1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmış kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmış مُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmışمُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
dağ uzun ve yüksek olmak,kibirli,gururlu,onurlu,azametli,görkemli,muhteşem olmak,kibirden burnunu yukarı kaldırmak,övünmek,kibirlenmek,burnunu yukarı kaldırmakشَمَخَ ـَـُ شَمْخاً و شُمُوخاً و مَشْمَخاً
yekpare değirmi ve cilalı yuvalak,değirmi demrenمُدَمْلَكٌ
karpuzun teğesinden çıkarılan değirmi dilim,değirmi ve yuvarlak kesilen şey,yaka oyuntusuمُؤوَّبٌ
değirmi kesilen nesne,yuvarlakça kesilen kesinti,elbise yakası,oyuntu,değirmi dilimقُوَارَةٌ
görkemliمطهم ، رائع، محتشم ، مدبب ، مطنطن ، مهيب
Görkemliالمَهِيب ، العَظييم
görkemli cenaze alayıموكب جنائزي مطهم
görkemli cenaze töreniمراسم تشييع الجنازة المهيبة
görkemli askeri geçit töreniإِسْتِعْرَاضٌ او عَرْضٌ عَسْكَرِيٌّ مُطَهَّمٌ
mutlaka yuvarlak olan delik,kadınların kulaklarında küpe geçirecek geniş delik,iğne deliği,yurdusu,değirmi delik,makat deliği,değirmi delik,azık çantasının ve dağarcığın kulpu yahut kulağı,çobanların azık çantası,din ve mezhebe ilişkin fesad,karışıklıkخُرْبَةٌ (ج) خُرَبٌ و خُرُوبٌ ، سَمُّ الخِيَاطِ ، عَيْنُ الإِبْرَةِ ، سَمُّ الإِبْرَةِ ، ثُقْبث الإِبْرَةِ و يقال في أديمه خُرْبَةٌ اي ثقبة مستديرة و في أذنها خُربة اي ثقبة واسعة وهو صاحب خُربة اي فساد في الدين
küçük ağaç,güzel şekil,sima,görkemli heyetبَجْلَةٌ (ج) بَجَلاَتٌ
kabarmışمهَبَّجٌ
kabarmışمُرَهَّلٌ
kabarmışمنتفخ ، منفوخ ، طامي ، مرهل، مطهم ، نافخ ، مهبج ، منفوت، منفوش
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmışمُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
hayırsız yüz,kuru yüz,hayrı az olan yüzوَجْهُ يَابِسٌ : قَلِيلُ الخَيْرِ
yüz üstü yere sermek,yıkmak yüz üstüne düşürmek,yüz üzerine düşürmek,yüzü koyun düşmekبَطْحٌ
baş örtüsü,bürgü,peçe,yüz örtüsü,bürgü,yüz peçesi,nikab,yaşmak,avratların yüz örtüsü,bürgü,duvak,nikap,kadınların yüzlerine taktıkları yüz peçesi,nikab, taştan korunmak için hayvanın yüzüne takılan tel örtüبُرْقُعٌ ، بُرْقَعٌ (ج) بَرَاقِعُ (تر):، نِقَابٌ : مَا تَسْتُرُ بِهِ المَرْأَةُ وَجْهَهَا
yere yatmak,yüz üstü düşmek,yüz üstüne,yüz koyun yıkılmak,sırt üstü yatmak,dere bollanmak,genişlenmekإِنْبَطَحَ : إِنْبِطَاحاً عَلَي و يُقَالُ بَطَحَهُ عَلَي وَجْهِهِ فَانْبَطَحَ
baş örtüsü,bürgü,peçe,yüz örtüsü,bürgü,yüz peçesi,nikab,yaşmak,avratların yüz örtüsü,bürgü,duvak,nikap,kadınların yüzlerine taktıkları yüz peçesi,nikab,taştan korunmak için hayvanın yüzüne takılan tel örtü,hayvanların maskesi,hayvanın uyluk alametiبُرْقُعٌ ، بُرْقَعٌ (ج) بَرَاقِعُ (تر) ، نِقَابٌ : مَا تَسْتُرُ بِهِ المَرْأَةُ، قِنَاعُ المَرْأَةِ ، قِنَاعٌ للدّوَابِ ، عَلاَمَةٌ فِي فَخْذِ الدَّابَّةِ وَجْهَهَا
ak yüz kara yüz geçit başında belli olurعند الإمتحان يكرم المرء او يهان
yüz buruşturmak,yüz ekşitmek,dişlerini göstermek,sırıtmak,açmak,ikişer olmakكَشَّرَ : تَكِْشيراً عَنْ
yüz ve yüz gibi şeyde çizgiler olduإِخْتَطَّ الوَجْهُ اَوْ غَيْرُهُ : صَارَ فِيْهِ خُطُوطٌ
darılıp yüz ekşitmek,yüz azdırmak,surat asmakتَعَبَّسَ : تَعَبُّساً
sayı yüz olmak,yüze çıkarmak,yüz yapmakأَمْأَي : إِمْآءً
güzel yüz,pek parlak,nurlu yüzوَجْهٌ أَنْوَرُ
meyil etmek,eğilmek,sapmak,sevmek,yönelmek,okşamak,bir şeyden vazgeçmek,terk etmek,kaymak,çalmak,yüz tutmak,dayanmak,güneş batmaya yüz tutmak,sapmak,okşamak,çalmak,yüz tutmak,dayanmak,vaz geçmek,güneş batmaya yüz tutmakمَالَ ـِـ مَيْلاَ و مَيَلاَناً و تَمْيَالاً ومُيُولاً و مَيْلُولَةً و مَمَالاً و مَمِيلاً إِلَي ، بِ ،عَنْ ، علي و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
yüz ekşitmek,çıban onulmadan deşmek,yersiz ve mahalsiz hacet istemek,soğuk su,ekşi yüzبَسْرٌ : مَاءٌ بَارِدٌ ، بَاسِرٌ ، مُقَطَّبٌ
kuruyup buruşan yüz,çirkin yüzوَجْهٌ كَزٌّ اي قَبِيحٌ
güleryüzlü,hande,şen,şakrak,güleç yüzlü,güler yüzlü,şen,ferahlı,mütebessim,güler yüzlü,nazik,mültefit,hande,sevinçli,müjde veren,güzel yüzlü,gülümseyen,iyi haber getirenبَشُوشٌ ، بَشٌّ ، بَهْشٌ ، بَهِشٌ ، طَلِيقُ الوَجْهِ
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmışمُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
kızgın,çok kızan,çok öfkeli,burtarık yüzlü,dargın,hiddetli,titiz,tedirgin,ekşi yüzlü,asık suratlı,hiddetli,hışımnak,pek zararlı muzır yılan,çirkin yüzlü deve veya karı,öküz,aslanغَضُوبٌ
kaşlarını çatan,pek yüzlü,ekşi yüzlü,yüzünü ekşiten,ekşi yüzlü adam,abus,asık suratlı,ekşi suratlıعَبُوسٌ : عَابِسٌ
temiz ruhlu,hoş yüzlü,sevgili,güler yüzlü kızآنِسَةٌ (ج) آنِسَاتٌ و أَوَانِسُ
güler yüzlü,nazik,mültefit,açık yüzlü,sevinçliبَشٌّ : بَاسِمٌ ، طَلِيقُ الوَجْهِ ، المُتَهَلِّلُ الوَجْهِ المُشْرِقِه ، مَنْ يَلْقَي النَّاس ضَاحِكاً مَسْرُوراً، و يُقَالُ هُوَ بَشٌّ هَشٌّ اَي طَلِيقُ الوَجْهِ
pek güler yüzlü olan,güzel yüzlü,besimبَسِيمٌ : جميل
pek zayıf ve arık olan,arık,çöp gibi,zebun,düzensiz,çelimsizمَهْزُولٌ (ج) مَهَازِيلُ ، نَحِيفٌ
güler yüzlü,nazik,mültefit,güleç yüzlüبَاشٌّ : مَتَهَدِّلُ الوَجْهِ
kara yüzlü,çirkin yüzlü kimselerوُجُوهُ البَهْشِ
top yüzlü,yuvarlak yüzlüمُكَلْثَمٌ
güler yüzlü,güleç yüzlüصَبِيحُ الوَجْهِ
güleryüzlü,hande,şen,şakrak,güleç yüzlü,güler yüzlü,şen,ferahlı,mütebessim,güler yüzlü,nazik,mültefit,hande,şen,şakrak,ferahlıبَشُوشٌ : بَهْشٌ : بَهِشٌ
arıklanmış kimse,sınmaşık odun,sert ve haşin olan ve bedeni kuvvetli ve ince arık olan insan ve hayvan,güzel ve ince nesne,kuru arık adam,ağaç gibi kupkuru olan,kuru arık adam,katı,sertشَازِبٌ (ج) شُزَّبٌ و شَوَازِبُ
pek güler yüzlü olan,güzel yüzlü,pek gülümseyen,tebessüm eden,tebessümlü,sırıtan,güzel,Besimبَسِيمٌ : جميل
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmışمُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
daha iri,pek iri,daha büyük,daha vücutlu,yoğun gövdeli kimse,iri vücutlu kimse,büyük vücütlü olan,tenaver,iri nesne,dev,cüsseliأَجْسَمُ : أَضْخَمُ
son derece,gayetle,fazlasıyla,aşırı derecede,ifrat,fevkal had: bu bazergan aşırı zengindirلِلْغَايَةِ نحو هَذَا التَّاجِرُ غَنِيٌّ لِلْغَايَةِ
harcamada çok aşırı gitti,aşırı harcadıبَسَطَ يَدَهُ فِي الإِنْفَاقِ : بَالَغَ فِيهِ
havuz etrafından taşıncaya dek doldurmak,işi unutmak,aşırı yük yüklemek,terk etmek,haddi aşmak,tecavüz etmek,acele etmek,aşırı övmek,bertaraf etmek,ifrat etmek,haddi tecavüz etmek,aşırı gitmek,ifrat etmek,işe ace,elçi yolamak,göndermekle etmek,israf etmekأَفْرَطَ : إِفْرَاطاً عَلَي
sıtma gün aşırı tutmak,gün aşırı gelmek,et kokmakأَغَبَّ : إِغْبَاباً
abartmak,kabartmak,artırmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,,aşırı gitmek,uğraşmak,haddinden fazla yapmak,mübalağa etmek,abartmak,aşırı gitmek,,uğraşmak,büyütmek,aşırı gitmek,bir işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam etmekبَالَغَ : مُبَالَغَةً و بِلاَغاً فِي
abartmak,aşırı gitmek,mühalağa etmek,uğraşmak,artırmak,haddinden fazla yapmak,büyütmek,aşırı gitmek,bir işte kusur bırakmayıp son dereceye kadar cehd ve ikdam etmekبَالَغَ : مُبَالَغَةً و بِلاَغاً فِي
beyaz vücutluأَبْرَهُ (م) بَرْهَاء
bedenli,vücutluمُتَجَسِّمٌ
arık vücütlü oğlanغُلاَمٌ عَرِيقٌ اي نَحِيفُ الجِسْمِ
tendürüst,sağlam vücütlüصَحِيحُ الجِسْمِ ، مُعَافَي
dolgun vücütlü olmakدُلُوخ
gün aşırı gelmek,gün aşırı ziyaret etmek,günler sonra ziyaret etmek,sıtma günaşırı tutmakغَبَّ ـُـ غَبّاً و غِبًّا و في الحديث
gün aşırı ziyaret etmek,gün aşırı gelmek,günler sonra ziyaret etmek,sıtma günaşırı tutmakغَبَّ ـُـ غَبّاً و غِبًّا و في الحديث
kısa,şişman;iyiliği anlayacak kadar anlayışlı olmayan;sözünü yerine getirmeyen;şişman kadınبَلَنْدَحٌ
birkimseyi aldatıp bir yere getirip onda ansızdan öldürmek,suikastle öldürmek,ansızın suikast,aldatmak,memba,akarsu,yulak,yağlı,şişman kadın veya çocuk,memba,akarsu,yulak,yağlı,şişman kadın veya çocukغِيْلَةٌ
şişmanعَرِيضٌ أَرِيضٌ : سَمِينٌ
Şişmanضخم ، سمين ، بدين
şişmanضخم
yağlı ,şişmanشَحِيمٌ
şişman hatunجَلَنْبَاةٌ
daha şişmanاَضخم
şişman adamرجل بدين ، رجل سمين ، رجل جسيم، رجل ملحم ، رجل لحيم ، رجل مبدن
şişman (sf)سمين ، بدين ، ناصح ، منفوخ ، متورم باللحم، ضخم ، ملحَّم ، لحيم ، منفوخ
çok şişmanضخم جدا
şişman kadınبَيْذَخٌ
şişman,semizسَامِنٌ
Şişman,semizسَمينٌ
şişman,etliبُجَابِجٌ : مُلحم
onu hizmet veya yoldaşlık için seçti veya razı oldu veya ona yetkili ve ehil olarak gördüإِرْتَضَاهُ لِخِدْمَتِهِ او لِصُحْبَتِهِ : إِخْتَارَهُ و رَضِيَهُ و رَآهُ أَهْلاً لَهَا
denizin ortası,kavmin ortası veya toplandığı yer veya toplumu,veya ileri gelenleri,nesnenin çoğu,çoğusuأُسْطُمَةٌ (ج أَسَاطِمُ : لُجَّةُ البَحْرِ و يُقَالُ فُلانٌ فِي أُسْطُمَةِ قَوْمِهِ اَيْ فِي وَسَطِهِمْ
erkek kuzular veya otukmuş kuzular veya altı veya yedi aylık koyunlarأَخْرِفَةٌ
uyuz adamlar veya develer,sıracalı insanlar veya develer,hörgücü küçürek veya hörgücü olmayan deveأَعَرُّ (ج) عُرٌّ (م) عَرَّاءُ : الأَجْربُ مِنَ النَّاسِ و الجِمَالِ
obanın yanında veya obadan uzak bulunan deve ağılı,yola alamet olmak için oturmuş adam irtifaında dikilmiş veya çobanlar tarafından bırakılmış taşlar,iki veya üç açağa bir aba vesaire germekle hasıl olan sayeban ,kulübe,gölgelikثَايَةٌ (ج) ثَايٌ : ثَاوَةٌ
birinin burnu veya kulak ya dudak veya eli kesik olmak,çocuk fena beslenmek,iyi beslenmeyip sıska ve cılız olmak,deve yavrusu fena beslenmekten veya köçek iken binilmekten cılız kalmakجَدِعَ ـَـ جَدَعاً
bir kimsenin göz kapağı devrik olmak veya yukarıdan aşağıya doğru kapağı devrik olmak veya aşağısı yırtık veya sarkık olmakإِنْشَتَرَ : إِنِْشتَاراً
çocuğu veya yavrusu arkasından giden (kadın veya dişi hayvan)مُتْبِعٌ
adam eliyle veya kaftanıyla veya kılıcı ile işaret ettiأَلْمَعَ الرَّجُلُ بِيَدِهِ او بِثَوْبِهِ أَوْ سَيْفِهِ: أَشَارَ
kötü akibetten veya korkudan sözü söyleyen veya işiten terlediأَنْدَي الكَلاَمُ : عَرَقَ قَائِلُهُ أَوْ سَامِعُهُ خَوْفاً مِنْ سُؤِ عَاقِبَتِهِ
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakبَعْرَضَ : بَعْرَضَةً ، تَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً
kavmin ortası veya toplandığı yer veya ileri gelenleriأُسْطُمَّةُ القَوْمِ : وَسَطُهُمْ أَوْ مُجْتَمَعُهُمْ أَوْ أَشْرَافُهُمْ
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakتَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً ، بَعْرَضَ : بَعْرَضَةً
harfi veya kelimeyi hemzeli okudu veya hemze koyduهَمَزَ الحَرْفَ او الكَلِمَةَ
şalcı,yün veya tiftikten yapılmış mendil veya peşkirبَتِّيٌّ : بَتَّاتٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
iri,semiz,tıknaz,iri ve semiz,vücutlu,yaşlı,ihtiyar,semiz gövdeli,şişman kişiبَدِنٌ (ج) بَدِنَةٌ : مُسِنٌّ ويُقَالُ رَجُلٌ بَدِنٌ أَيْ سَمِينٌ
semiz bulmak,semiz olmak,semirtmek,semiz kılmak,yemeği sağ yağ ile yapmak,ekmeği sağ yağ ile ıslatmak veya karıştırmak,bir kimseye sağ yağ yedirmek,bir kimsenin davarları semiemek,semiz hayvanı satın almakأَسْمَن : إِسْمَاناً
koyun,erkek semiz geyik,semiz keçi,bir yerin adıبَغِيغٌ
oyuk kol,en semiz,pek semiz,yabancı adamأَسَرُّ (ج) سُرٌّ (م) سَرَّاءُ : الزَّنْدُ لأَجْوَفُ ، الأَسْمنُ ، الدَّخِيلُ مِنَ الرِّجَالِ
semiz,tavlı,iri,semiz deveبَائِكٌ (م) بَائِكَةٌ (ج) بُوَّكٌ و بُيَّكٌ (جج) بَوَائِكُ
yağ istemek,nesnenin semizini istemek,semiz add etmek,saymak,semiz bulmak,semirmekإِسْتَسْمَنَ : إِسْتِسْمَاناً ، هُ و يُقَالُ
iri,semiz,tıknaz,iri ve semiz,vücutlu,yaşlı,ihtiyarبَدِنٌ (ج) بَدِنَةٌ : بَدِنٌ : مسنّ
obur,büyük ve semiz koyun,zayıf ve na tevan ihtiyar,pir fani,koyunlların semiz ve irisiجِرْضَمٌ : أَكُولٌ ، ضَعِيفٌ و يقال رجل جِرْضَمٌ اي أكول و غنم جِرْضَمٌ
semiz ve bodur adam,küçürek etli kimse,kısa ve semiz olan kimseبَلَنْدَحٌ : قَصِيرٌ سَمِينٌ
şişman,semiz ve yoğun gövdeli kimse,iri,büyük,vücütlü,bedenli,gövdeli,iri ve tam etli,semiz ve yoğun gövdeli kimse,butlu,cüsseliبَادِنٌ (م) بَادِنَةٌ (ج) بُدْنٌ و بُدُّنٌ (م) بَادِنٌ و بَادِنَةٌ (ج) بُدَّنٌ و بَوَادِنُ : سمين ، جسيم ، ضخم يُقَالُ رَجُلٌ بَادِنٌ و إِمْرَأَةٌ بَادِنٌ و بَادِنَةٌ
semizمشحم ، سمين
Semizسمين
semizسمين ، شحيم ، ناصح ، وديك ، بدين ، ربيل ، لحيم ، ممتلئ الجسم ، جسيم ، ضخم ، مسمن ، ضبضب
semizوَدِيكٌ
semizهَوْدَكٌ : سَمِينٌ
muhteşem,görkemli,kabarmış,değirmi yüz,şişikin yüzlü,arık vucutlu,aşırı şişman veya semiz olan,kabarmışمُطَهَّمٌ : وَجْهٌ مُدَوَّرٌ
şişmiş, kabarmış olan,müteverrimمُتَوَرِّمٌ
tavşan,buzağı,erkek tilki,ince belli arık davar,iki yanları dolup kabarmış davar,davarın bilekçesinde olan oynak yer,davarın tırnağının iç yüzünde olan kemik ki sinir ile baldır arasında olur,parmak kemiği gibi şu ince ve hurda kemiğe denir,at bileğiحَوْشَبٌ : أرنب ، عجل ، جماعة ، إسم رجل و شهر بن حوشب و حلف بن حوشب و عوّام بن حوشب من المحدثين
kabarmışمهَبَّجٌ
kabarmışمنتفخ ، منفوخ ، طامي ، مرهل، مطهم ، نافخ ، مهبج ، منفوت، منفوش
kabarmışمُرَهَّلٌ
kabarmış,şişmişمَنْفُوخٌ
safrası kabarmışصَفْرَاوِيٌّ
dolu,tıklım,kabarmışطَامِيٌ : ُمْتَلِئٌ
şişkin,kabarık,kabarmışأَهْدَرُ (ج) هُدْرٌ (م) هَدْرَاءُ و رَجُلٌ أَهْدَرُ أَيْ مُنْتَفِخٌ و جَوْفٌ أَهْدَرُ أَيْ مُنْتَفِخٌ
haya torbası şişkin,kabarmışمَنْفُوخُ الصَّفَنِ
şişici,şişkin,şişmiş,kabarmışمُنْتَفِخٌ
ululuk hülyasıyla kabarmış adamمألوف بالنفخ و التعظّم
üfüren,üfürücü,şişiren,kabarmışنَافِخٌ : نافر
çok çalışmaktan kabarmış et,çiçek hastalığı,şeyنَافِطَةٌ (ج) نَوَافِطُ : جُدَرِيٌ و يقال مَالَهُ عَافِِطَةٌ وَلاَ نَافِطَةٌ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid