1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamak حَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
yer odunluk olmak,odun yapmak,odun toplamak,asmadan odun kesme zamanı gelmekأَحْطَبَ : إِحْطَاباً
oduncu,odun satıcı,odun toplayan,daima odun hurdalar otlayan deveحَطَّابٌ و يقال بعير حَطَّابٌ اي يرعي دقّ الحطبِ
odun toplamak,odun tedarik etmek,devşirmek,odun getirmekإحْتَطَبَ : إِحْتِطَاباً و فِي المَثَلِ
odun toplamak,odun tedarik etmek,devşirmek,biriktirmek,davar odun hurdaları otlamak,bir madde zımnında cürüm ve vebal yüklenmek,yağmur ağacı kökünden koparmakإِحْْتَطَبَ : إِحْتِطَاباً
yakıt,yakacak,fuel,odun,ateş yakacak odun,yakılacak şey,odun vesaire ateş tutuşturdukları nesne,yakıtوِقَادٌ : وَقُودٌ
odun biriktirmek,toplamak ,başkası için odun getirmek,yer odunluk olmakحَطْبٌ
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
odun toplamak,devşirmek,odun getirmekإِحْتِطَابٌ
oduncu,odun toplayan,odun biriktirenحَاطِبٌ و في المثل
odun toplamak,biriktirmek,davar odun hurdaları otlamak,bir madde zımnında cürüm ve vebal yüklenmek ,yağmur ağacı kökünden koparmakإِحْتِطَابٌ (ج) إِحْتِطَابَات : حَطْبٌ ، إِحْتِقَابٌ
yakıt,ateş yakacak odun,yakılacak şey,ateş alevletecek çerçöp makulesi nesneki tuturuk tabir olunur,karbüran,yakacak fuel,odun,od yalınlanmak,ateş yanmak,karbüran,odun vesaire ateş tutuşturdukları nesne,yakıt,fuelوَقُودٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
taşlar,odun,tuturuk,yakıt,tuturuk,ateş yakacak odun,çerçöp,kirişin yaydan dönmesiحَصَبٌ (و) حَصَبَةٌ : حجارة ، حطب
odun toplayan,odun toplayıcıمُحْتَطِبٌ (ج) مُحْتَطِبُون
odun yapmak , odun toplamakأَحْطَبَ : إِحْطَاباً
ateş paresi,alevli odun parçası,meşale,ateş közü,kor tanesi,bir tarafı yanmış odun parçası,ateşli köseğiجَذْوَةٌ ، جِذْوَةٌ ، جُذْوَةٌ (ج) جُذَيً و جِذَيً و جَذَيً و جِذَاءٌ و يقال أَتَي بِجَذْوَة من النَّارِ
yer odunluk olmak,odun yapmak,odun toplamak,asmadan odun kesme zamanı gelmekأَحْطَبَ : إِحْطَاباً
odun toplamak,odun tedarik etmek,devşirmek,odun getirmekإحْتَطَبَ : إِحْتِطَاباً و فِي المَثَلِ
odun toplamak,odun tedarik etmek,devşirmek,biriktirmek,davar odun hurdaları otlamak,bir madde zımnında cürüm ve vebal yüklenmek,yağmur ağacı kökünden koparmakإِحْْتَطَبَ : إِحْتِطَاباً
odun biriktirmek,toplamak ,başkası için odun getirmek,yer odunluk olmakحَطْبٌ
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
odun toplamak,devşirmek,odun getirmekإِحْتِطَابٌ
odun toplamak,biriktirmek,davar odun hurdaları otlamak,bir madde zımnında cürüm ve vebal yüklenmek ,yağmur ağacı kökünden koparmakإِحْتِطَابٌ (ج) إِحْتِطَابَات : حَطْبٌ ، إِحْتِقَابٌ
odun yapmak , odun toplamakأَحْطَبَ : إِحْطَاباً
odun toplamakإحتطاب
odun toplamakإحتطاب ، جمع الحطب
ilişmek,iliştirmek,çatışmak,odun devşirmek,toplamakإِنْتَشَبَ : إِنْتِشَاباً فِي
oduncu,odun satıcı,odun toplayan,daima odun hurdalar otlayan deveحَطَّابٌ و يقال بعير حَطَّابٌ اي يرعي دقّ الحطبِ
yakıt,yakacak,fuel,odun,ateş yakacak odun,yakılacak şey,odun vesaire ateş tutuşturdukları nesne,yakıtوِقَادٌ : وَقُودٌ
oduncu,odun toplayan,odun biriktirenحَاطِبٌ و في المثل
yakıt,ateş yakacak odun,yakılacak şey,ateş alevletecek çerçöp makulesi nesneki tuturuk tabir olunur,karbüran,yakacak fuel,odun,od yalınlanmak,ateş yanmak,karbüran,odun vesaire ateş tutuşturdukları nesne,yakıt,fuelوَقُودٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
yerin otu,bitkisi güzel,iyi,gökçek oldu,yerin otları tazelenip hoşmanzar olduأَبْهَجَتْ الأَرْضُ : حسن نباتها
vaadini yerine getirmek,bitirmek,sona erdirmek,tamamlamak,becermek,vaadini yerine getirmek,ifa etmek,başarmak,yerine getirmekأَنْجَزَ : إِنْجَازاً ، هُ
getirmek,celp etmek,hazır etmek,çağırmak,at seğirtmek,huzura davet etmek,hazırlamak,hazır bulunmasını istemek,atı koşturmak ve gezdirip yarandırıp hazır etmek,hatıra getirmek,hafızaya getirmekإِسْتَحْضَرَ : إِسْتِحْضَاراً ، هُ
yerin mahsülü,haraç,vergi,pahaya kesilen kulun,hergün,kazanıp efendisine verdiği akçe ve kafir başından alınan kesim,yerin mahsülü,pişman olmakخَرَاجٌ (ج) أَخْرَاجٌ و أَخْرِجَةٌ: ثَوَابٌ : مَجْبَي
yerin otu çok olmak,yerin otunu çok bulmakأَرَضَ ـُـ أَرْضاً
hatırlatmak,aklına getirmek,andırmak,hatıra getirmek,hatılatmak,anımsatmakأَذْكَرَ : إِذْكَاراً ، هُ
hatıra getirmek,hatırda tutmak,hatırlamak,anmak,derhatır etmek,akıla getirmekتَذَكَّرَ : تَذَكُّراً ، هُ
gayrete getirmek,tehyic etmek,kızıştırmak,heyecanlandırmak,hamasete getirmek,yüreklendirmek,kışkırtmakحَمَّسَ : تَحْمِيساً ، هُ
vücuda getirmek,var etmek,bulmak,vücüda getirmek,peyda etmek,yeni çıkarmak,ihtira etmek,icat etmek,bulundurmak,bir şey yokken zuhura getirmek,icatإِيْجَادٌ (ج) إِيْجَادَاتٌ : إِبْدَاعٌ
delil getirmek,kanıtlamak,acayip şeyler getirmek,insanlara üstün gelmek,galip olmakأَبْرَهَ : إِبْرَاهاً
sözü yerine getirmek,ifa etmek,tamam olmak,uzun olmak,ahdi muhafaza etmek,vefa göstermek,eda etmek,ödemek,sözünde durmak,bir şey tamamlanmak,ahdini yerine getirmek,vaadini yerine getirmek,bitmekوَفَيَ ـِـ وَفَاءً و وَفْياً بِ ..
sözünü yerine getirmek,vaadini,sözünü yerine getirmek,ifa etmek,başarmak,bitirmek,becermek,tamamlamak,icra etmek,hazır etmek,bir ihtiyacı yerine getirmek,karşılamakأَنْجَزَ : إِنْجَازاً، علَي ، هُ
getirmek,önürtmek,öne almak işçi getirmekإِسْتِقْْدَامٌ
yerin otu çok ve uzun oldu,yerin otu birbirine bitişti,birbirine sarıldıإِئْتَصَرَتِ الأَرْضُ: إتّصل نَبْتُهَا
odunu yardıشَقَّ الحَطَبَ
odunu ölçmekتقدير الحطب
odunu ölçenمُقدّر الحطب
odunu çok yerأَرْضٌ حَطِيبَةٌ : أرض كثيرة الحطب
yıkılmış ağaç odunuعود الشجرة المنهدمة
odunu ateşe attıإِقْتَاتَ للنَّارِ : قَدَّمَ لَهَا الحَطَبَ
sel odunu alıp götürdüإِسْتَزَفَّ السَّيْلُ الحَطَبَ : ذَهَبَ بِهِ
ateş odunu imha ettiأَكَلَتْ النَّارُ الحَطَبَ
odunu çok olan yerمَكَانٌ حَطِيبٌ : مَكَانٌ كثير الحطبِ
ateş odunu yedi,bitirdiأَكَلَتِ النَّارُ الحَطَبَ
odunu keser veya balta ile kırdıكَسرَ الحَطَبَ بِالقَدُومِ او الفَأْسِ
kıskançlık sahibini yakar nitekim ateş odunu yaktığı gibiالحسد يحرق صاحبه كما تحرق النار الحطب
el ayasıyla vurmak,kadınla cima etmek,odunu yarmak,biberi dövmekذَحَّ ـُـ ذَحّاً
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
odunu balta ile yarmak,balta ile vurmak,baltalamak,yemek yemekفَأَسَ ـَـ فَأْساً
bir şeyi çok görmek,çok zannetmek,çok saymak,çok bulmak,çok sunmak,çok yapmak,bir nesneyi çok tutmakإِسْتَكْثَرَ : إِسْتِكْثَاراً
malı çok olmak,çoğaltmak,çok bulmak,çok vermek,teksir etmek,artırmak,çok yapmak,gevezelik etmek,çok söylemekأَكْثَرَ : إِكْثَاراً فِي ، هُ
suyu çok,geniş yer,çok yağmur yağdıran bulut,çok söyleyen,sıçrayarak çabuk giden,memesinin delikleri geniş ve sütü çok olan deve,çok yaş döken,ağlayan gözثَرٌّ ، ثَرَّةٌ (ج) ثُرُورٌ و ثَرَارٌ
çok veren,vergisi ve atası çok olan,çok çok bahşiş verici kişiمِعْطَاءٌ : كثير اإعطاء
onu çok saydı, çok buldu, çok zannetti,çok sunduإِسْتَكْثَرَهُ : عَدَّهُ او وَجَدَهُ او ظَنَّهُ كَثِيراً
çok araştırma yapan,çok araştıran kimse,çok çok araştırıcı,sorağan,deberdegen er ve surucu,araştırmacı,araştırıcıبَحَّاثَةٌ (التَّاءُ للمُبَالَغَةِ ) : الدَّارِسُ المُجْتَهِدُ المُنْصَرِفُ إِلَي البَحْثِ العِلْمِيِّ أَوِ الأَدَبِيِّ
başkasının aleyhinde çok söz söylemek,kadının çocuğu çok olmak,yağmur aralıksız çok yağmak,yerin tahta kurusu,sivri sineği,tatarcığı çok olmak,dere otlanmak,yeşillenmekأَبَقَّ : إِبْقَاقًا ، عَلَي
çoğalmak,üremek,kesret bulmak,artmak,çok sayıda olmak,çok sayıda olmakla birbiriyle övünmek,malları çok olmak,bir nesneyi çok görmekتَكَاثَرَ : تَكَاثُراً
kadının çok evladı,çocukları olmak,birinin alehinde çok söz söylemek,devenin otları bitmeye başlamak,koyun keçi kısmı pek zayıf olmaktan döl dökmek,bir yerin sivri sineği veya tahta kurusu çok olmak,bulut çok yağmur yağdırmak,bir şeyi çok ve bol etmekأَبَقَّ : إِبْقَاقاً عَلَي
çok inam eden,erdem ve fazilet çok olan adam,faziletli,çok erdemli,mifdalمِفْضَالٌ : مِنْعَامٌ
sözü çok, çok söyler sır açıp söyleyen,çok söyleğen yanşak er,bol,bereketliبَذِرٌ
insanları çok lanetleyen kimse,çok lanet savuran,çok beddua edenلُعَنَةٌ (ج) لُعَنٌ : كثير اللعنة
ziyade kerem,merhamet edici olan,çok bağışlayan,çok merhametli,çok esirgeyen,acıyan,rahman,Allahرَحْمَن و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
suyu çok çeşme,pınar çok yağmur yağdıran bulut,yağmuru bol bulut,yaşı bol göz,sütü bol olan deve,koyun,geniş yer,çok söyleyen,lafazan,sıçrayarak yürüyen at,memesinin dedikleri geniş ve sütü çok olan deve,kanı çok yara,çok yaş döken gözثَرٌّ (م) ثَرَّةٌ (ج) ثُرُورٌ و ثِرَارٌ و يقال عَيْنٌ ثَرَّةٌ و سَحَابٌ ثَرٌّ و مَكَانٌ ثَرٌّ اي وَاسِعٌ و رَجُلٌ ثَرٌّ اَيْ ثَرْثَارٌ و إِمْرَأَةٌ ثَرَّةٌ اي ثَرْثَارَةٌ و فَرَسٌ ثَرٌّ و نَاقَةٌ ثَرَّةٌ و شَاةٌ ثَرَّةٌ و طَعْنَةٌ ثَرَّةٌ و عَيْنٌ ثَرَّةٌ
adamın malı çok oldu,çok verdi,çok şey getirdiأَكْثَرَ الرَّجُلُ
düşmek,konmak,vacip olmak,sabit olmak,deve çökmek,iftira etmek,alehinde konuşmak,ilişmek,gıybet etmek,ayıplamak,kınamak,kara atmak,kötülemek,tesir etmek,svaşmak,buğur deveye aşmak,kuş ağaca veya yere konmak,düşmek,olmak,vaki lmak,vuku bulmak,kuş ağaca konmak,kıyamet kopmak,sövmek,çökmek,ilişmek,iftira etmek,alehinde konuşmak,iftira etmekوَقَعَ ـَـ وُقُوعاً و وَقْعاً و وَقِيعَةً و مَوْقِعاً فِي، عَلَي
atmak,fırlatmak,kötülemek,karalamak,iftira etmek,kusmak,kayığı kürekle sürmek,iftira etmek,iftira etmek,kusmak,çıkarmak,sözü düşünmeden söylemek,savurmak,koymak,قَذَفَ ـِـ قَذْفاً بِ
çok parlak ve ziyadar olmak,parlatmak,parlamak,parıldamak,kamaştırmak,uzamak,uzaklaşmak,muvafak olmamak,ayın aydınlığı ziyade olup yıldızların görünmesine mani olmak,akrana faik ve hüsün ve cemalde akran ve emsaline galebe çalmak,galip olmak,yenmek,doldurmak,birine iftira ve bühtan etmek,galip gelmek,aciz bırakmak,dehşete düşürmek,kendini yormak,gelip gelmek ,yenmek,kamaştırmak , parlatmak,iftira etmek,parıldamak,aciz bırakmakبَهَرَ ـَـ بَهْراً و بُهُوراً
sözde üstün olmak,yenmek,galip olmak,acayip,ilginç,hayal kırıklığı,helak,yalan,iftira,ay aydın olmak,parlaklık,güzellik,hisseden nasip,galip olmak,aydınlık,galip olmak,nasip,nefesi tutulmak,acayip,ilginçبَهْرٌ (فار) ، إِضَاءَةٌ ، غَلَبَةٌ ، خَيْبَةٌ ، فَخْرٌ ، كَذِبٌ ، إِفْتِرَاءٌ ، هَلاَكٌ ، عَجَبٌ و يقال الأزواج ثلاثة زَوْجٌ بَهْرٌ و زَوج دهر و زوج مهر
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
kovuculuk,söz taşıma,koğuculuk yapmak,söz getirip götürmek,nemime,gıybet,,iftira,dedikodu,söz taşıma,dedi kodu,iftira,fitne,gürültü,yazı,yazı sesiنَمِيمَةٌ (ج) نَمَائِمُ
padişah katında birisini jurnallamak,ihbar etmek,ispiyonculuk yapmak,hakkında kötü konuşmak,koğuculuk,iftira,bühtan,jurnal,ihbar,jurnal etmek,iftira etmekوِشَايَةٌ
yalan söylemek,yalan düzmek,uydurmak,iftira etmek,aldatmak,hata etmek,yalan haber vermek,iftira etmekكَذَبَ ـِـ كَذِباً و كِذْباً و كَذْبَةً و كِذْبَةً و كِذَاباً و كِذَّاباً
galip gelmek,alt etmek,yenmek,üstün olmak;iftira ve bühtan etmek;parlamak,aydınlatmak;yormak,aciz bırakmak;doldurmakبَهَرَ ـَـ بَهْراً ، هُ
dehşete düşürmek,kendini yormak,çok parlak ve ziyadar olmak,parlatmak,parlamak,parıldamak,uzamak,uzaklaşmak,muvafak olmamak,ayın aydınlığı ziyade olup yıldızların görünmesine mani olmak,akrana faik ve hüsün ve cemalde akran ve emsaline galebe çalmak,galip olmak,yenmek,doldurmak,gelip gelmek,yenmek,iftira etmek,parıldamak,aciz bırakmak,doldurmak,soluğunu kaldıracak derecede yormak,nefesi tutulmak,yük ağır olmakla ard arda nefes almağa sebep olmak,şaşırtmak,göz kamaştırmak,yeri kulağı yarmakبَهَرَ ـَـ بَهْراً و بُهُوراً
ifk ve iftira etmek,bühtan etmek,deve deve dikenini yemek,yerde deve dikeni çok olmakأَعْضَهَ : إِعْضَاهاً
ansızın basıp tutmak,yalan ve iftira etmek,bühtan etmek,yapmadığı halde yaptı demek,daha iyi cinslisine çektirmek için erkek deveyi dişiye aşmaktan men etmek,şaşkın olmakبَهَتَ ـَـ بَهْتاً و بَهَتاً و بُهْتَاناً
kolaylıkla hasıl olmak,kolay olmak,gerekmek,lazım olmak,yaraşmak,yakışmak,layık olmak,merğup olmak,seza olmak,güzel olmak,iyi olmak,caiz olmakإِنْبَغَي : إِنْبِغَاءً و يُقَالُ
birinin hakkını azaltmak,hakkını eksik vermek,hakkını eksiltmek,tenkis etmek,aldatmak,çok sıcak olmak,vaz geçirmek,hapis etmek,değerini düşürmek,nakıs kılmak,bühtan etmek,iftira etmek,hapis etmek,yemin etmek,hakkının bir miktarını yemek,işinden çevirmek,vaz geçirmek,alıkoymak,mani olmak,and vermek,yemin ettirmek,şahitliğini talep etmek,şahit olmasını teklif etmekأَلَتَ ـِـ أَلْتاً
üstün olmak,dahi olmak,seçkin olmak,ileride olmak,olgun olmak,usta ve uzman olmak,zahir olmakنَبُغَ ـُـ نُبُوغاً و نَبْغاً
bozmak,yok etmek,gidermek,silmek, karalamak,şekli değiştirmek,ışığı sönmek,silmek,karalamak,zail olmak,mahvetmek,kör etmek,sönükleştirmekطَمَسَ ـُِـ طُمُوساً و طَمْساً عَلَي
karalamak,iftira etmek,kınamak,ayıplamak,gedmek,delmek,levm etmek,kovmak,devirmek,çevirmek,ayıp etmek,tart etmek,çamur atmak,lekelemek,bühtan etmek,tekdir ve tavbih etmek,tayip ve takbih etmek,karalamak,iftira etmek ,ayıplamak,kınamak,levm etmek,kovmak,tart etmek,devirmek,çevirmek,çamur atmak,lekelemek,bühtan etmek,tersine döndürmek,içini dışına veya üstünü altına çevirmek,gedmek,gedik ve rahnedar etmekثَلَبَ ـِـ ثَلْباً
karalamak,iftira etmek,kınamak,ayıplamak,gedmek,delmekثَلْبٌ
ayıplamak,kötülemek,kınamak,azarlamak,sitem etmek,iftira etmek,karalamak,kötülemek,ayarlamakعَيَّرَ : تَعْيِيراً ، هُ
iftira etme,karalamak,yalan söz uydurmak,peyda etmekإِفْتَرَي : إِفْتِرَاءً
atmak,fırlatmak,kötülemek,karalamak,iftira etmek,kusmak,kayığı kürekle sürmek,iftira etmek,iftira etmek,kusmak,çıkarmak,sözü düşünmeden söylemek,savurmak,koymak,قَذَفَ ـِـ قَذْفاً بِ
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ مَحْلاً ومِحَالاً
hakime birini karalamak,iftira etmek,entrika yapmak suretiyle zarar vermekمَحُلَ ـُـ َحْلاً ومُحُولاً و مِحَالاً و مِحالَةً
çirkin etmek,çirkinletmek,bir şeyin şeklini suretini bozmak,biçimsizleştirmek,karalamakشَوَّهَ : تَشْوِيهاً ، هُ
bir nesnenin ardına düşüp gitmek,izlemek,izini sürmek,ensesine,kafasına vurmak,izini takip etmek,ensesinden kesmek,tercih etmek,yeğlemek,silmek,gidermek,bir kimseye kötü isnatlar yaparak iftira etmek,karalamak,çamur atmak,suçlamakقَفَا ـُـ قَفْواً و قُفُوّاً
iftira etmek,yalan söylemek,çamur atmak,karalamak,leke atmak,kendinden yalan söz türetmek,kürk giymek,yalan atmak,birinin hakkında yalan peyda etmek,yalan söz uydurmak,peyda etmek,bir kabahat isnat etmekإِفْتَرَي : إِفْتِرَاءً عَلَي ، هُ
odun toplamak,odun getirmek,yerin odunu çok olmak,iftira etmek,karalamakحَطَبَ ـَِـ حَطْباً بِ
karartmak,karalamak,reis yapmak,seyit yapmak,ululamak,cesur ve yiğit olmak,sıçmak,kara etmek,siyahlatmak Kürtçe reş kirinسَوَّدَ : تَسْوِيداً ، هُ
ifftira,iftira etmek,karalamak,leke atmak,çamur atmak,kendinden yalan söz türetmek,kişi arkasına kürk giymek,yalan atmakإِفْتِرَاءٌ (ج) إِفْتِرَاءَاتٌ
iftira,karalamak,leke atmak,çamur atmak,kendinden yalan söz türetmek,kürk giymek,yalan atmak,kendinden kendiliğinden yalan söz türetmek,birinin hakkında yalan peyda etmek,yalanla birine cünha ve meayip isnat etmekإِفْتِرَاءٌ (ج) إِفْتِرَاءَاتٌ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid