1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid mecliste grup,blok kurmak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
mecliste grup,blok kurmak تَشْكِيلُ الكُتْلَةِ فِي المَجْلِسِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
mecliste konuşma özgürlüğüحُرِّيَّةُ التَّكَلّمِ فِي المَجْلِسِ
birbiriyle mecliste konuşmak,fısıldaşmakتَفَاتَحَ : تَفَاتُحاً
kavimi mecliste,kulüpte topladıنَدَا القَوْمَ
kavim mecliste geniş oturduتَوَسَّعَ القَوْمُ فِي المَجْلِسِ
kavim mecliste birbiriyle fısıldaştıتَفَاتَحَ القَوْمُ
kavim mecliste birbirini sıkıştırdılarأَصَّ الٌَوْمُ
mecliste yapılangenel görüşme sırasındaأَثْنَاءَ المُنَاقَشَةِ العَامَّةِ الّتِي جَرَتْ فِي المَجْلِسِ
ona mecliste yer açtıتَفَسَّحَ لَهُ فِي المَجْلِسِ : وَسَّعَ
mecliste grup,blok kurmakتَشْكِيلُ الكُتْلَةِ فِي المَجْلِسِ
meclise geldi,mecliste hazır bulunduإِحْتَضَرَ المَجْلِسَ : حَضَرَهُ
mecliste miletvekilleri önünde anayasa yemini ettiأَدَّي اليَمِينَ الدُّسْتُورِيَّةَ أَمَامَ النُّوَّابِ فِي المَجْلِسِ
zeyid mecliste başını eğip süküt ettiثَرْطَمَ زَيْدٌ فِي المَجْلِسِ
mecliste konuşmak,kılı yolmak,kuş hafifçe ötmekنَبَصَ ـِـ نَبْصاً و نَبِيصاً
mecliste miletvekilleri önünde anayasa yemini etti,içtiأَدَّي اليَمِينَ الدُّسْتُورِيَّةَ أَمَامَ النُّوَّابِ فِي المَجْلِسِ
kavim mecliste,kulüpte toplanmak veya toplamak,bir araya gelmekنَدَا ـُـ نَدْواً
grup,blok,kütlekitle,hacim,oylum,topluluk,yığın,kimse,blok,kitle,hacim,oylum,grup,topluluk,yığın,küme,blok,bir görüş ve fikir üzerinde ittifak etmiş insan topluluğuكُتْلَةٌ (ج) كُتَلٌ
grup,blok oluşturmakتَشْكِيلُ الكُتْلَة
mecliste grup,blok kurmakتَشْكِيلُ الكُتْلَةِ فِي المَجْلِسِ
parlementodaki ulusal blok,cephe,grupجَبْهَةٌ او كُتْلَةٌ وَطَنِيَّةٌ او قَوْمِيَّةٌ فِي البَرْلَمَانِ
grup,takım,mecmua,topluluk,sistem,sahnede şarkı söyleyen kalabalık,koro,koleksiyon,blok,kombinasyon,takım,küme,mecmua,çeşit,nevi,tür,cins,kıta,sürü,külliyatمَجْمُوعَةٌ (ج) مَجْمُوعَاتٌ و مَجَامِيعُ : تَشْكِيلَةٌ
siyasi kütle,siyasi grup,siyasi blokكُتْلَةٌ سِيَاسِيَّةٌ
Arafattan grup grup döndüler,geldilerأَفَاضُوا مِنْ عَرَفَات
kanaat etmek,iktifa etmek,yetinmek,sarılmak,sarık sarmak,bağlamak,grup grup ayrılmak,başına tacı koymakإِعْتَصَبَ : إِعْتِصَاباً بِ
grup komutanı,grup lideriقَائِدُ المَجْمُوعَةِ
birinci grup,ilk grupمَجْمُوعَةٌ أُولِيَ
hayvanlar grup grup oldularإِسْتَرْعَلَتِ المَاشِيَةُ : كَانَتْ جَمَاعَاتٍ جَمَاعَاتٍ
kavim grup grup ayrıldılarإِعْتَصَبَ القَوْمُ : صَارُوا عُصْبَةً أَيْ جَمَاعَةً
toplum,topluluk,sınıf,cemaat,taife,bölüm,bölük,takım,fırka,tarikat,parti,müfreze,cemiyet,grup,gruh,tayfa,gemi mürettebatı,sınıf,grup,bölükطَائِفَةٌ (ج) طَوَائِفُ ، نُوتية
blokكتلة ، تكتل
blokتَكَتُّلٌ (ج) تَكَتُّلاَتٌ
ordugah kurmak,kamp kurmak,askerileştirmek,toplanmak,toplamakعَسْكَرَ : عَسْكَرَةً
filancaya komplo kurmak ,düzen kurmak,fesad maksadı ile gizli anlaşma yapmak,danışmakتَآمَرَ : تَآمُراً عَلَي
kurmak,gizli anlatan şeyler hakkında düzmek,gece basmak,ev yapmak,bina kurmakبَيَّتَ : تَبْ]ِيتاً ، هُ
filancaya komplo kurmak,düzenlemek,düzen kurmak,kötülük,eziyet ypmak için anlaşmak,fesad maksadı ile gizli anlaşma yapmak,danışmak,تَآمَرَ : تَآمُراً عَلَي
düzen kurmak,hile yapmak,aldatmak,birine hile öğretmek,tuzak kurmak,kötülük istemek,biriyle savaşmak,muharebe etmekكَادَ ـِـ كَيْداً و مَكِيدَةً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
çadır kurmak,çadır dikmek,kamp kurmak,konaklamak,egemen olmak,kaplamakخَيَّمَ : تَخْيِيماً عَلَي ...
temel kurmak,binanın hududunu çizimle temel yapıp kaldırmak,icad etmek,inşa etmek,kurmak,adalette insanları eşit tutmak,aralarında fark gözetmemekأَسَّسَ : تَأْسِيساً ، بَيْنَ ، هُ
kurmak,tesis etmek,temel atmak,kökleştirmek,tesis etmek,kurmak,temelleştirmek,temellendirmek,esaslandırmakأَسَّسَ : تَأْسِيساً
kökleştirmek,tesis etmek,kurmak,temelleştirmek,temellendirmek,esaslandırmak,tesis,kuruluş,tesis,temel bırakmak,temel kurmak,esas kurmak,esas vermek,temelleştirmek,sabit ve muhkem ve karardar kılmak,tesis etmek,temel atmak,yapı kurmak,temel atmak,tesis,kuruluş,aruzda kafiyenin (وى)denilen son harf ile kendisi arasında bir harf bulunan ( أ) harfine denir (ناصب) ile (كواكب ) kafiyelerinin elifi gibi,beyanda tekidin hilafına yani esaser ve resen bir şey ifadesine denirتَأْسِيسٌ (ج) تَأْسِيسَاتٌ
tesis etmek,inşa etmek,yapmak,kurmak,temelleştirmek,temellendirmek,esaslandırmak,kuruluş,tesis,temel bırakmak,temel kurmak,temel atmak,esas kurmak,esas vermek,sabit ve muhkem ve karardar kılmak,kurmak,temel atmak,kökleştirmek,tesis,kuruluş,aruzda kafiyenin (وى)denilen son harf ile kendisi arasında bir harf bulunan ( أ) harfine denir (ناصب) ile (كواكب ) kafiyelerinin elifi gibi,beyanda tekidin hilafına yani esaser ve resen bir şey ifadesine denir,yerlştirmek,muhkem etmek,bina yapılmak, bir lafzın diğer manasını ifade etmekتَأْسِيسٌ (ج) تَأْسِيسَاتٌ ، مُنْشَأَةٌ ، إِنْشَاءٌ ، خَلْقٌ، ، بِنَاءُ الأَسَاسِ ، و فِي العَرُوض : هُوَ ألف بَيْنَهَا الروي حَرْفٌ واحدٌ كأَلِف المكارم فِي و تأتِي عَلَي قَدْرِ الكِرَام المَكَارم
düzenlemek,idare etmek,teriplemek,tertip etmek,tanzim etmek,düzen kurmak,önceden hazırlamak,bir şeyi gütmek,iyi hazırlamak,sonucunu göz önünde bulundurmak,idare etmek,düşünmek,planlamak,düzen kurmakدَبَّرَ : تَدْبِيراً ، هُ
vitir namazını klımak,çifti tek yapmak,kirişlemek,kiriş yapmak,germek,kiriş kurmak,kiriş yapmak,germek,yayı kirişleyip kurmak,sayıyı tek yapmak,bir nesneyi tek,yalnız kılmak,أَوْتَرَ : إِيْتَاراً ، هُ
farz kılmak,farz etmek,farz olmakfaraziye kurmak,varsayım kurmak,varsaymak,bir kavmin sonu gelmek,nesli,soyu tükenmek,sönmek,mahv olmak,ulufe,bahşiş almak,bir hisse vermek,meseleyi hal etmek için bir faraziye,varsayım kabul etmek,takdir etmek,yardım ve yiإِفْتَرَضَ : إِفْتِرَاضاً عَلَي
kurmakنصب ، إقامة ، بناء ، تأسيس
kurmakتشكيل ، تأسيس ، بناء ، إقامة ، تنصيب ، نصب ، تثبيت، توتير للقوس ، وضع ، تهيئة ، تنظيم ، مدّ ، بسط ، تدوير للساعة ، نصب للخيمة ، عزم ، نية ، تصميم ، إيتار ، نصب ، تأتير ، ركز ، تركيب ، تدوير ، تشكيل ، تسليط ، تمكين ، إنشاء ، ترتيب الأجزاء و الآلات ، إدارة ، ربط ، إنشاء ، تثبيت ، قيام ،
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid