girmek,dalaletten vaz geçmek,el çekmek,yaralanmakإِتَّعَظَ : إِتِّعَاظاً بِ
cevap,yanıt,sailin sualine cevap vermek,cevaplandırmak,yanıtlamak,çağırdıkları yere varmak,sözü kabul etmek,birinin niyazını kabül etmek,icabet etmek,icabet,kabul etmek,isticabet,karşılıkإِجَابَةٌ (ج) إِجَابَاتٌ، جَابَةٌ ، مَجُوبَةٌ ، جِيْبَةٌ ، جَوَابٌ ، رَدٌّ ، إِسْتِجَابَةٌ ، تَلْبِيَةٌ ، قَبُولٌ
özür ve bahane kabül eder olan,mazeret kabul edenعَاذِرٌ
amin,kabul et,icabet et,ya Rab kabul et,müstecap eyle !آمِينْ ! إِسْتَجِبْ لَنَا يَارَبّ
Allah Hz.İbrahimin kurbanını kabul ettiği gibi kurbanımızı kabul eylesinتَقَبَّلَ اللهُ أُضْحِيتَنَا كَمَا تَقَبَّلَ أُضْحِيَّةَ إِبْرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ
kabul olunmuş,salihane,müttakiyane günahlardan,yalan ve şüpheden arınmış,kutlu,güzel,iyi,kabul edilmişمَبْرُورٌ (م) مَبْرُورَةٌ
dolaşmak,gezmek,gezinmek,seyahat etmek,toparlanıp saldırmak,akıla hatıra gelmek,gitmek,seçmek,dolaştırmak,çevirmek,dönmek,çeyzinmek,çizinmek,dolaşmak,gitmek,yükselmek,seçmek,dolaştırmak,çevirmek,dolanmak,cevelan etmek,toparlanıp saldırmak,akıla hatıra gelmekجَالَ ـُـ جَوْلاً و جُولاً و جُؤُولاً وجَوَلاَناً وجِيْلاَناً و جِيْلاَلاً و جَوْلَةً فِي
akıla getirmek,anlamak,idrak etmek,farkına varmakتَفَطَّنَ : تفَطُّناً
hatıra getirmek,hatırda tutmak,hatırlamak,anmak,derhatır etmek,akıla getirmekتَذَكَّرَ : تَذَكُّراً ، هُ
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmekإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
akıla uygunمقارن بالصواب
akıla getirmekتذكر ، تفطن
akıla yerleştirilmişمنطبع في الذهن
akıla gelmezلا يخطر علي البال
akıla sığmazخارج من دائرة التصوّر
akıla sığdırmakتمكين في الذهن ، طبع في الذهن
akıla sığdırdıطَبَعَ فِي الذِّهْنِ
akıla koymakفكر ، تعقل
akıla sığdırdıمَكَّنَ فِي الذِّهْنِ
akıla getirmek,anlamakتَفَطَّنَ : تَفَطُّناً
akıla konulan nesneye yapışıp durmakتمسك بالرأي ، إعتصام بالرأي
karın ağrısı,oburluk,yemekten karın şişikliği,gizli şeyبَطَنٌ و يُقَالُ فِي الدُّعَاءِ
beygirin karnından gelen ses,atın karın sesi,kurultu,karın guruldamakقَبْقَبَةٌ
karın çatlağı,karın fıtığıفَتْقُ البَطْنِ
karın yüzgeci,karın kanadıمِسْبَحٌ بَطْنِيٌّ
dürüm dürüm karın yağı,karında semizlikten olan büküntü,karın buruşukluğuعُكْنَةٌ (ج) عُكَنٌ
et kokmak,kadnını önü fena kokmak,kuyunun içerisi genişlemek,karın boş olmak,açlıktan karın ağrımak,koyun aç karnına su içmekten hastalanmak ,atın karnı ziyade dolmakla neşat,keyfi gitmekجَخِرَ ـَـ جَخَراً
soğuktan titremek,deprenmek,çoğalmak,ziyade olmak,ziyade küçürek dolu ki kar gibi tozan veya tozar,kırcı,ufacık dolu,bulgur,karın ufağı,karın ufak yağanı,soğuk gün,sabit sancış,uzaktan duyulan,işitilen sesإِرْزِيزٌ : ، رَعْدٌ ، الصَّوْتُ الّذِي يُسْمَعُ مِنْ بُعْدٍ ، الطَّوِيلُ الصَّوْت ، الرَّعْدَةُ و الإِضْطِرَابُ ، بَرَدٌ صِغَارٌ كالثَّلْجِ ، خَشِيفٌ ، طَعْنٌ ثَابِتٌ
karın şişip kabarmak,karın şişmek,pür hışım olmak,pür hışım olmak ve gayızla dolmak,pür gazap olmakإِحْبِنْطَاءٌ
yağmur,su,içecek istemek,yağmur istemek,karın şişmeğe başlamak,sıska illetine uğramak,istiska illeti tutmak,karın su doplmak,suvarmak,kusmak,sıska olmak,kuraklık devamında yağmur istemek,yağmur duasına çıkmakإِسْتَسْقَي : إِسْتِسْقَاءً مِنْ
geniş yer,mamur ve müreffeh tarlası otlağı çok olan yer,koyun ve keçiden yedi karın ikiz olarak doğuranı,on karın birbiri ardınca doğuran deve,iplik yumağı,kılıç,yoldaşlar,putlara adak edilmiş hayvan,geniş yer,mamur ve müreffeh tarlası otlağı çok olan yer,koyun ve keçiden yedi karın ikiz olarak doğuranı,on karın birbiri ardınca doğuran deve,iplik yumağı,kılıç,yoldaşlarوَصِيلَةٌ (ج) وَصَائِلُ و وَصِيلٌ
karın (is)بطن ، كرش ، جوف
karın barsaklarıأَقْتَابُ البَطْنِ : أَمْعَاؤُهُ
karın yarıldıإِنْبَعَجَ البَطْنُ : إِنْشَقَّ
karın yarıldıبَقِرَ البَطْنُ : إِنْشَقَّ
karın yarılmasıتبزيل البطن
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmekإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
aileye bakmak,ağır ve güç gelmek,zülüm etmek,yüklenmek,yüklemek,hüküm etmek,feryat ile ağlamak,üstün olmak,büyümek,fakir olmak,yüklenmek,yüklemek,hüküm etmek,feryat ile ağlamak,kişi ehil ve iyaline nafaka vermek,aldatmak,al etmekعَالَ ـُـ عَوْلاً
naz ve eda,naz etmek,naz etmek,şekil,şiveغُنْجٌ : غُنُجٌ : دِلاَلٌ تَيْهٌ
naz ve nimet ile dirilmek,oturmak,sakin olmak,istikrarlı olmakإِتَّدَعَ : إِتِّدَاعا
nazlanıp şive ve eda göstermek,naz eylemek,nazlanmak,nazتَدَلُّلٌ (ج) تَدَلُّلاَتٌ
ağır yük yüklenmek,yenmek,yarığı kapamak,günah işlemek,suç işlemek,günah işlemek,günahkar olmak,ağır yük yüklenmek,yenmek,yarığı kapamak,götürmek,yük çekmek,hasmına karşı gelmek,galebe çalmakوَزَرَ ـِـ وِزْراً و وَزْراً و وِزْرَةً
kazanmak,edinmek,tahsil etmek,kesp etmek,toplamak,yüklenmek,gayret etmek,yüklenmekإِكْتَسَبَ : إِكْتِسَاباً ، هُ و فِي القُرْنِ الكَرِيمِ
bir karının naz ve eda ile yaptığı naz ,şivekarlık gibi ibareler,davranışlar ve,hareketlerأُغْنُوجَةٌ (ج) أَغَانِيجُ : مَا تَتَغَنَّجُ بِهِ المَرْأَةُ مِنْ عِبَارَاتٍ و حَرَكَاتٍ
irtikap etmek,yüklenmek,kötü iş işlemek,süistimal etmek,getirmek,başlamak,Allahtan korkmayıp günah işlemek,bir işe mübaderet ve mübaşeret etmek,bir nesneye yüklenmekإِرْتِكَابٌ (ج) إِرْتِكَابَاتٌ : تَحَمُّلٌ ، إِتْيَانٌ
alaniyet,aşikarlık,aşikar olmak,dövmek,vurmak,kesmek,naz ile yürümek,bir nevi balıkبَدْحٌ : عَلاَنِيَّةٌ ، نَوْعٌ مِنَ السَّمَكِ
bir kimsenin üzerine hamle edip üstün olmak,bir kimsenin üzerine gitmek,bir kimsenin peşine düşmek,yürümek,varmak,musallat olmak,emrine almak,yüklenmekتَسَلَّطَ : تَسَلُّطاً عَلَي
bir nesneye rücü edip varmak,sair eşyalardan büsbütün kesilip o nesneye mütehassıs olmak,uymak,ikrar eylemek,yaraş mak,yakışmak,itiraf etmek,bir günahı üzerine alıp yüklenmek,geri çekmek,ikrar etmek,layık olmakبَوْءٌ : إقرار ، إعتراف ، موافقة و يُقَالُ بَاءَ بِحَقِّهِ أَيْ اَقَرَّ و بَاءَ بَغَضَبِ اللهِ و أَبُؤُ لَكَ بِذَنْبِي أَي أَعْتَرِفُ طَوْعاً أَيْ رَجَعْتُ إِلَي الإقْرَارِ بَعْدَ الإِنْكَارِ
nimetlenmek,naz ve nimetle ve refah ve maişetle hoşhal olup şenlenmek,nimet,refah ve konfor içinde yaşamak,nimet,bolluk ve refaf içinde olmak,zevk almak , hoşlanmak,göynümek,nimet,bolluk ve refah içinde olmak,iyi dirlik dirilmek,zevk almak,hoşlanmak,naz ve nimetle ve refah ve maişetle hoş hal olup şenlenmek,nimet,refah ve konfor içinde yaşamakتَنَعَّمَ : تَنَعُّماً بِ
taahhüt,söz vermek,taahhüt etmek,taaahhüt,kefalet,yüklenmek,taahhüt etmek,yükümlülük kefalet,yüklenmekتَعَهُّدٌ (ج) تَعَهُّدَاتٌ
muhtaç olmamak,zengin olmak,zenginlik,istiğna,ihtiyaçsızlık izhar edip tekebbür etmek,nazlanmak,naz etmek,vaz geçmeإِسْتِغْنَاءٌ (ج) إِسْتِغْنَاءَاتٌ : عَدَمُ الإحْتِيَاجِ
ıstırap çekmek,tahammül etmek,katlanmak,dayanmak,zarar çekmek,zor,çetin işe göğüs germek,çekmekقَاسَي : مُقَاسَاةً
iç çekmek,ah çekmek,hasret çekmek,solumakتَنَهَّدَ : تَنَهُّداً
üstüne almak,deruhte etmek,katlanmak,ıstırap çekmek,cefa çekmek,emek çekmek,müPtela olmak,bir mesafenin büyük kısmını almak,kat etmek,tefrika ve ihtiyar etmek,emek çekmekتَجَشَّمَ : تَجَشُّماً
malına karşı ilgi göstermek,üzerine olmak,çile çekmek,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,zahmet ve çile çekmek,çekişmekعَانَي : مُعَانَاةً ، مِنْ ، هُ
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
azarlamak,paylamak,kulağını çekmek,tekdir etmek,başa kakmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmakقَرَّعَ : تَقْرِيعاً ، هُ
şimisek parlamak,çakmak,tel çekmek,telgraf çekmek,tehdit etmekأَبْرقَ : إِبْرَاقاً عَنْ
sıyırmak,çekmek,bir nesneyi çekip çıkarmak,hırsızlık,kılıç çekmekسَلٌّ
çekindirmek,uzaklaştırmak,öteye çekmek,alargaya çekmek,kasık taşıجَنَّبَ : تَجْنِيباً ، هُ
nefes almak,solukla içeriye çekmek,içmek,burnuna su çekmek,koklamakنَشَقَ ـَـ نَشْقاً
birbirini çekmek,her biri bir taraftan çekip münazaa etmek,biribirini çekmek,çekişmek,çekiştirmek,cezbolunmakتَجَاذَبَ : تَجَاذُباً
su çekmek,suyu tüketmek,kurutmak,ırak etmek,uzaklaştırmak,kuyunun suyunu bitinciye kadar çıkarmak,çekmekأَنْزَحَ : إِنْزَاحاً ، هُ
hayvanı yularından tutup çekmek,yedmek,yönetmek,idare etmek,yedeğinde götürmek,gütmek,araba kullanmak,sürmek,çekmekقَيْدُودَةٌ
deveye kolan çekmek,bir nesneyi gizlemek,giyimliğe astar çekmek,kılıcı bele takmak,sırdaş,özel dost edinmekأَبْطَنَ : إِبْطَاناً ، هُ
çekmek,cezp etmek,sofiler katında cenab-ı hakkın bir kulunu hazretine çekmesi,tıpta kalbin aşağı doğru çekildiğini hissettirir bir hastalık çekmek,cezb etmek,cezbe,cezp,kendine doğru çekmek,cazibiyet,cezp etmekجَذْبٌ و يقال أهل الجَذْبِ و جَذْبُ القَلْبِ
ihtimal,olasılık,imkan,metanet,güç yetmek,kabul etmek,akıla karin olmak,yüklenmek,naz çekmek güçetmek,kaldırmak,götürmek,vaz çekmekإِحْتِمَالٌ (ج) إِحْتِمَالاَتٌ : تَحَمُّلٌ ، اَرْجَحِيَّةٌ، إِطَاقَةٌ ، مَتَانَةٌ
küremek,sıyırp süpürmek,hepsini götürmek,çok almak,süpürmek,küremek,çok almak,hepsini götürmek,süpürmek,süpürüp götürmek,temizlemek,sürüklemek,çok yemek,obur olmak,kürekle kaldırmak, yerinden sökmek,bir şeyin bütününü süpürüp götürmek veya çoğunu almak,kürekle kürümek,,sıyırp süpürmek,hepsini götürmek,çok almak,süpürüp götürmek,temizlemek,sürüklemek,çok yemek,obur olmak,kürekle kaldırmak,yerinden sökmekجَرَفَ ـُـ جَرْفاً و جَرْفَةً
koymak,vaz etmek,bırakmak,yapmak,doğurmak,yerleştirmek,geçirmek,atmak,kopmak,uydurmak,vaz etmek,vücuda getirmek,alçalmak,birini zelil etmek,telif etmek,kaldırmak,yerleştirmek,takmak,bırakmak,doğurmak,atmak,birini zelil etmek,doğurmak,telif etmek,kaldırmakوَضَعَ ـَـ وَضْعاً و مَوْضَعاً و مَوْضِعاً و مَوْضُوعاً عَلَي ، مِن ، عَنْ ، هُ
davayı başka mahkemeye götürmek,kaldırmakنقل الدعوي إلي محكمة أخري
taşımak,def etmek,götürmek,kaldırmak,ölmekشَالَ ـُـ شَوْلاَ
dişi deve kuyruğunu kaldırmak,taşımak,götürmekأَشَالَ : إِشَالَةً
alıp götürmek,kaldırmak,hafifsemek,hafif görmekإِسْتَزَفَّ : إَِسْتِزْفَافاً، هُ
kapmak,kapıp almak,kaçırmak,alıp götürmek,kaldırmakإِخْتِطَافٌ (ج) إِخْتِطَافَاتٌ : خَطْفٌ ، إِسْتِلاَبٌ
yükselmek,kaldırmak,ıslah etmek,gidermek,götürmek,gözlemekرَبَأَ ـَـ رَبْأً
dişi deve kuyruğunu yukarı kaldırmak,taşımak,götürmekأَشَالَ : إِشَالَةً
mahkemeye götürmek,sevk etmek,duruşmak,savunmak,kaldırmak,terketmekرَافَعَ : مُرَافَعَةً إِلَي ، عَنْ
yükseltmek,kaldırmak,sunmak,götürmek,ezan okumak, raf etme,ötrelemek,ötreرَفْعٌ
azaltmak,az bulmak,az vermek,az yapmak,az kılmak,az bulmak,azca çıkarmak,bir kimseye titreme tutmak,yakalamak,taşımak,götürmek,sevk etmek,fakir olmak,fakir düşmek,rüzgar bulutu sürüp gidermek,götürmek,kaldırmak,titremek,lerzan olmakأَقَلَّ : إِقْلاَلاً مِنْ
kaldırmak,yükseltmek,götürmek,refetmek,yürüyüşünde acele olmak,şereflenmek,ezanı okumak,yükselmekرَفَعَ ـَـ رَفْعاً ، هُ
bir şeyi kaldırıp taşımak,kaldırmak,götürmek,binmek,yükselmek,bitki uzanıp boylanmak,kavim bir yerden göç etmek,öfkelenmek,darılmak,kızmak,göçüp gitmek,götürmek,binmek,birine titreme tutmak,bağımsız olmak,bağımsız olmak,müstakil olmak,kendi dediğini etmekإِسْتَقَلَّ : إِسْتِقْلاَلاً بِ ، عَنْ ، فِي ، هُ و يُقَالُ وَهُوَ لاَ يَسْتَقِلُّ بِهَذَا الأَمْرِ
ıstırap çekmek,tahammül etmek,katlanmak,dayanmak,zarar çekmek,zor,çetin işe göğüs germek,çekmekقَاسَي : مُقَاسَاةً
iç çekmek,ah çekmek,hasret çekmek,solumakتَنَهَّدَ : تَنَهُّداً
üstüne almak,deruhte etmek,katlanmak,ıstırap çekmek,cefa çekmek,emek çekmek,müPtela olmak,bir mesafenin büyük kısmını almak,kat etmek,tefrika ve ihtiyar etmek,emek çekmekتَجَشَّمَ : تَجَشُّماً
malına karşı ilgi göstermek,üzerine olmak,çile çekmek,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,ıstırap çekmek,mübtela olmak,cefa çekmek,katlanmak,sıkıntı çekmek,dert ve kedere uğramak,zahmet ve çile çekmek,çekişmekعَانَي : مُعَانَاةً ، مِنْ ، هُ
çevgen yahut eğri ağaç veya gelberi nesne ile bir şeyi çekmek,keke ile eğdi ile budağı beri çekmek,kanca ile çekmek,kötü beslenmek,gıdasızlıkحَجْنٌ
azarlamak,paylamak,kulağını çekmek,tekdir etmek,başa kakmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmak,kulaklarını çekmek,serzenişte bulunmakقَرَّعَ : تَقْرِيعاً ، هُ
şimisek parlamak,çakmak,tel çekmek,telgraf çekmek,tehdit etmekأَبْرقَ : إِبْرَاقاً عَنْ
sıyırmak,çekmek,bir nesneyi çekip çıkarmak,hırsızlık,kılıç çekmekسَلٌّ
çekindirmek,uzaklaştırmak,öteye çekmek,alargaya çekmek,kasık taşıجَنَّبَ : تَجْنِيباً ، هُ
nefes almak,solukla içeriye çekmek,içmek,burnuna su çekmek,koklamakنَشَقَ ـَـ نَشْقاً
birbirini çekmek,her biri bir taraftan çekip münazaa etmek,biribirini çekmek,çekişmek,çekiştirmek,cezbolunmakتَجَاذَبَ : تَجَاذُباً
su çekmek,suyu tüketmek,kurutmak,ırak etmek,uzaklaştırmak,kuyunun suyunu bitinciye kadar çıkarmak,çekmekأَنْزَحَ : إِنْزَاحاً ، هُ
hayvanı yularından tutup çekmek,yedmek,yönetmek,idare etmek,yedeğinde götürmek,gütmek,araba kullanmak,sürmek,çekmekقَيْدُودَةٌ
deveye kolan çekmek,bir nesneyi gizlemek,giyimliğe astar çekmek,kılıcı bele takmak,sırdaş,özel dost edinmekأَبْطَنَ : إِبْطَاناً ، هُ
çekmek,cezp etmek,sofiler katında cenab-ı hakkın bir kulunu hazretine çekmesi,tıpta kalbin aşağı doğru çekildiğini hissettirir bir hastalık çekmek,cezb etmek,cezbe,cezp,kendine doğru çekmek,cazibiyet,cezp etmekجَذْبٌ و يقال أهل الجَذْبِ و جَذْبُ القَلْبِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid