1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid nesnenin kârını talep etti,istedi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
nesnenin kârını talep etti,istedi إِسْتَرْبَحَ الشَّيْئَ : طَلبَ رِبْحَهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
nesnenin pahası artmak,fazlalaşmak,artıklaşmak,büyük nesnede küçük bir nesnenin miktarından ve ziyade mevcut olan miktarıتَفَاضُلٌ (ج) تَفَاضُلاَتٌ
kök,dip,bir nesnenin aşağısı;baba;bir nesnenin dayanağı,dayandığı şey,orijinalأَصْلٌ (ج) أُصُولٌ
pek rezil,ziyade rüsvay,soysuz,alçak,hor ve hakir kimse,hasis ve ferumaye,alçak ve her nesnenin kötüsü,aşağısı,her nesnenin kötü ve yaramazı,her nesne alçağı ve kemi,erzelأَرْذَلُ (ج) أَرَاذِلُ و أَرْذَلُون : رَدِئٌ
bir nesnenin büyük ve küçüğünü yakın kılmak,bir nesnenin küçüğünü ve büyüğünü tetebbu etmekتَدْنِيَةٌ
nesnenin sonu,nesnenin akıb ve gerisi ve her iki tala arasında olan su ylu ve tala yüksekten olan su akıntısına denirذِنَابُ الشَّيْئِ
göz bebeği,asıl,unsur,her nesnenin ortası,çekirgenin başsız ve ayaksız gövdesi,kibar,her nesnenin aziz ve müntahap olan tarafı,kök,esas,sürmedanın başı,kapağı,seyyit,efendi ,herşeyin ortası,merkezi,en yüce makam,zarif,ve nazik ve hürmete şayan reis بُؤْبُؤٌ (ج) بَآبِئُ : : إنسان العين :نَاظِرُ العَيْنِ : أصل : وسط الشّضيْئِ ، سيد، ظريف ، أساس، عنصر، مقام أعلي ، رَأْسُ المُكْحلَةِ ، جِسْمُ الجَرَادِ بِلاَ رَاْس و لاَ قَوَائِم: و يقال كريم البُؤْبُؤِ اي كَرِيمُ الأَصْل و يقال هو فِي بُؤْبُؤ دَهْرِهِ و هُوَ أَعَزُّ عِنْدِي مِنْ بُؤْبُؤِ عِيْنِي
suyun altına girmek,suya dalmak,bir nesnenin hakikatına muttali olmak,bir nesnenin hakikatına muttali olmakغَوْصٌ
burun,koklama ve teneffüs organı,her nesnenin köşesi ve evveli,bir şeyin ucu,tarafı,çıkıntısı,her şeyin başı,evveli,iptidası,başlangıcı,başlıca bölümü,önü,vakar,hasasiyet,gurur,kibir,izzet - i nefis,her nesnenin sürüsü,katısı,ön kısmıucu,tarafı,zirvesi,ulusuأَنْفٌ (ج) آنَافٌ و أُنُوفٌ و آنُف و آنُوفٌ : عُضْوُ التَّنَفُّسِ و الشَّمِّ فِي الإِنْسَانِ و الحَيْوَانِ ، سَيَّدٌ ، مِنْ كُلِّ شَيْئِ أَوَّلُهُ ، مِنَ الجَيبَلِ مَا نَتَأَ مِنْهُ و بَرَزَ ، و تَقُولُ العَرَبُ
göz bebeği,asıl,unsur,her nesnenin ortası,çekirgenin gövdesi,kibar,her nesnenin aziz ve müntahap olan tarafı,kök,esas,sürmedanın başı,kapağı,seyyit,efendi,alim ve zana kişi,uzman,bilgin,uzman,bilirkişi ,herşeyin ortası,merkezi,en yüce makam,zarif,ve nazik ve hürmete şayan reis بُؤْبُؤٌ (ج) بَآبِئُ : إنسان العين ، نَاظِرُ العَيْنِ : أصل،وسط ، سيد، ظريف ، أساس، عنصر، مقام أعلي ، رَأْسُ المُكْحلَةِ ، بَأْبَأٌ ، عالم ، خبير: و يقال كريم البُؤْبُؤِ اي كَرِيمُ الأَصْل و يقال هو فِي بُؤْبُؤ دَهْرِهِ و هُوَ أَعَزُّ عِنْدِي مِنْ بُؤْبُؤِ عِيْنِي و يقال أَيْضاً هو إبن بجدتها و بُؤْبؤها أي الامور وبُؤْبُوهَا أي عالمٌ بِهَا
karga,başın araka tarafı,her nesnenin keskin yeri,kar,karga,kadrga,baykuş,kuzgun,odun baltası ki kara demir derler,çengel,başın araka tarafı,her nesnenin keskin yeri,kar,doluغُرَابٌ (ج) غِرْبَان و أَغْرِبَةٌ و أَغْرُب و غُرْبٌ و يقال أرْضٌ لاَ يَطِيرُ غُرَابُهَا اي خِصْبَةٌ و فِي القُرْلآنِ الكَرِيمِ
insan ve sair nesnenin karaltısı ki uzaktan görünür insanın heyeti-i cismaniyyesi ve msaha-i ameliyyatında bir yer tayin etmek için yere nasp olunan nesne,şahıs,kişi,zat,fert,birey,herif,personel,adam,her nesnenin ıraktan görünen cüssesi ve karantısı,ten kalıbı,uzaktan görülen karaltı,karartı,شَخْصٌ (ج) أَشْخَاصٌ
nesnenin başına sonuna çevirip döndürmek,yansımak,aksi,ters,zıddı,nesnenin başına sonuna çevirip döndürmek,aksetmek,yansımakعَكْسٌ
yapı,bina,mizac,fıtrat,heyet,bünye,yapı,bina ve şekil,tarz,suret,bina etmek,bünye,bina etmekyapı,bina,yaratılış,bir nesnenin aslı,yaratılış,fıtrat,terkip,yapının şekli,her nesnenin aslı,Kabei şerifبُنْيَةٌ : بِنْيَةٌ (ج) بُنيً و بِنيً ، مَا بُنِيَ ، خِلْقَةٌ ، فِطْرَةٌ
darmadağın etmek,bir nesnenin aşağısını yukarı döndürmek,dağıtmak,dağılmak,karışrtırmak,bulandırmak,perakende edip dağıtmak,bir nesnenin aşağısını yukarı döndürmek,dahilde olan nesneyi keşif ve istihraç eylemek,dağıtmak,karmakarış olmak,toprağın tahrikiyle diriltmek,dahilde olan nesneyi keşif ve istihraç eylemek,dışarıya çıkarmak,dağıtmak,karmakarış olmak,midenin bulanıp dönmesi,karışmak,bir nesnenin aşağısını yukarı döndürmek,başının üzerine koymak,buldurmak,karıştırmak,toprağın tahrikiyle diriltmekبَعْثَرَةٌ :إِسْتِخْرَاجٌ
bir nesnenin evveli ahire ve ortası alta gelmek,engerek yılanın yürüyüşü gibi yürümek,bir nesnenin evveli ahire ve ortası alta gelmekتَعَكَّسَ : تَعَكُّساً
dolaşmak,dolanmak,meşhur olmak,dönmek,dolaşmak,gezmek,değişmek,karını gevşemek,sülpümek,bir halden bir hale dönmek,esvap eskimek,yıpranmak,,karını gevşemekدَالَ ـُـ دَوْلاً ودَوْلَةً
karını yardıبَزَّلَ البَطْنَ
adamın karını büyük olduإجْحَنْشَشَ : إِجْحِنْشَاشاً الرَّجُلُ : عظُمَ بَطْنُهُ
nesnenin kârını talep etti,istediإِسْتَرْبَحَ الشَّيْئَ : طَلبَ رِبْحَهُ
karını büyük olan adam,tok kimseأَكْتَمُ (ج) كُتْمٌ (م) كَتْمَاءُ * : عَظِيمُ البَطْنِ ، شَبْعَانُ
işten ivdirmekle karını nakıs ve na tamam bıraktırıp maslahatına halel verdirmekتَنْكِيعٌ (ج) تَنْكِيعَاتٌ
işten ivdirmekle karını nakıs ve na tamam bıraktırıp maslahatına halel verdirmekنَكَّعَ : تَنْكِيعاً
birbiri için talep etmek,birinin talebine aracı ve yardımcı etmek,istemek,talep etmek,talep ettirmek,baştan çıkarmak,azdırmakأَبْغَي : إِبْغَاءً
hayır talep etmek,işar ve tenbih talep etmek,danişmend talep etmek,danışmakإِسْتِشْعَارٌ (ج) إِسْتِشْعَارَاتٌ
talep nevi,isteyiş,talep olunacak yerمَبْغَاةٌ و يُقَالُ بَغَيْتُ المَالَ مِنْ مَبْغَاهُ و مِنْ مَبْغَاتِهِ
hak talep etmek,istemek,talep,iddiaمُطَالَبَةٌ (ج) مُطَالَبَاتٌ
talep nevi,isteyiş,talep olunacak yerمَبْغَي و يُقَالُ بَغَيْتُ المَالَ مِنْ مَبْغَاهُ و مِنْ مَبْغَاتِهِ
bir kimseden nesne talep etmek ve bir kimseyi çağırtmak,kığırtmak,davet etmek,okumak,istemek,dilemek,çağırmak,resmen talep etmek,dilekçe,istida,bazı talepleri elde etmek veya dava açmak için mahkemelere sunulan talep,umumi makamlardan izin veya hak elde eإِسْتِدْعَاءٌ (ج) إِسْتِدْعاءَاتٌ : و هُوَ فِي لُغةِ المَحَاكِمِ طَلَبٌ يُوَجَّهُ إلَي المَحْكَمَةِ للحُصُولِ عَلَي بَعْضِ المَطَالِبِ او لإقَامَةِ دَعْوي ، طَلَبٌ يُقَدّمُ لِسُلْطَةٍ عَامَّةٍ للحُصُولِ عَلَي إِجَازَةٍ او حَقٍّ
tazarru ile yardım talep etmek,şefkat eylemek,şefkat ve acıma talep etmek,mihr ve şefkat niyaz ve talep etmekإِسْتِعْطَافٌ (ج) إِسْتِعْطَافَاتٌ
rahat ve huzur üzere olmak,rukye talep etmek,afsunlamak istemek,muska talep etmek,hastayı okutmakإِسْتَرْقَي : إِسْتِرْقَاءً لِ، هُ
ondan suçunu af etmesini istedi,diledi,talep etti,yarlıganmasını talep ettiإِسْتَغْفرَهُ الذَنْبَ او مِنْ الذَّنْبِ او للِذَّنْبِ : طَلَبَ مِنهُ أَنْ يَغْفِرَهُ
yerel talep,mahalli talepطَلَبٌ مَحَلِّيٌّ
yağmur suyunu bir çukura toplayıp saklamak,birinin çok malında az şey talep etmek,iyiliğini talep etmekإِسْتَثْمَدَ : إِسْتِثْمَاداً ، هُ و يقال إِسْتَثْمَدَنِي فثمدته
kısas talep etmek yani katil olanın katlini talep etmekإِسْتِقْصَاصٌ (ج) إِسْتِقْصَاصَاتٌ
talep,istek,arzu,talep ve arzu oluna şeyبُغَاءٌ : طلب
yardım istemek,nusret talep etmek,zafer talep etmekإِسْتَنْصَرَ : إِسْتِنْصَاراً بِ ، هُ
karında yahu sair organlardan birinde su birikmek,içecek su talep etmek,kurak vaktinde yağmur yağması için dua etmek,su talep etmek,yağmur talep etmek,yağmur,su,içecek istemek,istiska,karında su dolması,sıskalıkإِسْتِسْقَاءٌ (ج) إِسْتِسْقَاءَاتٌ : هُوَ أَنْ يَطْلُبَ العَبْدُ مِنَ اللهِ بالصَّلَوَاتِ و الأدْعِيَّةِ إِنْزَال المَطَرِ بَعْدَ إِنْقِطَاعِهِ طَوِيلاً ، تَجَمَّعُ سَائِلٍ مَصْلِيٌّ فِي تَجْوِيفِ البَطْنِ عَنْ مَرَضٍ
nesneyi istedi,temenni etti,arzu etti,olmasını istediإِدَّعَي الشَّيْئَ : تَمَنَّاهُ
adam bağırdı,feryat etti,bağırıp imdat istedi,yardım istediإِصْطَرَخَ الرَّجُلُ : صَاحَ و إِسْتَغَاثَ
ondan doğru yolu göstermeyi talep etti,istedi,kılavuzluk istediإِسْتَرْشَدَهُ : طَلَبَ مِنهُ أَنْ يُرِِْدَهُ
onu yavaş,geç,ağır add etti,saydı,onu yavaş,ağır gördü veya buldu,geç olmasını istedi,ağır olmasını istedi,onun gecikmesini istedi,talep etti,ona geç kaldın dediإِسْتَبْطَأَهُ : عَدَّهُ او وَجَدَهُ بَطِيئاً
ondan hidayet ve irşat istedi,hediye istedi,armağan talep ettiإِسْتَهْدَاهُ : تَهَدَّي ، طَلَبَ الإِرْشَادَ و الهِدايَةَ و الهَدِيَّةَ
adam filana sığınıp yardım ve imdat istedi,himaye ve eman talep etti,aman istediإِسْتَجَارَ الرَّجُلُ بِفُلاَنٍ : إِلْتَجَأَ إِلَيْهِ و إٍِسْتَعَانَ بِهِ
onu sevdi, temenni etti,diledi,arzu etti,istediوَدَّهُ : أَحَبَّهُ
değerin eksilmesini istedi,aşağı fiyat verdi,fiyattan indirim yapmak istedi,kıymetten tenzil etmek istediإِسْتَنْقَصَ الثَّمَنَ و مِنْهُ : طَلَبَ تَنْقِيصَهُ
nesneyi arzu etti,rağbet etti,istediإِرْتَغَبَ الشَّيْئَ او فِيهِ : رَغِبَهُ
hakkını istedi,talep etti,iddia ettiطَالَبَ بِحَقِّهِ
malın kıymetinden kesmek istedi,düşürmek istedi,tenkis etmek istediإِسْتَحَطَّ مِنْ ثَمَنِ السِّلْعَةِ و مِنْ قِيْمَتِهَاا
anlamak istedi,haberdar etmek istedi,fakih olmak istediإِسْتَفْقَهَهُ : إِسْتَْهَمَهُ
Cenab-ı Allahtan kalbine sabır ihsasını istedi,Allahtan kalbine,gönlüne sabır ilham edilmesini,verilmesini istedi,talep ettiإِسْتَلْهَمَهُ اللهُ الصَّبْرَ
ona sordu,ondan istedi,onu istedi,rica etti,onu sorduسَأَلَهُ
ondan yemin etmeyi istedi,talep etti,hisse hisse etmeyi istediإِسْتَقْسَمَهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid