1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid kuş uçarken kanatlarını salıp oynattı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
kuş uçarken kanatlarını salıp oynattı لَمَعَ الطَّائِرُ بِجَنَاحَيْهِ : خَفَقَ بِهِمَا
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
boz renkli,bir kuş,bir kuş,yaramaz kuş,lori kuşu denilen boz renginde bir kuş,,habis,yaramaz,kuş,habis kuş,eti yenmez değer kuşبُغَاثَةٌ وَاحِدَةُ البُغَاثِ
ufak kuş,ufak kuşlar,boz renkli,bir kuş,yaramaz kuş,lori kuşu denilen boz renginde bir kuş,av avlanmaz ve eti yenmez karga makulesi zararlı ve değersiz yaramaz kuşبَغَاثٌ : بِغَاثٌ ، بُغَاثٌ (ج) بِغْثَانٌ وفي المثل
ufak kuş,ufak kuşlar,boz renkli,bir kuş,bir kuş,yaramaz kuş,lori kuşu denilen boz renginde bir kuş,küçürek kuşlar,lori kuşları,eti yenmez değer kuş,av avlanmaz ve eti yenmez karga makulesi zararlı ve değersiz yaramaz,Kürtçe lori derler kuşبَُغَاثٌ : بِغَاثٌ ، بُغَاثٌ (ج) بِغْثَانٌ و بَغْثَاتٌ و أَبْغِثَةٌ : طَائِرٌ أَغْبَرُ طَوِيلُ العُنُقِ بَطِئُ الطَّيَرَانِ وفي المثل
kuş kursağı,taşlık,avcı kuş,kuş ciğeriقَانِصَةٌ (ج) قَوَانِصُ
kuş silkindi,kuş yumurtası üzerinde kanatlarını gerip hareket ettiتَجَفْجَفَ الطَّائِرُ
kuş geöerken sesi duyuldu,kuş kanatlarıyla ses çıkardıأَجْرَسَ الطَّائِرُ : سُمِعَ صَوْتُ مُرُورهِ
kuş yuvasına girmek,yumurta basmak,kuluçkaya yatmak,kuş yumurtayı beklemekوَكَنَ ـِـ وَكْناً و وُكُوناً عَلَي
kuş,serçe kuşu,aspur,küçük kuş,çüğülعُصْفُور (ج) عَصَافِيرُ و في المثل
gayet hoş nağmelereden kuş,ağmelerle kuş ötmekغِرِّيدَةٌ
konur tülü at veya kuş yağızımsı al at , rengi karasağı ve kızıılsağı olan kuşأَدْبَسُ
kuş gözlerini açıp bakıp sonra yummak,kuş gözünden olan çöpü çıkaıp atmakإِقْتَذَي : إِقْتِذَاءً
kuş,kartal,tavuk,deve kuşu kuluçkaya yatmak,kuş yavrulamak için yumurtası üzerinde oturmakأَرْخَمَ : إِرْخَاماً
kuş palazı,difteri,kuş kuyruğuخُنَاقِيَّةٌ
kuş yükselerek uçtu,kuş yükseldiعَقَّي الطَّائِرُ طَيَرَانَهُ: إِسْتَعْلَي
kuş sürüsü ve kuş çoğultusuخُفَالَةٌ
yılan fışırdamak,ağaç ve kanat ses etmek,at seğirtirken hışıldamak,seğirti,yürüyen at hışıldısı,yaprak sesi,hışırdamak,kuş uçarken kanadından peyda olan seda,hışırdama sesi sesi,hışırtı,kuş uçarken kanadından peyda olan sesحَفِيفٌ
kuş uçarken kanatlarını salıp oynattıلَمَعَ الطَّائِرُ بِجَنَاحَيْهِ : خَفَقَ بِهِمَا
kuş uçarken gök kubbeye doğru pek yukarı kalktıثَقَبَ الطَّائِرُ
Maraş,güvercin,gügercin,dönek güvercin,uçarken takla atan güvercinمَرْعَشُ
ateş tutuşup yanmak,alevlenmek,parlamak,lemean etmek,koku yayılmak,devenin sütü çoğalmak,bol olmak,birinin görüşü,fikri,reyi ve tedbir geçerli ve isabetli olmak,kuş uçarken gök kubbesine doğru pek yukarı kalkmakثَقَبَ ـُـ ثُقُوباً
kuş kanatlarını çırpmak,yumurtası üzerinde kanatlarını germek,bayrak çırpınmakأَرَفَّ : إِرْفَافاً
parlamak,parıldamak,işaret etmek,iletmek,götürmek,kuş kanatlarını çırpmak,kuş kanatlarını salıp oynatmak,kapıdan dışarı çıkmak,bir şeyi götürmek,parlamak,işaret etmek,aydınlık etmekلَمَعَ ـَـ لَمْعاً و لَمَعَاناً و لُمُوعاً و لَمِيعاً و تِلْمَاعاً و يِلِمَّاعاً بِ
kuş kanatlarını çırptıأخفق الطائر اي ضرب بجناحيه
kuş kanatlarını çırptıأَخْفَقَ الطَّائِرُ أَيْ ضَرَبَ بِجَنَاحِيْهِ
kuş kanatlarını çırptıأَلْمَع الطَّائِرُ : بِجَنَاحَيْهِ : حَرَّكَهُمَا و خَفَقَ بِهِمَا
kuş kanatlarını çırptıرَفْرَفَ الطَّائِرُ
kuş kanatlarını çrptıأَخْفَقَ الطَّيْرُ
kuş kanatlarını açtıرَهَا الطَّائِرُ : نشر جناحيه
kanatlarını açan kuşlarمَفْتُوحَاتُ الأَجْنِحَةِ : صَافَّاتٌ
kuş kanatlarını çırpıp uçtuهَفَا الطَّائِرُ
kanatlarını açan kuşlar,meleklerصَافَّاتٌ : مَفْتُوحَاتُ الأَجْنِحَةِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
güvercin gibi kanatlarını oynattıأَدَفَّ الطَّائِرُ : حَرَّكَ جَنَاحَيْهِ كالحَمَامِ
kuş kanatlarını yayıp çırpındıأَغْيَا الطَّائِرُ : رَفْرَفَ : بَسَطَ جنَاحَيْهَا و حَرَّكَهَا ،
çaylak kuşu kanatlarını çırptıتَلَمَّعَتِ الحِدْأَةُ : تَلَمُّعاً : خَفَقَتْ بِجَنَاحِهِ
kuş kanatlarını çabuk çırptıأَوْغَفَ الطًّائِرُ : ضَرَبَ بِجَنَاحَيْهِ بِسُرْعَةٍ
sözü düşünmeden salıp salıp atan kimseعَادِقٌ
kusur,hata,kabahat,yanılma ,kayma,hata,kayma,kayış,zelle,sürçme,kuş kanat salıp havaya uçmak,kuş kaat salıp havaya uçmak,sürçüş,sürçmek,ayak sürçüp tayınmak,hata,sürçme,kusur,هفْوَةٌ (ج) هَفَوَاتٌ
salip (ar)صليب (ج) صلبان
kuş uçarken kanatlarını salıp oynattıلَمَعَ الطَّائِرُ بِجَنَاحَيْهِ : خَفَقَ بِهِمَا
misvak ağacıdal budak salıp irileştiأَرِكَ الأَرَاكُ
kavmin üzerine at salıp baskın ettiإِسْتَغْوَرَ عَلَي القَوْمِ : أَغَارَ عَلَيْهِمْ
ona yılan veya akrep salıp sokturduأَلْسَعَهُ حَيَّةً أَوْ عَقْرَباً : أَرْسَلَهَا عَلَيْهِ فَلَدَغَتْهُ
bir halkın üzerine at salıp baskın etmekإِسْتَغْوَرَ : إِسْتِغْوَاراً
yaltaklanmak,yeşillenmek,tilkilenmek,it kuyruğunu salıp yalınmakبَصْبَصَةٌ
ona yılan veya akrep salıp sokturduأَلْسَبَهُ حَيَّةً أَوْ عَقْرَباً : أَرْسَلَهَا عَلَيْهِ فَلَدَغَتْهُ
karın ve kasık salıp tavlanmış deveمُجْرَأَشَّةٌ و يقال إبلٌ مُجْرَأَشَّةٌ
iki ayağıyla çifte salıp tepen eşekصَحُورٌ
deve karın ve kasık salıp tavlandıإِجْرَأَشَّتْ الإِبِلُ
köpek kuyruğunu salıp yalınmak ve dilküceklik etmekبِصْبَاصٌ
bir kimseye yılan veya akrep salıp sokturmakأَلْسَبَ : إِلْسَاباً ، هُ
onu oynattıأَلْعبَهُ : جعَلَهُ يَلْعَبُ
çocuğu oynattıأَلْعَبَ الصَّبِيَّ أَيْ جَعَلَهُ يَلْعَبُ أَوْ جَاءَهُ بِمَا يَلْعَبُ بِهِ
onu oynattıرَقّصَهُ
gözü oynattıأَرْضَكَ العَيْنَ
dilini oynattıنَضْنَضَ لِسَانَهُ : حَرَّكَهُ
ayıyı oynattıلَعَّبَ الدُّبَّ
nesneyi oynattıأَبَّ الشَّيْئَ
nesneyi oynattıأَبَّ الشَّيْئَ : حَرَّكهُ
video oynattıلَعَّبَ الفِيدْيُو
nesneyi oynattıأَدَرَّ الشَّيْئَ : حَرَّكَهُ
parmağında oynattıرَقَّصَهُ عَلَي إِصْبَعِهِ
maymunu oynattıلَعَّبَ القِرْدَ
çocuğu sıçrattı,oynattıنَقَّزَ الصَّبِيَّ
başını oynattı,salladıنَهَزَ رَأْسَهُ : حَرّكَهُ
başını depretti,oynattıأَنْفَضَ رَأْسَهُ : حَرَّكَهُ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- حرب كلامية ، تراشق بالكلام ، مشادة كلامية، عراك ، شغب ، مشاجرة - قلعة ذهبية - قوات برمائية - أَرْجَنْتِينيٌّ - تفاخر ، تبجح ،تفحش في الكلام - طفل رضيع ، إنسان العين ، - بَدِيئَةٌ (ج) بَدَايَا ، بَُدَاءَةٌ : بِدْأَةٌ : بُدْأَةٌ : بَدَاءَةٌ ، أَوَّلُ الحَالِ ، بَدِيهَةٌ ، نَشْاَةٌ ، - تَزَاوَرَ : تَزَاوُراً عَنْ - صَرْفَةٌ - هَبَشَ ـُِـ هَبْشاً - ملق - قبض علي التوازن - تَسَوُّسُ الأَسْنَانِ - أَثْرَمُ (م) ثَرْمَاءُ (ج) ثُرْمٌ - إِسْتَهْدَي : طَلَبَ الهُدَي - وَدَّعَ الدُّنْيا ، مَاتَ - إبهام اليد - أَوْرَفَ : إِيْرَافا الظِّلُّ - شَايَةٌ : حَدِيدُ البَصَرِ - لَغَطَ ـَـ لَغْطاً و لُغَاطاً و لِغَاطاً و لَغِيطاً - خِرْتُ بِرْتُ - إخطاء في تشخيص المرض - مَرْكَزٌ خَيَالِيٌّ - كرز حامض - أَثْبَتَ الأَمْرَ : عَرِفَهُ حَقَّ المَعْرِفَةِ - عُثْمَانُ ألأَسْوَد - مَجْمَعُ الكَرَادِلَةِ - إنحصار ، إنضغاط ، إنقباض - أَرْهَي الشَّيْئَ : أَسْكَنَهُ - لَهُ صِفَاتٌ لاَ تُوصَفُ
ElmaWarid