1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmek قَرَّصَ : تَقْرِيصاً
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
yanı parmak,adsız parmak,yüzük parmağı,elin küçük parmağı,küçürek parmak ile orta parmak arasında olan parmakبِنْصِرٌ (ج) بَنَاصِرُ : الإِصْبَعُ بَيْنُ الوُسْطَي و الخِنْصِرِ
parmak,parmak ucu,parmaklar,parmak ucları,muz,çevre,etraf,yanlarبَنَانٌ (و) بَنَانَةٌ (ج) بَنَانَاتٌ، بَنَامٌ ، رُؤُوسُ الإِصَابِعِ ، أَطرَافٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
parmak ucu,parmakbaşı,çok kısa,parmak boğumu,parmak kemiği,أَنْمَلَةٌ و أَنْمُلَةٌ ، أَنْمِلَةٌ ، إِنْمَلَةٌ و إِنْمُلَةٌ و إِنْمِلَةٌ و أُنْمُلَةٌ و أُنْمَلَةٌ و أُنْمِلَةٌ (ج) أَنَامِلُ : رَأْسُ الإِصْبَعِ و فِي القرآنش الكَرِيم
parmak ucu,parmak boğumu,parmak kemiğiأُنْمُلَةٌ (ج) أَنَامِلُ و فِي القرآنش الكَرِيم
ayakkabıya orta parmak ile yanındaki parmak arasına ip taktıأَشْسَعَ النَّعْلَ : جَعَلَ لَهَا شِسْعاً اَيْ زُمَاماً بَيْنَ الإِصْبَعِ الوُسْطَي و الّتِي تَلِيهَا
serçe parmak ile adsız parmak arasındaki aralık,mesafeبُصْمٌ
parmağın,parmağa ilişkin,parmaklı,parmaksı,parmak gibi,parmak şeklinde,dijitalإِصْبَعِيٌّ : رَقَمِيٌّ
el arkasında serçe parmak ile adsız parmak arasında bir damarأُسَيْلِمٌ : عِرْقٌ بَيْنَ الخِنْصِرِ و البِنْصِرِ
uzaklaşturmak,ıraklaştırmak,ayakkabıya orta parmak ile yanındaki parmak arasına ip takmakأَشْسَعَ : إِشْسَاعاً ، هُ
parmak,parmak ucu,parmaklar,muz,çevre yanlarبَنَانٌ (و) بَنَانَةٌ (ج) بَنَانَاتٌ، بَنَامٌ ، أَطرَافٌ
üzerine parmak izi çizmek,damgalamak,damga vurmak,markalamak,parmak basmak,tab etmek,بَصَمَ ـُـ بَصْماً
parmak veya ayak yumuşak bir şeye batmak,dalmak,girmekk,parmak sokulmak,asa ile vurmakتَاخَ ـُـ تَوْخاً و تَوَخاً
küpe,parmak,iki parmak arasıشُنْتُرَةٌ (ج) شَنَاتِر : إِصْبَعٌ ، ما بين الإصبعين
üzerine parmak izi çizmek,damgalamak,damga vurmak,markalamak,parmak basmak,tab etmek,bir belgeyi okuma yazma bilmeyen kimse imzalamak,sıkıştırmakبَصَمَ ـُـ بَصْماً
parmağın boğum yeri,parmak boğumu,parmağın ucundan itibarıyla birinci ile ikinci oynakları arasında olan boğum,mafsalı,yırtıcı kuşların orta parmağı,parmak boğumlarından ortada olan boğum,parmakların orta boğumu,parmak mafsalı,Kürtçe kümük derlerبُرْجُمَةٌ (ج) بَرَاجِمُ : عُقْدَةُ أَصَابِعَ
ödünç,kredi,borç vermek,parmak ucuyla dokunmak,ödünç vermek,borç almak,ölmek,karz,ödünç verilen şey,borç vermek,parmak ucuyla dokunmak,ödünç verilen şey,ödünç alma veya verme,sındı ile kumaş kesmek,biçmek,ölmek,kılıçقَرْضٌ (ج) قُرُوضٌ :إقراض
göz ucuylaبِطَرَفِ العَيْنِ
göz ucuylaبِطَرَفِ الطَّرْفِ
dil ucuylaبِطَرَفِ اللِّسَانِ
göz ucuyla bakmakغمز العين
dil ucuyla tatmakلَوْسٌ
dirsek ucuyla kalkıvermekوكز بالمرفق ، بهز
ağız ucuyla çalkamakمَصْمَصَ: مَصْمَصَةً
diş ucuyla ısırmakنهس ، نهش
kılıç ucuyla sancımakطعن بأنف السيف
göz ucuyla bakanلَحَّاظٌ
dil ucuyla tatmakلَمَاظٌ
parmak ucuyla atmakخذَفَ ـِـ خَذْفاً
dil ucuyla içmekولوغ ، ولغان
dil ucuyla tatmakلَوَاسٌ
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
nesneyi düzeltti,ıslah etti,nesneyi tamamladı,nesneyi topladı,cem etti,biriktirdiثَبَّي الشَّيْئَ
nesneyi aşırdı,kaptı,çaldı,nesneyi süratle taşıdı,götürdü,ilettiنَدَلَ الشَّيْئَ : إِخْتَلَسَهُ و نَقَلَهُ بِسُرْعَةٍ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّيْئَ
nesneyi temizledi,seçti,nesneyi temiz,pak,arı,safi,halis eylediأَنْقَي الشَّئَ : نَظَّفَهُ
nesneyi topladı,devşirdi,nesneyi eliyle sıyırıp giderdiقَشَّ الشَّيْئَ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَدَّدَ الشَّيْئَ : بَسَطَهُ و طَوَّلَهُ
nesneyi uzattı,nesneyi çekip sündürdüمَادَّ الشَّيْئَ : مَدَّهُ
saklamak,bir nesneyi bir nesneyi içine koymak,içine almak,dahil etmek,birleştirmek,kaynaştırmak,teşdid ile iki harfi bir etmek,Tecvitte idgam,gizlenmek,ihfa,bir nesneyi bir yere koymakإِدْغَامٌ (ج) إِدْغَامَاتٌ و إِدِّغَامٌ (ج) إِدِّغَامَاتٌ : إِدْمَاجٌ : وَ فِي عَلْمِ الصَّرْفِ هُوَ إِدْخَالُ حَرفٍ فِي حَرْفٍ مِنْ جِنْسِهِ نَحْوُ فَرَّ أَصْلُهَا فَرر
nesneyi bölük bölük böldü,taksim etti,parçaladı,nesneyi sağlam bağladı ,nesneden bir parça aldıجَزَأَ الشَّيْئَ : قسمه أجزاءً
iğrenmek,bir nesneyi hor ve hakir görmek,horlamak,bir nesneyi beğenmeyip zem etmek,yermekبَذْءٌ : ذمٌّ
nesneyi birbiri arkasında birkaç kere yaptı,tekrar ve iade etti,nesneyi bir kaç kere tekrarladıأَتََارَ الشَّيْئَ : أَعَادَهُ مرة بعد مرّةٍ
nesneyi yerinden ayırıp bertaraf eyledi,nesneyi yerinden kaldırıp izale etti,giderdi ثَأْثَأَ الشيئَ : أزال عن مكانه
nesneyi pekiştirdi,pekiştirip muhkem kıldı,nesneyi kast etti,isabet ettiوَكَدَ الشَّيءَ
nesneyi ucuz addetti, ucuz buldu veya nesneyi ucuz satın aldıإِرْتَخَصَ الشَّيْئَ : عَدَّهُ او وَجدَهُ او إِشْتَرَاهُ رَخِيصاً
devretmek,dönmek ve daim ve baki olmak,nesneyi ıslatmak,nesneyi ıslatmak,sarmakدَوَّمَ : تَدْوِيماً
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
elbise yıkamak,su ile arıtıp yıkamak,yumakغَسْلٌ
boy aptesi,güsül,yıkamak,yıkanma,yunmak,vücüdünü iğne ucu kuru kamayacan şekilde yıkamak,cenabetten temizlenmekغُسْلٌ (ج) أَغْسَالٌ
çok yıkamak,yıkatmak,çok cima etmek,ölüyü yıkamakغَسَّلَ : تَغْسِيلاً ، هُ
bisküvi hamuruعجين البسكويت
el hamuruعجين اليد
medeniyet hamuruعجين الحضارة
hamuru mayaladıأَخْمَرَ العَجِينَ : خمَّرَهُ
hamuru ekşitmekأَتَخَّ : إِتْخَاخاً
hamuru vcıvıttı,gevşettiأَوْرَخَ العَجِينَ
hamuru pek yoğurdumأَمْلَكْتُ العَجِينَ
hamuru cıvıttı,gevşettiأَرْخَي العَجِينَ
hamuru cıvık etmekأَوْرَخَ : إِيْرَاخاً
hamuru cıvık etmekأَوْرَخَ : إِيْرَاخاً (كر)
hamuru ekmek yaptıخَبَّزَ العَجِينَ
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
,yüzü üzere yere yıkmak,yüzü koyun kapamak,yüzü koyun düşürmek,dökmek,devirmek,alt üst etmek,devirmek,yüz üstü yıkmak,dökmek , devirmek , alt üst etmek,ağır olmak,ipliği yumak yapmak,ipliği yumak hale getirmek,bir şey ağır olmak,yüzü koyun kapamak,devirmek,yüz üstü yıkmak,ağırolmak,ipliği yumak yapmakكَبَّ ـُـ كَبّاً عَلَي ، لِ
yumak (is)كورة ، كرة ، كبة الغزل او الخيوط ، لفيفة ما جمع علي شكل كرة او غيرها ، مكب الغزل ، كرة الصوف ، مكبة خيطان ، الصهرجة من الإبريسم و الغزل ، مكب ، ملف ، كبكوب ، مسفرة ، مكب الغزل
yumakغسل ، شوص ، إغتسال
el yumakقطع العلاقة
eğrilmiş ipliği yumak haline getirdiكَبَّ الغَزْلَ
eğrilmiş ipliği yumak haline getirdiكَبَّبَ الغَزْلَ : جَعَلَهُ كَبَّةً
yumak haline getirmek,kaebap yapmak,kebap etmekكَبَّبَ : تَكْبِيباً
yıkanmak,yıkamak,banyo etmek,suya girmek,yumak,vücüda güzel koku sürmekإِغْتَسَلَ : إِغْتِسَالاً بِ ، فِي
elbise yıkamak,su ile arıtıp yıkamak,yumakغَسْلٌ
gözünü yumak,göz kapamak,göz uyumak,alçaklamakإِغْتَمَضَ : إِغْتِمَاضاً عَنْ
kazay-ı hacetten sonra su ile yıkanıp taharetlenmek,taş vesaire gibi nesnelerle temizlenmek,dübrünü yumak ve silmek,ivmekإِسْتِنْجَاءٌ (ج) إِسْتِنْجَاءَاتٌ بِ
yıkanmak,yıkamak,su ile pak etmek,kiri gidermek,vurup acıtmak,yumak,temizlenmek,cima etmekغَسَلَ ـِـ غَسْلاً و غُسْلاً
yumak,iplik kelebi,iplik yumağı,topluluk,küme,guruh,sürü,veba,hücüm,büyük deve sürüsü,ağırlık,ağır şeyكُبّةٌ (ج) كُبَبٌ
kazay-ı hacetten sonra su ile yıkanıp taharetlenmek,aptes bozmak için yer aramak,aptes bozduktan sonra temizlenmek,pak eylemek,necaset çıkan yeri yıkamak,taş vesaire gibi nesnelerle temizlenmek,dübrünü yumak ve silmek,ivmek,tez yürümek,kurtarmak,kurtulmakإِسْتَنْجَي : إِسْتِنْجَاءً مِنْ ، هُ و فِي الحَدِيثِ
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
,yüzü üzere yere yıkmak,yüzü koyun kapamak,yüzü koyun düşürmek,dökmek,devirmek,alt üst etmek,devirmek,yüz üstü yıkmak,dökmek , devirmek , alt üst etmek,ağır olmak,ipliği yumak yapmak,ipliği yumak hale getirmek,bir şey ağır olmak,yüzü koyun kapamak,devirmek,yüz üstü yıkmak,ağırolmak,ipliği yumak yapmakكَبَّ ـُـ كَبّاً عَلَي ، لِ
yumak (is)كورة ، كرة ، كبة الغزل او الخيوط ، لفيفة ما جمع علي شكل كرة او غيرها ، مكب الغزل ، كرة الصوف ، مكبة خيطان ، الصهرجة من الإبريسم و الغزل ، مكب ، ملف ، كبكوب ، مسفرة ، مكب الغزل
yumakغسل ، شوص ، إغتسال
el yumakقطع العلاقة
eğrilmiş ipliği yumak haline getirdiكَبَّ الغَزْلَ
eğrilmiş ipliği yumak haline getirdiكَبَّبَ الغَزْلَ : جَعَلَهُ كَبَّةً
yumak haline getirmek,kaebap yapmak,kebap etmekكَبَّبَ : تَكْبِيباً
yıkanmak,yıkamak,banyo etmek,suya girmek,yumak,vücüda güzel koku sürmekإِغْتَسَلَ : إِغْتِسَالاً بِ ، فِي
elbise yıkamak,su ile arıtıp yıkamak,yumakغَسْلٌ
gözünü yumak,göz kapamak,göz uyumak,alçaklamakإِغْتَمَضَ : إِغْتِمَاضاً عَنْ
kazay-ı hacetten sonra su ile yıkanıp taharetlenmek,taş vesaire gibi nesnelerle temizlenmek,dübrünü yumak ve silmek,ivmekإِسْتِنْجَاءٌ (ج) إِسْتِنْجَاءَاتٌ بِ
yıkanmak,yıkamak,su ile pak etmek,kiri gidermek,vurup acıtmak,yumak,temizlenmek,cima etmekغَسَلَ ـِـ غَسْلاً و غُسْلاً
yumak,iplik kelebi,iplik yumağı,topluluk,küme,guruh,sürü,veba,hücüm,büyük deve sürüsü,ağırlık,ağır şeyكُبّةٌ (ج) كُبَبٌ
kazay-ı hacetten sonra su ile yıkanıp taharetlenmek,aptes bozmak için yer aramak,aptes bozduktan sonra temizlenmek,pak eylemek,necaset çıkan yeri yıkamak,taş vesaire gibi nesnelerle temizlenmek,dübrünü yumak ve silmek,ivmek,tez yürümek,kurtarmak,kurtulmakإِسْتَنْجَي : إِسْتِنْجَاءً مِنْ ، هُ و فِي الحَدِيثِ
gezdirmek,döndürmek,çevirmek,yuvarlak etmek,bir nesneyi değirmi etmek,tedvir,yuvarlandırmak,yuvarlak etmek,dolaştırmakتَدْوِيرٌ (ج) تَدْوِيرَاتٌ
gezdirmek,döndürmek,çevirmek,tedvire etmek,yuvarlak,değirmi yapmak,yuvarlak etmek,döndürmek,yuvarlandırmak,meslek devir dolaşmak,yolu ve zamanı dolaştırmakدَوَّرَ : تَدْوِيراً ، هُ
avucunda bir şeyi büküp yuvarlak hale getirmek,erkek hayvan dişisine aşmak cima etmek,yuvarlak bir şeyi iki avuç arasında döndürüp yuvarlatmak,su çıkarmak için pınarın gözüne değnek vesaire sokup karıştırmak,karışmak,karma karış olmak,,yere ağaç sokup su çıksın diye deprendirmekبَاكَ ـُـ بَوْكَاً و فِي الحَدِيثِ
toplamak,toparlamak,taşı yuvarlak yapmak,toparlanmak,yuvarlak yapmak,bir araya getirmekلَمْلَمَ : لَمْلَمَةً
sevdirmek,macunu yuvarlak hapları etmekتَحْبِيبٌ
gökyüzü,gök,felek,yörünge,çember,medar,astronomi,kendinde yıldızlar dönen felek,çark,yuvarlak kum tepesi,yuvarlak ve hareketli dalga,çarh,kainat,çember,medar,astronomi,kendinde yıldızlar dönen gök,felek,yuvarlak kum tepesi,yuvarlak ve hareketli dalgaفَلَكٌ (ج) أَفْْلاَكٌ و فُلْكٌ و فِي القُرْآِنِ الكَرِيمِ
bir işe sarılmak,ısrarla devam etmek,kızın memesi ağırşaklanmak,yuvarlak olmakأَفْلَكَ : إِفْلاَكاً فِي
yere ağaç sokup su çıksın diye deprendirmek,avucunda bir şeyi büküp yuvarlak hale getirmek,erkek hayvan dişisine aşmak için sıçramak,yuvarlak bir şeyi iki avuç arasında döndürüp yuvarlatmak,su çıkarmak için pınarın gözüne değnek vesaire sokup karıştırmak,karışmak,karma karış olmak,sokmak,semirmek,tavlanmak,avucundaki bir şeyi bükmek veya yuvarlak hale getirmek,aşmak,satmakبَاكَ ـُـ بَوْكَاً ، هُ و فِي الحَدِيثِ
bir şeyi ufaltıp fındık gibi tane tane yuvarlak etmek,hiddetle bakmak,kadın gayri meşru çocuk doğurmak,bozulmakبَنْدَقَ : بَنْدَقَةً إِلَي ،
elini kaşı üzerinde tutup bir nesneye dikkatle bakmak,dilenmek,dilencilik etmek,bir nesne yuvarlak olmak,yılan çöreklenmekإِسْتَكَفَّ : إِسْتِكْفَافاً
bir şeyi ufaltıp fındık gibi tane tane yuvarlak etmek,hiddetle bakmak,kadın gayri meşru çocuk doğurmak,bozulmakبَنْدَقَ : بَنْدَقَةً
muhtaç olmak,ihtiyaç içinde bulunmak,fakir olmak,ayrılmak,sözden,sohbetten bahs etmek,nesnenin ortasına yuvarlak bir delik yapmakإِقْتَارَ : إِقْتِيَاراً
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
ayağının sesi işitilmesin diye ayaklarının uçlarına basarak yürümek,avcı av için tuzak kurmak,oymak,sebze gibi şeylerin ortasını yuvarlak kesmek,kız çocuğunu sünnet etmekقَارَ ـُـ قَوْراً
toplamak,ulamak,birleştirmek,derlemek,toparlamak,taşı yuvarlak yapmak,biriktirmek,mecnun olmak,,devşirmek,dermek,toparlamak,taşı yuvarlak yapmak,biriktirmek,düzene sokmak,mecnun olmak,birleştirmekلَمَّ ـُـ لَمّاً و لَمَماً
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
topakمكتل
kemiksiz et yahut topak etهَبْرَةٌ
elma,sib,yanak,kalça kemiğinin başı,elmacık,topakتُفَّاحٌ (تُر) (و) تُفَّاحَةٌ و (ج) تَفَافِيحُ (تص) تُفَيْحَةٌ ويقال ضربه علي تفّاحتيه اي خدّيه و قُلْتُ
çomak ve meçik dedikleri başı topak ağaçki onunla davul çalarlar,kırbaç,kamçı,soymantıمِقْرَعَةٌ
kanun yapmak,çentmek,dişli yapmak,bilemek,keskin etmek,keskinletmek,mızrağa demren yapmak,dişleri misvakla fırçalamak,sözü güzelleştirmek,mızrağı hedefe doğrultmak,kanun yapmak,çentmek,dişli yapmakسَنَّنَ : تَسْنِيناً
temek atmak,bina yapmak,inşaat yapmak,arı bal yapmak,arayı bozmakأَسَّ ـُـ أَسّاً بَيْنَ ، هُ
memesi belirmiş kız,kız oğlan kız,topak emcekli,topaç memeliكَاعِبٌ (ج) كَوَاعِبُ و فِي القُرآنِ لكَرِيمِ
dörtlemek,dört köşeli yapmak,dört bölüm yapmak,evi veya havuzu dörtgen şeklinde yapmak,kare şeklinde yapmakرَبَّعَ : تَرْبِيعاً
şiddetle tez yürümek,birine şaka yapmak,mizah yapmak,yağcılık yapmakهَاوَي : مُهَاوَاةً و هِوَاءً
bir şey üzerinde alıştırma yapmak,alıştırmak,antrenman yapmak,ekzersiz yapmak,öğretmek,maharet kazandırmak,yere vurmakمَرَّنَ : تَمْرِيناً بِ ، عَلَي
gösteri yapmak, yarar gibi görünmek,yalandan yapmak,meydana çıkmak,birbirine yardım etmek,sırt vermek,gösteri yapmak,تَظَاَهَرَ : تَظَاهُراً بِ
gösteri yapmak,yarar gibi görünmek,yalandan yapmak,meydana çıkmak,birbirine yardım etmek,sırt vermek,gösteri yapmakتَظَاَهَرَ : تَظَاهُراً بِ
onu dişi yapmak,dişi saymak,isme dişilik alameti koymak,yumuşatmak,kolay muamele yapmak,kadın tavırlı yapmakأَنَّثَ : تَأْنِيثاً ، هُ
inşa etmek,inşaat yapmak,yapı yapmak,kurmak,yilik yapmak,yerin üzerine bina yapmak,zifafa,gerdeğe girmek,karı-koca bir yatağa girmek,cima etmek,bina yaptırmak evlendirmek,zifafa koymakبَنَي ـِـ بِنَاءً و بَنْياً و بُنْيَاناً و بِنْيَةً و بِنَايَةً ، عَلَي ، هُ و يُقَالُ إِنَّ اللهَ يَبْنِي عُشَّ الطَّائِرِ الغَرِيبِ
parmak ucuyla bir nesneyi yıkamak,hamuru yumak yumak etmek,yuvarlak yapmak,topak topak kesmekقَرَّصَ : تَقْرِيصاً
topakمكتل
kemiksiz et yahut topak etهَبْرَةٌ
elma,sib,yanak,kalça kemiğinin başı,elmacık,topakتُفَّاحٌ (تُر) (و) تُفَّاحَةٌ و (ج) تَفَافِيحُ (تص) تُفَيْحَةٌ ويقال ضربه علي تفّاحتيه اي خدّيه و قُلْتُ
çomak ve meçik dedikleri başı topak ağaçki onunla davul çalarlar,kırbaç,kamçı,soymantıمِقْرَعَةٌ
memesi belirmiş kız,kız oğlan kız,topak emcekli,topaç memeliكَاعِبٌ (ج) كَوَاعِبُ و فِي القُرآنِ لكَرِيمِ
organ kesmek,dibinden kesmek,eksik kesmekبَتَرَ ـُـ بَتْراً ، هُ
cüppe giymek,kesmek,koparmak,nesneyi kökünden kesmek,kat etmekإِجْتَبَّ : إِجْتِبَاباً
çalışmak,bir şeyi kesmek,ayırmak,birbiri arkasına gelmek,kesmekحَسَمَ ـِـ حَسْماً
dibinden kesmek,kol,bacak kesmek,kesip eksik bırakmakبَتَرَ ـُـ بَتْراً ، هُ
dibinden kesmek,kesip eksik bırakmak,kol,bacak kesmekبَتَرَ ـُـ بَتْراً
kesmek,kökünden kesmek,parçalamak,kırmak,meyva toplamak,koşmak,sürat etmekجَذَّ ـُـ جَذّاً فِي
solungaçı kesmek,dilin kökünü ,gırtlağını kesmek,bir kimsenin gırtlağından tutmakغَلْصَمَ : غَلْصَمَةً
bir şeyi uzunluğuna kesmek,yırtmak,yarmak,mesafe kat etmek,eti,deriyi uzunlamasına kesmekقَدَّ ـُـ قَدّاً و فِي القُرآنِ الكَِريم
süratle kesmek,kesilmek,kat etmek,bilhassa el kesmek,cüzzam,yani miskin illetine uğramakجَذَمَ ـُِـ جَذْماً
çocuğu sütten kesmek,ayırmak,ipi kesmekفَطَمَ ـِـ فَطْماً
sözü kesmek,balta ile kesmekبَلَتَ ـِـ بَلْتاً ، هُ
çok kesmek,burnunu kesmek,çocuğu fena beslemek, nebatatı neşvünemadan geri bırakmak,birine (جَدْعاً لَهُ ) deyip beddua etmekجَدَّعَ : تَجْدِيعاً، هُ
hac menasiklerinden olarak ihrama girerken tırnak ve bıyıkları kesmek ve baş ve koltuk altını tıraş etmek,kesmek,kirlenmek,önemsemek,kirlenmek,tıraş etmek,kesmek, önemsemekتَفِثَ ـَـ تَفَثاً و في القرآن الكريم
paniğe kapılmak,korkutmak,tehdit etmek,dolmak,hörgücü uzun dilimler şeklinde kesmek,kabı doldurma,khörgücü kesmek,boynunu kırmak,boyunu düzeltmekرَعَبَ ـَـ رَعْباً و رُعْباً
suyu akıtıp fışkırtmak,dolmak,doldurmak,kesmek,cima edip kadını meni ile doldurmak,sövmek,ödemek,ötmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kavga etmek,atılmak,dolmak,kesmek,kabı doldurmak,cima etmek,kesmek,kabı doldurmak,cima etmekزَعَبَ ـَـ زَعْباً و زَعِيباً
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid