1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid onun geçimini üzerine aldı kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
onun geçimini üzerine aldı مَانَهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
onun iç yüzüne vakıf oldu,onun haberini bildiبَطَنَ خَبَرَهُ
onun işini Allaha havale etti,Allahı onun işinde vekil eylediأَسْلَمَ أَمْرَهُ إِلَي اللهِ و لَهُ : فَوَضَّهُ
onun yolunda gitti,onun şeriatına ve sünnetine uydu,amel ettiإِسْتَنَّ بِطَرِيقَتِهِ او شَرِيعَتِهِ او سُنَّتِهِ او سِيرَتَهِ : عَمِلَ بِهَا
onun yolunda giti,izinde yüründü,onun ahlakıyla ahlaklandı,huyu ile huylandıأَخَذَ اَخْذَهُ و مَأْخَذَهُ : سَارَ سِيْرَتَهُ و تَخَلَّقَ بِأَخْلاَقِهِ
onun görüşü beyin görüşüne galip olup bey onun göerüşünden başka görüşe uymadıإِسْتَبَدَّ بَأَمِيرِهِ
onun namusuna şerefine dil uzattı,onun ayıbın faş edip rezil rüsvay ettiإِسْتَطَالَ علَي شَرَفِهِ و فِيْهِ : أَذَاَعَ عَنْهُ عَيْباً و فَضَحَهُ
onun için,onun üzerine,ondan dolayıعَلَي ذَلِكَ
onun kanını onun kanına bereber tuttuبَاءَ دَمَه بِدمه اي عدله
onun kanını onun kanına beraber tuttuبَاءَ دَمَه بِدمه اي عدله
ona,onun için,onun lehineلَهُ : لَهَا
onun sayesinde,onun lutfüylaبِفَضْلِهِ
onu kucakladı,onun boynuna sarıldı,elini onun boynuna dolaştırdıإِعْتَنَقَهُ
bey onun tüm malını aldı,onun malının hepsini aldıأَصْفَي الأَمِيرُ مَالَهُ : أَخَذَهُ كُلَّ مَالِهِ
Allah onun gözünü sıcak eylesin,gözünü kızdırsın,gözüne ateş düşürsün,onun gözünü ağlatacak şey indirsin yani aydın etmesinأَسْخَنَ اللهُ عَيْنَهُ !
onu halife etti,hailfe kıldı,bıraktı,onun yerine geçti,onun makamına kaymakam etti,kendi yerine koyduإِسْتَخْلَفَهُ : جَعَلَهُ خَلِيفَةً
onun geçimini bulandırdıأَنْغَصَ عَلَيْهِ عِيْشَهُ : كَدَّرَهُ
onun geçimini üzerine aldıمَانَهُ
Allah onun geçimini dar ettiقَشَّفَ : تَقْشِيفاً اللهُ عَيْشَهُ
ailesinin geçimini üzerine alıp baktıأَفْرَعَ أَهْلَهُ : كَفَلَهُمْ
ailesinin işlerini görüp geçimini,nafakasını sağladıقَامَ أَهْلُهُ
ailesinin geçimini,nafakasını genişletti,genişlik verdiإِرْتَسَغَ : إِرْتِسَاغاً عَلَي عِيَالِهِ : وَسَّعَ لَيْهِمْ النَّفَقَةَ
Allah bir kimsenin geçimini şiddetli etmek,katılaştırmakأَشْصَبَ : إِشْصَاباً
aile ve çoluk çocuğunun geçimini dar eden adamأَقْتَرُ
Allah bir kimsenin geçimini,yaşamını şiddetli etmek,katılaştırmakأَشْصَبَ اللهُ عَيْشَهُ : شَدَّدَهُ
kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayan kimse,fakir,yoksul,muhtaçعَائِلٌ : فقير و في القرآن الكَرِيمِ
işlerine bakmak,bir kimsenin geçimini üzerine almak,başkasının işini görmekمَانَ ـُـ مَوْناً و مَؤُونَةً
uçağa yemek servisi yapmak,kumanyalandırmak,kumanya ile donatmak,birinin geçimini üzerine almakمَوَّنَ : تَمْوِيناً هُ
birinin geçimini bulandırmak,birinin hayvanlarının otlamasını men etmek,engellemek,önlemekأَنْغَصَ : إِنْغَاصاً عَلَي ، هُ
aile ve çoluk çocuğunun geçimini dar eden adam,rengi toz rengi olan şeyأَقْتَرُ (ج) قُتْرٌ (م) قَتْرَاءُ : البَخِيلُ المُضَيِّقُ علَي عِيَالِهِ فِي النَّفقَةِ ، مَا لَوْنُهُ لَوْنُ القَتَرِ أَيْ الغَبَرَةِ
aile ve çoluk çocuğunun nafakasını,geçimini dar gördü,dar etti,dar geçindirdiقَتَرَ عَلَي عِيَالِهِ : قَتَّرَ عَلَي عِيَالِهِ
adam devenin üzerine bir nevi yuvarlak döşeme,belleme koyup üzerine bindi,devenin üzerine kisa kifl denilen çaputu koyduإِكْتَفَلَ الرَّجُلُ البَعِيرَ : وَضَعَ عَلَيْهِ الكِفْلَ أَيِ الكِسَاءَ ، جَعَلَ عَلَيْهِ كِفْلاً ثُمَّ رَكِبَ علَيْهِ
adam devenin üzerine bir nevi yuvarlak döşeme,belleme koyup üzerine bindiتَكَفَّلَ الرَّجُلُ البَعِيرَ
adam devenin üzerine bir nevi yuvarlak döşeme,belleme koyup üzerine bindiإِكْتَفَلَ الرَّجُلُ البَعِيرَ
vefat etti,zemin parelenin üzerine çöktü, yer onun üzerine dümdüz olduتَوَرَّأَتْ عَلَيْهِ الأَرْضُ
saldırmak,soymak,sıçramak,kahretmek,su çoğalmak,tatmak,tadını anlamak,hamle etmek,üzerine uğramak,üzerine yürümek,üzerine varmak,üzerine atılmak,kahr ve galebe etmek ,soymak,üzerine atılmak,sıçramak,kahr etmek,ezmek,soymak,su çoğalmak,hücum etmek,hamle etmek,saldırmak,uğramak,üzerine yürümek,üzerine varmak,üzerine atılmak,kahr ve galebe etmek,yemek,soymak,sıçramak,kahretmek,su çoğalmak,tatmak,tadınıanlamak,üzerine atılmak,sıçramak,kahr etmek,ezmekسَطَا ـُـ سَطْواً و سَطْوَةً بِ ، عَلَي
göğsü üzerine yatmış ve uzanmış yahut oturmuş,yerinden kımıldanmaz,bir şeyin üzerine hücum eden,tavşanجَثُومٌ
onların üzerine musibet üzerine çöktüبَاجَتْهُمْ الدَّاهِيَّةُ
bir şeyin üzerine havale olmak,üstünde bulunmak,bir şeyin üzerine meyil etmek,ağmak,bir nesnenin üzerine ağıp meyil etmek,çökecek gibi olmak , uğursuzluk ve şeamet getirmekآقَ ـُـ أَوْقاً (علي) :
çömelmek,dizini çöküp makatı üzerine oturmak,oturağı üzerine oturup bacaklarını kıvırarak dikmek,burnu kemerli olmak,atı geri bastırmakأَقْعَي : إِقْعَاءً فِي
dehşete düşürmek,üzerine toprak dökmek,boşaltmak,üzerine boşaltıp dökmek,eliyle kumu itip kürümekهَالَ ـِـ هَيْلاً و هَيَلاَناً عَلَي
Alllah onu mahv ve helak etsin,yüzü üzerine düşürsün,zemin üzerine düşürsün,batırsın !أَتْعَسَهُ اللهُ ، أَكَبَّهُ و تَعَسَهُ اللهُ و كَبَّهُ !
adam güneşten gölgelenir gibi elini kaşının üzerine koydu,gözünün üzerine elini koyarak bir şeye baktıإِسْتَكَفَّ الرَّجُلُ عَيْنَهُ
bir şeyi arka tarafına almak,devenin üzerine bir nevi yuvarlak döşeme,belleme koyup üzerine binmekإِكْتَفَلَ : إِكْتِفَالاً بِ
bir şey uzun ve enli olmak,ensesi üzerine yatmak,yüzü üzerine düşmek,dere geniş olmakإِسْلَنْطَحَ : إِسْلِنْطَاحاً
devam et,mülazemet et,senin üzerine,mülazım ol,senin üzerine,sen kendine dönعَلَيْكَ : إِلْزَمْهَا ، خُذْ !
adam borç aldı,avans aldı,ödünç aldıإِسْتَدَانَ الرَّجُلُ : تَسلَّفَ ، أَخَذَ دَيْناً
nesneye oradan buradan aldı,topladı,yerden aldı,devşirdiتَلَقَّطَ الشَّيْئَ
filan kimse soluk aldı,nefes aldı,meltemi kokladıتَنَسَّمَ فُلاَنٌ : تَنَفَّسَ
ondan hakkını tamamen aldı,tam olarak,kamilen aldıإِنْتَصَفَ مِنْهُ : أَخَذَ حَقَّهُ مِنْهُ كَامِلاً
nesneye oradan buradan aldı,topladı,yerden aldı,devşirdiإِلْتَقَط الشَّيْئَ
adam malından yararlandı,faydalandı,tat aldı,lezzet aldıإِسْتَمْتَعَ الرَّجُلُ بِمَالِهِ : تَمَتَّعَ و تَلَذَّذَ بِهِ
ondan öç aldı,intikam aldı,cezalandırdı,cezasını verdiإِنْتَقَمَ مِنْهُ : عَاقَبَهُ
ondan para borç etti,avans aldı,ödünç aldıإِسْتَسْلَفَ مِنْهُ مَالاً : إِقْتَرَضَ مِنْهُ
nesneye oradan buradan aldı,topladı,yerden aldı,devşirdiإِلْتَقَط الشَّيْئَ : لَقَطَهُ ، جَمَعَهُ مِنْ هُنَا و هُنَاكَ
malı inhisar altına aldı,tekele aldı,monopolize ettiحَكَرَ البِضَاعَةَ
onu aldı,tuttu,öldürdü,esir aldı,yakaladı,kahrettiأَخَذَهُ : قَتَلَهُ او أَسَرَهُ او أمسكه او قَهَرَهُ
nesneyi ölçmeksizin ve tartmaksızın götürü sattı veya aldı,kesretle aldıجَزَفَ الشَّيْئَ
öğrenci hocadan ilim aldı ,tahsil,aldı,öğrendiقَبَسَ الطَّالِبُ العِلْمَ مِنَ الشَّيْخِ
onun gönlünü aldı,teveccühünü kazandı,rızasını aldıإِسْتَعْطَفَهُ : خَاطَرَهُ و تَرَضَّاهُ
ondan hoşnutluk istedi,onu memnun etti,gönlünü aldı,teveccühünü kazandı,rızasını aldıإِسْتَرْضَاهُ : طَلَبَ رِضَاهُ ، رَاضَاهُ و تَرَضَّاهُ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid