1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid kondu,bir süre için ziyaret etti kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
kondu,bir süre için ziyaret etti أَلَمَّ بِهِ : نَزَلَ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
bir şeye kondu,yakın oldu,bir süre için ziyaret ettiأَطَافَ بالشَّيْئِ : أَلَمَّ بِهِ
bir yere indi,konduأَوَي المَكَانَ
bir yere gelip yerleşti,konduلَمَّ المَكَانَ
filan kimse bir yurda konduإِتَّوَي فُلاَنٌ : إِئْتَوَي
kondu,bir süre için ziyaret ettiأَلَمَّ بِهِ : نَزَلَ
yere kondu,bir yere konup yerleşti,yerde ikamet etti,mukim oldu,oturduبَوَّأَ المكانَ : حلّهُ و أقام به
yere kondu,bir yere konup yerleştiبَوَّأَ المكانَ : حلّهُ و أقام به
konduوَقَعَ عَلَي
yere konduتَأَوَّي المَكَانَ أَو إِلَيْهِ : نَزَلَهُ
hazinelere konduحَطَّ عَلَي الكُنُوزِ
ağaca konduنَزَلَ عَلَي الشَّجَرَةِ
misafir olarak konduحَلَّ ضَيْفاً
yere kondu,indiإِحْتَلَّ المَكَانَ او بِهِ : نَزَلَهُ
yere kondu,yerleştiأَوَي المَكَانَ أَوْ إِلَيْهِ
yere indi,konduأَوَّي إِلَي المَكَانِ : نَزَلَهُ
bir nesnenin zaman,bir süre,bir müddet,kısa veya uzun zaman,müddet,bir parça zaman,süre,vakit,zaman,esnada, müddette,vakitte vaktinde,savaş esnasında ölmüştürمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ : فِي أَثْنَاءَ نحو : مَاتَ مُدَّةَ الحَرْبِ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,süre vermek,mühlet ve zaman vermek,tecil etmek,sonraya bırakmak,kişiye yumuşak davranmak,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,bekletmek,süre vermek,sonraya bırakmak,tacil etmemek,katlandırmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ و يُقُولُ العَرَبُ
borcunu ödeme vaktini uzatmak,mühlet vermek,kişiye yumuşak davranmak,süre vermek,sonraya bırakmak, tecil etmek,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmak,katlandırmak,mühlet,süre vermek,özür ileri sürmek,birini bir hususta sıkıştırıp acele ettirmeyip kolaylıkla davranmakأَمْهَلَ : إِمْهَالاً ، هُ
az önce,kısa bir süre,az müddet,az süre,kısa bir vakitهُنَيْهَةٌ : قَلِيلٌ مِنَ الزَّمَانِ
bir müddet, bir süre,parça,parça,kıta,bir vafir zaman,uzun müddet,bir çok vakit,zamandan bir müddet,bir süre,çok zaman,uzun vakit,uzun zaman,uzun süre,bir süre,bir müddet,parça,parça,kıtaبُرْهَةٌ (ج) بُرَهٌ : مدة طويلة ، وقت كثير
sonraya bırakmak,ertelemek,tecil etmek,tehir etmek,geciktirmek,süre vermek,sonraya bırakmak,geri bırakmak,salmak,bir süre belirlemek,vakit tayin etmek,mühlet vermek,boyun ağrısını tedavi etmek,bir işten men etmek,alıkoymak,suyu öteden beriden toplayıp birأَجَّلَ : تَأْجِيلاً ، عَنْ ، ه
sağım vaktinden önce çobanın otlakta kendi yağırı için sağdığı o süte ıtlak olunur,acele iş,kumanya,kısa süre,ütme,buğday henüz taze iken başktayken ateşte ütleyip kuruca yedikleridir,övütme,buğday henüz taze iken ateşte ütüleyip kuruca yerler,çobanın otlaktan koyun sahiplerine götürdüğü süt,kısa süreعُجَالَةٌ
küçük günah işlemek,günah irtikap etmek,manayı bilmek,iyice bilmek,konmak,inmek,nüzül etmek,yakın olmak,yaklaşmak,bir süre için ziyaret etmek,kıs bir süre için ziyarete gelmek,bilmek,tanımak,normal yemek,bülüğ çağına varmak,yemeği yemekte israf etmemek,öğrenmek,işi fazla derinleştirmemek,erginlik çağına yaklaşmak,saç kulak yumuşağını geçmekأَلَمَّ : إِلْمَاماً بِ ، عَلَي
süreمدة ، أجل ، فترة ، مدة ، مهلة ، وقت ، زمن ، آن ، حين ، برهة ، أمد ، مهلة ، عهد ، دور، إمتداد
süre geçmekانقضاء المدة
belli süreأَجَلٌ مُسَمّي
süre durumعطالة ، قوة الإستمرار ، قصور ذاتيّ
süre geçmekإِنْصِرَامُ الأَجَلِ
ek süreوقت إضافي
ek süreفَتْرَةٌ إضَافِيَّةٌ
için,yüzünden,den dolayı,yerine,dan,den dolayı,ötürü,beher,nedeniyle,hatırı için,sebebiyle,mak,mek için,bir süre için,beher : kardeşin içinلأَجْلِ ... مِنْ أَجْلِ ، لِ
için,için ki,diye,amacıyla,nedeniyle ,gayesiyle,sebebiyle,için, taki,diye : öğrenmek için sordumلِكَيْ : لِكَيْمَا : كَيْ نحو سألت لِكَي أتعلّم
1) Geçmiş zaman fiilerinin sonunda: a) Zamir olarak birinci şahıs için( تُ)ikinci şahıs erkek için( تَ) kadın için (تِ ) tesniye için ( تُمَا) gelir,erkek çoğulu için (تم) ve dişi çoğulu için (تُنّ) gelir b) Sonuna da dişilik alameti olarak sakin bir ta gelir (كَتَبَتْ) gibiتَاْتِي فِيْ آخِرِ الأَفْعَالِ المَاضِيَةِ نَحْو :
korkusuyla ,için,taki olmasın,maması için, memesi içinلِئَلاَّ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللهِ
Cenab-ı hakka yemin ederimki,allahü tealanın hak ve mecd ve şerefi için ,billahi,allaha yeminederim,Allah için,Allahın şerefi için !بِاللّهِ
taşın ağırlığını öğrenmek için tartmak,paranın kıymetini öğrenmek için tartmak,adamın yanında ne var ne yok bilmek için yoklamak,denemek,sınamak,tecrübe etmekرَازَ ـُـ رَوْزاً
boyun eğdirmek için devenin burnuna burunsalık geçirme veya süs için kadının burnuna halka takma;bilezik;küpe;süs için arap kadınlarının ayaklarına taktıkları bilezik,halkaبُرَةٌ (ج) بُرَيً و بَرَاتٌ و بُرُونٌ
teke keçiye aşmak için yahut su içmek için çağırmakحَأْحَأَةٌ
şer ve fesat için hazırlanıp ika için vesile arayanمُجْظَئِرٌّ و يقال ما لك مُجْظَئِرّاً
nesnenin içini görmek için aslını öğrenmek için arasına baktıإِسْتَشَفَّ الشَّيْئَ : نَظَرَ خِلاَلَهُ
dşiş deve işemek için veya sağılmak için apışlarını açtıإِنْفَشَخَتِ النّاقَةُ : بَاعَدَتْ مَا بَيْنَ رِجْلَيْهَا لِتُحْلَبَ اَوْ لِتَبُولَ
için,neden,sebep,den dolayı,nedeniyle,hatırı için,hesebiyleلأَجْلِ، منْ أَجْلِ
koşu için atı,av için köpeği ariyet,eğreti olarak vermekأَبْعَي : إِبْعَاءً ، هُ
çoban geri dönmek için veya durmak için hay deyip bağırdıأَهَابَ الرَّاعِيُ بِغَنَمِهِ : صَاحَ بِهَا لِتَقِفَ أَوْ لِتَرْجَعِ
ziyaret,göret,mezar,ziyaret yeri,ziyaretgah,ziyaret edilecek yer,mezar,kabirمَزَارٌ (ج) مَزَرَاتٌ
biribirini ziyaret etmek ,yekdiğeri ziyaret etmek,ziyaret edişmek,udul etmek,dönmek,caymak,sapmak,eğilmek,meyil etmek,cayıp dönmekتَزَاوَرَ : تَزَاوُراً عَنْ
ziyaret ettmek,ziyaret ettirmek,yardımetmekأَزَارَ : إِزَارَةً
hasta halini sormak,ziyaret etmek,hastanını hatırını sormağa varmak,ziyaret etmek,poliklinikعِيَادَةٌ (ج) عِيَادَاتٌ
ziyaret edilen,ziyaret olunanمَزُورٌ
ziyaret,gezi,ziyaret etmek,sora varmak ki hal ve hatır sormaya gitmek,,görüşmeğe gitmek,görmek,göretزِيَارَةٌ (ج) زِيَارَاتٌ ، مزار
onun beni ziyaret etmesini istedim oda beni ziyaret ettiإِسْتَزَارْتُهُ فَزَارَنِي
gün aşırı ziyaret etmek,gün aşırı gelmek,günler sonra ziyaret etmek,sıtma günaşırı tutmakغَبَّ ـُـ غَبّاً و غِبًّا و في الحديث
gün aşırı gelmek,gün aşırı ziyaret etmek,günler sonra ziyaret etmek,sıtma günaşırı tutmakغَبَّ ـُـ غَبّاً و غِبًّا و في الحديث
yardım,yardım etmek,ziyaret etmek,ziyaret ettirmekإِزَارَةٌ
kritik ziyaretزيارة حرجة
dev ziyaretزيارة ضخمة
ziyaret (ar)زيارة ، مزار ، عيادة
ziyaret adabıآدَابُ الزِّيَارَةِ
ziyaret adabıآداب الزيارة
onu kahr etti,ezdi,mağlup etti,eziyet etti,işkence etti,zülüm etti,incittiإِضْطَهَدَهُ : قَهَرَهُ و أَذَاهُ , جَارَ و غَلَبَ عَلَيْهِ و سَحَقَهُ وعَذََّبَهُ
onu metih etti,övdü,ev safını zikir ve tadat etti,vasf etti,yüceltti,tazim ettiأَثْنَي عَلَيْهِ بالخَيْرِ و مَجَّدَهُ : مَدَحَهُ
parayı tezyif etti,taklit etti,kalpazanlık etti,sikkeye hile kattı,sikkeyi kalp ettiزَيَّفَ الدَّرَاهِمَ : زَافَهَا
onu teşvik etti,kındırdı,tahrik etti,kışkırttı,provake etti,dürttü,terğip ettiإِسْتَحَثَّهُ : حَثَّهُ و إِسْتَفَزَّهُ
onu razı etti,hoşnut etti,memnun etti,itabını izale etti,giderdiأَعْتَبَهُ : أَرْضَاهُ وأزَالَ عَتَبَهُ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ : إِعْتَرَفَ بِهِ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً ، ل
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ ـَـ بُخُوعاً و بَخَاعَةً بِالحَقِّ
arkadaşına isyan etti,zülüm etti,tecavüz etti,tahkir ettiأَبَزَ بِصَاحِبِهِ : إِعْتَدَي عَلَيْهِ
onu tahrip etti,sabote etti,mahv etti,viran ettiخََرَّبَهُ
ihbar etti,jurnal etti,ispiyon etti,müzevvirlik ettiوَشَي بِهِ
hadisi tedvin etti,kayıt etti,yazdı,topladı,derledi,deftere geçirdi,tescil ettiدَوَّنَ الحَدِيثَ الشَّرِيفَ
onu teyit etti,muhkem etti,pekiştirdi,takviye etti,sağlamlaştırdı,sabit kıldı,kuvvetlendirdiآكَدَهُ : أَوْكَدَهُ
batılı yok etti,ortadan kaldırdı,sildi,mahv etti,hükümsüz kıldı,iptal ettiأَزْهَقَ البَاطِلَ : مَحَاهُ و أَزَالَهُ و أًبْطَلَهُ
Benzer Kelimeler
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid