1.5 MİLYON'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid onun sabit ve muhkem olmasını talep etti kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
onun sabit ve muhkem olmasını talep etti إِسْتَثْبَتَهُ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
onun iç yüzüne vakıf oldu,onun haberini bildiبَطَنَ خَبَرَهُ
onun işini Allaha havale etti,Allahı onun işinde vekil eylediأَسْلَمَ أَمْرَهُ إِلَي اللهِ و لَهُ : فَوَضَّهُ
onun yolunda gitti,onun şeriatına ve sünnetine uydu,amel ettiإِسْتَنَّ بِطَرِيقَتِهِ او شَرِيعَتِهِ او سُنَّتِهِ او سِيرَتَهِ : عَمِلَ بِهَا
onun yolunda giti,izinde yüründü,onun ahlakıyla ahlaklandı,huyu ile huylandıأَخَذَ اَخْذَهُ و مَأْخَذَهُ : سَارَ سِيْرَتَهُ و تَخَلَّقَ بِأَخْلاَقِهِ
onun namusuna şerefine dil uzattı,onun ayıbın faş edip rezil rüsvay ettiإِسْتَطَالَ علَي شَرَفِهِ و فِيْهِ : أَذَاَعَ عَنْهُ عَيْباً و فَضَحَهُ
onun görüşü beyin görüşüne galip olup bey onun göerüşünden başka görüşe uymadıإِسْتَبَدَّ بَأَمِيرِهِ
onun için,onun üzerine,ondan dolayıعَلَي ذَلِكَ
onun kanını onun kanına beraber tuttuبَاءَ دَمَه بِدمه اي عدله
onun kanını onun kanına bereber tuttuبَاءَ دَمَه بِدمه اي عدله
ona,onun için,onun lehineلَهُ : لَهَا
onun sayesinde,onun lutfüylaبِفَضْلِهِ
bey onun tüm malını aldı,onun malının hepsini aldıأَصْفَي الأَمِيرُ مَالَهُ : أَخَذَهُ كُلَّ مَالِهِ
onu kucakladı,onun boynuna sarıldı,elini onun boynuna dolaştırdıإِعْتَنَقَهُ
Allah onun gözünü sıcak eylesin,gözünü kızdırsın,gözüne ateş düşürsün,onun gözünü ağlatacak şey indirsin yani aydın etmesinأَسْخَنَ اللهُ عَيْنَهُ !
onu halife etti,hailfe kıldı,bıraktı,onun yerine geçti,onun makamına kaymakam etti,kendi yerine koyduإِسْتَخْلَفَهُ : جَعَلَهُ خَلِيفَةً
payidar,sabit,cesur,dilaver,bahadar,akıl ve tedbirde sabit ve metin,yürüyüp atlamada kuvvetli ve asla sürçmez at,sabit ve berkarar ve payidar olmakثَبِيتٌ : ثابتٌ : جسور و يقال فارس ثَبيتٌ اي جسور و رجل ثَبيت و فرس ثَبيت
soğuk,bir yerde sabit kalıp yerleşen,tutunan,sabit,yerleşik,karar eden,sakız,soğuk,soğumuş,üşümüş,serin üşütücü,sabit,yerleşik,bir yerde sabit kalıp yerleşen,tutunanقَارٌّ
nesne bir yerde asla kımıldamayıp vechi sabit üzere sabit ve payidar olup durduرَتَبَ الشَّيْئُ رُتُوباً ثَبُتَ و لَمْ يَتَحَرَّكْ
nesne bir yerde asla kımıldamayıp vechi sabit üzere sabit ve payidar olup durduتَرَتَّبَ الشَّيْئُ
bir yerde oturmak,ikamet etmek,kalmak,beklemek,eğlenmek,sabit olmak,durmak,sabit olmak,eğlemekمَكَثَ ـُـ مَكْثاً و مُكْثاً و مِكْثاً و مَكَثَاً و مِكِّيْثَي و مِكِّيْثَاءً و مُكُوثاً و مُكَثاً بِ
sabit mal,sabit mülk,gayri menkul,taşınmaz malمِلْكٌ ثَابِتٌ
kuvvetli ve sabit olan,kraton,ilim kendisini sinmiş er,sabit,sağlam,kararlı,sarsılmaz,devrilmez,yıkılmaz,baki,daimi,zeval bulmaz,metin,derin,ilimde derin olanolan,sabit,sağlam,kararlı,sarsılmaz,devrilmez,yıkılmaz,baki,daimi ,zeval bulmaz,metin,kuvvetli ve sabit olanرَاسِخٌ : قويٌّ و فِي القرآن
sabit,sağlam olmak,yeri pekişmek için tabanlamak,nesneyi sabit kılıp kuvvetlendirmek,pekiştirmek,yerleştirmek,tutmak,yeri pekişmek için tabanlamak,nesneyi sabit kılıp kuvvetlendirmekوَطَدَ ـِـ وَطْداً و طِدَةً إِلَي
güçlü kuvvetli dişi deve,soğuk gece,kök salmış,köklenmiş,sabit ağaç,sabit olmak,kuvvetli ve sağlam olmak,cimri olmakآرِزَةٌ
toplaşmak,toparlanmak,sıklaşmak,sığınmak,el uyuşmak,büzülmek,sabit olmak,kirpi gibi büzülüp tortop durmak,böcekler toprağın içine girip saklanmak,yerinde sabit ve muhkem olmak,gece pek soğuk olmak,özlemekأَرَزَ ـُِــ أَرْزاً و أُرُوزاً و أَرِزَ ـَـ أُرُوزاً إِلَي
yere kazık çakmak,kakmak,yerleşmek,sabit olmakpekiştirmek,kuvvetlendirmek,yerleştirmek,tutmak,çivi vurmak,yerleşmek,sabit olmak,pekiştirmek,kuvvetlendirmek,yerleştirmek,tutmakوَتَدَ ـِـ وَتْداً و تِدَةً
gece yürümez yıldızlar,ve apsım durmuşlar,sabit şeyler,değişmez nesneler,durağan yıldızlar,konstantlar,duran nesneler,sabiteler,parametreler,değişmez kurallar,yerleşik nesneler,sair yıldızlara nispetle yerinden hareket etmeyip sabit olan yıldızlar,sevabitثَوَابِتُ
Hak,doğru,Allah,adalet ve hikmete mutabık olan şey,adalet ve hikmet muktezası üzere lazım ve vacip olan nesne,inkarı bir türlü reva ve sahih olmayıp sabit ve mevcut olan nesne,muhakkak olan nesne,bir nesnenin ahzu ve zaptı yahut talep ve istidası babında bir muktazayı adalet ve hikmet birinde vaki olan salahiyeti tamme ve birinin kavlinde ve istidasında sıdık ve sıhhati vaki olması ve adalet ve dad ve dini islam ve Kuranı azimüşşan ve nesneyi yerine getirip icra ettirmek ve nesneyi vücüda getirmek,doğru söz,Tanrılığa layık,ölüm,sabit olmak,sabit olmak,gerçek,vazife,sabit ve gerekli olmakحَقٌّ (ج) حُقُوقٌ ، قُرْآنٌ كَرِيمٌ ، اللَّهُ ، مَوْتٌ ، بَعْثٌ ، عَدْلٌ ، صِدْقٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ıslanmak,yer bataklık olmak,suyun rengi değişmek,su bir yerde fazla klmakla bozulmak,değişmek,havuzun yahut gölün içine inip yıkanmak,suya girip serinlemek,toplanmak,cem olmak,sabit olmak,birikmek,sabit olmak,kucaklamak,bataklığa dönüşmek,bataklık olmakإِسْتَنْقَعَ : إِسْتِنْقَاعاً فِي
şerri,kılıcı koltukladı,koltuğuna aldı,Sabit Bin Cabir namındaki kişi kılıcını alıp evinden çıkmıştı bir adam annesine sordu annesi bilmiyorum şerri yani kılıcını koltuğuna alıp çıktı dedi bundan böyle Sabit Bin Cabir bu isimle anıldıتَأَبَّطَ شَرّاً
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kin ve düşmanlık ve diyetten alınacak kesim ve verilecek borç,şu kavimki meslek ve sanatları ve yaşamları hiçbir şeyleri olmayaضَمَدٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
asalet,asilazadelik,köklü ve sabit ve rasih olmak,fikir ve mülahaza ve reyde hop ve sevap olmak,ırk ve nesep sahibi olmak,vekil olmayıp kendi hukukunca amil olmak,asil ve soylu olmak,soy,necabet,zadelik,zadeganlık,asillik,soyluluk,asıllı olmak,kalite,özgأَصَالَةٌ : إِصَالَةٌ ، جَوْدَةٌ
iş sağlam,berk,muhkem olmak,sağlamlaştırmak,muhkem etmek,berkitmekإِحْتَكَي : إِحْتِكَاءً فِي
ipini ve kirişini kerki gibi çekip muhkem bağladı veyahut muhkem büktüحَضْرَبَ : حَضْرَبَةً حَبْلَهُ ووتره
ip ve kiriş makulesini kerki gibi çekip muhkem bağlamak yahut muhkem bükmekحَضْرَبَةٌ
nesneyi sağlamlaştırmak,muhkem etmek,muhkem ve sağlam olmak,kavim toplanmak,ipi sağlam bükmekإِسْتَحْصَفَ : إِسْتِحْصَافاً عَلَي و فِي المَثَلِ
muhkem etmek,sağlamlaştırmak,sağlam kılmak,berkitmek,muhkem etmek ,sıkı tutmak,kiplemek,kunt kılmak,berca etmek,ata gem vurmakأَحْكَمَ : إِحْكَاماً ، هُ
muhkem etmek , sağlamlaştırmak,berkitmek,kunt kılmak,berca etmek , sağlamlaştırmak , muhkem etmek ,sıkı tutmak,kiplemek,pekiştirmekأَحْكَمَ : إِحْكَاماً
kısım,bölüm,bağ çubuklarını hereğe bağlayan bağ,kanat,kifayet,bölük bölük bölmek,kanat ve iktifa eylemek,yetinmek,bir nesneyi pekiştirip muhkem eylemek,düğümü muhkem çekip bağlamakجَزْءٌ : قِسْمٌ و يقال هو جَزْءٌ مِنْهُ اي قسم منه و لك فس هذا غناء و جَزْءٌ اي قناعة و كفاية
kuvvet ve metanet vermek,desteklemek,destek,kuvvet vermek,pekiştirmek,teyit etmek,kuvvetli ve muhkem kılmak,pekiştirmek,kuvvetlendirmek,muhkem tmekتَأْيِيدٌ (ج) تَأْيِيدَاتٌ : تَقْوِيَةٌ
sağlam,muhkem,metin,perçinli,çapraşık,dayanıklı,sıkı,kuvvetli,kati,kesin,berk,kunt,muhkem,kuvvetli,metin,perçinli,sağlam,çapraşıkمُحْكَمٌ (ج) مُحْكَمَاتٌ و في القُرآن الحَكِيم
pek düğümlemek,karma karışık etmek,muhkem akit etmek,kıvama getirmek,allak bullak etmek,bağlamak,pek düğümlemek,muhkem akit etmekتَعْقِيدٌ (ج) تَعْقِيدَاتٌ
belgelmek,belgelendirmek,elge ile ispatlamak,biri hakkında güvenilir kimsedir demek,sıkılaştırmak,sağlamlaştırmak,sağlama bağlamak,pekiştirmek,tasdik etmek,sağlam yapmak,birisine güvenilir kişidir demek,muhkem etmek,güçlendirmek,muhkem kılmak,belgelendirmek,birinin sadakat ve istikametine şehadet etmek,muhkem kılmak,belgelendirmek,birinin sadakat ve istikametine şehadet etmek,pekiştirmek , sağlamlaştırmak, sağlama bağlamak , belgelemek , tasdik etmek , muhkem ,belgelendirmek,elge ile ispatlamak,sağlamlaştırmak,biri hakkında güvenilir kimsedir demeketmek,belgelmek,sıkılaştırmak,pekiştirmekوَثَّقَ : تَوْثِيقاً ، هُ
pekiştirmek,güçlendirmek,sağlamlaştırmak,muhkem etmek,merkezinde gereği gibi yerleştirmek,berkitmek,sabitleştirmek,kararlaştırmak,sabit ve payidar etmek,temelleştirmek,kuvvetlendirmek,güçlendirmek,muhkem etmek,merkezinde gereği gibi yerleştirmek,berkitmek,esasını kurmak,tutturmakوَطَّدَ : تَوْطِيداً ، هُ
pekişmek,sertleşmek,katılaşmak,katılaşmak,pekleşmek,katılanmak,tasallüp,kuvvetli ve muhkem olmak,taassup göstermek,kuvvetli ve muhkem olmak,taassup göstermekتَصَلُّبٌ (ج) تَصَلُّبَاتٌ
sebat talep etmek,sebat ve devam etmek,sebat göstermek,acele etmeyip tenni etmek,beş ve yavaş davranmak,teenni ile hareket etmek,i müşavere fe tefahhüs etmek,bir şeyi sabit ve muhkem bulmak,sabit ve muhkem olmasını talep etmekإِسْتَثْبَتَ : إِسْتِثْبَاتاً فِي
muhkem kılmak,belgelendirmek,birinin sadakat ve istikametine şehadet etmek,güçlendirmek,sıklaştırmak,belgelemek,belgelendirmek,bağlamak,pekiştirmek,sağlamlaştırmak,muhkem kılmak,belgelendirmek,birinin sadakat ve istikametine şehadet etmek,tevsikتَوْثيقٌ (ج) تَوْثِيقَاتٌ
nesnenin açık olmasını,rüşen olmasını şstediإِسْتَجْلَي الشَّيْئَ : إِسْتَكْشَفَهُ
onu veya filanı işte vekil olmasını yerine yardımcı,naip ve vekil olmasını istediإِسْتَنَابَهُ اَوْ فُلاَناً فِي الأَمْرِ
çabuk davranmasını istemek, tez olmasını istemek, hızlı olmasını talep etmekإِسْتَسْرَعَ : إِسْتِسْرَاعاً
ivmesini istemek,sürat etmesini istemek,çabuk davranmasını istemek,tez olmasını istemek,hızlı olmasını talep etmekإِسْتَسْرَعَ : إِسْتِسْرَاعاً ، هُ
Mısırlılaşmak,Mısırlı olmasını istemek,ısrarlı olmasını istemekإِسْتَمْصَرَ : إِسْتِمْصَاراً
bir şeyin açık olmasını,rüşen olmasını istemek,açıklamak,keşif etmek,bir şeyin açılmasını,belirtmesini istemek,aramak,araştırmak,yoklamak,soruşturmakإِسْتَجْلَي : إِسْتِجْلاَءً
açıklamak,bir şeyin açık olmasını,rüşen olmasını istemek, bir şeyin açılmasını, belirtmesini istemekإِسْتَجْلَي : إِسْتِجْلاَءً
ondan şahitlik istedi,şahit olmasını istedi,şahit tuttu,şehadet istedi,hazır olmasını istediإسْتَشْهَدَهُ : سَأَلَهُ أَنْ يَشْهَدَ : أَشْهَدَهُ ، طَلَبَ مِنْهُ أَنْ يَشْهَدَ
onu yavaş,geç,ağır add etti,saydı,onu yavaş,ağır gördü veya buldu,geç olmasını istedi,ağır olmasını istedi,onun gecikmesini istedi,talep etti,ona geç kaldın dediإِسْتَبْطَأَهُ : عَدَّهُ او وَجَدَهُ بَطِيئاً
geç tutmak,eğlenmek,gecikmek,bir şeyin gecikmesini istemek,geç olmasını istemek,geç tutmak,yavaş,ağır görmek veya yavaş,ağır saymak,geç olmasını istemek,birine geç kaldın demek,geç,ağır,yavaş add etmek,saymak,ağır ve yavaş hareket etmek,yavaş bulmakإِسْتَبْطَأَ : إِسْتِبْطَاءً ، هُ
katliamın olmasını önlemekمنع حدوث المجزرة
kısa olmasını istemekتَوَجَّزَ : تَوَجُّزاً
yakın olmasını istediإِسْتَقْرَبَ : طَلَبَ أَنْ يَكُونَ قَرِيباً
katı,sert olmasını istemekإِسْتَصْلَبَ : إِسْتِصْلاَباً
tabi olmasını,uymasını istemekإِسْتَتْبَعَ : إِسْتِتْبَاعاً ، هُ
birbiri için talep etmek,birinin talebine aracı ve yardımcı etmek,istemek,talep etmek,talep ettirmek,baştan çıkarmak,azdırmakأَبْغَي : إِبْغَاءً
hayır talep etmek,işar ve tenbih talep etmek,danişmend talep etmek,danışmakإِسْتِشْعَارٌ (ج) إِسْتِشْعَارَاتٌ
talep nevi,isteyiş,talep olunacak yerمَبْغَي و يُقَالُ بَغَيْتُ المَالَ مِنْ مَبْغَاهُ و مِنْ مَبْغَاتِهِ
talep nevi,isteyiş,talep olunacak yerمَبْغَاةٌ و يُقَالُ بَغَيْتُ المَالَ مِنْ مَبْغَاهُ و مِنْ مَبْغَاتِهِ
hak talep etmek,istemek,talep,iddiaمُطَالَبَةٌ (ج) مُطَالَبَاتٌ
bir kimseden nesne talep etmek ve bir kimseyi çağırtmak,kığırtmak,davet etmek,okumak,istemek,dilemek,çağırmak,resmen talep etmek,dilekçe,istida,bazı talepleri elde etmek veya dava açmak için mahkemelere sunulan talep,umumi makamlardan izin veya hak elde eإِسْتِدْعَاءٌ (ج) إِسْتِدْعاءَاتٌ : و هُوَ فِي لُغةِ المَحَاكِمِ طَلَبٌ يُوَجَّهُ إلَي المَحْكَمَةِ للحُصُولِ عَلَي بَعْضِ المَطَالِبِ او لإقَامَةِ دَعْوي ، طَلَبٌ يُقَدّمُ لِسُلْطَةٍ عَامَّةٍ للحُصُولِ عَلَي إِجَازَةٍ او حَقٍّ
tazarru ile yardım talep etmek,şefkat eylemek,şefkat ve acıma talep etmek,mihr ve şefkat niyaz ve talep etmekإِسْتِعْطَافٌ (ج) إِسْتِعْطَافَاتٌ
rahat ve huzur üzere olmak,rukye talep etmek,afsunlamak istemek,muska talep etmek,hastayı okutmakإِسْتَرْقَي : إِسْتِرْقَاءً لِ، هُ
ondan suçunu af etmesini istedi,diledi,talep etti,yarlıganmasını talep ettiإِسْتَغْفرَهُ الذَنْبَ او مِنْ الذَّنْبِ او للِذَّنْبِ : طَلَبَ مِنهُ أَنْ يَغْفِرَهُ
yerel talep,mahalli talepطَلَبٌ مَحَلِّيٌّ
yağmur suyunu bir çukura toplayıp saklamak,birinin çok malında az şey talep etmek,iyiliğini talep etmekإِسْتَثْمَدَ : إِسْتِثْمَاداً ، هُ و يقال إِسْتَثْمَدَنِي فثمدته
kısas talep etmek yani katil olanın katlini talep etmekإِسْتِقْصَاصٌ (ج) إِسْتِقْصَاصَاتٌ
yardım istemek,nusret talep etmek,zafer talep etmekإِسْتَنْصَرَ : إِسْتِنْصَاراً بِ ، هُ
talep,istek,arzu,talep ve arzu oluna şeyبُغَاءٌ : طلب
karında yahu sair organlardan birinde su birikmek,içecek su talep etmek,kurak vaktinde yağmur yağması için dua etmek,su talep etmek,yağmur talep etmek,yağmur,su,içecek istemek,istiska,karında su dolması,sıskalıkإِسْتِسْقَاءٌ (ج) إِسْتِسْقَاءَاتٌ : هُوَ أَنْ يَطْلُبَ العَبْدُ مِنَ اللهِ بالصَّلَوَاتِ و الأدْعِيَّةِ إِنْزَال المَطَرِ بَعْدَ إِنْقِطَاعِهِ طَوِيلاً ، تَجَمَّعُ سَائِلٍ مَصْلِيٌّ فِي تَجْوِيفِ البَطْنِ عَنْ مَرَضٍ
onu kahr etti,ezdi,mağlup etti,eziyet etti,işkence etti,zülüm etti,incittiإِضْطَهَدَهُ : قَهَرَهُ و أَذَاهُ , جَارَ و غَلَبَ عَلَيْهِ و سَحَقَهُ وعَذََّبَهُ
onu metih etti,övdü,ev safını zikir ve tadat etti,vasf etti,yüceltti,tazim ettiأَثْنَي عَلَيْهِ بالخَيْرِ و مَجَّدَهُ : مَدَحَهُ
parayı tezyif etti,taklit etti,kalpazanlık etti,sikkeye hile kattı,sikkeyi kalp ettiزَيَّفَ الدَّرَاهِمَ : زَافَهَا
onu teşvik etti,kındırdı,tahrik etti,kışkırttı,provake etti,dürttü,terğip ettiإِسْتَحَثَّهُ : حَثَّهُ و إِسْتَفَزَّهُ
onu razı etti,hoşnut etti,memnun etti,itabını izale etti,giderdiأَعْتَبَهُ : أَرْضَاهُ وأزَالَ عَتَبَهُ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ ـَـ بُخُوعاً و بَخَاعَةً بِالحَقِّ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً ، ل
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ : إِعْتَرَفَ بِهِ
hakkı tanıdı,itiraf etti,ikrar etti,izan etti,boyun ettiبَخِعَ بِالحَقِّ بُخُوعاً و بَخَاعَةً
onu tahrip etti,sabote etti,mahv etti,viran ettiخََرَّبَهُ
arkadaşına isyan etti,zülüm etti,tecavüz etti,tahkir ettiأَبَزَ بِصَاحِبِهِ : إِعْتَدَي عَلَيْهِ
ihbar etti,jurnal etti,ispiyon etti,müzevvirlik ettiوَشَي بِهِ
onu teyit etti,muhkem etti,pekiştirdi,takviye etti,sağlamlaştırdı,sabit kıldı,kuvvetlendirdiآكَدَهُ : أَوْكَدَهُ
batılı yok etti,ortadan kaldırdı,sildi,mahv etti,hükümsüz kıldı,iptal ettiأَزْهَقَ البَاطِلَ : مَحَاهُ و أَزَالَهُ و أًبْطَلَهُ
nesneyi kaldırdı,izale etti,iptal etti,yerine başka bir şey ikame ettiنَسَخَ الشَّيْئَ
Bilgi Paneli
Elmawarid.com sitemiz yeni kelimeler yüklenerek güncelleştirilmiştirإن موقعنا الموارد كوم قد تم تحديثه بعد أن حملت إليه الكلمات الجديدة والله ولي التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid