1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid mermer parçası,çok yağmur kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
mermer parçası,çok yağmur مَرْمَرَةُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Mermerرُخَام (مرمر)
mermerمَرْمَرٌ
mermerرخام ، مرمر ، بلاط
mermerمَرْمَرٌ : رُخَامٌ
mermer taşıحجر الرخام ، بلاط رخام، رخام موشّي
mermer kaleقَلْعَةٌ رُخَامِيَّةٌ
mermer leğenمركن رخاميّ
mermer madeniمعدن الرخام
mermer mahfelمقصورة رخامية
mermer ocağıمنجم الرخام ، محجرة الرخام
mermer ocakكانون من رخام او من مرمر
mermer putصَنَمٌ رُخَامِيٌّ
mermer yataklarıمناجم الرخام
mermer putصنم رخامي
mermer tırabzanجلفق رخامي
mermer parçası,çok yağmurمَرْمَرَةُ
münazayı çok seven,kavgacı,çekişen,kaya parçasıمِجْدَالٌ (ج) مَجَادِيلُ
kesilmiş kuru ağaç,kuru ağaç,kereste,kütük,odun parçası,tahta parçası,kuru ağaç parçası,kereste parçası,çöpخشَبَةٌ (ج) خَشَبٌ و خُشُبٌ و أَخْشَابٌ
bir şeyin parçası,bulut parçasıكَسِيْفَةٌ
bir şeyin parçası,bulut parçasıكِسْفَةٌ (ج) كِسَفٌ و كِسْفٌ
bez parçası,bir parça bez,pamuk ve tüy parçası,çaputمِزْقَةٌ (ج) مِزَقٌ : مِزْعَةٌ
bir şeyi çok görmek,çok zannetmek,çok saymak,çok bulmak,çok sunmak,çok yapmak,bir nesneyi çok tutmakإِسْتَكْثَرَ : إِسْتِكْثَاراً
her yaş ağaçtan kesilmiş ağaç parçası,kırılan ağaç parçasıيَخْضُودٌ
ateş paresi,alevli odun parçası,meşale,ateş közü,kor tanesi,bir tarafı yanmış odun parçası,ateşli köseğiجَذْوَةٌ ، جِذْوَةٌ ، جُذْوَةٌ (ج) جُذَيً و جِذَيً و جَذَيً و جِذَاءٌ و يقال أَتَي بِجَذْوَة من النَّارِ
ciğerin paresi,parçası,ciğer pare,ciğer köşe,altın,gümüş,et parçası,et,altınفِلْذَةٌ (ج) فِلَذٌ و أَفْلاَذٌ
apartman dairesi,kumaş topu ve kumaş parçası,yarık,ikiye yarılmış nesnenin bir parçası ve bir nevi mektup ki kaymadan küçük ve tezkereden büyük olurشُقَّةٌ (ج) شُقَقٌ
ağaç,tahta,kereste,ahşap,kuru odun,ağaç parçası,kalın kuru ağaç parçasıخَشَبٌ (ج) أَخْشَابٌ و خَشَبٌ و خُشُبٌ و خُشْبَانٌ : لَوْحٌ و يقال قطع الخشب وهو ما غلظ من العيدان
malı çok olmak,çoğaltmak,çok bulmak,çok vermek,teksir etmek,artırmak,çok yapmak,gevezelik etmek,çok söylemekأَكْثَرَ : إِكْثَاراً فِي ، هُ
ada,cezire,dört tarafı su kuşatmış olan yahut yalnız bir darboğaz vasıtasıyla karaya bitişik olan yer parçası,ada,su ortasında kalan kara parçası,cezire,Kürtçede girav derlerجَزِيرَةٌ (ج) جَزَائِرُ و جُزُرٌ و جُزْرٌ
çok veren,vergisi ve atası çok olan,çok çok bahşiş verici kişiمِعْطَاءٌ : كثير اإعطاء
ince yağmur,hafif yağmur,çisinti,yağmur yağdıran bulut,zayıf yağmur,pencereden içeriye giren toz,dumanبَغْشَةٌ (ج) بَغْشٌ و (تص) بُغَيْشٌ : بَشْغَةٌ : مَطَرٌ ضَعِيفٌ ، مَطَرَةٌ ضَعِيفَةٌ خَفِيفَةٌ ، سَحَابَةٌ ، هَبَاءٌ
umumi yağmur,sargın yağmur,bol yağmur,sağanak yağmur,bağışجَدَا
toz gibi ufak yağan yağmur ve zayıf yağmur ki yağa dura,çisinti,hafif yağmur,püsen,serpinti,pek yağan yağmurرَذَاذٌ
göğün yağmur yağdırması umulur,İnşallah yağmur yağacak,umarım yağmur yağar,umulur ki gökyüzü yağmur yağdıraإِخْلَوْلَقَتِ السَّمَاءُ أَنْ تُمْطِرَ
meta,ceyiz,eşya,elbise,yağmurun şiddeti,bulutta ki yağmur sikleti,ağırlığı,yükü,akın günü dökülüp düşen eşya,nefis,zat,öz,kendi,bulutunun taşıdığı yağmur,nebat,ot, bitki,kesretle dökülen yağmur,sağanak,yağmur yağdıran bulut,bulut içindeki yağmurبَعَاعٌ : متاع ، جهاز ، ثَوْبٌ و يُقَالُ أَلْقَي السَّحَابث بَعَاعَهُ أَيْ مَطَرَهُ
yağmur yağması muhtemeldir,umulur ki gök yüzü yağmur yağdırır,umulur ki gökyüzü yağmur yağdıra,yağmur yağmak üzeredirإِخْلَوْلَقَتِ السَّمَاءُ أَنْ تُمْطِرَ : إِخْلَوْلَقَتْ أَنْ تُمْطِرَ السَّمَاءُ
buluttaki yağmur ağırlığı,yağmur yüklü bulut,şiddetli yağmur;alet,cihaz;malبَعَّاعٌ
ince yağmur,hafif yağmur,çisinti,yağmur yağdıran bulutبَغْشَةٌ : بَشْغَةٌ
yağmur dökülmek,şiddetli yağmak,bir nesne pek gelip çatmakla tüleğe gelmek,yağmur damlamak,yakın olmak,eşek,kısrak,küremek,aykırsamak,yağmur,yağmur yağmak,yakın olmak,göz ağrısıوَدْقٌ و فِي القرآن الكَرِيمِ
plato,tepe,damlası iri sürekli yağmur,sağanak yağmur,sağanak halinde devamlı olan yağmurأُهْضُوبَةٌ (ج) أَهَاضِيبُ ، رَابِيَةٌ ، تَلَّةٌ ، دَفْعَةٌ مِنَ المَطَرِ العَظِيمِ القَطْرِ
imil imil yağan yağmur,devamlı yağan yağmur,sesizce yağan yağmur,gökgürültüsüz ve şimşeksiz çok zaman yağan yağmurدِيْمَةٌ (ج) ديم
yağmur,su,içecek istemek,yağmur istemek,karın şişmeğe başlamak,sıska illetine uğramak,istiska illeti tutmak,karın su doplmak,suvarmak,kusmak,sıska olmak,kuraklık devamında yağmur istemek,yağmur duasına çıkmakإِسْتَسْقَي : إِسْتِسْقَاءً مِنْ
yağmur yeri ıslatmak,yağmur serpintisi,çisinti,çiy,beden rutubeti,şebnem,tanlamak,hayret etmeknem,çiy,şebnem,ter,hafif yağmur,süt,püsen,rutubet,çiy,jale,yağmur serpintisi,çisintiطَلٌّ (ج) أَطْلاَلٌ و طِلاَلٌ و طِلَلٌ
meta,ceyiz,bulutta ki yağmur sikleti,ağırlığı,yükü,akın günü dökülüp düşen eşya,nefis,zat,öz,kendi,bulutunun taşıdığı yağmur,nebat,ot, bitki,kesretle dökülen yağmur,sağanakبَعَاعٌ : متاع ، جهاز و يقال في السحاب بَعَاعٌ
yağmur gökten boşanmak,bol yağmur yağmak,yağmur yağmak,suyu dökmek,suyu dökmek,dökülmek,inmek,yere yağmur değmek,yüksekten gelip inmek,suyu dökmek,şişmek,hedefe ok doğrulmak,ok hedefinden sapmakصَابَ ـُـ صَوْباً و مَصَاباً و صَيْبُوبَةً
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- وفاء - عَلاَّمَةٌ - تَأْمِينَاتُ الأَنَاضُولِ - أَنْكُولاَ ، أَنْغُولاَ - أعظم ، أكبر ، جل ، أجل ، هيبة - إقليمية، دعوة إلي فكرة الإقليمية - سُوقُ القَمْحِ - أداة تلحق بأواخر الكلمات التركية فتفيد المهنة و الحرفة ، أداة تمييز و حال في الأسماء و تصغير في النعوت بمعني فِي ، بِ ، حسب ، علي ، علي وجه ، علي شكل ، مكان ، محل ، موضع ، موقع ، أداة تلحق بالأسماء التركية و تفيد المهنة ، أداة تقليلية - رمل معد لصنع الزجاج ، القسم الزجاجي من البيت و الأبنية - مِطْرَقٌ (ج) مَطَارِقُ - إِفتَسَلَ : إِفْتِسَالاً - تَقَارِيرُ مُخْتَلِفَةٌ - كان الطفل يصيح صياحا عاليا رقيقا مؤلما - جِمَالاَتٌ - بَنُو الغَبْرَاءِ - ردئ - بَذٌّ : بَاذٌّ (تر) ، حَقِيرٌ ، رَثِيثٌ و فِي المَثَلِ - إِقْتَرَفَ الذَنْبَ : فَعَلَهُ و إِرْتَكَبَهُ - تقلبات جوية - شيئ لا يصدق - آزَفَ : إِيْزَافاً ، هُ - نَقَي ـِـ نَقْياً - صَعِيقٌ - بعضهم كبير وبعضهم صغير - إِئْتَفَظَهُ - معاش - مَسَنْجَرٌ (إنج) - بِتَاعُهُمْ - إِعْتَبَدَهُ : جَعَلَهُ عَبْداً - جهاز تسجيل النقود
ElmaWarid