1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid onu gördü,görebilmek için baktı,bildi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
onu gördü,görebilmek için baktı,bildi أَبْصَرَهُ ، رَآهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
onu korkuttu,onu büyüttü,artırdı,çoğalttıأَرَاعَهُ : رَوَّعَهُ و خَوَّفَهُ
onu müjdeledi,onu müjde ile sevindirdiإِسْتَبْشَرَهُ : بَشَّرَهُ
onu korkuttu,onu paniklendirdi,paniğe düşürdüأَذْعَرَهُ : اَخَافَهُ و ذَعرَهُ و أَفْزَعَهُ
onu saydı ve onu suya kandırdıأَحْصَاهُ : عَدَّهُ و أَرْوَاهُ
onu emniyete aldı,onu güvenlikte kıldıأَمَّنَهُ : جَعَلَهُ فِي أَمْنٍ
gecenin önü,asıl kapı,evin önüعُنْكٌ (تر)
onu somutlaştırdı,onu tayin etti,tanıladıشَخَّصَهُ
onu vurdu,onu yer çaldıلَكَأَهُ : ضَربَهُ ، صَرَعَهُ
onu çürüttü ,yıprattı,onu sınadıأَبْلاَهُ
onu destekledi,onu teyid ettiأَيَّدَهُ
onu yalınız kıldı,onu ayırdıأَفْرَدَهُ
onu yerini aldı,onu değiştirdiإِسْتَبدَلَهُ و بِهِ :أَخَذَ مَكَانَهُ
onu genişletti,onu geniş yaptıأَوْسَعَهُ : جَعَلَهُ وَاسِعاً
onu ifade etti,onu yorumladıعَبَّرَ عِنْهُ
onu uzaklaştırdı,onu ezdi,kahrettiأَسْحَقَهُ : أَبْعَدَهُ : سَحَقَهُ
leyleği havada gördüرَأَي اللَّقْلَقَ فِي الجَوّ
kadın hayız gördüأَكْبَرَتِ المَرْأَةُ : حَاضَتْ
kadın hayız gördüضَافَتِ المَرْأَةُ : حَاضَتْ
kadın hayız gördüحَاضَتِ المَرْأَةُ حَيْضاً
mahkeme davayı gördüرأت المحكمة الدعوي أي فصلها
kadın hayız gördüأَقْرَأَتِ المَرْأَةُ : حَاضَتْ
neneyi çok gördüتَكَاثَرَ الشَّيْئَ : رَآهُ كَثِيْراً
ondan zarar gördüأَذِيَ بِهِ : لَحِقَ مِنْهُ أَذَيً
işi büyük gördüأَكْبَرَ الأَمْرَ : رَآهُ كَبِيراً
işi büyük gördüأَكْبَرَ الأَمْرَ
nesneyi uzun gördüإِسْتَطَالَ الشَّيْئَ : رَآهُ طَوِيلاً
ihtiyacını gördü,giderdiقَََضَي حَاجَتَهُ
işi çirkin gördüإِسْتَنْكَرَ الأَمْرَ : إِسْتَقْبحَهُ
nesneyi doğru gördüأَصَابَ الشَّيْئَ : رَآهُ صَوَاباً
nesneyi az gördüتَقَلَّلَ الشَّيْئَ : رَآهُ قَلِيلاً
e,a,ya,için,sebebinden,dan dolayı,dan,den,mahsus,çünkü,sebepten: malumunuz olmak için gibiلِ : (حرف جَرٍّ) ، لِدَاعِي ، بِسَبَبِ نحو لِيَكُونَ مَعْلُومُكُمْ
mahkeme üyeleri oturuma ara verip duruşmaları dinlemek için ve dava hakkında hüküm verip görüşmek için yalnızbaşlarına toplandılarإِخْتَلَي أَعْضَاءُ المَحْكَمَةِ : إِجْتَمَعُوا فِي خَلْوَةٍ للتَّبَاحُثِ و إِصْدَارِ الحُكْمِ فِي القَضِيَّةِ بَعْدَ الإِسْتِمَاعِ إِلَي المُرَافَعَاتِ و رَفْعِ الجَلْسَةِ
eşek veya koyun ve keçi kısmına su içmek için veya yem yemek için (شَأْشَأْ او شُؤْشُؤْ)demekشَأْشَأةٌ
ailesi için rızık tedarik etmek,çoluk çocuğu için rızık hazırlamak,zahire getirmek,eritmek,yünü ditmek,dağıtmak,atmakمَارَ ـِـ مَيْراً
koyunlar için ağıl edinmek,davarlar için gece yatacak ağıl yapmakإِسْتَوْصَدَ : إِسْتِيْصَاداً لِ
Zeyid adam için ya bir arz için sahibiyet ve malikiyet izhar eyledi yani o kimse yahut yer kendinin memluku olduğunu iddia ettiتَرَبَّبَ زَيْدٌ الرَّجُلَ و الأَرْضَ : إِدَّعَي رَبَّهُمَا
Allah için kalbini pak eyledi,Allah için namaz kıldıقَدَّسَ لِلَّهِ
cürüm ve cinayet işlemek,av için zağar veya müsabaka için at istiare etmek,kumarda yenip kazmak,göz dikmek veya diktirmek,birine kötülüğü dokunmakبَعَي ـِـ بَعْياً
şu boncuğa denir ki afsun karlar bazı kimseyi cezb ve teshir için yahut firar edeni icra için ona afsun edip imal ederlerيَنْجَلِبُ ، و يقولون أعيذه بالينجلب إن يقم وإن يغب في الأصل
suç,cürüm ve cinayet işlemek,av için zağar veya müsabaka için at istiare etmek,kumarda yenip kazmak,göz dikmek veya diktirmek,birine kötülüğü dokunmakبَعَي ـِـ بَعْياً
kendisi için ağıl edinmek,korunmak,bir yerin etrafına avlu eylemek,ağıla girmek,etrafını çevirmek,deve ve koyun gibi hayvanlar gece yatmak için ağıl yapmakإِحْتَظَرَ : إِحتِظَاراً بِ
odun,ateş yakmak için hazırlanan ağaç,bitki ve ağacın kurusu,yakacak odunateş için tehyie olunan ağaç,yakacakحَطَبٌ (ج) أَحْطَابٌ
için,diye,amacıyla,nedeniyle,gayesiyle,sebebiyle,ta,taki mak,mek,için,e,a kadar,sın,sin diyeكَيْ ، لِكَيْ : أَدَاةٌ تنصب المضارعَ تَقُولُ جِئْتُ كَيْ أَسْتَمِعَكَ
al olmak,kıpkızıl olmak,mal toplatyıp kendisine edinmek,kırmızılaşmak,kızıllaşmak,malı ticaret için değil kendisi için edinmekقَنَا ـُـ قَنْواً و قُنْوَاناً و قُنُوّاً
infak etmek,harcamak,sarf etmek, azık ve nafaka vermek,davarın semizliğini öğrenmek için sırtını yoklamak,,ilik çıkarmak için kişiye kemik vermekأَنْفَقَ : إِنْفَاقاً عَلَي
Kürtçeyi iyi bildi,öğrendiأَجَادَ اللُّغَةَ الكُرْدِيَّةَ : أَتْقَنَهَا و أَحْسَنَهَا
Kürtçeyi iyi bildi,öğrendiأَجَادَ اللُّغَةَ الكُرْدِيَّةَ
işi deney ile bildiإخْتَبَرَ الأَمْرَ : عَرَفَهُ بالإخْتِبَارِ
onu iyice inceledi,bildiأَثْخَنَهُ مَعْرِفَةً
onu iyi bildi,becerdiأَحْسَنَهُ
ona güç getirdi,bildiأَحْصَاهُ : أَطَاقَه و عَلِمَه
ona gerçekten inandı,bildiأيْقَنَهُ و بِهِ
nesneyi ganimet bildi,aldıإِغْتَنَمَ الشَّيْئَ : إِنْتَهَزَ غُنْمَةً أَيْ أَخَذَهُ
onun iç yüzünü öğrendi,bildiإِطَّلَعَ طِلْعَهُ : عَرِفَ بِاطِنَ أَمْرِهِ
filan yere gitmeyi bildi,öğrendiإِهْتَدَي إِلَي الطّرِيقِ أَوْ الطَّرِيقَ إِلَي مَكَان كَذَا : عَرِفَ الطَّرِيقَ إِلَي المَكَانِ
onu gördü bildi,anladı,öğrendiبَصِرَ بِهِ : رَآهُ
onu gördü bildi,anladı,öğrendiبَصَرَ بِهِ
sözü anladı,kalp ile bildiفَهِمَ الكَلاَمَ : عَلِمَهُ بِالقَلْبِ
meseleyi bildi,anladı,idrak ettiأَدْرَكَ المَسْألَةَ :عَلِمَهَا و فِهِمَهَا
onu tecrübe,deney ile bildiخَبَرَهُ : عَلِمه بالخِبرةِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid