1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca بِرَأْسِهِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
bizzat,zatında,kendi,kendi kendine,kendisi,kendi ve nefsi,kendi ve zatıبِنَفْسِهِ
kendi dediğini etmek,kendi fikrine uymakإِسْتَقَنَّ : إِستِقْنَاناً بِ
kendi dediğini etmek,kendi fikrine uymakإِسْتَقَنَّ : إِستِقْنَاناً
insanların dilencilikten kurtulmak için kendi malını kendi hala hayattan iken evladına vermek,girdirmek,ithal etmek,sokmak,sokuşturmakتَوْلِيجٌ (ج) تَوْلِيجَاتٌ
intihar,kendi canına kıymak,kendi kendini öldürmek,intihar etmek,kendi kendini öldürmekإِنْتِحَارٌ (ج) إِنْتِحَارَاتٌ و يَقُولُ الكُرْدُ
Kendi ayıbını gören başkasının ayıbına bakmaz,kendi gözündeki dikeni görmezde alemin gözündeki çöp görürمن أبصر عيوب نفسه إشتغل عن عيب غيره
kendi kendi ile iş durgurmak,kendisi için işe durmak,göstermek,göstermek istemekإِسْتَبْدَي : إِسْتِبْدَاءً
insanların dilencilikten kurtulmak için kendi malını kendi hala hayattan iken evladına vermek,girdirmek,ithal etmek,sokmak,sokuşturmak,aslı yoktan yapmak,ısmarlamakوَلَّجَ: تَوْلِيجاً
kendi söyler kendi anlarالمعني في بطن القائل ، المعني في بطن الشّاعر
kendi göbeğini kendi kesmekقَطَعَ سُرَّتَهُ بِنَفْسِهِ
kendi yemeğini kendi pişiriyorيطبخ طعام نفسه بنفسه
kendi göbeğini kendi bağladıرَبَطَ صُرَّتَهُ بِنَفْسِهِ
kendi gmleği kendi biçtiفَصَّلَ قَمِيصَهُ بِنَفْسِهِ
terzi kendi dikişini dikemez,terzi kendi söküğünü dikmez (at,s)الخيّاط لا يقدر أن يخيط ثياب نفسه ، الحائك عريان و السكاف حفيان
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
işte ve görüşte tek başına kalmak,olmak,bağımsız ve başlı başına olmak,keyfe göre idare etmek,despotizm,istipdat,müstakil ve başlı başına olmak,despotluk,baskı,zülüm,keyfi hareket,gaddarlık,tiranlıkإِسْتِبْدَادٌ (ج) إِسْتِبْدَادَاتٌ : إِنْفِرَادٌ بالرَّأْيِ و الأَمْرِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıcaبِرَأْسِهِ
krallıkülke,memleket,ülke,illik,devlet,imparatorluk,alem,nesne sahibi olmak ve başlı başına dilediğini işlemek,krallık,nesne sahibi olmak ve başlı başına dilediğini işlemekمَمْلَكَةٌ (ج) مَمَالِكُ
müstebit,diktatör,otokrat,tiran,işi kendi kendinden durdurucu,başlı başına olan,belli başlı,despot,müstakil,yalınız bir işle meşğül olup onu bitirmedikçe terk etmeyenمُسْتَبِدٌّ (ج) مُسْتَبِدُّون ، طَاغِيَةٌ
başlı başınaعَلَي حِدَتِهِ
başlı başınaمستقلاً
başlı başına padişahسلطان متفرد ، سلطان بالإستقلال
başlı başına padişahlıkسلطنة مستقلة ، سلطنة متفرّدة
başlı başına (zf)علي حدته ، علي حده ، بمفرده ،فاعل مختار ، مستبد ، لوحده ، علي حدة ، بذاته ، مستقل ، علي وجه الإستقلال ، برأسه ، مستقلا
başlı başına yaptıفعله بنفسه من غير أن يستعين بأحد
Şia,kişinin etba ve ensarı,yardımcısı,başlı başına olan münferit,sınıf,grup,taife,taraftar,yakınlar,kişinin etba ve ensarı,yardımcısı,başlı başına olan münferit,etbalar,bir kimsenin müttefik ve nasırı olan etba takımı ve müstakil olan insan fırkası ve Hz.Ali ve hanedanının muhip ve mihribanı olan cemaatki acem vilayetinde kesret üzere olurشِيْعَةٌ (ج) أَشْيَاعٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيم
onu başlı başına yaptıفَعَلَهُ بِنَفْسِهِ مِنْ غَيْر أَن يَسْتَعِينَ بأَحَدٍ
istiklal suretiyle,başlı başınaبِالإِسْتِقْلاَلِ
başlı başına hükümet edenآمر متفرد ، آمر مستبد بالرأي
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıcaبِرَأْسِهِ
Başıyla kendi başına ,bağımsız olarakبِرَأْسِهِ
kendi başıyla belinin yukarısı üzerine örtü örtmek,giymek,başına dülbend sarmak,arkasına kaftan almak,bir nesneyi kendine libas etmekإِرْتِدَاءٌ (ج) إِرْتِدَاءَاتٌ
başıyla işaret ettiقَالَ بِرَأْسِهِ : أَشَارَ
başıyla işaret ettiأَوْمَأَ بِرَأْسِهِ : أَشَارَ بِهِ
yalnız başına olmak,tek başına olmak,münferit olmak,münferit olmak,yalnız başına,münferinden kalmak,ayrı ve tek olmak,ayrılmak,ayrılanmak,bir nesneyi yalnız başına yapmak,kimse yanında olmamak,,ylnız meşgül olmakإِنْفَرَدَ : إِنْفِرَاداً بِ
yalnız başına olmak,yalnız başına,münferinden kalmak,münferit olmak,ayrı ve tek olmak,ayrılmak,ayrılanmak,bir nesneyi yalnız başına yapmakإِنْفَرَدَ : إِنْفِرَاداً بِ
başkan tek başına,yalnız başına kararları aldıإِنْفَرَدَ الرَّئيسُ بإتِّخَاذِ القرارات
işte ve görüşte tek başına kalmak,olmak,bağımsız ve başlı başına olmak,keyfe göre idare etmek,despotizm,istipdat,müstakil ve başlı başına olmak,despotluk,baskı,zülüm,keyfi hareket,gaddarlık,tiranlıkإِسْتِبْدَادٌ (ج) إِسْتِبْدَادَاتٌ : إِنْفِرَادٌ بالرَّأْيِ و الأَمْرِ
işinde tek başına,yalnız başına kaldıإِسْتَقَلَّ فِي عَمَلِهِ : إِنْفَرَدَ
işi tek başına,yalnız başına yaptıإِنْفَرَدَ بِالأَمْرِ : عَمَلَهُ وَحْدَهُ ولَمْ يُشْرِكْ مَعَهُ أَحَداً
onunla tek başına yalnız başına olduإِسْتَخْلَي بِالشَّيْئِ : إِسْتَقَلَّ و إِنْفرَدَ بِه
esvabını başına bürüdü,kaftanını başına çektiإِسْتَغْشَي ثِيَابَهُ
adam işinde yalnız başına kalıp ona güç ve takat eyledi,tek başına işi yaptıإِسْتَرْبَعَ الرَّجُلُ بِعَمَلِهِ : إِسْتَقَلَّ بِهِ و قَوِيَ عَلَيْهِ
bizzat,zatında,kendi,kendi kendine,kendisi,kendi ve nefsi,kendi ve zatıبِنَفْسِهِ
kendi dediğini etmek,kendi fikrine uymakإِسْتَقَنَّ : إِستِقْنَاناً بِ
kendi dediğini etmek,kendi fikrine uymakإِسْتَقَنَّ : إِستِقْنَاناً
insanların dilencilikten kurtulmak için kendi malını kendi hala hayattan iken evladına vermek,girdirmek,ithal etmek,sokmak,sokuşturmakتَوْلِيجٌ (ج) تَوْلِيجَاتٌ
intihar,kendi canına kıymak,kendi kendini öldürmek,intihar etmek,kendi kendini öldürmekإِنْتِحَارٌ (ج) إِنْتِحَارَاتٌ و يَقُولُ الكُرْدُ
Kendi ayıbını gören başkasının ayıbına bakmaz,kendi gözündeki dikeni görmezde alemin gözündeki çöp görürمن أبصر عيوب نفسه إشتغل عن عيب غيره
kendi kendi ile iş durgurmak,kendisi için işe durmak,göstermek,göstermek istemekإِسْتَبْدَي : إِسْتِبْدَاءً
insanların dilencilikten kurtulmak için kendi malını kendi hala hayattan iken evladına vermek,girdirmek,ithal etmek,sokmak,sokuşturmak,aslı yoktan yapmak,ısmarlamakوَلَّجَ: تَوْلِيجاً
kendi söyler kendi anlarالمعني في بطن القائل ، المعني في بطن الشّاعر
kendi göbeğini kendi kesmekقَطَعَ سُرَّتَهُ بِنَفْسِهِ
kendi yemeğini kendi pişiriyorيطبخ طعام نفسه بنفسه
kendi göbeğini kendi bağladıرَبَطَ صُرَّتَهُ بِنَفْسِهِ
kendi gmleği kendi biçtiفَصَّلَ قَمِيصَهُ بِنَفْسِهِ
terzi kendi dikişini dikemez,terzi kendi söküğünü dikmez (at,s)الخيّاط لا يقدر أن يخيط ثياب نفسه ، الحائك عريان و السكاف حفيان
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıcaبِرَأْسِهِ
işte ve görüşte tek başına kalmak,olmak,bağımsız ve başlı başına olmak,keyfe göre idare etmek,despotizm,istipdat,müstakil ve başlı başına olmak,despotluk,baskı,zülüm,keyfi hareket,gaddarlık,tiranlıkإِسْتِبْدَادٌ (ج) إِسْتِبْدَادَاتٌ : إِنْفِرَادٌ بالرَّأْيِ و الأَمْرِ
bağımsız olmak,müstakil olmak,kendi dediğini etmek,kendi fikrine uymak,azat etmek,kendi başına olmak,gitmek,hür olmak,yalnız başına olmak,az bulmak,taşımak,bir şeyi kaldırıp taşımak,götürmek,yükselmek,bitki uzanıp boylanmak,kavim bir yerden göç etmek,öfkelenmek,darılmak,kızmak,taşımak,binmek,birine titreme tutmak,bağımsız olmak,müstakil olmak,azımsamakإِسْتَقَلَّ : إِسْتِقْلاَلاً عَنْ ، فِي
bir işte bağımsız ve başlı başına olmak,müstakil olmak,yalınız ve tek başına olmak,kalmak,yalınız başına hüküm etmek,despotluk etmek,diktatörlük etmek,kimseye tanışmaksızın kendi görüşüyle hareket etmek,kendi bildiğine gitmek,bildiğinden şaşmak,kimsenin sإِسْتَبَدَّ : إِسْتِبْدَاداً بِ
bağımsız olarak,yalnız başına,müstakilenمُسْتَقِلاَّ
Başıyla kendi başına ,bağımsız olarakبِرَأْسِهِ
bağımsız,belli başlı,yalnız olan,bağımsız olan,serbest,müstakilمُسْتَقِلٌّ (ج) مُسْتَقِلُّون
yalnız başına olmak,tek başına olmak,münferit olmak,münferit olmak,yalnız başına,münferinden kalmak,ayrı ve tek olmak,ayrılmak,ayrılanmak,bir nesneyi yalnız başına yapmak,kimse yanında olmamak,,ylnız meşgül olmakإِنْفَرَدَ : إِنْفِرَاداً بِ
yalnız başına olmak,yalnız başına,münferinden kalmak,münferit olmak,ayrı ve tek olmak,ayrılmak,ayrılanmak,bir nesneyi yalnız başına yapmakإِنْفَرَدَ : إِنْفِرَاداً بِ
başkan tek başına,yalnız başına kararları aldıإِنْفَرَدَ الرَّئيسُ بإتِّخَاذِ القرارات
esvabını başına bürüdü,kaftanını başına çektiإِسْتَغْشَي ثِيَابَهُ
işi tek başına,yalnız başına yaptıإِنْفَرَدَ بِالأَمْرِ : عَمَلَهُ وَحْدَهُ ولَمْ يُشْرِكْ مَعَهُ أَحَداً
onunla tek başına yalnız başına olduإِسْتَخْلَي بِالشَّيْئِ : إِسْتَقَلَّ و إِنْفرَدَ بِه
işinde tek başına,yalnız başına kaldıإِسْتَقَلَّ فِي عَمَلِهِ : إِنْفَرَدَ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıca,Kürtçe bi serixwe derlerبِرَأْسِهِ
kendi başına,başlı başına,başıyla kendi başına,bağımsız olarak,ayrıcaبِرَأْسِهِ
ayrı,gayr,siva,maada,ancak,olmadı,dan,den başka,gayri,özge,ayrı,ayrıca,diğer,başka,aher,den başka,müstesna,hariç,yoksa,meğer ki,fakat,ayrıca, ancak,saymamak,hariç,yoksaسِوَي ، غَيْر
ihtiyaten,yedek olarak,tedbir olarak,istetme olarak,belki lazım olur diye saklamakإِحْتِيَاطاً
sınırlı olarak,ayrı olarak,yalnızca,özel olarak,münhasıran,sade,sadeceحَصْرِياً ، مُنْحَصِراً
ayrıcaمنفردا
eşit olarak,denk olarak,müsavi olarak,bir boydaعَلَي التَّسَاوِيِ
a,e cevap olarak,karşılık olarak,yanıt olarakإِجَابَةً إِلَي اَوْ عَنْ ...
ayrıca (zf)من ناحية أخري ، من جهة ثانية ، بصورة خاصة ، إضافة إلي ذلك ، علاوة علي ذلك ، منفردا ، بصورة خاصة ، أيضا ، غير ، سوي ، لآخر ، كما ، في غضون ذلك ، كل لوحده ، علي حدة ، منفصلا ،كل لوحده ، علي حدة ، آخر
bu ayrıca bir şeydirهَذَا شَيْئٌ آخَرُ
ayrıntılı olarak,detaylı olarak,perakende olarakبالتَّفْرِيقِ ، بالتَّفْصِيلِ
kesin olarak,nihai olarak,son olarakنِهَائِيّاً
aktif olarak,faal olarak,şen olarakنَشِيطاً
genel olarak,umum olarak,bütün olarakبِوَجْهٍ عَامٍّ ، علَي العُمُومِ ، بِوَجْهِ الإِجْمَالِ
Genel olarak,ummum olarak,bütün olarakبِوجْهِ الإجْمَالِ، عَلَي العُمُومِ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid