1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid onu gördü,görebilmek için baktı,bildi kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
onu gördü,görebilmek için baktı,bildi أَبْصَرَهُ ، رَآهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
onu aldattı,onu dolandırdıإِحْتَالَ عَلَيْهِ : خَدَعَهُ
Allah onu muvaffak eylesin,başarıya ulaştırsın,Allah onu iyi bahtlı,mutlu etti,ona mutluluk ve saadet verdiأَسْعَدَهُ اللهُ : وَفَّقَهُ
onu ezdi,kahr etti,onu mağlup,makhur ve haksar ettiبَرْذَنهُ : قَهَرَهُ
onu kestim oda kesilmeği kabul etti,ben onu kestim kesildiقَطَعْتُهُ فانقَطَعَ
onu helaka teslim etti,helak olsun diye onu terk ettiأَسْلَمَهُ لِلْهلكةِ
onunla alay etti,eğlendi,onu gülünceğe aldı,onu maskaralığa aldıسَخَِرَ مِنْهُ
onu güzel,hoş,gökçek buldu,gördü,onu beğendi,güzel saydıإِسْتَحْسَنَهُ : وَجَدَهُ حَسَناً
onu uzaklaştırdı,ırak etti,onu bir yerden bir yere çıkardıأَنْبَأَهُ : أَبْعَدَهُ عَنْهُ و أَخْرَجَهُ مِنْ مَكَانٍ إِلَي مَكَانٍ
onu işi yapmaya teşvik etti,onu işe çağırdı,davet ettiبَعَثَهُ عَلَي الأَمْرِ : حَمَلَهُ عَلَي فِعْلِهِ
onu elde etti,kazandı,ihraz etti,onu dikkatle sakladıأَحْرَزَهُ
onu kahr etti,ona musallat oldu,onu perişan ettiأَبْزَاهُ و بِهُ : قَهَرَ و تَسَلَّطَ عَلَيْهِ
onu yere çaldı,onu yüz üzere yere yıktıأَكَبَّهُ : صَرَعهُ
onu fırlattım oda fırladı,onu attım oda atıldıأَطْلَقْتُهُ فَانْطَلَقَ
onu emin,güvenilir saydı,addetti,onu güvenilir kıldıإِئْتَمَنَهُ : عَدَّهُ أَمِيناً و إِتَّخَذَهُ أَمِيْناً
onu terbiye ve talim etti,onu ıslah ettiأَدَّبَهُ : أَصْلَحَهُ و هَذَّبَهُ
kardeşin benim koyunumu gördüرَأَيَ أَخُوكَ غَنَمِي
onu veya nesneyi gördüآنَسهُ اَوِ الشَّيْئَ : اَبْصَرَهُ
nesneyi çirkin,iğrenç gördüإِسْتَكْرَهَ الشَّيْئَ : كَرِهَهُ
onu anayasa ön gördüنَصَّ عَلَيْهِ الدُّسْتُورُ
onu hafifsedi,hafif gördüإِسْتَزَفَّهُ
zarar gördü,içerlendi,gücendiتأَذَّي : تَضَرَّرَ
onu hor gördü, küçümsediإِسْتَحْقَرَهُ : إِحْتَقَرَهُ
onu ağır saydı,gördüأَثْقَلَهُ : عَدَّهُ ثَقِيلاً
onu korkak buldu,gördüإِسْتَوْهَلَهُ
onu küçük gördü,küçümsediإِسْتَصْغَرَهُ : عَدَّهُ صَغِيراً و حَقِيراً
onu tuhaf gördü,garipsediإِسْتَبْدَعَهُ : إِسْتَغْرَبَهُ
onda hayır,iyilik gördüإسْتَمَاهُ : رَأَي فِيْهِ الخَيْرَ
ona baktı,onu gördüنَظَرَ إَلَيْهِ
onu veya nesneyi gördüأَنَّسَهُ أَوِ الشَّيْئَ : أَبْصَرَهُ
onu hafifsedi,hafif gördüإِسْتَهَفَهُ : إِسْتَخفَّه
geçmek,koşuşmak,birbiri ile yarışmak,yarış etmek ve birbirinden önürtüleşip seğirtmek,seğritişmeye ve ok atışma gibi şeylerde birbirini geçmek için oynamak,birbirini geçmek için seğirtmek,ötekini geçmeye çalışmakإِسْتَبَقَ : إِسْتِبَاقاً إِلَي و يُقَالُ
deveyi durdurmak için çağırmak,ey demek,develeri teskin için ey demek,çağırmakيَأْيَأَ : يَأْيَأَةً و يَأْيَاءً بِ
nafaka,harç,yaşama için gerekli mal,azık,aile reisinin çoluk çocuğu için bulundurması gereken yiyecek,güyecek gibi şey,harcamak,sarf edilen para ve benzeri kocasının karısına verdiği nafaka,masraf,harcama,sarfetme,burun içinde kurumuş sümük,masraf,harcama,sarfetme,azık,yiyecek,harç,yaşam için gerekli mal,azık,aile reisinin çoluk çocuğu için bulundurması gereken yiyecek,giyecek gibi şey,burun içinde kurumuş sümükنَفَقَةٌ (ج) نَفَقَاتٌ و نِفَاقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
suç,cinayet,cürüm,kabahat,günah,suçlu kimseden suçu için alınan akçe,para,cinayet,cürüm,çocukların en sonu,en sonra doğanıakçe,para cezası,bir cemaat veya aile için kesb eden,hurma çekirdeğiجَرِيمَةٌ (ج) جَرَائِمُ و يقال أخذ فلان بِجَريمته و هو جَريمة القوم اي كاسبهم و لا و الذي أخرج العذق من الجريمة
övgü ve yergi ve dua için kullanılır.övmek veya dua için Allah seni başkasına muhtaç etmesin,anlamında yerme veya bed dua yardımcısız kal,insan değilsin,işini bilirsin sen,gibi anlamda kullanılırلاَ أَبَ لَكَ ، لاَ أَبَاكَ ، لاَ أَبَكَ : كُلُهَا يستعمل للمدح او الذم
bir kimse için ya bir arz için sahibiyet ve malikiyet izhar eylemek yani o kimse yahut yer kendinin memluku olduğunu iddia etmek,beslemek,büyümek,toplamak,beslemek,büyümek,toplamakتَربَّبَ : تَرَبُّباً
o ki,o kimse ki,o kadın ki,o şey ki,şu şeyki anlamına olan ve dişi için kullanılan ismi mevsul (tekil dişi için)الّتِي ، ألّلتِ ، الّلت (ج) اللآتي و اللآت و اللوات و اللواتي و اللوات و اللآئي و (تث) اللتان و اللتانّ و اللتا و (تص) اللتيا و اللُتيّا : إسم مبهم ولا يجوز نزع الألف و الأم منه ولا يتم إلا بعلة و فيه ثلاث لغات
hac etmek için göndermek,hac için bedel göndermekأَحَجَّ : إِحْجَاجاً ، هُ
paranın verilmesi için verilen yazılı emir,çek,poliçe,bir paranın ödenmesi için verilen yazılı emirسُفْتَجَةٌ (ج) سَفَاتِجُ : بُولِيصَةٌ
alet,makine,techizat,levazım,takım,avadanlık,silah,yatyarak,müheyya,malzeme ,hazırlık,düşmana ve meydana gelecek herhangi bir olaya karşı hazırlanma,hazırlık,bir iş için hazılanmak,hazır,müheyya,yarak,hazırlık,bir iş için hazırlanmak,عُدَّةٌ (ج) عُدَدٌ : آلَةٌ : سِلاَحٌ
sofi camide itikafa girdi,itikaf etti,hapis olundu,camide ibadet etmek için caminin bir köşesine çekildi,camide oturup dışarı çıkmayıp ibadet etti,ibadet veya başka bir şey için camide devamlı kaldıإِعْتَكَفَ الزَّاهِدُ فِي المَسْجِدِ
yola alamet olmak için oturmuş adam yüksekliğinde dikilmiş taşlar,ev eşyası,ev esbabı,pılı pırtı ,tulum içinde süt dövmeğe mahsus tokmağın başına tulum yırtılmamak için bağladıkları paçavra veya tulumun altına serdikleri keçe,yol kenarlarında altına serdikleri hasırثُوَّةٌ (ج) ثُوَيً
dikmek,kurmak,nasp etmek,dikili bayrak,yolda işaret için dikilen mil,hastalık,dikili şey,tapmak için dikilen put,hile,fetha yerine geçen irap alametlerinden biri,sınırlara veya hedfe dikilen işaret,yorgunluk,şiddetli yorulma,zahmet,meşakket,dikmek,saplamaنَصْبٌ ، شِدَّةُ التَّعَبْ ، مَشَقَّةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
tathir için buruna su çekmek,temizlik için buruna su çekmek ve şiddetle koklamak,koklamakإِسْتِنْشَاقٌ (ج) إِسْتِنْشَاقَاتٌ : نَشْقٌ ، تَنَشُّقٌ
taneleri ayırmak için yelde savurmak,dürtmek,düşürmek,dağıtmak,dağılmak,taneleri ayırmak için yelde savurmakذَرَا ـُِـ ذَرْواً و ذَرْياً
teelevizyona baktıرَنَا إِلَي المِرْنَاةِ
ona baktıشَافَهُ
kitabına baktıنَظَرَ فِي كِتَابِهِ
nesneye baktıإِطَّلَعَ عَلَي الشَّيْئِ : أَشْرَفَ عَلَيْهِ
nesneye baktıإِمْتَدَّ إِلَي الشَّيْئِ : نَظَرَ إِلَيْهِ
davaya baktıنَظَرَ فِي القَضِيَّةِ
dikkatle baktıبَجَّمَ النَّظَرَ
geline baktıإِجْتَلَي العَرُوسَ : نَظَرَ إِلَيْهَا مَجْلوةَ و جَلاَهَا
belgelere baktıإِطَّلَعَ عَلَي الوَثَائِقِ
aynaya baktıشَافَ فِي المِرْآةِ
işe baktıإِرْتَأَي الأَمْرَ : نَظَرَ فِيهِ
aynaya baktıإِسْتَرْأَي بالمِرْآةِ : نَظرَ فَيْهَا
ona uzaktan baktıلاَحَ إِلَيْهِ
göz dikerek baktıبَصَّتِ العَيْنُ
nesneye dikkatle baktıإِسْتَأْنَسَ الشَّيْئَ : أَبْصَرَهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid