1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid keskin aletler yapan veya satan kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
keskin aletler yapan veya satan مَدَوِيٌّ : صَانِعُ او بَائِعُ الآلآتِ القاطِعَةِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
keskin taş üzerinde yürümek,keskin taşlı bir yere düşmek,yerin keskin taşı çok olmakأَظَرَّ : إِظْرَاراً
pek keskin,ziyade keskin,ziyade hadid olan,en keskin nesneأَحَدُّ
sert,şiddetli,katı,kasvetli,haşin,keskin,keskin kılıç,aslan,geçen,ayıran,zorlu,azılı,zorlu,azılı,şimşir,keskin olan,celadetli,hiddetli ve bahadır olan adamصَارِمٌ (ج) صَوَارِمُ
çakır,doğan,keskin şarap,bildiğini yapan,gözü pek keskin gören adamقُطَامِيٌّ : صَقْرٌ
kesmez olan kör aleti bileyip keskin eylemek,keskin etmek,keskinletmek,bilemekتَشْحِيذٌ (ج) تَشْحِيذَاتٌ
aydın,parlak fikirli,keskin zekalı,zeki ve keskin görüşlü adam,akıllı,yalancıأَلْمَعِيٌّ :يَلْمَعِيٌّ : ذَكِيٌّ ،كَذَّابٌ
keskin,kati,keskin kılıç,Malik bin Kaab el- Hemedaninin meşhur bir kılıcının ismidirبَاتِكٌ : قَاطِعٌ و يقال سيف باتك اي قاطع و صارم
keskin,kati,keskin kılıç,Malik bin Kaab el- Hemedaninin meşhur bir kılıcının ismidirبَاتِكٌ (ج) بَوَاتِكُ : قَاطِعٌ و يقال سيف باتك اي قاطع و صارم
kılıcın ağzı,keskin yeri,keskin taşظِرٌّ
pek keskin olan,en keskinأَمْضَي و فِي المَثَلِ
keskin,tez olan,keskin kılıçحَذِيمٌ
ziyade keskin kılıç,keskin dilمِقْصَلٌ
içinde keskin taşlar olan sert,katı yer,set ve keskin kayalık yerأُظْلُوفَةٌ (ج) أََظَالِيفُ : أَرْضٌ صُلْبَةٌ حَدِيدَةُ الحِجَارَةِ
pek keskin,en keskinأَقْطعُ و فِي المَثَلِ أَقْطَعُ مِنْ البَيْنِ و قُلتُ مَثَلاً أَقْطَعُ مِنَ السَّيْفِ
pek keskin,en keskinأَقَدُّ و فِي المَثَلِ
kesici aletler,bıçak ve kılıç gibi aletlerآلاَتٌ قَاطِعَةٌ
araçlar,edatlar,gereçler,aletler,materyaller,malzemeler,levazım,aletler,avadanlıklar,pusatlar,ilgeçler,takımlar,edevat,parçalar,toolsأَدَوَاتٌ : آلاَتٌ ، لَوَازمُ ، مُسْتَلْزَمَاتٌ
elektronik aletlerأَدَوَاتٌ أَلَكْترُونِيَّةٌ
hasas aletlerآلات حساسة
keskin aletlerأَدَوَاتٌ حَادَّةٌ
kullanılmış aletlerأدوات مستعملة
ziraî aletlerآلات زراعية
malzemeler,aletlerأَعْتِدَةٌ
optik aletlerآلاَتٌ بَصَرِيَّةٌ
optik aletlerآلآتٌ بَصَرِيَّةٌ
optik aletlerآلات بصرية
tibbi aletlerآلآتٌ طِبِّيَّةٌ
yaralayıcı aletlerآلات جارحة
yasak aletlerأدوات محظورة
kandiller,tenvir aletlerقَنَادِيلُ
sayan,sayıcı,sayım yapan,istatistik yapan bilgin,kudretli ve bilici olanمُحْصِي
endüstriyel ürünleri yapan,yapıcı,çırak,düzen,,sanatçı,zanaatkar,imal edici,sani,halık,kreatör,yaratıcı,badi,bari,kalfa,çırak,çalışan,işçi,yapan,yapıcı,sanatkar,çalışan,çırak,işçi,sani,Allah,yapıcı,sanat sahibi,elleriyle iş yapanصَانِعٌ (ج) صُنَّاعٌ و صَانِعُون
ateşkes yapan,mütareke yapanمُهَادِنٌ
umreci,ziyaretçi,umre ziyareti yapan,umre yapan,ziyaret edenمُعْتَمِرٌ (ج) مُعْتَمِرُون : زَائِرٌ
yol rehberliğ yapan,yol yasakçılığı,kavasçılığı yapan,misafir,bol bol harcayanمُبَدْرِقٌ
tacir,ticaret yapan,hoca,tüccar,alış verişle uğraşan kişi,ticaret yapan,alışverişle meşgul olan,bazergan,alıp satan,şarap bazerganı ,şarapçı,para eder,makbul,mahir,usta,hazık,uz,hocaتَاجِرٌ (ج) تُجَّارٌ وتَوَاجِرُو تَجْرٌ و تُجُرٌ و تِجَار ، الّذِي يُمَارِسُ البَيْعَ و الشِّرَاءَ ، بَائِعُ الخَمْرَةِ و يقال إنه لتاجر بذلك الأمر اي ماهر و حاذق و فِي التُّرْكِيَّةِ لَقَبٌ للتَّاجِر اليَهُودِيِّ و لِذِي الوَجَاهَةِ مِنْهُمْ و يُقَالُ اَيْضاً فُلاَنٌ تَاجِرٌ و كَاتِبٌ و حَاسِبٌ و فِي المَثَلِ
tacir,ticaret yapan,hoca,tüccar,alış verişle uğraşan kişi,ticaret yapan,alışverişle meşgul olan,bazergan,alıp satan,şarap bazerganı ,şarapçı,para eder,makbul,mahir,usta,hazık,uz,hocaتَاجِرٌ (ج) تُجَّارٌ وتَوَاجِرُو تَجْرٌ و تُجُرٌ و تُجَّارٌ و تِجَارٌ و يقال إنه لتاجر بذلك الأمر اي ماهر و حاذق و فِي التُّرْكِيَّةِ لَقَبٌ للتَّاجِر اليَهُودِيِّ و لِذِي الوَجَاهَةِ مِنْهُمْ
saçına ek yapan kadın,saçı kısa veya az olduğundan başka bir kadının saçını saçına ekleyen kadın,peruka takan kadın,gençken fahie olup ihtiyarlığında kavatlık yapan kadınوَاصِلَةٌ و فِي الحَدَيثِ الشَّرِيفِ
fail,özne,işçi,işleyici,işleyen,fail,özne,cani,katil,aktif,işçi,dülger,kuvvetli,becerikli,işleyen,yapan,işçi,ırgat,özne,yapan kimse,cani,rençber ,ırgat,rençber,cani,işleyen,yapan kimse,iş yapan,katil,aktif,kuvvetli,becerikli,Allahفَاعِلٌ (ج) فَعَلَةٌ و فَاعِلُون و في القُرْآنِ الكَرِيمِ
etkili,etkileyen,tesir eden,müessir,işleyici,etkin,tesirli,etkileyen,etki yapan,operatör,dokunan,işleyen,etki yapan,etkileyici,dokunaklı söz tesir eden,faal,kar eden,bire bir,efektif,dokunaklı,bire birمُؤَثِّرٌ (ج) مُؤَثِّرُون : نَاجِعٌ ، فَعَّالٌ ، نَافِذٌ
yapanصانع
yapanعامل ، صانع ، فاعل ، عمّال ، بان
gönül yapanجَابِرُ الخَاطِرِ
kanun yapanمقنن ، مشرّع ، واضع القانون ، صانع القانون ، واضع الشريعة ، شارع (ج) شُرّاع ، صاحب القانون ، قانونيّ
kitap yapanمؤلف ، مصنّف
onu hizmet veya yoldaşlık için seçti veya razı oldu veya ona yetkili ve ehil olarak gördüإِرْتَضَاهُ لِخِدْمَتِهِ او لِصُحْبَتِهِ : إِخْتَارَهُ و رَضِيَهُ و رَآهُ أَهْلاً لَهَا
denizin ortası,kavmin ortası veya toplandığı yer veya toplumu,veya ileri gelenleri,nesnenin çoğu,çoğusuأُسْطُمَةٌ (ج أَسَاطِمُ : لُجَّةُ البَحْرِ و يُقَالُ فُلانٌ فِي أُسْطُمَةِ قَوْمِهِ اَيْ فِي وَسَطِهِمْ
erkek kuzular veya otukmuş kuzular veya altı veya yedi aylık koyunlarأَخْرِفَةٌ
uyuz adamlar veya develer,sıracalı insanlar veya develer,hörgücü küçürek veya hörgücü olmayan deveأَعَرُّ (ج) عُرٌّ (م) عَرَّاءُ : الأَجْربُ مِنَ النَّاسِ و الجِمَالِ
obanın yanında veya obadan uzak bulunan deve ağılı,yola alamet olmak için oturmuş adam irtifaında dikilmiş veya çobanlar tarafından bırakılmış taşlar,iki veya üç açağa bir aba vesaire germekle hasıl olan sayeban ,kulübe,gölgelikثَايَةٌ (ج) ثَايٌ : ثَاوَةٌ
birinin burnu veya kulak ya dudak veya eli kesik olmak,çocuk fena beslenmek,iyi beslenmeyip sıska ve cılız olmak,deve yavrusu fena beslenmekten veya köçek iken binilmekten cılız kalmakجَدِعَ ـَـ جَدَعاً
bir kimsenin göz kapağı devrik olmak veya yukarıdan aşağıya doğru kapağı devrik olmak veya aşağısı yırtık veya sarkık olmakإِنْشَتَرَ : إِنِْشتَاراً
çocuğu veya yavrusu arkasından giden (kadın veya dişi hayvan)مُتْبِعٌ
adam eliyle veya kaftanıyla veya kılıcı ile işaret ettiأَلْمَعَ الرَّجُلُ بِيَدِهِ او بِثَوْبِهِ أَوْ سَيْفِهِ: أَشَارَ
kötü akibetten veya korkudan sözü söyleyen veya işiten terlediأَنْدَي الكَلاَمُ : عَرَقَ قَائِلُهُ أَوْ سَامِعُهُ خَوْفاً مِنْ سُؤِ عَاقِبَتِهِ
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakبَعْرَضَ : بَعْرَضَةً ، تَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً
kavmin ortası veya toplandığı yer veya ileri gelenleriأُسْطُمَّةُ القَوْمِ : وَسَطُهُمْ أَوْ مُجْتَمَعُهُمْ أَوْ أَشْرَافُهُمْ
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakتَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً ، بَعْرَضَ : بَعْرَضَةً
harfi veya kelimeyi hemzeli okudu veya hemze koyduهَمَزَ الحَرْفَ او الكَلِمَةَ
şalcı,yün veya tiftikten yapılmış mendil veya peşkirبَتِّيٌّ : بَتَّاتٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
sebzeci,bakkal,bakkal dükkanı,sebze satan adam,sebzevatçı,zerzevatçı yiyecek envaı satan adam,bakla gibi şeyler satan,manav,sebzeci,bakkal,bakkal dükkanı,yağ,peynir,hububat misillü yiyecekler satanبَقَّالٌ : بَائِعُ البُقُولِ ، سَمَّانٌ ، بَدَّالٌ ، بَيَّاعُ البُقُولِ، بَيَّاعُ المَأْكُولاَتِ ، بَائِعُ المَوَّادِ الدّهْنِيَّةِ كالزَّيْتِ و السمْنِ و الزُّبْدِ و بَائِعُ لأَفَاوِيه و السُّكَّرِ و اللَّبَنِ و نَحْوِهَا و يُقَالُ بَقَّالُ و شَغَلُهُ أَي وَاوِيهِ
sebzeci,bakkal,bakkal dükkanı,sebze satan adam,zerzevatçı yiyecek envaı satan adam ,bakla gibi şeyler satan ,sebzeci,bakkal,bakkal dükkanı,yağ,peynir,hububat misillü yiyecekler satanبَقَّالٌ : بَائِعُ البُقُولِ ، سَمَّانٌ ، بَدَّالٌ ، بَيَّاعُ البُقُولِ، بَيَّاعُ المَأْكُولاَتِ
bezci,kumaşçı,bez satan,manifaturacı,basmacı,yağlıkçı,bezzaz,esvap eşya veya pamuk ve ketenden mensucat satan adam,kaftan ve kumaş satıcı,elbise ve elbiselik satan,gezici,meme,göğüsبَزَّازٌ : بَائِعُ البَزِّ
karcı,buzcu,kar ve buz satan kimse,berf furuş,kar satanثَلاَّجٌ : بَائِعُ الثَّلْجِ
bezci,kumaşçı,bez satan,manifaturacı,basmacı,yağlıkçı,bezzaz,esvap eşya veya pamuk ve ketenden mensucat satan adam,kaftan ve kumaş satıcı,manifaturacı,gezici,meme,göğüsبَزَّازٌ
tohumcu,bızır yağı satan adam,keten tohumu satan adam,bızır yağcıبَزَّارٌ : بَائِعُ البِزْرِ
tohumcu,bızır yağı satan adam,keten tohumu satan adam,bızır yağcıبَزَّارٌ
kilim satıcı,kilim düzücü,kaba ipekten veya tiftikten rida ve şal yapan ve satan adam,şalcı,şal satan,kesiciبَتَّاتٌ : بَائِعُ البَتِّ أَوْ صَانِعُهُ ، قَطَّاعٌ ، قَاطِعٌ
satanبائع
çok satanبيّاع
sofilik satanمتعبد مرائيّ
kurum satanمتعاظم
çalım satanمتعاظم
inci satanاَلَّلآلُ : بَائِعُ اللُّؤْلُؤِ
şairlik satanمتشاعر
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- علي العموم ، عموما ، بشكل عامٍ - أَلْبَنَ : أَلْبَنَةً * ، هُ - كسوة عسكرية - باليكسير : مدينة تركية تقع في منطقة بحر إيجهو التفسير الحرفي للكلمة هو عسلها الكثير - مَعْصُوب - بَخٌّ - كَثْمٌ - دُرَيْهِمَاتٌ - إنفاد - لَنْ أَكْذِبَ بَعْدَ اليَوْمِ أَبَداً - اَعضاء خارجية ، أعضاء ظاهرة - أسواق خارجية - أَبَدِيَّةٌ (ج) أَبَدِيَّاتٌ ، دَوَامٌ - لِيَفْعَلُوا - أَيْلُولُ (سُر): سَبْتَمْبَرُ : الشَّهْرُ التَّاسِعُ مِنَ السَّنَةِ الشَّمْسِيَّةِ و أَيَّامُهُ 30 يوْماً - نجمة الجنوب - كرة الهواء - حضن حضرة إبراهيم - جَخِيفٌ (ج) جُخُفٌ و يقال به جَخِيفٌ اي خفة الطبع و به ثقلة الجخيف اي الروح و يقال قد جاع و له جخيف - منبع ، مصدر ، مورد - مُغَاوِرٌ - نقطة تقاطع محاور الإحداثيات - محضر التفاهم ، مذكرة تفاهم - نَجَابَةٌ - من أينأنتم ؟ - بَزْبَزَ الشَّيْئََ - إثني عشريّ - أَرْشَدَهُ إِلَي الأَمْرِ او عَلَيْهِ او لَهُ - تَأَبَّنَهُ : إِقْتَفَي اَثَرَهُ - صرصر
ElmaWarid