1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid parça parça kesmek,doğramak kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
pare pare etmek,parça parça etmek,parça parça kesmek,parelemek,doğramak,parçalamak,bölmek,doğramak,şaraba su katmak,çeşit çeşit azap ve işkence etmek,parça parça ayırmak,parçalamak,doğramak,şaraba su katmak,çeşit çeşit azap ve işkence etmek قَطَّعَ : تَقْطِيعاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
nehir kenarı,sahil yalı,yeryüzü,rüyi zemin,yenilik,yeni olmak,yeni olmak,köpek tasması,parça,yama,yenilik,yeni olmak,Cidde şehri,jeddahجِدَّةٌ (ج) جِدَدٌ و يقال ما عليه اي رقعة
kesilmiş parça,kesinti,koparılıp elde kalan saç ve tüy vesair,gecenin sabaha yakın olan karanlığı,gece sonunda olan karanlık,gecenin sonunda bir bölüm,bir cüzبَتْكَةٌ ، بِتْكَةٌ (ج) بِتَكٌ مِنَ اللَّيْلِ جُزْءٌ مِنْ آخِرِهِو يُقَالُ إِنْغَلَثَ مِنْهُ الطَّائِرُ و فِي يَدِهِ بِتْكَةٌ مِنْ رِيْشِهِ أَيْ قِطْعَةٌ مَقْطُوعَةٌ و تَقُولُ خَرَجْتُ و قَدْ بَقِيَتْ بِتْكَةٌ مِن اللَّيْلِ
akıl,zeka,hacet,sanat,meslek,ihtiyaç,akıl,zeka,zeyreklik,zihin,feraset,akıllı olmak,usluluk,organ,uzuv,akıl,us,zeka,endam,üye,kurnazlık,şer,habaset,gaile,parça,el,tenasül aleti,din,milletإِرْبٌ (ج) آرَابٌ و أَرَائِبُ و أَرْآبٌ :حَاجَةٌ ، عَقْلٌ ، دَهَاءٌٌ، فِطْنَةٌ ، ذَكَاءٌ ، غَاِئلَةٌ ، شَرٌّ ،خَبَاثَةٌ ، عُضْوٌ كَامِلٌ ، يَدٌ ، دَيْنٌ و يُقَالُ قَطعْتُهُ إِرْباً إِرْباً اَيْ عُضْواً عُضْواً
geceden bir parça,bir bölüm geçmek,karanlık çağına girmek,develer karanlıkta sağılmak,nesne gecikmek,nesneti geciktirmek,bir işten vaz geçmek,el çekmek,yatsı namazının vaktine dahil olmak,girmek,yavaş hareket etmek,yatsılamak,أَعْتَمَ : إِعْتَاماً عَنْ
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,Türkçe çifte derlerبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ : رُقْعَةٌ تُحَاطُ فِي أَعْلَي القَمِيصِ
malının bir kısmını vermek,kesip iki parça etmek,semer devenin omuzunu vurmak,yara etmek,malının bir kısmını vermekجَزَلَ ـِـ جَزْلاً
papuççu ve saraç ve meşdüz makulesi bir nesne dikerken metin ve muhkem olmak için iki taraflı dikiş yerlerine konulan meşin parçaları aralığına bir parça dahi koyup üzerinden bir dikiş dahi çektiإِفْتَقَأَ : إِفْتَقَاءاً الخَزَرَ إِذَاأَعَادَ عَلَيْهِ و جعَلَ بَيْن الكليتين كليَتةً أُخْرَي
bir nesnenin zaman,bir süre,bir müddet,kısa veya uzun zaman,müddet,bir parça zaman,süre,vakit,zaman,esnada, müddette,vakitte vaktinde,savaş esnasında ölmüştürمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ : فِي أَثْنَاءَ نحو : مَاتَ مُدَّةَ الحَرْبِ
boğum,ekin kesmiği,buğday öğütüldükten sonra kalan kötü kısmı,pek şiddetli ve düğümlü kemik,ön kol kemiği,bir parça et,başın kökü,iri kaynak,deve kuyruğunda kurumuş pislik,hububatın kabuğu ve kesmük dedikleri buğday başağı,koldaki iki kemiğin küçüğü,tahıl ağacının boğumuكُعْبَرَةٌ (ج) كَعَابِرُ
bölükten küçük asker birliği,takım,familya,aşiret,fasile,grup,el,kol,jenerasyon,uyluk etinden bir parça,kavim ve kabile,bölük,oba,bölükten küçük askeri birlik,torumadamın pek yakın olan aşiret ve akrabası,babası tarafından olan pek yakınıفَصِيلَةٌ (ج) فَصَائِلُ
uzun yol,tarik,rah,zeminin rengi ne muhalif renkte olmakla uzaktan bir çizgi gibi görünen yol,alamet,nişan,eşeğin arkasındaki çizgiler,bir adamın hod be hod tuttuğu yol,meslek,parça yama,nehir kıyısı,Hicazın sahili ve orada olan Cidde iskelesi,Cidde şehriجُدَّةٌ (ج) جُدَدٌ و في القرآن الكريم : ومن الجبال جُدَدٌ بِيضٌ و حُمر
kırmak,kırma,kırık,kesir,fraksiyon,kırmak,kesir,küsür,esrelemek,esre koymak,,kesir,esre,fraksiyon,ufatmak,kırmak,sımak,az şey,evin bir tarafı,uzuvdan bir parça,bir cüz,çadırın aşağı eteşi,her nesnenin kenarı,köşesi,eti çok olmayan kemikكَسْرٌ (ج) كُسُورٌ و أَكْسَارٌ و (جج) كُسُورَاتٌ
belde,küçük şehir,kasaba,şehir,memleket,iklim,ülke,köy,büyük köy,büyük şehir,yer,arz,parça,yer,toprak,çöl,mefaze,mamur olan şehir,göğüs,iki kaşın arası,Mekke,ayrılık,müfarakat,susuz veya suyu pek seyrek çöl,ay menzillerinden bir menzillبَلْدَةٌ (ج) بُلْدَان ، بَلْدَاتٌ و بُلُدٌ و بِلاَدٌ، ، مَكَانٌ وَاسِعٌ مِنَ الأَرْضِ ، مَكَانٌ مَحْدُودٌ مِنَ الأَرْضِ تَسْتَوْطِنُهُ جمَاعَاتٌ مُعَيَّنَةٌ ،قِطَعَةٌ مِنَ البَلَدِ ، مَدِينَةٌ صَغِيرَةٌ ، أَرْضٌ ، مَفَازَةٌ ، و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kart,puslu,yafta,etiket,fiş,kimlik,hüviyet,kartvizit davetiye,ekmek karnesi,bir parça kağıttır ki kumaşın pahasını yazıp ucunu bağlarlar,gözün iri ve geniş olan siyah eşya ve emtiay-ı ticariyeye adet ve miktar veya fiyatlarını belirtmek için yapıştır,kumaş topuna yapıştırılan yafta,karne,güvercin pıstası,pusula,teskere,hüviyet kağıdı,kimlikبِطَاقَةٌ (ج) بَطَائِقُ و بِطَاقَاتٌ (يو) : كَرْتٌ (ج) كُرُوتٌ ، رُقْعَةٌ ، رِسَالَةٌ و يُقَالُ البِطَاقَةُ هِيَ رُقْعَةٌ تُوضعُ فِي الثَّوْب فِيْهَا رَقَمُ الشَّيْءِ بِلُغَةِ أَهْلِ مِصْرَ ، رِسَالَةٌ ، الوَرَقَةُ التي يُكْتَبُ عَلَيْهَا إِسْمُ الشَّخْصِ و عُنْوَانُهُ ، وَثِيقَةٌ رَسْمِيَّةٌ يَحْمِلُهَا المَرْءُ تُْبِتُ شَخْصِيَّتَهُ و هُوِيَّتَهُ ، الوَرَقَةُ التِي يُدْعَي بِهَا إِلَي وَلِيمَةٍ أَوْ حَفْلَةٍ أَوْ نَحوِهُمَا ، مِنَ الثَّوْبِ : رُقْعَةٌ صَغِيرَةٌ يُكْتَبُ عَلَيْهَا ثَمَنُهُ ،
mal,maldan büyük pay,sermaye,mal,ticaret malı,eşya,yük,ilim,bizaa,ticaret malı,eşyası,ticaret malı,bilgi,ticaret malı,eşyası,maldan büyük pay,fayda,ası,az şey,eşya,yük,bir yere gönderdikleri meta,az şey,parça,başın derisini ve etini yarıp kanatan baş yarasıبِضَاعَةٌ (ج) بَضَائِعُ : مَا يُتَّجَرُ بِهِ ، سِلْعَةٌ ، أَصْلُ المَالِ ، رَأْسُ المَالِ ، رِبْحٌ مَالٌ، متاع ، علم ، شيئ قليل وفي القرآن الكريم
nehir kenarı,sahil yalı,yeryüzü,rüyi zemin,yenilik,yeni olmak,yeni olmak,köpek tasması,parça,yama,yenilik,yeni olmak,Cidde şehri,jeddahجِدَّةٌ (ج) جِدَدٌ و يقال ما عليه اي رقعة
kesilmiş parça,kesinti,koparılıp elde kalan saç ve tüy vesair,gecenin sabaha yakın olan karanlığı,gece sonunda olan karanlık,gecenin sonunda bir bölüm,bir cüzبَتْكَةٌ ، بِتْكَةٌ (ج) بِتَكٌ مِنَ اللَّيْلِ جُزْءٌ مِنْ آخِرِهِو يُقَالُ إِنْغَلَثَ مِنْهُ الطَّائِرُ و فِي يَدِهِ بِتْكَةٌ مِنْ رِيْشِهِ أَيْ قِطْعَةٌ مَقْطُوعَةٌ و تَقُولُ خَرَجْتُ و قَدْ بَقِيَتْ بِتْكَةٌ مِن اللَّيْلِ
akıl,zeka,hacet,sanat,meslek,ihtiyaç,akıl,zeka,zeyreklik,zihin,feraset,akıllı olmak,usluluk,organ,uzuv,akıl,us,zeka,endam,üye,kurnazlık,şer,habaset,gaile,parça,el,tenasül aleti,din,milletإِرْبٌ (ج) آرَابٌ و أَرَائِبُ و أَرْآبٌ :حَاجَةٌ ، عَقْلٌ ، دَهَاءٌٌ، فِطْنَةٌ ، ذَكَاءٌ ، غَاِئلَةٌ ، شَرٌّ ،خَبَاثَةٌ ، عُضْوٌ كَامِلٌ ، يَدٌ ، دَيْنٌ و يُقَالُ قَطعْتُهُ إِرْباً إِرْباً اَيْ عُضْواً عُضْواً
geceden bir parça,bir bölüm geçmek,karanlık çağına girmek,develer karanlıkta sağılmak,nesne gecikmek,nesneti geciktirmek,bir işten vaz geçmek,el çekmek,yatsı namazının vaktine dahil olmak,girmek,yavaş hareket etmek,yatsılamak,أَعْتَمَ : إِعْتَاماً عَنْ
gömlek koltuğuna koydukları parça,gömlek vesairenin koltuk altı,gömlek yakası,yakalık,çifte,hıştık,gömleğin boyun açıklığı, bazı atların göğsünden yukarıya gerdanlarında bulunan iki kıl dairesinin beheri,ikisine ( بنيقتان) derler,Türkçe çifte derlerبَنِيقَةٌ (تث ) بَنِيقَتَان (ج) بَنَائِقُ : رُقْعَةٌ تُحَاطُ فِي أَعْلَي القَمِيصِ
malının bir kısmını vermek,kesip iki parça etmek,semer devenin omuzunu vurmak,yara etmek,malının bir kısmını vermekجَزَلَ ـِـ جَزْلاً
papuççu ve saraç ve meşdüz makulesi bir nesne dikerken metin ve muhkem olmak için iki taraflı dikiş yerlerine konulan meşin parçaları aralığına bir parça dahi koyup üzerinden bir dikiş dahi çektiإِفْتَقَأَ : إِفْتَقَاءاً الخَزَرَ إِذَاأَعَادَ عَلَيْهِ و جعَلَ بَيْن الكليتين كليَتةً أُخْرَي
bir nesnenin zaman,bir süre,bir müddet,kısa veya uzun zaman,müddet,bir parça zaman,süre,vakit,zaman,esnada, müddette,vakitte vaktinde,savaş esnasında ölmüştürمُدَّةٌ (ج) مُدَدٌ : فِي أَثْنَاءَ نحو : مَاتَ مُدَّةَ الحَرْبِ
boğum,ekin kesmiği,buğday öğütüldükten sonra kalan kötü kısmı,pek şiddetli ve düğümlü kemik,ön kol kemiği,bir parça et,başın kökü,iri kaynak,deve kuyruğunda kurumuş pislik,hububatın kabuğu ve kesmük dedikleri buğday başağı,koldaki iki kemiğin küçüğü,tahıl ağacının boğumuكُعْبَرَةٌ (ج) كَعَابِرُ
bölükten küçük asker birliği,takım,familya,aşiret,fasile,grup,el,kol,jenerasyon,uyluk etinden bir parça,kavim ve kabile,bölük,oba,bölükten küçük askeri birlik,torumadamın pek yakın olan aşiret ve akrabası,babası tarafından olan pek yakınıفَصِيلَةٌ (ج) فَصَائِلُ
uzun yol,tarik,rah,zeminin rengi ne muhalif renkte olmakla uzaktan bir çizgi gibi görünen yol,alamet,nişan,eşeğin arkasındaki çizgiler,bir adamın hod be hod tuttuğu yol,meslek,parça yama,nehir kıyısı,Hicazın sahili ve orada olan Cidde iskelesi,Cidde şehriجُدَّةٌ (ج) جُدَدٌ و في القرآن الكريم : ومن الجبال جُدَدٌ بِيضٌ و حُمر
kırmak,kırma,kırık,kesir,fraksiyon,kırmak,kesir,küsür,esrelemek,esre koymak,,kesir,esre,fraksiyon,ufatmak,kırmak,sımak,az şey,evin bir tarafı,uzuvdan bir parça,bir cüz,çadırın aşağı eteşi,her nesnenin kenarı,köşesi,eti çok olmayan kemikكَسْرٌ (ج) كُسُورٌ و أَكْسَارٌ و (جج) كُسُورَاتٌ
belde,küçük şehir,kasaba,şehir,memleket,iklim,ülke,köy,büyük köy,büyük şehir,yer,arz,parça,yer,toprak,çöl,mefaze,mamur olan şehir,göğüs,iki kaşın arası,Mekke,ayrılık,müfarakat,susuz veya suyu pek seyrek çöl,ay menzillerinden bir menzillبَلْدَةٌ (ج) بُلْدَان ، بَلْدَاتٌ و بُلُدٌ و بِلاَدٌ، ، مَكَانٌ وَاسِعٌ مِنَ الأَرْضِ ، مَكَانٌ مَحْدُودٌ مِنَ الأَرْضِ تَسْتَوْطِنُهُ جمَاعَاتٌ مُعَيَّنَةٌ ،قِطَعَةٌ مِنَ البَلَدِ ، مَدِينَةٌ صَغِيرَةٌ ، أَرْضٌ ، مَفَازَةٌ ، و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
kart,puslu,yafta,etiket,fiş,kimlik,hüviyet,kartvizit davetiye,ekmek karnesi,bir parça kağıttır ki kumaşın pahasını yazıp ucunu bağlarlar,gözün iri ve geniş olan siyah eşya ve emtiay-ı ticariyeye adet ve miktar veya fiyatlarını belirtmek için yapıştır,kumaş topuna yapıştırılan yafta,karne,güvercin pıstası,pusula,teskere,hüviyet kağıdı,kimlikبِطَاقَةٌ (ج) بَطَائِقُ و بِطَاقَاتٌ (يو) : كَرْتٌ (ج) كُرُوتٌ ، رُقْعَةٌ ، رِسَالَةٌ و يُقَالُ البِطَاقَةُ هِيَ رُقْعَةٌ تُوضعُ فِي الثَّوْب فِيْهَا رَقَمُ الشَّيْءِ بِلُغَةِ أَهْلِ مِصْرَ ، رِسَالَةٌ ، الوَرَقَةُ التي يُكْتَبُ عَلَيْهَا إِسْمُ الشَّخْصِ و عُنْوَانُهُ ، وَثِيقَةٌ رَسْمِيَّةٌ يَحْمِلُهَا المَرْءُ تُْبِتُ شَخْصِيَّتَهُ و هُوِيَّتَهُ ، الوَرَقَةُ التِي يُدْعَي بِهَا إِلَي وَلِيمَةٍ أَوْ حَفْلَةٍ أَوْ نَحوِهُمَا ، مِنَ الثَّوْبِ : رُقْعَةٌ صَغِيرَةٌ يُكْتَبُ عَلَيْهَا ثَمَنُهُ ،
mal,maldan büyük pay,sermaye,mal,ticaret malı,eşya,yük,ilim,bizaa,ticaret malı,eşyası,ticaret malı,bilgi,ticaret malı,eşyası,maldan büyük pay,fayda,ası,az şey,eşya,yük,bir yere gönderdikleri meta,az şey,parça,başın derisini ve etini yarıp kanatan baş yarasıبِضَاعَةٌ (ج) بَضَائِعُ : مَا يُتَّجَرُ بِهِ ، سِلْعَةٌ ، أَصْلُ المَالِ ، رَأْسُ المَالِ ، رِبْحٌ مَالٌ، متاع ، علم ، شيئ قليل وفي القرآن الكريم
yolmak,yülümek,kesmekمَوْسٌ : نتف
kesmek,kökünden koparmakجَذَرَ ـُـ جَذْراً ، هُ
kesmek,kazanmak,çalışmakصَرَبَ ـِـ صَرْباً
yardım yollarını kesmekقطع خطوط الإمداد
yılanın başını kesmekقطع رأس الأفعي
ufak dalı kesmekسَذْبٌ
kesmek,kesilmek,kopmakإِقْتَصَلَ : إِقْتِصَالاً ، هُ
kesmek,süslemek,bezemekحَفَّ ـُـ حَفّاً
kılıç ile kesmekكَعْبَرََ : كَعْبَرَةً
kesmek,kırkmak,sıyırmakجَلَمَ ـَـُ جَلْماً
kesmek,yarmak,ayırmakخَزَعَ ـَـ خَزْعاً
yarmak,kesmek,ayırmakخَرَعَ ـَـ خَرْعاً
işi yırtıp kesmekخرق المصلحة
kaynamasını kesmek,durdurmakثَفَأَ ـَـ ثَفْأً ، هُ
kanın akışını kesmekإرقاء ، رقؤ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid