1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid nizam üzere dizmek,koordine etmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
nizam üzere dizmek,koordine etmek تَنْسِيقٌ (ج) تَنْسِيقَاتٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
nesak,düzen,istif,inci gibi düzgün dizilen söz,inci ve boncuk dizisi,nizam ve tertip üzere olan her şey,sıra,ahenk,nizam,simetri,düzen,seri,birbirine bağlamak,dizmek,istif etmek,ritim,istif etmek,mevzunca dizmek,bağlaç,atıf,çüstنَسَقٌ أَيْ مَا كَانَ عَلَي طَرِيقَةِ نِظَامٍ وَاحِدٍ مِنْ كُلِّ شَيْئٍ ، شَيْئٌ لَطِيفٍ رَقِيقٌ جَمِيلٌ
nizam (ar)نظام (ج) أنظمة و نظم ، إنتظام ، ترتيب ، نسق ، إطراد ، قانون ، قاعدة، مجموع ، مجموعة ، جهاز ، جملة ، نظام ، منظومة ، ، طريقة ، نسق ، نمط ، جهاز، نسق ، ترتيب ، سيستم
Milli Nizam Partisiiحزب النظام القومي
müesses nizam (ar)نظام مؤسس
en güzel nizamأَبْلغُ النِّظَامِ
müesses nizam,kurulu düzenنِظَامٌ مُؤَسَّسٌ
uyum,düzen,nizam,tertipتَنَاسُقٌ (ج) تََاسُقَاتٌ
nizam üzere dizmek,koordine etmekتَنْسِيقٌ (ج) تَنْسِيقَاتٌ
edep,nizam,kural ve adetlere bağlı olmakإِلْتِزَامٌ بالآداب و النُّظُمِ و القَوَاعِدِ و التَّقَالِيدِ
sipsi ki kürekçiler arasında nizam verek için gemi ve çektiri,düdükهُنْبُوقَةٌ
kanun,yasa,düstur,ayin,nizam,yol,yordam,ölçü,metot,temel,asıl,kökksanun denen çalgı aletiقَانُونٌ (ج) قَوَانِينُ (يو): طَرِيقَةٌ ، مِقْيَاسٌ ، أَصْلٌ
nizam ve intizam bulmak,muntazam olmak,düzenli olmakإِتِّسَاقٌ (ج) إِتِّسَاقَاتٌ
dizilmek,diziye girmek,nizamlı olmak,nizam ve sıra ve dizi üzere olmak,intizamإِنْتِظَامٌ (ج) إِنْتِظَامَاتٌ
düşmanı mızrağa dizmek,nizam ve kanuna karşı konulup fitne ve fesat olup karışıklık olmak,bozulmak,bozukluk,zarar ve halel vermekإِخْتِلاَلٌ (ج) إِخْتِلاَلاَتٌ
nizam,sistem,düzen,düzenek,yol,metod,dizi,rejim ,tüzük,bezeyiş,inci dizecek iplik,dizi ipi,adet,saf,tertip,disiplin,top olan kumluk,Kürtçe de pergal derlerنِظَامٌ (ج) أَنْظِمَةٌ و نُظُمٌ و أَنَاظِيمُ
ebediyet üzere,sonsuzluk üzere,ölümsüzlük üzere,müebbett olarak,tebid üzereعَلَي التَّأْبِيدِ
bir boyda,boyca birdir,hep beraber,hep beraber olmak üzere,müsavat üzere,bir düzüye,eşit olarak,hepsi beraber,birbiri üstüne,müsavat üzere,eşitlik üzere,hep bir olmak üzereعَلَي السَّوِيَّةِ
tek düzen üzere,yeknesak üzereعَلَي نَسَقٍ وَاحِدٍ
buluşmak üzere,görüşmek üzereإِلَي اللِّقَاءِ
göndermek,yerleşmeyip kalkmak üzere çömelip dik oturmak,ayak üzere oturmakإِسْتَوْفَدَ : إِسْتِيفَاداً ، هُ
ahid,söz,eman,peyman,Arapların adeti üzere himaye ve temin alameti olmak üzere birine verilen ok ki üzerinde verenin ismi yazılır,sehmil civarتَلاَءٌ : عهد ، أمان و قال الشاعر
ısrar etmek,daima bir iş üzere olmak,fariğ olmamak üzere ikdam ve iltizamı tam ile akdi kalp etmekإِصْرَارٌ (ج) إِصْرَارَاتٌ
filan kimsyeticaret yapması için bir miktar para,sermaye verip aralarında şartlaştıkları vecih üzere kar ve zarar sermayeye ait olmak üzere karına ortak olduقَارَضَ فُلاَناً
doğurmak üzere olan kısrağın kolunu içerden uyluğun aralığına kadar çekip başında kaplı olan ince yerde çıkıp görünmek üzere olmakذَأْنَبَ : ذَاْنَبَةً
doğurmak üzere olan kısrağın kolunu içerden uyluğun aralığına kadar çekip başında kaplı olan ince yerde çıkıp görünmek üzere olduذَأْنَبَتِ الفَرَسُ وَقَعَ وَلَدُهَا فِي القُحْقُحِ و دنَا خُرُوجُ السَّقْيِ
yerleşmeyip kalkmak üzere çömelip dik oturdu,ayak üzere oturduإِسْتَوْفَزَ : فِي قِعْدَتَهِ : إِنْتَصَبَ فِيْهَا غَيْرَ مطْمَئنٍّ
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,ictinahإِجْتِنَاحٌ (ج) إِجْتِنَاحَاتٌ
zorlaşmak,açılması zor olmak,kapalı olmak,vechi kati üzere pazar etmek,kelam hasr olmak,kapı açılmamak,mesele anlaşılmamak,geri almamak üzere satmak,konuşmamakإِسْتَغْلَقَ : إِسْتِغْلاَقاً عَلَي
müczat veya mükafat etmek,birine ticaret yapması için bir miktar para,sermaye verip aralarında şartlaştıkları vecih üzere kar ve zarar sermayeye ait olmak üzere karına ortak olmakقَارَضَ : مُقَارَضَةً و قِرَاضاً
namazda iki eli yere koyup dizi yerden kaldırarak yalınız iki el ile iki ayak üzere olmak,meyil etmek,bir yanı üzere eğilmek,gemi karaya oturmak,yaslanmak,dayanmak,günah saymakإِجْتَنَحَ : إِجْتِنَاحاً
koordine etmek,istiflemek,düzeltmek,sıraya koymak,düzenlemek,kurmak,mevzunca dizmek,tanzim etmek,sıralamak,mevzunca dizmek,sıralamak,dizmek,mevzunca dizmek,koordine etmek,istiflemek,düzeltmek,koordine etmek,sıraya koymakنَسَّقَ : تَنْسِيقاً ، هُ
koordine etmek,koordinasyon,tanzim etmek,düzenlemek,mevzunca dizmek,tensik,tanzim etmek,düzenlemek,koordine etmek,istif etmek,dizmek,koordine etmek,koordinasyonتَنْسِيقٌ (ج) تَنْسِيقَاتٌ
nizam üzere dizmek,koordine etmekتَنْسِيقٌ (ج) تَنْسِيقَاتٌ
dizmek,nazım,şiir,ibare,manzume,dizilmiş şey,ikiz burcunda üç yıldız adı,çekirge sürüsü,ipliğe inci dizmek,nazım,düz yazı,nazım,dizmek,tanzim etmek,şiir,ibare,nazım,manzume,dizilmiş şey,ikiz burcunda üç yıldız adı,çekirge sürüsü,şiir,nazım ,nizam,dizme,dizmek,tanzimنَظْمٌ
yalınız başına kavaklıkta yürümek,gezmek,hayvanlara kavak yaprağı yedirmek,otlatmaqk,kuş ötmek,eşyaları sıra sıra ve üst üste dizmek,düz yerde yürümek,eşyayı sıra sıra dizmekصَفْصَفَ : صَفْصَفَةً
koordine etmekتنسيق
sarmak,ambalajlamak,dizmek,sıralamak,istif etmek,sargın olmak,sıralamak,dizmek,birbirine katmak,istif etmek,bitiştirmek,birbirine katmak,binayı sağlam muhkem yapmakرَصَّ ـُـ رَصّاً (تر)
eylemi koordine etmekتنسيق العمل
saldırıları koordine etmekتنسيق الهجمات
eylemi koordine edenمُنَسِّقُ العَمَلِيَّةِ
tutumları koordine etmekتنسيق المواقف
festivali koordine edenمنسق المهرجان
koorineli,koordine edilmiş,düzenliمُنَسَّقٌ
dış politikayı koordine ettiنَسَّقَ السيّاسَةَ الخَارجِيَّةَ
ortaklarıyla operasyonu koordine ettiنَسَّقَ العَمَلِيَّةَ مَعَ الشُّرَكَاءِ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,iptal etmek,belirsiz etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
uyandırmak,kaldırmak,uyarmak,farkına vardırmak,andırmak,tanımak,tembih etmek,ihtar etmek,nazarı dikkatini celp etmek,fark etmek,temyiz etmek,itham etmek,bir şeyi birine anlatmak,uyarmak,itham etmekأَبَّهَ : تَأْبِيهاً بِ
bir şeyi tasavvur ederken aklı başkasına gitmek,kalbe murat edilenden başka şey gelmek,yanılmak,sanmak,hayal etmek,tahayyül etmek,zan etmek,kuruntu etmek,vehim etmek,hesapta yanlışlık etmekوَهِمَ ـَـ وَهَماً فِي
tahdit,hudut tayin etmek,nihayetini malum etmek,sıfatı lazimesini tayin etmek,hadbeyan etmek,sınırlama,tahdit etmek,belirlemek,belirtmek,sınırlamak,had beyan etmek,keskinletmek,had beyan etmek,bir şeyin haddini ve sınırını beyan etmek,keskinleştirmek,sivriltmek,bilemek,tespit,tespit etmekتَحْدِيدٌ (ج) تَحْدِيدَاتٌ ، تَثْبِيتٌ
seğirtmek,hareket etmek,titremek,lerzan olmak,ihtilaç,zihni işgal etmek,ürpermek,rahatsız etmek,tedirgin etmek,taciz etmek,canını sıkmak,hareket etmekإِخْتِلاَجٌ (ج) إِخْتِلاَجَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid