1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid kriz,bunalım,buhran,darlık,şiddet,darboğaz,bela,mihnet,sekte,kıtlık,perhiz,sıkıntı,dahiye,bela,bir defa yemek,bir yiyiş kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
kriz,bunalım,buhran,darlık,şiddet,darboğaz,bela,mihnet,sekte,kıtlık,perhiz,sıkıntı,dahiye,bela,bir defa yemek,bir yiyiş أَزْمَةٌ ، أَزَمَةٌ (ج) أَزْمٌ و إِزَمٌ و أَزَمَاتٌ : شِدَّةٌ ، أَكْلَةٌ وَاحِدَةٌ ، قَحْطٌ ، بَلآء، دَاهِيَةٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
kriz,bunalım,buhran,darlık,şiddet,darboğaz,bela,mihnet,sekte,kıtlık,perhiz,sıkıntı,dahiye,bela,bir defa yemek,bir yiyişأَزْمَةٌ ، أَزَمَةٌ (ج) أَزْمٌ و إِزَمٌ و أَزَمَاتٌ : شِدَّةٌ ، أَكْلَةٌ وَاحِدَةٌ ، قَحْطٌ ، بَلآء، دَاهِيَةٌ
kriz,buhran,dert,darlık,kıtlık,zorluk,kuraklık,bela,şiddet,perhizأَزْمٌ ، أَزْمَةٌ (ج) أَزَمَاتٌ ، آزِمَةٌ (ج) آزِمٌ و أَزَمَاتٌ وأَوَازِمُ ، ِِدَّةٌ يُقَالُ أَصْلُ كُلِّ دَاءٍ الأَزْمُ
kriz,buhran,dert,darlık,kıtlık,zorluk,kuraklık,bela,şiddet,perhizأَزْمَةٌ (ج) أَزَمَاتٌ
kriz,şiddet,sıkıntı,bunalım,buhran,sıkıntı,sekteأَزْمَةٌ (ج) أَزَمَاتٌ
zarar ziyan,bela,kıtlık,şiddet,mihnet,ziyan,darlık,keder,sıkıntı,kötülük,tasa,bela,hasar,ضَرَّاء (ج) ضُرٌّ : محنة و يُقَالُ نَحْنُ مَعكُمْ فِي السَّرَّاءِ و الضَّرَاءِ
afet,şiddet,meşakkat,zorluk,yoksulluk,bela,sıkıntı,dahiye,musibet,zahmet,fakrü zaruret,mihnet,fakirlik,darlık,savaş,cenk,harp,açlıkبَأْسَاء : آفةٌ ، داهية ، مصيبة ، شدة ، فقر ، ضرورة ، مَشَقَّةٌ ، حَرْبٌ ، جُوعٌ، و و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
afet,şiddet,yoksulluk,bela,sıkıntı,dahiye,musibet,şiddet,fakrü zaruret,mihnet,fakirlikبَأْسَاء : آفةٌ ، داهية ، مصيبة ، شدة ، فقر ، ضرورة و منه قوله تعالي
şiddet,sıkıntı,darlık,mihnet,bunalım,şiddetli yıl,köpek dişiآزِمَةٌ (ج) أَوَازِمُ * : شِدَّةٌ : نَابٌ، مِحْنَةٌ ، قَحْطٌ ، سَنَةٌ َِشَدِيدَةٌ و يُقَالُ وَقَعُوا فِي آزِمَةٍ ايْ شِدَّةٍ و مِحْنَةٍ
sıkıntı,şiddet,sertlik,katılık,darlık,bela,musibet,peklik,sahtlık,katılık,fenalığın ziyade derecesi,dayanılması güç olan bir şey,sıkılık,hırçınlık,kuvvet,bela,katılık,darlık,musibet,peklikشِدَّةٌ : عُنْفٌ قُوَّة
bela,musibet,sıkıntı,şiddet,darlıkدُؤْلُولٌ (ج)) دَآلِيلُ
yalan,afet,bela,darlık,şiddet,sıkıntı,yeisأَزْلٌ و يُقَالُ هُوَ فِي أَزْلٍ مِنَ العَيْشِ أَيْ فِي ضِيْقٍ و شِدَّةِ
şiddet,zahmet,afet,bela,sıkıntı,darlık,meşakkat,harpبَأْسَاءُ : شِدَّةٌ ، زَحْمَةٌ ، آفَةٌ ، دَاهِيَةٌ ، مَشَقَّةٌ
darboğaz,sıkıntı,kriz,darlık,meşakkat,cefaضَائِقَةٌ
şiddet,sıkıntı,darlık,mihnetبَيْصٌ : محنة ، شدة، ضيق
şiddet,sıkıntı,darlık,mihnetبَيْصٌ : محنة ، شدة،ضيق ،
bir defa,defa,kez,ödeme,ödeyiş,itiş,ödeyiş,dürtüş,hücum,bölüm,sağanak yağmurدَفْعَةٌ (ج) دَفَعَاتٌ : مرة ، كرَّة
devesini beş günde bir defa su içmekten altı günde bir defa su içmek alışkanlığa kavuşturduضَرَبَ أَخْمَاساً لأَسْدَاسِ
sık ve birbirine katlamak,bükmek,dürmek,eğmek,çevirmek,kıvırmak,sapıtmak,birinin ikincisi olmak,kendi iltihakıyla bir şahıs veya şeyi ikiye iblağ etmek,iade ve tekrar etmek,ikinci defa olarak bir iş yapmak,ikinci defa olarak yeniden oynamak ve davranmakثَنِيَ ـِـ ثَنْياً و في القرآن الكريم
bir defaدَسْعَةٌ
bir defaمرة واحدة
bin defaألف مرة ، ألف كرة
beş defaخمس مرات
ilk defaلأوََل مَرَّةٍ
defa (ar)مرة ، كرة ، دفعة
çend defaعدة مرات
kaç defaكم دفعة ، كم مرة
bu defaهذه المرة
az defaنادرا ، بعضاً
beşinci defaمرة خامسة
ilk defaمرة أولي ، لأول مرّة
bir şeyi ağzından hızlıca atıvermek,yemek yemek,bir şeye sarılmak,sarınmak,bir kimsenin hakkını alıp götürmek,bir dudağının diğer dudağının üzerine şapırdayarak koyp kapatmakإِلْتَمَظَ : إِلْتِمَاظاً بِ
bir kimse yiyeceğini yiyeceklerden bir neve mahsus kılmak,bir şeyi alıp yemek,cima etmek,taşaklar çıkıp uykluk arkalarına vurup gevşemek,bir şeyi alıp yemekدَوْقَلَ : دَوْقَلَةً و دِيْقَالاً
bir gün bir gece bir kere yemek yemek,bir öğünوَجْمَةٌ
bir gün bir gece bir kere yemek yemek,bir öğünوَزْمَةٌ
bir gün bir gece bir kere yemek yemek,bir öğünوَجْبَةٌ
bir gün bir gece bir kere yemek yemek,bir öğünصَبْرَمٌ
bir kere doyacak miktar yemek bir doyumluk olacak yemekشَبْعَةٌ
büzülmek,buruşmak,bir daha yemeğe iştah etmeyecek şekilde çok yemek yemekأَكْزَمَ : إِكْزَاماً عِنْ
yemek yemek,yedi bir şeyi yok etmekأَكَلَ ـُـ أَكْلاً و مَأْ كَلاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bir yudum yemek,taam,lokma,sokum,yutulan şey,yutmak için hazırlana yemekلُقْمَةٌ (ج) لُقَمٌ
yemek yemek,yemek tenavül etmek,yemek,yiyiş,aş,Kürtçede tat manasınadırأَكْلٌ (و) أَكْلَةٌ (ج) أَكْلاَتٌ : مَا يُؤْكَلُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
bal ve benzerini parmak ucu ile alıp yemek,çimdiklemek,bir nevi paluze yemeği yemekلَمَصَ ـُِـ لَمْصاً
deve ilk yiyişte ot yemek,çocuk zayıf yemek yemek,deve memeden kesilip ilk defa ot yemek,ısırmak,deve ilk yiyişte ot yemek,deve memeden kesilp ilk defa ot yemek,ısırmak,çocuk zayıf yemek yemek,ağacın yapraklarını soymak,sıyırmak,yemek yemek,hapis etmek,ayıplamak,burnunderisini sıyırmak,soymak,kesmek,sövmek,soymak,bir şeyi dişiyle parçalamak,kesmek,sövmek,yemek,soymak,kesmek,kemirmek,sövmek,kınamak,ağacın yapraklarını soymak,sıyırmak,yemek yemek,hapis etmek,ayıplamak,kesmek,kemirmek,sövmek,kınamak,yemek,hapis etmek,burnun derisini sıyırmak,bir şeyi dişiyle parçalamakقَرَمَ ـِـ قَرْماً و قُرُوماً و مَقْرَماً و قَرَمَاناً
pek kuvvetli yemek,çok cima etmek,bir şeyi almak,toplamak,yemek,vurmak,sopa veya kılıçla dövmek,kapışmakقَفَشَ ـُِـ قَفْشاً بِ
azla iktifa edip geçinmek,çok az yemek yemek,yetinmek,zorlukla varmak,zahmet çekmek,bir yere ulaşmak,yara şiddetlenmek,azmakتَبَلَّغَ : تَبَلُّغاً ، بِ ، هُ
yiyişأكلة
yiyiş,yiyintiطِعْمَةٌ
çok yiyişأَكْلُ البَقَرِ
bir yiyiş,yemek,öğün,gıybet,çekiştirmeأَكْلَةٌ (ج) أَكْلاَتٌ ، غِيْبَةٌ اَيْ المرَّةُ الوَاحِدَةُ مِنَ الطَّعَامِ حَتَّي يَشْبَعَ ، وَجْبَةٌ ، مَأْكُولٌ ، غِيبَةٌ ، إِغْتِيَابٌ
kaşımak,kaşıntı,kazımak,yiyiş durmu,uyuzإِكْلَةٌ (ج) إِكَالٌ ، حِكَّةٌ ،غِيْبَةٌ
günde bir kere yemek yiyiş ,otuz dirhemden ibaret vezinبَزْمَةٌ
yiyiş yemek tarz ve şekli,gicik hastalığı,uyuz,kaşınma,gıybet,çekiştirmeأُكْلَةٌ : حِكَّةٌ ،غِيْبَةٌ ويُقَالُ إِنَّهُ لَذُو أُكْلَةٍ إِذَا كَانَ يَغْتَابُ
lokma,ekmek somunu,yenecek şey,uyuz,yiyiş, yemek tarz ve şekli,gicik hastalığı,uyuz,kaşınma,gıybet,çekiştirmeأُكْلَةٌ (ج) أُكَلٌ : لُقْمَةٌ ، قُرْصُ الخُبْزِ ، حِكَّةٌ ،غِيْبَةٌ ويُقَالُ إِنَّهُ لَذُو أُكْلَةٍ إِذَا كَانَ يَغْتَابُ
tokluk,dolmak,karın dolgunluğu,çok yiyiş,imtila,kesreti emval ve nimetten hasıl olan bolluk,sevinç,sürür ve inşırahبِطْنَةٌ : شِبْعٌ، إِمْتِلاَءٌ و يقال البطنة تأفن الفطنة و أخذته البطنة و قال عمر رضي الله عنه
tokluk,dolmak,karın dolgunluğu,çok yiyiş,imtila,kesreti emval ve nimetten hasıl olan bolluk,sevinç,sürür ve inşırahبِطْنَةٌ : شِبْعٌ، إِمْتِلاَءٌ وفِي المَثَلِ البطنة تأفِن الفطنة و أخذته البطنة و نَزَتْ بِهِ البِطْنَةُ ، و قال عمر رضي الله عنه
günde bir kere yemek yiyiş,günde bir öğün yemekotuz dirhemden ibaret vezin,şiddetبَزْمَةٌ ، وَزْمَةٌ : الأكْلَةُ الوَاحِدَةُ فِي اليَوْمِ ، شِدَّةٌ
yemek yemek,yemek tenavül etmek,yemek,yiyiş,aş,Kürtçede tat manasınadırأَكْلٌ (و) أَكْلَةٌ (ج) أَكْلاَتٌ : مَا يُؤْكَلُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kriz,bunalım,buhran,darlık,şiddet,darboğaz,bela,mihnet,sekte,kıtlık,perhiz,sıkıntı,dahiye,bela,bir defa yemek,bir yiyişأَزْمَةٌ ، أَزَمَةٌ (ج) أَزْمٌ و إِزَمٌ و أَزَمَاتٌ : شِدَّةٌ ، أَكْلَةٌ وَاحِدَةٌ ، قَحْطٌ ، بَلآء، دَاهِيَةٌ
yeme,yemek,yiyiş,bir şey yenecek yer,yemekhane,yinecek şeylerin getirildiği ve alındığı yer,uzaktan getirilen zahire,yenecek şey,yiyecek,azık,kazanç,yarar,istifade ,yiyecek,yenecek nesne,azık,مَأْكِلٌ (ج) مَآكِلُ: كَسْبٌ : إِسْتِفَادَةٌ، أَكْلٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid