1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid meyve suyu şarap oldu kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
meyve suyu şarap oldu إِخْتَمَرَ العَصِيرُ : صَارَ خَمْراً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
meyve olmak,meyve kemale gelmek,pişmek,kızarmak,meyve olgunlaşıp devşirme zamanı gelmek,meyve erişmek,koparma vakti gelmek,bir şeyin rengi atmakيَنَعَ ـَِـ يَنْعاً ويُنْعاً و يُنُوعاً و يَنضاعَةً
olgun,olgun meyve,kemale gelen meyve,kırmızı,kızarmış her şey,olgunlaşmış,pişmiş,gelişmiş,olmuş,kemale ermiş meyve,yetişmiş meyve,köynümüş,kıvam bulmuş olanيَانِعٌ : يَنِيعٌ : نَضِيجٌ
salkım,üzüm salıkımı,hurma salkımı,koparılan meyve,devşirilen meyve,kesilmiş meyveقِطْفٌ (ج) قِطَافٌ و قُطُوفٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
yemiş olup kemalini bulmak,yemiş olmakla devşirmeğe gelmek,meyve olgunlaşmak,meyve kemale ermek,kızarmak,kıvam bulup köynümek,meyve olup kemal bulmak,meyve ve yemişler kemalini bulup pişmekيَنْعٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
olgun,olgunlaşmış,pişmiş,gelişmiş,olmuş,yetişmiş,kemale ermiş meyve,kızarmış meyve,kıvam ve kemal bulup köynemiş ve olmuş olan her meyveيَنِيعٌ : يَانِعٌ
pek kızarmış meyve,pek yetişmiş meyve,çok olgunlaşmış meyveأَيْنَعُ
kavme meyve,yemiş getirmek,güzel ve nükteli laflarla eğlendirmek,meyve yedirmek,şaka yapmakفَكَّهَ : تَفْكِيهاً ، هُ
yetişmiş olgun meyve,çok,bol meyveمُثْمَرٌ ، مُثَمَّرٌ
meyve sıkma aleti,meyve sıkacağıعَصَّارَةٌ (ج) عَصَّارَاتٌ
devşirilmiş meyve,kesilmiş meyve,balجَنيً (ج) أَجْنَاءٌ
ağaç meyve,yemiş vermek,meyve tutmak, çoğalmak,yatırım,yapmak,yatırmak,meyve bağlamak,semerelendirmek,yemiş tutmak,bereketlendirmek,ağaç çiçeklerini döküp yemiş bağlamak,ağaç meyve,yemiş vermek,meyve tutmak,semerelendirmek,yemiş tutmak,bereketlendirmek,yatırım yapmak,yatırmak,tulumda sütün yağı tane tane zuhur etmek,malı çoğalmak,nemalandırmakثَمَّرَ : تَثْمِيراً و يقال ثَمَّرَ اللهُ مَالك
ağaç meyve verdi,ağaç yemişli oldu,yemiş bitirdi,meyvesi belirdi,meyve getirdiأَثْمَرَ الشَّجَرُ : ثَمَرَ ، أَتَي بثَمرٍ ، ظَهَرَ ثَمَرُهُ
ham meyve,çiğ meyveثَمَرٌ فَجٌّ
sabah erken kalkan,erkenci,seherhiz,vaktinde veya emsalinden evvel yetişen meyve vesaire,turfanda,sairlerinden evvel meyve veren ağaç,بَكِرٌ ، بَاكُورٌ ، بَكُورٌ : قَوِيٌّ ٌَادِرٌ عَلَي البُكُورِ
meyve tanesi, meyve ,yemiş,semere,kar,eser,yapıt,yarar,fayda,mahsül,ağaç,şecer,baş derisi ,zürriyet,nesil,döl ,soy,oğul,evlat,kamcının ucundaki düğmeثَمَرَةٌ (ج) ثَمَرَاتٌ و يقال كثّر الله ثمرته اي ذريته و نسله و يقال ضربني بثمرة لسانه
döl suyu,tohum soyu,kokar su,meni,er suyu,sperma,atmık,bel suyuمَنِيٌّ (ج) مُنَي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
öz suyu,usare,cibre,hülasa,meyve suyu,posa,sıkıntıعُصَارَةٌ : عَصِيرٌ
adam suyu mircas denilen taş ile suyu ölçtü,tahmin ettiأَرْجَسَ الرَّجُلُ : قَدَّرَ المَاءَ بالمرْجَاسِ
meyve suyu,öz suyu,şıra,usare,herhangi bir şeyin sıkılmışı,sıkıntısıعَصِيرٌ
ırmağın suyu geçip çoğaldı,nehrin cereyanı süratli ve suyu çok olduثَبَقَ النَّهْرُ : مَضَي مَاؤُهُ و كَثُرَ
kuyudan suyu dışrı çıkardı yani kuyuyu öyle kazdı ki suyu gözüktüأَنْبَطَ المَاءَ
suyu emerek içti,biriken suyu avuçladıتَبَرَّض المَاءَ
yağmur gökten boşanmak,bol yağmur yağmak,yağmur yağmak,suyu dökmek,suyu dökmek,dökülmek,inmek,yere yağmur değmek,yüksekten gelip inmek,suyu dökmek,şişmek,hedefe ok doğrulmak,ok hedefinden sapmakصَابَ ـُـ صَوْباً و مَصَاباً و صَيْبُوبَةً
kezzap suyu,gümüş suyuمَاءُ الفِضَّةِ
memba suyu,kaynak suyuمَاءُ المَنْبَعَ اَو اليَنْبُوعِ
ağaç suyu köküyle içip kanmak,yer yağmur suyu ile suvarılır olmak,bir karıya koca olmak,evlenmekإِسْتَبْعَلَ : إِسْتِبْعَالاً لِ
havuzun dibi çatlamakla suyu kaçmak,havuzun suyu taşıp akmakتَجَخَّرَ : تَجَخُّراً
suyu acıtmak,acı kılmak,suyu tuzlu veya acı etmekآجَّ : إِيْجَاجاً
ev ırak olmak,uzak olmak,gurbete çıkmak,ülkesinden savaş nedeniyle kaçmak,kaçkın olmak,kuyunun suyu azalmak,bitmek,tükenmek,uzaklaşmak,göçmek,göçetmek,kaçmak,terketmek,tüketmek,bitirmek,kuyunun suyu çok azalmak,uzaklaşmak,göç etmek,kaçmak,kuyunun suyu azalmakنَزَحَ ـَـ نَزْحاً و نُزُوحاً مِنْ ...
öfkelenmek,kızmak,darılmak,küplere binmek,suyu yer yüzünde geçirmek,acı olmak,yerde suyu akıtmak,,darılmak,suyu yer yüzünde geçirmek,acı olmakمَرْمَرَ : مَرْمَرَةً
mayalanmak , örtünmek , başörtüsü giymek , şarap olmak ,şarap kesilmekإِخْتَمَرَ : إِخْتِمَاراً
mayalanmak,örtünmek,başörtüsü giymek,şarap olmak,şarap kesilmekإِخْتَمَرَ : إِخْتِمَاراً
içki,şarap,sücü,dam üstü,top,beyzbol,briket,ekşi şarapطَابَةٌ
şarap ölçülen kap,ekşi şarap,süciفَيْهَجٌ
şarap sirkeye dönüştü,şarap sirke olduإِسْتَخَلَّ الخَمْرُ صَارَ خَلاًّ
uzun boylu,Yemende baldan yapılan bir nevi şarap,şire,üzüm suyu,şarap,bal şırasıبِتْعٌ : بِتَعٌ
al duru,gül,kızıl şarap,hurmayı duru,karamtık şarap,kümeyt,yelesi ve kuyruğu siyah doru atكُمَيْتٌ : وَرْدٌ
şarap,içki,ekşi şarapكَلْفَاءُ
şarap,ekşi şarap,içkiرَازِقِيَّةٌ : خَمْرٌ
kahve,içki,şarap,sücü,gereği gibi toklukgereği gibi tokluk,bolluk,bereket,halis süt,güzel koku,şarap,kahvehaneقَهْوَةٌ : بُنٌّ
uzun,ölçüde yüksek fazla,en ileri,uzun şey,her şeyin iyisi,güzidesi,çok kırmızı şarap,kızıl şarap,bükülmüş ipمَاتِعٌ
nektar,halis içki,halis şarap,safi ve duru şarap,rakıcennet şarabı,öz,bade,cennet şarabıرَحِيْقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
pergel,ekşi şarap,ekşi içki,sücü,şarapمِسْطَارٌ : دَوَّارَةٌ
uzun boylu,atınboynu uzun olmak,aşikare ve zahir olmak,Yemende baldan yapılan bir nevi şarap,şire,üzüm suyu,şarap,bal şırası,bal şarabı,kıvama gelmiş balبِتْعٌ : بِتَعٌ : نَبِيذُ العَسَلِ
yaşlı adam,yaşlı kadın,kocakarı,acuz,deniz,ekşi şarap,içki,sücü,dişi tavşan,akrep,bayrak,gümüş,koca karı,ekşi şarap,içki,ihtiyar kadın,karı,avrat,iğne,bayrak,gümüş,,iğne,geri,acun,dünya,büyük denizعَجُوزٌ (ج) عُجُزٌ و عَجَائِزُ : فِضَّةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيم
adam kambur oldu,kamburlaştı,iki büklüm oldu,sırtı eğri büğrü oldu,yumrulandı,yüksek olduإِحْدَوْدَبَ الرَّجُلُ : صَارَ أَحْدَبَ ، تَحَدَّبَ و إِنْحَنَي
adam delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup oldu,adamın aklı zayıf oldu,ahmak oldu,dalgın olduبَلِهَ الرَّجُلُ : ضَعُفَ عَقْلُهُ و قَلَّ تَمْيِيزُهُ
batıl,mahv oldu,yok oldu,zail oldu,zeval buldu,telef olduزَهَقَ البَاطِلُ
efendi oldu,hükümran oldu,egemen oldu,başat olduسَادَ الرَّجُلُ
adamın evinde et çok oldu,adam etli oldu, eti çok oldu,et sahibi olduأَلْحَمَ الرَّجُلُ
iş sağlamlaştı,sağlam oldu,muhkem oldu,kesinleşti,pekişti,doğrulandı,kararlaştırıdı,sabit olduتَأَكَّدَ الأَمْرُ : تَوَكَّدَ
adam herkesin görüşüne uyan zayıf görüşlü kimse oldu,yesman oldu,uysal olduتَأَمَّعَ الرَّجُلُ : صَارَ إِمَّعَاً اَيْ ضَعِيفَ الرَّأْيِ تَابِعاً مُتَرَدِّداً
ondangam,keder,üzüntü ve sıkıntı def oldu,gitti,bertaraf oldu,zail olduإِنْسَلَي عَنْهُ الغَمُّ و الهَمُّ : إِنْكَشَفَو زَالَ
at kümeyit oldu,karaya okşar kırmızı oldu,atın yelesi ve kuyruğu siyah olduإِكمَوْمَتَ : إِكْمِيمَاتاً الفَرَسُ
nesne diğerlerinden üstün oldu,seçkin oldu,ayrılıp ayrı durdu,yalnız olduإِمْتَازَ الشَّيْئُ : إِنْفَصَلَ عَنْ غَيْرِهِ و إِنْعَزَلَ
yer mamur oldu,abadan oldu yani onda insan yerleşti,sakin olduأَنُسَ المَكَانُ
saç sarışın oldu,kumral oldu,kızıl ile altın rengi arasında olduإِشْقَرَّ الشَّعْرُ : صَارَ أَشْقَرَ
onu veya bir şeye ait oldu,bağlı oldu,mensup ve müntesip oldu,bağlandıإِنْتَمَي إِليْهِ أَوْ إِلَي الشَّيْئِ : إِنْتَسَبَ إِلَيْهِ
nesne ile memnun oldu,hoşnut oldu,razı oldu,kanaat ettiإِقْتَنَعَ بِالشَّيْئِ : رَضِيَ بهِ
nesne dağıldı,kayıp oldu,zail oldu,zeval buldu,yok olduإِرْفَضَّ الشَّيْئُ : تَفَرَّقَ و زَالَ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid