1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid onu arkadaş ve yaranlarından has kıldı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
onu arkadaş ve yaranlarından has kıldı إِغْتَزَي بِهِ : إِخْتَصَّهُ مِنْ بَيْنِ أَصْحَابِهِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
onu sabitleştirdi,onu sürekli kıldı,onu payidar ve sabit ettiثَبَّتَهُ
onu doğurup suya kandırdı,onu hoşnut etti,onu doyuncaya kadar yedirip içirdi,ona razı edecek şey verdiأَحْسَبَهُ : أَرْضَاهُ : حَسَّبَهُ
onu öfkelendirdi,onu kızdırdı,onu kakıttı,küplere bindirdiأَغْضَبَهُ : حَمَلَهُ عَلَي الغَضَبِ
onu istiab etti,içerdi,ihtiva etti,onu kapladı,onu hepsini avuçlayıp aldıإِسْتَوْعَبَهُ
onu men etti,alıkoydu,engeledi,tehir etti,geriye koydu,sonraya bıraktı,onu geri bıraktı,onu geciktirdiأَخَّرَهُ : مَنَعَهُ وَ جَعَلَهُ مُتَأَخِّراً
onu hor gördü,onu hakaret etti,onu tahkir ettiإِحْتَقَرَهُ
onu büyük buldu,büyük gördü,saydı,onu büyük tuttu,onu korkuttuأَعْظَمَهُ : رَآهُ عَظِيماً
onu sevmedi,ondan tiksindi,hoşlanmadı,onu iğrendi,istikrah ettiبَسَّلَهُ
onu ayıplayıp şanını küçümsedi,onu tayip ve tahkir eylediأَغْمَزَ فِيْهِ : عَابَهُ و صغّرَ شَأْنِهِ
onu yendi,ona galip geldi,onu kahr etti,ezdiإِقْتَسَرَهُ : غَلَبَهُ و قَهَرَهُ
onu yalnız ve yardımsız bıraktı, onu hayal kırıklığına uğrattıخَذَلَهُ
onu bıçakla kesti,onu tekmeledi,tekme veya değnekle vurduبَغَزَهُ : بَزَغَ
onu çekti,onu yerinden oynatıp başka yere nakil ettiجَذَبَهُ
onu yapmağa gücü yetmez,onu yapmak haddiniz değildirأَنْتُمْ أَضْيَقُ إِسْتاً مِنْ أَنْ تَفْعَلُوهُ
onu korkuttu,onu çirkin,katı,kötü,korkunç bulduأَفْظَعَهُ : أَخَافَهُ ، وَجَدَهُ فَظِيعاً، شَدِيداً
iki kişi arkadaş olmak,arkadaşlık etmek,arkadaş olmak,arkadaş tutmak,eşlik yapmak,birlikte yaşamak,dost edinmek,birbirine yoldaş olmak,musahabet etmekإِصْطَحَبَ : إِصْطِحَاباً ، هُ
dost,kafadar,arkadaş,doğru sözlü,gerçek dost,arkadaş,yar,candan ahbap,sevgisinde samimi olan arkadaş,doğru sözlü,gerçek dost,kafadar,arkadaşصَدِيقٌ (ج) أَصْدِقَاءُ و صُدَقَاءُ و صِدْقَان
birlikte şarap içen arkadaş,hem kadeh olan kimse,arkadaş,padişah musahibi,nedim,kafadarنَدِيمٌ (ج) نِدَامٌ و نُدَمَاءُ
arkadaş olmak,beraber olmak,eşlik etmek,birini refik,arkadaş olmak,eşlik etmek,arkadaşlık etmek,sohbet etmek,yoldaş olmak,birine arkadaş olmak,refakat etmekرَافَقَ : مُرَافَقَةً ، هُ
arkadaş istemek,bir şeyden faydalanmak,manfaatlanmak,yararlanmak,birbirine yoldaş arkadaş olmak,bir kimse ile yol arkadaşlığı yapmak,yoldaşlaşmak,kap dolmak,bitişmek,hacet talep etmek,dirseği üzerine dayanmak,yaslanmakإِرْتَفَقَ : إِرْتِفَاقاً بِ ، عَلَي ، مِنْ و تَقُولُ بِكَرَمِكَ أَثقُ و عَلَي سُؤْدَدِكَ أَرْتَفِقُ أَيْ أَتَوَكَّأُ
arkadaş (is)رفيق الظهر ، رفيق الدرب ، جليس ، صاحب ، ظهير ، زميل ، صديق ، مصاحب ، أنيس ، خدن ، ترب ، عشير ، خليل ، قرين ، معاون ، سنيد ، معين
arkadaşصديق ، صاحب ، رفيق ، معاون ، معين
ayrılmaz arkadaşحَلِيفَةٌ
kız arkadaşصَدِيَقَةٌ (ج) صَدِيقَاتٌ
ortak,arkadaşمُتَشَايِعٌ
arkadaş,dostسَجِيرٌ (ج) سُجَرَاءُ
arkadaş kulübüنَادِيُ الأَصْدِقَاءِ
arkadaş istediإِرْتَفَقَ : طَلبَ رَفِيقاً
facebooktan arkadaşصديق من فايس بوك
musahip,arkadaşسَمِيرٌ (م) سَمِيرَةٌ: مُصَاحِبٌ
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
bir nesne çapraşık,karışık,güç,düşvar,örtülü ve kapalı ve muğlak olmak,müşkil ve ve müştebih ve mültebis olmak,hall ve cevabı güç olmak,harflere nokta ve hareke koymak,tayin etmek,işkâl,problem,sorun,çetinlik,çaprazlık,güçlük,düşvarlık,kapalılık,muğlaklıkإِشْكَالٌ (ج) إِشْكَالاَتٌ
onu arkadaş ve yaranlarından has kıldıإِغْتَزَي بِهِ : إِخْتَصَّهُ مِنْ بَيْنِ أَصْحَابِهِ
onu filanca şeye layık kıldı,şayan kıldı,yakışır kıldıأَحْجَاهُ بِكَذَا : جَعَلَهُ جَدِيراً بِهِ
bir nesneyi üzerine gerekli kıldı,vacip kıldı,adadı,vaatettiإِنْتَذَرَ : إِنْتِذَاراً الشّيْئَ : أَوْجَبَهُ عَلَي نَفْسِهِ
onu zengin etti,devletli eyledi,devletmend kıldı,bay kıldıأَغْنَاهُ : جَعَلَهُ غَنِيّاً
onu zorunlu kıldı,bağlı kıldı,mecbur ettirdi,gerektirdiأَحْوَجَ إِلَيْهِ : أَلْزَمَهُ
nesneyi iptal etti,bozdu,batıl kıldı,hükümsüz kıldıأَبْطَلَ الشَّيْئَ : أَفْسَدَهُ و أَلْغَاهُ و جعله باطلا
Allah onu iffetli kıldı,pakize kıldı,alçak şehvetlerden uzak tuttuأَعَفَّهُ اللهُ : جَعَلَهُ عَفِيفا أَيْ بَعِيداً عَنِ الشَّهَوَاتِ الدَّنِيئَةِ
filanı zinde kıldı,aktif kıldı,şevk,neşe ve gayret verdiنَشَّطَ فُلاَناً
filanı gayrete getirdi,faal kıldı,aktif kıldıأَنْشَطَ فُلاَناً
onu gerekli kıldı,sabit ve sakin kıldıأَوْجَبَهُ
nesneyi gerekli kıldı,gerektirdi,vacip kıldıأَوْجَبَ الشَّيْئَ : جَعَلَهُ وَاجِباً
onu ona bağlı kıldı,mülzem kıldıأَلْذَمَهُ بِهِ : أَلْزَمَهُ بِهِ
namaz kılan farz namazından sonra nafile kılmak,farza nafileyi tabi kıldı,farzın ardından nafile kıldıتَلَّي المُصَلِيُّ صَلاَتَهُ
Allah onu madeni hayır ve hasenat kıldı,hayır kaynağı kıldıأَرْهَصَهُ اللهُ الخَيْرَ : جَعلَهُ مَعْدَناً لَهُ
ismi nekre yaptı,nekre kıldı,belgisiz kıldıنَكَّرَ الإِسْمَ فِي النَّحْوِ
nesneyi sakinleştirdi,devam ettirdi,sürekli kıldı,devam ettirdi,mümkün kıldıأَرْهَي الشَّيْئَ : أَسْكَنَهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid