900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid nesne zahir oldu,meydana çıktı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
nesne zahir oldu,meydana çıktı بَاقَ الشَّيْئُ : ظهر
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
içecek,içecek nesne,içilecek nesne,içki,şarap,içilen herhangi bir nesne,meşrubat,sücüشَرَابٌ (ج) أَشْرِبَةٌ
kara dudaklı adam,kararmış nesne,kara nesne,siyah,kara,rengi siyaha çalar nesne,yeşilliği kara ile sarı ile karışmış nesne,demir pası rengiأَحْوَي (ج) حُوٌّ (م) حَوَاءٌ : أَسْوَدُ : و فِي القُرْآنِ ...فَجَعَلَهُ غُثَاءً أَحْوَى ... اَيْ المُسودَّة و يُقَالُ شَيئٌ أَحْوَي أَيْ اَسْوَدُ
nesne eksilip hayır ve bereketi azaldı,nesne yok olduإِمْتَحَقَ الشَّيْئُ : نَقص و ذَهَبَ خَيْرُهُ ، إِنْعَدَمَ
nesne muhkem, sağlam, berk oldu, nesne, gayet b erkidiإِسْتَحْكَمَ : إِسْتِحْكَاماً الشَّيْئُ : صَارَ مُحْكَماً
nesne muhkem,sağlam,berk oldu,nesne,gayet berkidiإِسْتَحْكَمَ الشَّيْئُ : صَارَ مُحْكَماً مُتْقَنَاً
saklanmış nesne,korunmuş,himaye edilmiş,gözetilmiş,kızdırılmış nesneمَحْمِيٌّ
acayip şey,tansık,mucize,ucube,şaşılacak nesne,taaccüp edecek nesne,harika,pek acayip ve şaşılacak şey,taaccüp olunacak nesne,kıl payıأُعْجُوبَةٌ (ج) أَعَاجِيبُ : كُلّ عَمَلٍ أَوْ حَادِثٍ يَدْعُو إِلَي العَجَبِ
nesne onun hoşuna gitti,nesne ile sevindiأَعْجَبَهُ الشَّيْئُ : عَجِبَ مِنْهُ و سُرَّ بِهِ
dağınık nesne,birikmiş nesne ne olursa olsun,alay,bölük,sol taraf,umumشَمْلٌ : عُمُومٌ ... اللَّهُمَّ إِجْمَعْ شَمْلَ الكُرْدِ و شَتِّتْ شَمْلَ أَعْدَائِهِمْ ...
tatlı akar su,iyilik,bağış,çok nesne,az şey,faydalı nesne,deri,zilletمَعْنٌ
ziyade iri nesne,yoğun nesneجِرْفَاسٌ
hüküm,yönetim,iktidar,karar,şu nesne şöyledir diye kesip atmak,kadının hükmü gibi ve şu nesne şöyle olsun diye emr etmek pdiahn hükmü gibive bir maddeye karar veren yahut davayı fasıl eden kelam veya o kelamı havi olan nesneحُكْم (ج) أَحْكَامٌ
dilemek,istemek,şey,obje,her hangi bir nesne,bir şey,nesne,madde,konu,gaye,her mevcut olan madde,şey,var olan herhangi bir nesneشَيْئٌ (ج) أَشْيَاءٌ و أَشْيَاءَاتٌ و اَشَاوَاتٌ و أَشَاوَي : إِرَادَةٌ : مَشِيئَةٌ ، أَمْر ، مَادَّةٌ ، مَوْضوعٌ ، غَرَضٌ
az nesne,kolay şey,asan nesne,az,cüzi olan,yumuşak,kumar oynayan,galipيَسِيرٌ (ج) يُسُرٌ: هَيِّنٌ : قَلِيلٌ شيئ قليل و يقال شيئ يسير اي قليل و يقال شيئ يسير اي سهل
şu teğere ve leğene denirki içinde nesne boyarlar ve nesne yıkarlar,çamaşır teknesiمِخْضَبٌ (ج) مَخَاضِبُ و يُقَال غَسَلَ ثَوْبهُ فِي المِخْضَبِ اي المِرْكَنِ
belirmek,zahir olmak,zahir ve sabit olmak,içinden çıkmakبُدُوٌّ ، ظُهُورٌ
belirmek,zahir olmak,zahir ve sabit olmak,içinden çıkmak,aşikare olmakبُدُوٌّ ، ظُهُورٌ
ziyade zahir ve aşikar ve rüşen olan,pek açık,pek aşikare,pek zahir ve belirgin,çok görünenأَظْهَرُ : أَبْيَنُ و يُقَالُ أَظْهَرُ مِنَ الشَّمْسِ و أَبْيَنُ مِنَ الأَمْسِ
görünen,görünür,görülür,gözüken,beliren,baş gösteren,çıkan,açık,gözle görülebilir,zahir,meydanda olan,ortada olan,belli,parlak,aşikar,arka çıkan,yardımcı,ayan,muzaffer,Allah,zahir ve galip olan,açık,dış,zahir,aşikar,gizli olmayan,görünen,bir şeyin tersi,parlak,bedid,görünen ,görünür,görülür, gözüken ,çıkan .açık,gözle görülebilir, zahir, meydanda olan ,ortada olan ,belli ,muzaffer,belli,görünürde,göz önünde,gözle görülürظَاهِرٌ ، مَرْئِيٌّ ، مَنْظُورٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ ...
çıkan,bariz,belirgin,önemli,kabartmaaşikare,açık,kabartma,gizli olmayan,zahir olan,açık,açık olan,zahir ve aşikar ve nümayan olanبَارِزٌ : ظَاهِرٌ
açık ve vazıh olmak,ayan beyan olmak,izah etmek,açıktan anlatmak,birşeyin açıklanmasını istemek,meydan çıkarmak,zahir ve aşikare olmak,bir şeyin aşikare olmasını istemek,zahir eylemek,aşikareye çıkarmakإِسْتَبَانَ : إِسْتِبَانَةً
bariz,belirgin,önemli,açık olan,kabartma,öne çıkan,önemli,aşikare,açık,kabartma,gizli olmayan,zahir olan,açık olan,zahir ve aşikar ve nümayan olan,dışkı,bok,doğan,aydınبَارِزٌ (ج) بَارِزُون، ظَاهِرٌ ، وَاسِعٌ ، غَائِطٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... يَوْمَ هُم بَارِزُونَ لا يَخْفَى عَلَى اللَّهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِّمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ ...
düşünmeksizin ve irticalen irad olunan,düşünmeğe veya delil ve bürhana muhtaç olmayan,zahir aşikar,o nesnedir ki onu bilmekte mütalaaya ve fikir muhtaç olmayan,bedihi,ispata akıl için tasdiki normal olan husus,aşikar,açık,vazıh ,net ve zahir olan şey,irticali olan,ahmakبَدِيْهِيٌّ : مَا يَجْرِي مَعَ البَدِيهَةِ مِنً الآرَاءِ و البَرَلهِين و نَحْوِهَا ، مُرْتَجَلٌ ، أَحْمَقُ
sabah yeri gereği gibi ağarıp açılmak,beyan etmek,açık söylemek,erte aklığı zahir olmak,beyan etmek,açık söylemek,erte aklığı zahir olmakفَصْحٌ
açık,belli,aşikar,vazıh,zahir,görünen,ayrılan,ayırıcı,iftirak eden,talakı bain ile kocasından ayrılan kadın,ayrı,ayrılmış,boşanmış karı,ayrı,münfasıl,başka olan,aşikar ve zahir olan,belli,vazıh hayvanın solunda durup sütünü sağan,kirişten uzak meydanlı ok,derin ve ağzı geniş kuyuبَائِنٌ : وَاضِحٌ ، إِمْرَأَةٌ مُنْفَصِلَةٌ عَنْ زَوْجِهَا بِطَلاَقٌ وقوس بائن و بائنة و بئر بائن اي واسعة الفهم
çöle çıkan,kırda,vahada,çölde ikamet eden,oturan,açık,aşikar,görünen,işin evveli,başı,ilk bakışta hatıra gelen,iptida,ilk,evvel,sepep olucu,müsebbip,illet,gerektiren,mucip,zahir olan,açık olan,aşikar olan,zahir ve aşikar olan,sebep,illet,mucip,yaratan,yaratıcı,halıkبادِيٌ : خَارِجُ الصَّحْرَاءِ ، ظَاهِرٌ ، مُسَبِّبٌ ، سَاكِنُ البَادِيَةِ ، مِنَ الأَمْرِ : اَوَّلُهُ ، مِنَ الرَّأْيِ : مَا يَبْدُو مِنْهُ قَبْل النَّظَرِ و التَّفكِيرِ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... فَقَالَ الْمَلأُ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوْمِهِ مَا نَرَاكَ إِلاَّ بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَاكَ اتَّبَعَكَ إِلاَّ الَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِيَ الرَّأْيِ وَمَا نَرَى لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَاذِبِينَ و فِي المَثَلِ ... البَادِيُ أَظْلَمُ أَيِ المُسَبِّبُ ... و فِي المَثَلِ الآَخَرِ ... هََذِهِ بِتِلْكَ و البادِيُ اَظْلَمُ ... ...
açık,aşikar,vazıh,belli,net,sarih,zahir,aydın,açık,ayan,aşikar olan,vazıh,belli,sarih,zahir,aydın,rüşen,aşikare,açık olan,beyazımsı deveوَاضِحٌ : جَلِيٌ
parlak,aydın,güzel,göz kamaştırıcı,ziyadar,ayan,alın damar,açık,rüşen,tabnak,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,tabnak,aydınlık,ziyadar olan,zahir ve aşikar ve meşhur olan,üstün,galip,yeğin,alın damarıبَاهِرٌ (ج) بُهْرٌ : غَالِبٌو يقال نَجَاحٌ بَاهِرٌ و يُقَالٌ لَهَبٌ بَاهِرٌ اَيْ وَاهِرٌ و قَمَرٌ بَاهِرٌ اَيْ غَالِبٌ نُورُهُ
gizlendikten sonra meydana çıkmak,birine görünmek,gelini süslendirmek,ortaya çıkmak,belirmek,kabarmak,bariz olmak,kabarmak,zahir olmak,ortaya çıkmak,zahir olmak,belirmek,kabarmak , bariz olmakبَرَزَ ـُـ بُرُوزاً و بَرَزَ ـَـ بَرَزاً إِلِي ، لِ ...
zahirظَاهِر
hak zahir oldu,aşikar oldu,meydana çıktıأَبْلَجَ الحَقُّ : ظَهَرَ
sır aşikar oldu,zahir oldu,meydana çıktıبَاحَ السِّرُّ : ظَهَرَ
nesne meydana geldi,olduبَدَأَ الشَّيْئُ : حَدَثَ
nesne zahir oldu,meydana çıktıبَاقَ الشَّيْئُ : ظَهَرَ
nesne zahir oldu,meydana çıktıبَاقَ الشَّيْئُ : ظهر
kendi kendine oldu,meydana geldiتَشَكَّلَ بِنَفٍْسِهِ
iş meydana çıktı,belli olduتَبَلَّجَ الأَمْرُ
nesne belirdi,meydana çıktı,zahir olduنَصَّ الشَّيْئُ : ظَهَرَ
nesnenin husulu,meydana gelişi imkansız olduإِمْتَنَعَ الشَّيْئُ : تَعَذَرَ حُصُولُهُ
nesne zehir,aşikar oldu,meydana çıktıبَاحَ الشَّيْئُ : ظَهَرَ
hak,gerçek meydana çıktı,belli olduبَلِجَ الحَقُّ : ظَهَرَ
nesne zehir,aşikar oldu,meydana çıktıبَاحَ الشَّيْئُ : ظهر
buhar aletleri meydana çıkarıldıktan sonra,yolculuk eskisinden çok kolay oldu.يَعْدَ إِخْتِرَاعِ الآلَةِ البُخَارِيَّةِ أَي البَاخِرَةِ صَارَ السَّفَرُ أَسْهَلَ مِنْ ذِي قَبْلٍ
izhar etmek, göstermek, meydana çıkarmak,ezberden okumak,aşikar etmek,açıklamak,beyan etmek,açıktan okumak,meydana çıkarmak,meydana vurmak,bir şeyi arkasına götürmek,aydınlatmak,öğle vaktine ulaşmak,dahil olmak,girmek,,öğle vakti yürümek,öğleye varmak,belأَظْهَرَ : إِظْهَاراً عَلَي ، هُ
izhar etmek,göstermek,meydana çıkarmak,ezberden okumak,açıklamak,aydınlatmak,göstermek,belirtmek,meydana vurmak,bir şeyi arkasına götürmekأَظْهَرَ : إِظْهَاراً ، هُ
adam ordunun öncü koluyla çıktı,çarhacı ile çıktıإِسْتَرْعَلَ الرَّجُلُ : خَرَجَ غَازِياً فِي طَلِيعَةِ القَوْمِ
yumurtamı tavuktan çıktı yoksa tavukmu yumurtadan çıktıهَلْ خَرَجَتِ البِيْضَةُ مِنَ الدُّجَاجَةِ أَوِ الدُّجَاجَةُ خَرَجَتْ مِنْهَا
sanık divan durdu,mahkemeye çıktı,huzuruna çıktıمَثُلَ المُتَّهَمُ أَمَامَ المَحْكَمَةِ مُثُولاً
adam kontrolden çıktı,zıvanadan çıktıخَرَجَ الرَّجُلُ عَنِ السَّيْطَرَةِ تَعَصُّباً أَوْ غَضَباً
hemen çıktı,derhal çıktıخَرَجَ عَلَي الأَثرِ
çocuğun ikinci dişleri çıktı,ön dişleri çıktı,bittiإِتَّغَرَ : إِتِّغَاراً الغُلاَمُ
mantar yeri yarıp çıktı,toprağı yarıp çıktıثَنَطَتِ الكَمْأَةُ الأَرْضَ
çıktıنسخة ، صورة ، مصورة من الطابعة
çıktıإِنْدَمَقَ : خَرَجَ
canı çıktıتَعِبَ و أَعْيَا و إِنْقَطَعَ حِيَلُهُ
canı çıktıتعب و أعيا و إنقطع حيله
ileri çıktıخَرَجَ مُقْبِلاً
buğusu çıktıظهر بخاره
çırak çıktıأتقن الصنعة فأجازه أستاذه بها
çırpıdan çıktıتَجَاوَزَ الحَدَّ و تَعَدَّي طَوْرَهُ
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid